Gelişmiş Arama
Ziyaret
2256
Güncellenme Tarihi: 2011/10/22
Soru Özeti
Gençte depresyonun göstergeleri ve tedavi yolu nedir?
Soru
Gençlerde depresyonun göstergeleri nedir? Gençlerdeki depresyona karşı ne yapmalıyız?
Kısa Cevap

Depresyon, bireylerdeki bir tür davranış veya duygusal bozukluğa denir. Çocuk ve gençliğe yeni adım atmış kimseler, çevrelerindeki birisinin (özellikle anne veya baba) ölmesinden kaynaklanan ruhsal baskı, ailenin anormal ve tabii olmayan tutumu, şiddet, baba veya annenin uyuşturucu bağımlısı olması sebebiyle ailenin güven ve sebattan yoksun olması veya ailevî uyuşmazlıklar nedeniyle bu hastalığa müptela olabilirler. Gamlı ve mutsuz bir ruh hali taşımak, zevk hissi duyumsamamak ve günlük aktivitelerden memnun olmamak, uyku düzensizliği, iştah değişikliği, intihara niyetlenme veya girişme, kendini kınamak, çocuk ve yeni gençliğe adım atmış bireylerin davranışların değişimi, yalnızlığa eğilim göstermek, yaşıtlarıyla beraber olmaya ilgisiz olmak, ümitsizlik duygusu, asosyallik ve saldırganlık bu hastalığın bazı göstergeleridir. Elbette bu hastalığın birçok tedavi yolu bulunmaktadır ve anne ve baba tedavisi, danışmanlık tedavisi, aile tedavisi, ruhsal tedavi, bedensel tedaviler ve spor tedavisi bunlardan bazılarıdır.

Ayrıntılı Cevap

Hepimiz iş stresi, ailevî uyuşmazlıklar, ekonomik baskılar ve şahsi ümitsizlikler gibi bilenen sorunlar karşısında kısa bir süreliğine depresyona gireriz. Bunun depresyon olduğunu, önemli bir mesele olmadığını ve kendi kendine geçeceğini sanırız. Ama kısa sürede geçen bu hallerin hiçbiri depresyon değildir. Depresyon, bireylerdeki bir tür davranış veya duygusal bozukluk olup çevresel koşullar veya bazı fizyolojik değişimler esasınca insanın söz ve davranışlarına yansıyan göstergeler bütününün yardımıyla tanınır. Depresyon hastalığı bağlamındaki bireysel ve toplumsal bilinçsizlik, birçok ferdin boş yere bu hastalıktan acı çekmesine ve hatta bir grubun onun neticesinde intihara teşebbüs etmesine neden olmuştur.[1] İnsanların çoğu depresyon hastalığı hakkında doğru bir bilgi sahibi olmadığı için, çocuklarda bu hastalığın varlığına da inanmadığını söylememiz gerekir. Çoğu anne ve baba ve de eğitmenler bir çocuk veya gencin depresyona girdiği bilgisini edindiklerinde, buna inanmadıklarını ve depresyon için bu yaşı erken bulduklarını ifade etmektedirler. Bunun birinci nedeni çocukların günahsız olduğuna inanmak ve diğeri ise depresyonun ergin bireylerin yaşamında bulunan ruhsal baskılara karşı bir tepki olduğunu düşünmektir. Oysaki çocuğun ruhsal baskı altında kalması olasıdır ve bunun en yaygın sebebi çevresindeki birisinin ve özellikle de anne veya babasının ölmesidir. Sevinerek söylemeliyiz ki toplumumuzda çocukların çoğu sevgi, destek ve hemfikirlik ile sevgi besledikleri insanların ölümüne tahammül etmekte ve onu geride bırakmaktadır. Ama büyük bir grup da derin bir depresyona girmekte ve uzmanların yardımına ihtiyaç duymaktadır. Çocuk ve gençlerde meydana gelebilecek ve onların depresyona girmesine neden olacak diğer stresler ise ailenin anormal ve tabii olmayan tutumu, şiddet, baba veya annenin uyuşturucu bağımlısı olması sebebiyle ailenin güven ve sebattan yoksun olması, ailevî uyuşmazlıklar ve müzmin ve yıprandırıcı hastalıkların varlığından ibarettir. Çocukların ve gençliğe yeni atmış bireylerin depresyona girebileceğini inkâr etmenin sadece insanın kendi kendisini kandırması ve hakikati görmezlikten gelmesinden ibaret olduğunu bilmek gerekir. Depresyona girmiş çocuk ve gençlerin yardım ve dertleşmeye ihtiyacı vardır. Ama sadece dertleşmek yeterli değildir. Çocukluk ve erginlik dönemindeki depresyon, üzücü kesin bir hakikattir ve öğrenciler arasındaki en yaygın ve ciddi problemdir. Elbette bunun birçok tedavi yolu mevcuttur. Ama müptela hastalara ilgi gösterilmezse, destek verilmezse ve kendileri gerekli tedaviyi almazlarsa, ileriki yaşlarda bunalıma yol açabilir ve yaşamı karartabilir.

Çocuklar ve gençliğe yeni adım atan bireylerdeki depresyonun bazı göstergeleri şunlardır:

1. Gamlı ve mutsuz bir ruh hali taşımak: Depresyona girmiş çocuk veya gençliğe yeni adım atmış birey, bazen birkaç hafta gam ve hüzne maruz kalır. Bu dönemde günün değişik saatlerinde veya değişik günlerde onun ruh halinde bu gözlemlenebilir. Ama yer ve çevresel koşullarının değişmesine rağmen genel olarak kendisinin gamlı ve mutsuz hali aynı şekilde sürer. Bazen bu sürekli gamlı olmayı tespit etmek kolay değildir. Bazen kız veya oğlanın bizzat kendisi ruh halinin değişimini ve rahatsızlık hissini itiraf etmeyi istemez ve onu saklar. Depresyona girmiş çocuk ve gençte gamlı ruh halini bizim gözümüzden saklayan başka davranışsal problemler de olabilir. Her şey ve herkes ile zor uzlaşmak, itaatsizlik ve hatta bozgunculuk bunun örnekledir. Sorun çıkarıcı ve bozguncu olan her çocuk veya gencin depresyona müptela olmadığını söylememiz gerekir. Ama onların dikkate değer bir grubu depresyona maruz kalmıştır. Bazen depresyon kaygılanmayla beraber olup değişik ağrılarla ve özellikle tıp açısından açıklanamayan mide ve baş ağrılarıyla kendini göstermektedir. Bu durumda anne ve babanın kaygılanıp tüm dikkatlerini bedensel nedeni bulmaya yöneltmesi ve çocuktaki daimi gamlılığı görmemesi mümkün olabilmektedir.

2. Zevk hissi duyumsamamak ve günlük aktivitelerden memnun olmamak: Birçok çocuk ve genç bazen gönülsüzlük ifadesinde bulunmaktadır. Bu tür gönülsüzlük genellikle depresyonun göstergesi değildir. Çocuk elinin altında olmasına rağmen daha önce zevkle yaptığı eğlence ve işlere bir rağbet göstermiyorsa ve örneğin arkadaşları onu aradıklarında kendisinin onlarla görüşmeye gönlü yoksa veya daha önce okulda spora çok ilgi duyuyormuşsa, ama şimdi ilgi göstermiyorsa, bu durumda gönülsüzlük depresyonun göstergesi sayılır. Her ne zaman birkaç haftalığına böyle bir davranışsal değişiklik gözlenirse, bu depresyonun açık göstergesidir.

3. Uyku düzensizliği: Uyku düzensizliği; çocuk veya gencin yatağa girmeğe isteksiz olması, bu davranışın kendisi için zor olması, geceleri uyanması ve artık uyuyamaması, sabahları normal olandan çok erken uyanması, az da olsa üzücü ve tekdüze rüyalar görmesi veya uykuda yürümesi veya konuşması gibi birkaç şekilde kendini gösterebilir.

4. İştahın değişmesi: Depresyona girmiş bazı çocuklar yemek seçiminde çok hassas olur ve yemeğe temayül göstermez. Bir diğer grup ise huzur bulmak için yemeğe sığınır ve sağlık ölçülerini çok aşar düzeyde yemek yer. Her haliyle onların yemek yeme âdeti uzun bir müddet değiştiği zaman, bu depresyon göstergesi olabilir. Rejime girmek özellikle kızlar arasında çok normaldir. Bu depresyonun göstergesi değildir. Yemek yemekten lezzet almayan ve zorla yemek yiyen bir kız, depresyon göstergesi yansıtmaktadır.

5. İntihara niyetlenmek veya girişmek: Şüphesiz bu gösterge, depresyonun en kaygılandırıcı göstergesidir. İntiharı düşünen gençliğe yeni adım atmış tüm bireylerin depresyona maruz kalmadıklarını bilmek gerekir. Hayatın yaşamayı değmediğine dair geçici ve kısa vadeli düşünceler, gençler arasında çok yaygındır. Anne ve babasının herhangi bir televizyon programını izlemesini yasaklaması karşısında çocuk, ayaklarını yere vurmakta ve “ben de kendimi öldüreceğim” demektedir. Onun sadece bir televizyon programında izlediği bir sahneyi taklit etmesi olasıdır ve özellikle eğer bu çocuk yarım saat sonra çok sevinçli bir şekilde hayatta arkadaşıyla oynuyorsa bu gayet normaldir. İntihar niyeti taşıyan veya girişiminde bulunan bazı gençlerin esasen depresyona girmemiş olması imkân dâhilindedir. Onlar sinirli veya anlık meyillerin takipçileri veyahut kendileri için tahammül edilemeyen bir başarısızlığın gerçekleşmesiyle intihara kalkışan yetkinlik taliplileri de olabilir. Elbette depresyonun intiharın önemli nedenlerinden birisi olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır ve gençlerin intihara niyetlenmesini gösteren her alamet çok önemli addedilmelidir. Bir grup çocuk ve genç, sürekli hikâye ve filmlerde gördükleri bazı şahsiyetleri hayal etmekte ve oyunlarında bu hikâyelerden yararlanmaktadır. Böyle bir çocuğun oyununun depresyon göstergesi olmadığından emin olmak için, depresyonun diğer göstergelerini de göz önünde bulundurmak gerekir. Diğer göstergeler mevcut değilse, bu çocukta depresyon bulunmamaktadır.

6. Kendini kınamak: Bazen depresyona müptela olmuş çocuk ve gençler aile ve arkadaşların problemlerinin mesuliyetini üstlenmektedir. Onlar yetkinlik talibi olup çok yüksek düzeydeki hedeflere odaklanmakta, anne ve babanın kavga etmesi ve ayrılmasında veya kız ile erkek kardeş arasındaki uyuşmazlıkta kendilerini suçlu görmekte ve çevrelerindekilerin bu hadiselerde kendilerinin bir kusuru olmadığına dair söylemlerine kulak asmamaktadırlar. Kendini kınamak, depresyonun yaygın göstergesi değildir. Ama bazen ruhsal baskı görmelerine ve strese girmelerine neden olan konular hakkında konuşurken çocuk ve gençlerin kendilerini kınama halleri aşikâr olur. Daha küçük çocuklarda, oynarlarken veya resim çizerlerken kendi hayatları hakkında kötü duygulara sahip olduklarını ve kendilerini asla işlemedikleri bir günahın cezasına müstahak gördüklerini gözlemleyebiliriz. Daha yaygın olan gösterge ise kendine saygı göstermemektir. Buna müptela olan aşırı bir şekilde kendini alçak görür ve kendi için bir değer gözetmez. Kendine saygı göstermemek ve depresyon bir şey olmamakla ve birbirinden çok farklı olmakla birlikte, biri olmaksızın diğerinin olması çok nadirdir.

7. Çocuk ve gencin davranışının değişmesi: Baştan beri münzevi olan ve sürekli arkadaşlarıyla birlikte olmaya ilgi duymayan ve onları sadece değişik periyotlarla görmeyi tercih eden bir çocuk ile çok sosyal olan, ama zamanla münzevileşen ve arkadaşlarını görmekten sakınan bir çocuk arasında fark vardır. İkincisinin hayat gidişatında başka ne gibi değişikler gözlendiğine dikkat etmek gerekir. Böyle bir çocuğun arkadaşlarıyla görüşmeye ilgi duymama dışında ev ödevlerini yapmama, zayıflama ve artık okul aktivitelerine katılmama gibi diğer günlük faaliyetlerini de yerine getirmemesi olasıdır. Onun depresyona girmesi, yeni kaybedilen bir yakının yokluğuna bir tepki midir diye bakmak lazımdır. Örneğin, eğer baba evi terk etmişse veya çocuk arkadaşından yolculuk sebebiyle ayrı kalmışsa, birkaç haftalığına yukarıdaki tepkilerin belirmesi tamamıyla doğaldır. Ama bu depresyon hali daimi olur ve daha uzun bir müddet sürerse, daha fazla bir özen ve dikkati talep eder. Depresyon ile perişan halde bulunmayı birbirinden ayırarak teşhis etmek her zaman anlaşılır ve kolay değildir. Ama bu teşhisin bir önemi yoktur ve adını ne koyarsak koyalım her ne zaman depresyon veya perişan halde bulunmak birkaç haftadan daha çok sürerse, kaygılı olmak için bir neden vardır ve bir takım girişimlerde bulunmamız gerekir.

8. Depresyona girmiş bir çocuk, depresyona girmemiş çocuklara nazaran yalnızken daha çok vakit geçirir ve yaşıtlarıyla diyalogda daha az bir zaman harcar. Enteresan olan, depresyona girmiş çocukların kendi yaşıtlarıyla beraberken depresyonda olmayan çocuklara karşı daha agresif ve menfi olmalardır. Bu, depresyonda olan çocukların toplumsal münzeviliğinin, yaşıtlarının dışlaması ve toplumsal soyutlanmadan kaynaklandığı manasına muhtemelen gelmektedir.[2] 

Depresyonu Tedavi Etme Yolları

1. Anne ve babanın uygulayacağı tedavi: Anne ve babanın uygulayacağı tedavi, çocuğu stres yaratan koşullardan çıkarmanın en iyi yoludur. Aile içindeki sağlıklı ilişki, gençlerdeki depresyon göstergelerini zamanında teşhis etmede faydalı olabilir. Bu kritik devrede gençleriyle irtibat kuramayan anne ve babalar, kendi korku ve kaygılarını beyan etmekten çekinen evlatlarının kaçışına neden olurlar. Bu tavır, onların depresyona maruz gençlere dönüşmesine yol açar. Aynı şekilde anne ve babanın derslerde birinci ve en iyi olması için gence baskı uygulaması ve onun ilgi duyduğu program dışı aktivitelere tamamıyla itinasız kalması, bu hastalığa sebep olabilir veya onun dozunu artırabilir. Bunun karşısında, akıllıca gençleri için vakit ve enerji harcayan ve gerektiğinde belirli bir meblağı sarf eden anne ve babalar, geleceklerini inşa etmeleri ve hızlı bir şekilde gençlik döneminin kaygılarına galebe çalmaları için kendi gençlerine yardımcı olabilirler. Çocukluk döneminden gençlik dönemine geçerken bu yolculuk esnasında yeni gençlere dayanak olmak, sonraları onların ruhsal sağlığına kavuşması için anne ve babanın kedere boğulmasından çok daha kolayıdır. Bu nedenle onurlarını yeniden yapılandırmak için evlatlarımıza yardımcı olmalıyız. Sanat, spor veya ders okumak gibi değişik alanlarda gerçekleşebilecek kendilerinin başarılarını ödüllendirmeliyiz. Yersiz önyargı ve öngörülerden sakınmalıyız. Yeni gencin rüşt yolundaki kendi tabii adımlarını atmasına izin vermeli ve onu kendi beklentilerimiz veya diğer ailevî sorumluluklar ile zahmete atmamalıyız. Onlarla diyaloga önem vermeli ve kendileriyle bir programı belirleme, arkadaş edinme, sigara içmek, uyuşturucu madde kullanmak ve imkânların elverdiği ölçüde cinsel konular gibi mevzularda sohbet etmeliyiz. Bu yolla çocuğun ruhsal ve psikolojik sorunlarına büyük ölçüde vakıf olabilir ve onlar karşısında uygun adımlar atabiliriz. Eğer onu depresyona maruz kalmış bir vaziyette görüyorsak, hangi şeylerin depresyona neden olabileceğini düşünmemiz gerekir. Bazı davranışlarımızı doğrultmamız icap edebilir. Gençlerde depresyona yol açan amillerin çoğu, bir ruh tedavisi ve ruh doktoruna ihtiyaç duymadan önce, evde bertaraf edilir türdendir.

2. Danışmanlık tedavisi: Gencin rahat bir şekilde kendisiyle dertleşebileceği samimi ve bilgili bir öğretmen veya fert, onun bastırılmış duygularını tahliye etmesi için uygun bir araçtır.[3]

3. Aile tedavisi: Aile tedavisi uzmanı yalnızca depresyona girmiş genci değil, tüm aileyi gözetim altına alır. Daha önceden de söylediğimiz gibi, aileye özen göstermek, gencin sorununun aileden kaynaklanması nedeniyle değildir. Bunun nedeni, ailenin grupsal bir muhit oluşu ve hiçbir bireyin diğerinden ayrı olmamasıdır. Depresyonda olan bireylerin çoğu, büyük musibetlerin bulunduğu ve genellikle toplumsal ilişkilerde sorunları olan ailelere mensuptur. Bu iki özelliğin her biri yaşamdaki olumsuz hadislerin sayısının artmasına neden olabilir.[4] Aile tedavisi uzmanının perspektifine göre, sorun taşıyan çocuk, gerçekte aile sorunlarını yansıtmaktadır. Aile tedavisi uzmanı aile bireyleri arasındaki ilişkiyi ve onların birbirine yönelik gösterdiği reaksiyonları kavrayarak ve de bu ilişkiyi düzeltip değiştirerek kendilerinin problemlerini çözmeye çalışır.[5] 

3. Ruh tedavisi: Ruh tedavisi, bireylerdeki değişik psikolojik sorunları gidermek için ruh doktorları ve psikologlar tarafından istifade edilen bir yöntemdir. Bu yöntem, bireyin müptela olduğu sorunlar hakkında yüz yüze bir şekilde bir doktor (bireysel ruh tedavisi) veya birkaç uzmandan oluşan küçük bir grup (grupsal ruh tedavisi) ile sohbet etmesini gerektirir.[6] 

4. Bedensel tedavi: Bedensel tedavi, çocuk ve yeni gençlerdeki depresyonu gidermek için şimdiye dek sayılan tedavi yöntemlerine nazaran daha az bir öneme sahiptir. Ama bazen bu tür tedavi etkilidir ve nadir bir takım durumlarda tedavinin en önemli vesilesidir. Her ne zaman çocuk veya gencin sorunu ağır olursa ve psikolojik diyalog tedavisine yanıt vermezse, muhtemelen doktor (bu merhalede genellikle çocuk veya genç ruh doktoru) aracılığıyla ilaç kullanılması göz önünde bulundurulur.

5. Spor tedavisi: Eğer çocuk ve gençler düzenli olarak spor yapar ve bedensel vaziyetlerini doğal ve iyi bir halde korurlarsa, bedensel olarak iyi durumda olmadıkları zamana nazaran daha az ıstırap ve depresyona müptela olacaklardır. Psikologlar iki grubu mukayese etmişlerdir: Birinci grup ağır sporlar ve ikinci grup da hafif spor yapmaktaymışlar. Birinci gruptaki bireylerin ıstırabı, ikinci grupta bulunan bireylerden daha az olduğu açıkça gözlemlenmiştir. Spor, stersin olumsuz etkilerini değişik yöntemlerle azaltmaktadır. Birinci merhalede kan dolaşımı esnasında bedene giren hormonlar stresi tüketmekte ve onların etkilerini bedenin güvenlik sistemine etki bırakarak azaltmaktadır. İkinci merhalede adalelerdeki birikmiş giriftliği serbest kılmaktadır. Son olarak da bedensel gücün enerjisini artırmakta ve de kalp ve damar sisteminin direncini çoğaltmaktadır. İyi bir bedensel hazırlık ve bedensel aktiviteler, depresyon ve diğer ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasını önleyen ve engelleyen en iyi vesiledir. Açık fezada spor yapmak, depresyona büyük oranda etki etmektedir.       


[1] Rakami Fer, Kumi, Muhammed, Reveşhay-ı Hidayet-ı Derman-i Der Kudekan Ve Nocivanan.

www.tebyan.net/indeks.aspx?pid=28078

[2] Richard, Hareyngetn, Reveşhay-ı Derman-i Der Kudekan Ve Nocivanan, müterciman: Hasan Tuzende Cani, Nesrin Kemal Pur, Pik-i Ferhengi, 1380.

[4] a.g.e.

[5] a.g.e.

[6] Eyuam, Bilak Bern (Depresyon Ve Türerleri, tercüme: Giti Şems, Rüşd, Tahran, 1380.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Örfün geçerliliği ne ölçüdedir ve onu belirlemek kime aittir? Acaba örf değişebilir mi?
    1395 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/18
    Örfün lügatte iki manası vardır:a) Beğenilen işb) Marifet ve TanımaFakihler ise “adet olmuş davranışlar ve halkın zihnindeki bakış açısına” örf demekteler. Ama onun çerçevesini belirlemek, yerine göre değişir. Çünkü örfün kullanış şekli ve yerine göre farklı manaları vardır. Aşağıda bunların bazılarına işaret ediyoruz:1- Örften kasıt bütün insanlar ve akıl sahibi ...
  • Kur’an’daki “kadınlar sizin tarlanızdır” cümlesinden ne kastedilmektedir?
    2435 Tefsir 2010/11/08
    “Kadınlar sizin tarlanızdır” cümlesinin manası, kadınların insanlık camiasındaki yerinin insan toplumuna yönelik bir tarla konumunda olmasıdır. Tarla olmazsa tohumların tümüyle yok olacağı, hayat ve insan bekasını korumak için bir yiyeceğin kalmayacağı gibi, kadının olmaması durumunda da insan türü sürekliliğini kaybedecek ve nesli tükenecektir.[1] Gerçekte Kur’an kadınların şehvet ve heveslerin giderilme ...
  • Niçin müslümanlar dini merasimlerinde koyun veya diğer hayvanları kesiyorlar?
    1907 فلسفه غرب 2010/01/14
    İnsan yaratılmışların en üstünüdür ve Allah-u Teâlâ diğer bütün canlıları, insanların onlardan (et, binek, ağır yükleri taşımak ve …) faydalanmaları için yaratmıştır. Dini bayram ve kutlamalarda hayvanların kurban edilmesi ilahi emirlerden kaynaklanmaktadır. Hayvanların (inek, koyun, deve ve …) bütün zamanlarda kurban edilebilme değeri olmasının yanı sıra kurban kesmenin kendisi bir ...
  • Farz namazların kazaları yerine sünnet namazları kılınabilir mi?
    1384 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/10/01
    İmam Humeyni (r.a) benzeri bir soruya yanıtta şöyle buyurmuştur: Geçmiş farz namazların kazası farzdır ve sünnet namazlarını kılmayla bir çelişki arz etmez. Lakin sünnet namazı, farz namazın kazasının yerini almaz.[1] Bundan dolayı her ne kadar sünnet namazları birçok fazilete sahip olsa da sizin kaza namazınız olması nedeniyle edebildiğiniz ölçüde ve ...
  • Acaba İnsanın tekâmülü sadece özgür irade ve ihtiyari ameller ile mi mümkün?
    1867 Eski Kelam İlmi 2012/10/24
    Felsefi açıdan en aşağı dereceden vücudun en üst mertebesine varıncaya kadar varlıkların seyri her zaman öyle bir şekildedir ki vücutsal olarak en alttaki derece daha üsteki mertebenin tenezzül etmiş mertebesidir. Daha üst ve kâmil mertebe de, kendisinin aşağısında olan mertebenin kemaline sahiptir. Bu silsilenin bir ucunda bütün kemalleri mutlak bir ...
  • Kur’an’ın nüzulu hangi yılda tamamlandı?
    3550 Kur’anî İlimler 2011/04/28
    Peygambere nazil olan son ayet ve son sure hakkındaki rivayetler farklıdır. Bazı rivayetlerde Peygambere (s.a.a) nazil olan son surenin Nasr suresi olduğunu söylenirken bazılarında da Beraet suresinin son sure olduğunu söylenmektedir. Yine bazı rivayetlerde Bakara suresinin 281. ayetinin son ayet olduğunu söylenirken bazılarında da ‘Bugün dininizi size ikmale erdirdim, size ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    411 Pratik Ahlak 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların hadislerine binaen ilgili ...
  • Ehl-i Sünnet kitaplarında halifelerin sahabelere karşı yanlış tutumlarını gösteren örnekler var mı? Varsa onları yazabilir misiniz?
    2459 تاريخ کلام 2011/03/03
    Bu soruya cevap verbilmek için sahabeyi, Ehl-i Beyt’in (a.s) yolundan giden sahabeler ve diğer sahabeler diye ikiye ayırmak gerekiyor. Bunu yapmamızın nedeni, Peygamberimizin Ehl-i Beyt’e verdiği özel önemden dolayıdır. Birinci grupta, 1) Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali’den ve Onun (a.s) evinde toplananan sahabelerden biat alınması gibi acı bir olay, 2) ...
  • Eğer Şeytan ateştense nasıl ateşte yanacak?
    2337 Eski Kelam İlmi 2012/08/26
    Âlem daima bir değişim içerisindedir. Eşyanın (maddenin) özellikleri de etki tepkilerden dolayı değişkenlik göstermektedir. Hatta bilim adamları yanmayan bir maddeyi üzerinde değişiklikler yaratarak yeni bir unsur yani yanıcı bir madde elde edebilirler. İnsanın böyle bir yeteneğe ulaştığı şu halde acaba varlık âleminin Rabbi’nin Şeytan’ı oluşturan unsurlarda küçük değişiklikler yaparak Onu ...
  • Birisinden ecir (naip) namaz kılmak için para aldım ama şimdi yerine getiremiyorum. Buna göre: 1) Onu başkasına veremem caiz midir? 2) Parayı ölünün velisine geri versem velisi benden fazla para alabilir mi? 3) Ayrıca üzerimde olan parayı ödeyemezsem ne yapmalıyım?
    1413 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/10
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: 1) Kendisinin bizzat yerine getirmesi şartı yoksa ve başkasına devredilebilirse deverdebilir. 2) Değerin yükselmesi konusunda ihtiyat olarak sulh edilmelidir. 3) Ölünün velilerini razı etmesi gerekir. Ayetullah el-Uzma Mekarim Şirazi’nin Bürosu: 1) Ecir, izin almadan onu başkasına devredemez, 2-3) Onların rızasını almaya çalışmalıdır Ayetullah el-Uzma Hadevi Tahrani’nin Cevabı: 1) ...

En Çok Okunanlar

  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    81227 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). Eğer evlenmek mümkün değilse, toplum fertlerinin cismi, ruhi ve psikolojik etkilerinden korunması için spor yaparak, oruç tutarak ve ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    78611 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, kendisine haksızlık yapılan ...
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    33635 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    31475 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    31159 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’ ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    29480 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin isimlerine gelince bu ismin özel bir anlamı ...
  • Nafile namaz nedir ve onu kılma şekli nasıldır?
    28667 Pratik Ahlak 2011/11/21
    Nafile namazı, müstehap namaza denir ve nafilelerden kastedilen müstehap namazlardır; yani her Müslüman’a gündüz ve gece farz olan (on yedi rekât) namazlar dışındaki namazlardır. Rivayetlerde değişik müstehap namazlarına işaret edilmiş ve tavsiyede bulunulmuştur. Biz burada sadece kılınması daha çok tavsiye edilen gece ve gündüz nafilelerine işaret ediyoruz. Cuma günü dışında ...
  • İmam Ali’nin Zülfikar’ı şimdi nerededir?
    27821 تاريخ بزرگان 2011/10/30
    Zülfikar, Allah Resulü’nün (s.a.a) kılıcının adıdır.[1] Bu kılıcın bununla adlandırılması hakkında şöyle demişlerdir: Kılıcın arkasında insanın belkemiği gibi kısa ve uzun çıkıntılar bulunmaktaydı.[2] Zülfikar’ın macerası İslam’ın ilk yıllarındaki savaşlardan birinden kaynaklanmaktadır. Uhud savaşı İslam’ın ilk dönemindeki en zor savaşlardan biridir. Bu tehlikeli savaşta herkesten daha çok fedakârlık yapan ve düşman ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    26337 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. Uykuda ya başka ...
  • Kehf suresinin Muhtevası ve okumasının fazileti nedir?
    22886 Tefsir 2012/04/19
    Kehf suresi kuranı kerimin diğer sureleri gibi faziletlere ve birçok nitelik ve özelliklere haizdir. Bu yücelik ve faziletler peygamberden (s.a.a.) ve İmamlardan (a.s.) nakledilen birçok rivayetlerde beyan edilmiştir. Peygamberden (s.a.a.) nakledilen bir rivayette şöyle denilmektedir: Bu sure nazil olduğunda yetmiş bin melek onunla birlikte imiştir. Her kim Kehsf suresini Cuma ...

Linkler