Gelişmiş Arama
Ziyaret
7994
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Evrendeki boylamsal silsileyi açıklar mısınız?
Soru
Evrendeki boylamsal silsileyi açıklar mısınız?
Kısa Cevap

Meşa, İşrak ve Aşkın Hikmet ekolü taraftarı dâhil tüm ilahî bilgeler “bir kaidesi” esasınca şöyle demektedir: Yüce Allah yalın ve birdir. Hakeza bir cihete sahiptir. Bu nedenle yaratılış evreni ve birçok sonucun bir ve yalın olan ilahî zattan sadır olması muhaldir. Bundan dolayı bilgeler akıllar âlemine inanmış ve akıl âleminin ast âlemin yaratılmasında vasıta olduğuna görüş birliğiyle kanaat getirmişlerdir. Meşa ekolü taraftarları boylamsal akıllara inanmış, onların sayısını on tane bilmiş ve en son aklı da faal akıl olarak tanıtmışlardır. Yaratılış âleminin varlığı ve evrenin idare edilmesinin faal aklın uhdesinde olduğu kanısına varmışlardır. Ama İşrak ekolü ve Aşkın Hikmet ekolü taraftarları ise şöyle demektedir: Boylamsal akıllardan sonra aralarında hiçbir neden ve sonuç bağı bulunmayan enlemsel akıllar adında başka akıllar da mevcuttur. Enlemsel akıllar âlemin maddî türlerinin soyut sureti ve maddî şeylerin tür rabbidir. Her maddî türün var olması ve idare edilmesi tür rabbi vesilesiyle gerçekleşir. Onlar boylamsal soyut akılları ispat etmek için en üstün (eşref) olasılık kaidesi ve maddi türlerin düzeni gibi deliller getirmişlerdir.

Ayrıntılı Cevap

Meşa, İşrak ve Aşkın Hikmet ekolü taraftarı dâhil tüm ilahî bilgeler, akıl âleminin alt âlemin yaratılmasında vasıta olduğuna görüş birliğiyle kanaat getirmişlerdir. Elbette akıllar ve akılların çokluk şekli hakkında görüş ayrılıkları mevcuttur; mesela İşrak ekolüne bağlı bilgeler boylamsal akılları kabul etmekte ama Meşa ekolüne bağlı bilgeler ise boylamsal akılları inkâr etmektedir.[1] Akıl denen ilk yaratığın soyut ussal bir varlık olduğunu kanıtlamak için bilgelerin getirdiği delilin açıklaması şudur:

1. Zorunlu yüce varlık salt yalındır ve hiçbir çokluk ciheti onda mevcut değildir; ne madde ve suret terkibi gibi dış bir terkip ve ne de varlık ve mahiyet terkibi, varlık ve yokluk terkibi, tür ve ayrım terkibi gibi aklî bir terkip mevcuttur. O halde zorunlu yüce varlık tek bir varlıktır.

2. “Bir kaidesi” gereğince bir ve yalın olan varlıktan sadece bir sonuç türeyebilir. Dolayısıyla zorunlu yüce varlığın direkt ve vasıtasız sonucu sadece bir şeydir.[2]

Bu yüzden çok ve değişik varlıklar vasıtasız ve direkt olarak bir olan zattan türemez ve Yüce Allah direkt olarak bu çoklukları meydana getirmez. İlahî mukaddes zattan vasıtasız bir şekilde türeyen sadece bir varlıktır. Böylece o varlık başka birkaç varlığın yaratılmasına vesile olur. Onlar da sırasıyla başka varlıkları yaratırlar. Bu şekilde çokluk meydana gelir. İlk türeyen birinci akılda Hak Teâlâ’nın tüm kemalleri zahir olur. Bu varlık imkân evreninin en kâmil varlığı olup mümkün varlıklar arasında hepsinden daha üstün, kâmil, yalın ve güçlüdür. Ama bununla beraber, zorunlu yüce varlık karşısında ihtiyaç, yoksulluk ve bağlılığın ta kendisidir. O halde ilk türeyen varlık, tüm varlıksal kemaller ile beraber zatî noksanlık ve imkân sınırlılığına sahiptir. Bu sınırlılık onun sonuç ve mahlûk olmasının gereğidir. Bu sınırlılık ilk aklın varlıksal mertebesinin imkânını meydana getirmiş, onu belirgin yapmış ve imkâna dayalı mahiyeti kendisi için gerekli kılmıştır; zira mahiyet varlığın haddidir ve her sınırlı varlık mahiyet sahibidir. Öyleyse ilk akıl her ne kadar şahsî bir birim olsa da kendisinde bir tür çokluk mevcuttur. Bu çokluk da ondan çokluğun türemesini sağlamaktadır. Bunun aksine zorunlu yüce varlığın zatında hiçbir çokluk mevcut değildir. İlk akılda değişik cihetler vardır ve şunlardan ibarettir: Allah’ı düşünmek, başkasından kaynaklanan kendi zorunluluğunu düşünmek ve kendi zatî imkânını düşünmek; bu cihet zorunlu yüce varlığın sonucu değildir. Zira imkân ilk akıl için bellidir ve nedene muhtaç değildir. Zorunlu yüce varlığı ve kendi zatını düşünmek de ilk aklın başkasından kaynaklanan kendi zorunluluğunu düşünmesinin gereğidir ve nedene muhtaç değildir. Her halükarda ilk akılda birçok cihet mevcut olması nedeniyle doğal olarak her çokluk ciheti sonraki mümkün varlıklar için neden olabilmektedir. Böylece zorunlu yüce varlığı düşünmeyle ikinci akıl, başkasından kaynaklanan kendi zorunluluğunu düşünmeyle en uzak feleğin öz (suret) varlığı ve kendi zatî imkânını düşünmeyle de en uzak feleğin cismi meydana gelir. Meşa ekolü taraftarları boylamsal akılların sayısını on tane bilmektedir.[3] Merhum Molla Hadi Sebzivarî Şerh-i Manzume’de bu hususta şöyle demektedir:

Meşailerin görüşünde ilk akıl

Kendi zorunluluğunu düşünmeyle ikincisine neden olur

Zatını düşünmeyle feleği yaratır

Üst astını yaratır, ast üstten türer

Hakeza böylece ona ulaşır

Onun feyzi de unsurlarda hâsıl olur

Yani Meşa ekolü taraftarlarının etkili akılları on tanedir. Bundan dokuz akıl dokuz felek içindir ve onuncu akıl faal akıl olarak adlandırılıp unsurlar âleminin heyulası ve onda işlenmiş cisimsel sureti yaratır ki bu onun gereğidir. Böylece felek durumları ve hareketlerinin etkisinden hâsıl olan kabiliyetler hasebiyle tedrici olarak cevhersel suretler ve arazları yaratır.[4] Dolayısıyla Meşa ekolü taraftarları evrenin yaratılmasını faal akıl vasıtasıyla bilmekte ve faal aklın birçok değişik cihete sahip olması nedeniyle birçok sonuç yaratabileceğini söylemektedir. Lakin İşrak ekolü taraftarları boylamsal akılların varlığına inanmaktadır. Bu akılların özellikleri şunlardır: 1. Onlar arasında neden ve sonuç ilişkisi mevcut değildir. 2. Onlardan her biri madde âlemindeki maddî türlerden bir türün uzantısı ve onun tür rabbidir ve o madde onun vesilesiyle idare edilmektedir. Bu akılları “Platon suretleri” olarak da adlandırırlar; çünkü Platon bunların varlığı hususunda ısrar etmekte ve diretmekteydi. İşrak ekolü taraftarları bakışında boylamsal akıllar enlemsel akıllara ulaşınca son bulur. Başka bir tabirle sonuncusu faal akıl olan on akıldan sonra aralarında hiçbir neden ve sonuç ilişkisi olmayan ve âlemin idare edilmesi ve yaratılmasının uhdelerinde olduğu bir boylamsal akıllar silsilesine ulaşırız.[5] Molla Sadra ve Aşkın Hikmet ekolü taraftarları İşrak ekolü bilgelerinin görüşünü kabul etmiş[6] ve boylamsal akılları ispat etmek için bir takım deliller sunmuşlardır.

1. En üstün (eşref) olasılık kaidesi. Bu kaide iki öncülden müteşekkildir.

A.  Kendinde türün tüm kemallerinin fiiliyata geçtiği bir bireyin varlığı, kendinde türün sadece bir kısım kemallerinin fiiliyata geçtiği ve kemallerin birçoğunun yeti halinde kaldığı bireyden daha üstündür.

B. En üstün (eşref) olasılık kaidesi gereğince, varlık kemalleri bir başka mümkün şeyden daha az olan bir mümkün şey tahakkuk ederse, o üstün mümkün şey ondan önce var olmalıdır.

Buna göre, bir türün maddî fertlerinin varlığı, o türün soyut ferdinin varlığının (boylamsal akıllar) delilidir; mesela insanın maddî varlığı, insanın aklî suretinin önceki bir mertebede tahakkuk ettiğinin delilidir.[7]

2. İkinci delil: Bu evrendeki varlık türlerinin her birine değişim ve dönüşüme uğramaksızın egemen olan özel düzen, tesadüf eseri meydana gelmemiştir. O halde onlar ve sürekli düzenleri, bir dizi hakiki nedenin sonucudur ve bu nedenler de bu türleri meydana getiren ve onları idare edip geliştiren soyut cevherlerdir. Onlardan Platon suretleri veya boylamsal akıllar olarak söz edilir.[8]

3. Tür rabbini ispat etmek için sunulan üçüncü delil birkaç öncüle sahiptir:

A. Bitkilerin şaşkınlığa çeviren terkibi ve onlarda müşahede edilen güzel ve göz alıcı desen ve resimler ve aynı şekilde onlara egemen olan hesaplı ve sağlam düzen bir nedene muhtaçtır ve nedensiz meydana gelmeleri mümkün değildir.

B. Bu neden bitkisel güç ve enerjiler değildir; çünkü bitkisel güç ve enerjiler kendi cisimlerine sızan ve bitkisel özlerinin değişim ve zevale uğraması neticesinde değişim ve zevale uğrayan bilgi ve bilinçten yoksun arazlardır.

C. Zikredilen hususlar için belirtilebilecek tek neden, söz konusu türü gözlemleyen ve ona özen gösteren ve de işlerini gören soyut aklî bir cevherdir.

4. Her türün özel bir takım fiil ve eserleri olması nedeniyle her türün özel bir soyut aklı olacaktır. Bu akıl söz konusu tür fertlerinin fiil ve eserlerinin kaynağıdır. Tüm maddî türlerin fiilleri soyut tek bir akla isnat edilemez.[9] Bu esas uyarınca Platon suretleri veya başka bir tabirle boylamsal akıllara inanmışlardır.    



[1] Şirvanî, Ali, Tercüme ve Şerh-i Bidaye, c. 4, s. 236.

[2] Hasan Zade Amulî, Hasan, Vahdet Ez Didgah Arif ve Hekim, s. 108; Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Bidayetü’l-Hikme, s. 216; İnb. Hamze el-Fennarî, Misbahu’l-Uns, s. 191.

[3] el-İlahiyatu’ş-Şifa, el-Makaletu’t-Tasia, el-Faslu’r-Rabi ve’l-Hamis.

[4] Sebzivarî, Molla Hadi, Şerhu’l-Manzume, Tashih, Hasan Zade Amuli, c. 3, s. 672-674.

[5] Nihayetu’l-Hikme, s. 382-383.

[6] Sadruddin Muhammed Şirazi, el-Esfaru’l-Arbaa, c. 2, s. 42-81 ve c. 7, s. 169-171 ve 258-281.

[7] Hikmetü’l-İşrak, s. 134; Şerh-u Hikmeti’l-İşrak, s. 348-349.

[8] A.g.e., s. 143-144; Şerh-u Hikmeti’l-İşrak, s. 349-351.

[9] El-Mutarehat, s. 455-459; Esfar, c. 2, s. 53-55.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar