Gelişmiş Arama
Ziyaret
7638
Güncellenme Tarihi: 2011/04/13
Soru Özeti
İslama göre tapu alınarak sahipsiz arazilere malik olunabilir mi?
Soru
Günümüzdeki şartlarda bir şehirde sahipsiz kalan bir arazi için tapu alınarak ona sahip olunursa bunun şer’i açıdan hükmü nedir?
Kısa Cevap

Bir şehir veya köyün ikamet edilen yerlerinin arasında sahibi belli olmayan araziler olabilir. Bu arazilerin kesinlikle sahipleri vardır, ama kimler olduğu belli değildir. Dolayısıyla sahibi meçhul malların hükmündedirler. Bu yüzden başkaları (sahiplerinin dışında) kimse tapu çıkararak onlara sahip olamaz. Onlara sahip olabilmek için şer’i hakimden (veliyy-i fakih’ten) satın almalı veya tasarruf için (herhangi bir alma satma olmadan) ondan izin alınmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Hadisler ve muteber İslami kaynaklara göre topraklar bikaç kısıma ayrılır:

1- Sahibi belli olan topraklar. Böyle toprakların hükmü bellidir, yani her türlü alma, satma ve tasarruf sahibinin izni ve rızasıyla olmalıdır.

2- Asalaten ölü topraklar. Şimdiye kadar bayındırılmamış topraklardır. Bu kısım ‘enfal’den olup Masum İmam’ın (a.s) malıdır. Hz. İmam Humeyni bu kısım hakkında şöyle buyuruyor: ‘Asalaten ölü topraklar Masum İmam’ın (a.s) malıdır. Ancak gaybet döneminde kim onu bayındırlaştırsa, ister İslam ülkesinde olsun, ister küfür ülkesinde, ister Irak gibi haraç arazisinden olsun ister olmasın, bayındır eden kimse ister Müslüman olsun, ister kafir, ona sahip olur.’[1]

Hz. Ayetullah Mekarim Şirazi’de bu kısım hakkında şöyle buyuruyor: ‘Ölü topraklar kayıtla kimsenin mülkü olmaz. Onu bayındır etmesi gerekir. Yani ekin biçine hazır hale getirmelidir.’[2] Ancak bu alanda İslam cumhuriyetinin bir kanunu varsa ona uyulmalıdır.   

3- Sahip ya da sahiplerinin vazgeçtiği ve gözden çıkardığı veya başka yere göç ettiği için mülkünden çıkardığı veyahut doğal afetler ve belalardan dolayı yok olan, yine önceden bayındır edilen ama şimdi terkedildiğinden dolayı yeniden ölü toprağa dönüşen arazilere sonradan ölü durumuna düşen araziler denir. Bunlar ‘enfal’den olup Masum İmam’ın (a.s) malıdır.

Hz. İmam Humeyni şöyle buyuruyor: ‘Geçmişte yaşayıpta artık kendilerinden eser kalmayan milletlerin arazileri gibi sonradan ölü durumuna düşen arazilerin sahibi yoksa bunların hükmü asaleten ölü olan araziler gibidir.’[3]

Yine şöyle buyuruyor: ‘Sonradan ölü durumuna düşen arazilerin sahibinin olduğu bilinse ama meçhul olsa ve ona sahibi meçhul dense ihtayat gereği şer’i hakimin izniyle onda tasarruf etmeli, bayındır edilmeli ve onun sahibi de aranmalıdır. Sahibinin veya şer’i hakimin bulunmasından ümit kesilse satın alınmalı ve parası fakirlere verilmeli yahut kiralanıp kirası sadaka olarak verilmelidir.’[4]

Dolayısıyla bir şehir veya köyde ikamet edilen yerlerin arasında kalıpta sahibi belli olmayan araziler varsa bunlara sahibi meçhul araziler denir. Bu arazilerin sahipleri kesinlikle vardır, ama kim oldukları bilinmiyor.[5] Bu yüzden başkaları (sahiplerinin dışında), tapu çıkararak onlara sahip olamaz. Onlara sahip olabilmek için şer’i hakimden (veliyy-i fakih’ten) satın alınmalıdır.

Hz. Ayetullah Hamanei kendisinden sorulan ‘Sahibi bilinmeyen arazide bir ev yaptım. Onu içindeki evle birlikte müşterinin rızası ve bilgisi dahilinde satarsam, yani müşteri, arazi sahibinin meçhul olduğunu ve satıcının sadece evin sahibi olduğunu bilirse, orayı ona satmak caiz midir?’ soruya şöyle cevap verdiler: ‘Sahibi meçhul olan arsada yapılan ev şer’i hakimin izniyle yapılmışsa ev sahibi yalnızca evi satabilir. Arsayı satma hakkı yoktur.’[6]

Hatırlatmak gerekir ki, her türlü bayındır ve ihya etmek ölü toprakların sahibi olmaya neden olmaz. Bayındır etmek aşağıdaki şartlara sahip olursa mülkiyete neden olur:

a) Bayındır edilecek toprak daha önceden Müslümanın tasarrufunda olmamalıdır.

b) O toprak başkasının mülkü olmamalıdır.

c) Mukaddes Şari’(kanun koyucu) tarafından ibadet yeri olarak tayin edilen yerler olmamalıdır. Meş’ar, Mina, Arafat vs. gibi.

d) Masum İmamın (a.s) ayırdığı (ve bağışladığı) yerlerden olmamalıdır.

e) Başkası önceden onu kendisine maletmiş olmamalıdır.[7]



[1]- İmam Humeyni, Necat-ul İbad, Kitab-u İhya-i Mevat, Mesele:1, s.346

[2]- Tevzih-ul Mesail’in Şerhi (İmam Humeyni), c.2, s.921, Mesele:15.

[3]- İmam Humeyni, a.g.e. Kitab-u İhya-i Mevat, Mesele:2, s.346

[4]- İmam Humeyni, a.g.e. Kitab-u İhyai Mevat, Mesele:3, s.347

[5]- Kifayet-ul Ahkam, c.2, s.548: Dördüncüsü: Arazinin bilinen sahibi olmazsa, arazi bayındır ise o, sahibi meçhül maldır.

[6] - Ecvibet-ul İstiftaat (Farsça), s.344.

[7]- Şeyh Murteza Ensari, el-Mekasib, c.2, s.70-71.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar