Gelişmiş Arama
Ziyaret
8857
Güncellenme Tarihi: 2012/05/19
Soru Özeti
Ayette buyurduğu gibi: اِذَا مَا اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَاَحْسَنُوا وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ" Takvanın bu ayette tekrar edilmesinin manası nedir?
Soru
Ayette buyurduğu gibi: اِذَا مَا اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَاٰمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَاَحْسَنُوا وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ" Takvanın bu ayette tekrar edilmesinin manası nedir?
Kısa Cevap

Bu ayette takvanın tekrarlanması hususunda müfessirler arasında görüş farklılıkları vardır. Bazıları bunun tekit anlamında kullanıldığını savunur. Zira takva, iman ve salih amelin önemi bu konular üzerinde ciddi şekilde durmayı, tekrarı ve tekit’i icap eder.

Bir gurup, bu vurgulamanın sebebinin bu merhalelerinin gerçek takva ile olan yakınlık ve birlikteliğinden olduğunu ve ayrıca bu merhalelerde din dışı herhangi bir garezin olmaması gerektiğini söyler.

Bazıları da ilk takvadan maksadın haram kılındıktan sonra içkiden uzak durmak olduğuna, ikinci takvanın içkiyi terk etmekte sağlam ve sabitkadem olmak olduğuna ve üçüncü takvanın ise bütün günahları terk edip güzel amel işlemek olduğuna inanırlar.

Ayrıntılı Cevap

Takvanın bu ayette tekrarı konusunda müfessirler arasında görüş ayrılıkları mevcuttur. Bazıları bunun tekit ve vurgulama olduğunu savunmuşlardır. Çünkü takva, iman ve salih amelin önemi bu konu üzerinden ciddi bir eğilim göstermeye ve vurgulamaya sebep olmaktadır. Ama diğer bir gurup müfessir, bu üç cümleden her birinin birazdan işaret edeceğimiz üzere bir hakikate sahip olduğu inancına sahiptir.

  1. İlk olarak zikredilen “Takva” dan kasıt insanın içerisinde oluşan mesuliyet hissidir. Bu his insanı din hakkında araştırma ve incelemeye, Peygamber’in (s.a.a) mucizeleri üzerinde düşünmeye ve hak konusunda araştırmalara iter. Bunun neticesi ise iman ve salih ameldir. Diğer bir tabirle insanda takvanın bir merhalesi mevcut olmadığı müddetçe hak hususunda araştırma ve inceleme yapma fikrine kapılamaz. Yukarıdaki ayette ilk olarak takvadan bahsederken aslında bu merhaleden bahsetmektedir. Bunun da ayetin başlangıcı olan "لَیسَ عَلَى الَّذِینَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ ..."      ile aykırı bir yönü yoktur.  Zira ayetin başlangıcındaki iman, zahiri yönden teslim olma manasına gelebilir. Ama takvadan sonra ortaya çıkan iman, gerçek imandır.

İkinci defada söz konusu edilen takva ise insanın batınına nüfuz eden bir takvadır ve etkisi daha derindir. Neticesinde iman, kalbe yerleşmiş ve sabit kalmıştır ki salih amel de onun bir parçasıdır. Bu sebeple ikinci cümlede imanı zikrettikten sonra salih amel hususunda bir şey belirtilmemiştir. Yalnızca "ثُمَّ اتَّقَوْا وَ آمَنُوا ...". yani bu iman o kadar nüfuz etmiş ve sabitlenmiştir ki akabinde salih amelin zikredilmesine ihtiyaç kalmamıştır. Üçüncü merhalede sözü geçen takvadan maksat, en âlâ ve yüce dereceye ulaşmış takvadır. Öyle ki kesin olan görevlerin yerine getirilmesinin yanı sıra, ihsana yani hatta farz kılınmayan işlerde iyilik etmeye davet vardır.

Kısacası bu üç takvadan her biri mesuliyet hissi ve sakınma merhalesine işarettir. Başlangıç merhalesi, orta merhale ve son merhale olarak ayrılır. Her biri ayette yer alan mana ve maksadı anlamaya yönelik bir belirti taşımaktadır.[1]

  1. Bu kelimenin üç defa tekrarlanmasının ve Allah’ın üç merhaleyi yani iman, salih amel ve iyilik etmenin takvaya koşul saymasının nedeni, bu merhalelerin gerçek takvayla birlikteliğine vurgu yapmasıdır. Bununla birlikte bu merhalelerde din dışı bir garez ve hedef gözetilmemesindendir.

Buna binaen "لَیسَ عَلَى الَّذِینَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ جُناحٌ فِیما طَعِمُوا ..." ayetinden kasıt, iman edip salih amel işleyenlere iman etmeden önce haram işlere mürtekip olmalarından dolayı bir günahın olmadığıdır. Ama bunun şartı da iman ve salih amel işlemenin hayatının bütün dönemlerine hâkim olması ve farzları yerine getirme ve günahlardan kaçınmadır. Bu faziletlere sahip olmakla eğer haram hükmü taşıyan ayetin nüzulünden önce, bazı haramlardan haberdar olmadan önce veya ayetin manasını anlamadan önce Şeytan’ın işi olan bu çirkinliklere müptela olmuşsa onlara bir günah yoktur. Allah’u Teâlâ da onların geçmiş günahlarını affetmiştir.[2]

  1. Birinci takvadan maksat, haram oluşu belli olduktan sonra içki içmekten uzaklaşmak; ikinci takvadan maksat içkiyi terk etme de kararlı ve sabitkadem olmak ve üçüncü takvadan maksat ise bütün günahları terk edip güzel ve hayırlı işler yapmaktır.[3]

 


[1] Bakınız: Mekarim Şirazi, Nasir, Tefsir-i Numune, C.5, S. 78-79, Dar’ul Kutubil İslamiye

[2] Tabatabai, Seyit Muhammed Hüseyin, El-Mizan fi Tefsir’il Kuran, C.6, S.12, Defter’i İntişarat’i İslami, Kum, 1417 h.k

[3] Tabersi, Mecme’ul Beyan fi Tefsir’il Kuran, C.3, S.372, Nasir Hüsrev, Tahran, 1372 h.ş

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar