Gelişmiş Arama
Ziyaret
6369
Güncellenme Tarihi: 2012/03/18
Soru Özeti
Abdullah’ın Abdulmüttalip tarafından kurban olarak adanması akıl ve mantıkla çelişmez mi?
Soru
Bismillahirrahmanirrahim; Benim için Abdullah’ın Abdülmuttalip tarafından kurban olarak adanması anlaşılması ve kabullenilmesi zor bir şey. Gerçekten bu aklın ve mantığın kabullenebileceği bir şey mi?
Kısa Cevap

Tarihi nakiller göz önüne alındığında önceki dinlerde ve ümmetlerde adak ve kurban ritüellerinin farklı ve çeşitli şekillerde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bunlardan biride insanın kurban edilmesiydi. İslam dini bunu kaldırarak sadece hayvan kurban edilmesine izin verdi.

Aklın, fıtratın ve mantığın kabul ettiği desturları yerine getirmek gerçek imanın nişanesidir. Bunun yanında ilahi desturlara amel etmek kişisel bir tarzın taraftarlığını yapmak değil ki yadırgayalım. Örneğin Allah Teala’nın peygamberi İbrahim (a.s)’ı kendi evladını kurban etme desturuyla sınamasını o dönemin insanlarının yobaz ve bağnaz görüşleriyle denk görmek doğru olmayacaktır. Allah’tan uzaklaşan bu toplumlar evlatlarını put için kurban etmekte, açlık korkusundan ve kız erkek çocuklar arasında fark koyarak onları katletmekteydiler.  Hatta bazı müşrikler kız çocuklarını diri diri gömmekteydiler. Doğal olarak bu vahşete kurban ve adak gibi kutsal  değerlerin adını vermek yanlıştır.

Özet olarak Abdullah’ın Abdülmuttalip tarafından kurban olarak adanması zahiren akıl ve mantıkla çelişen bir olgudur. Ancak bu olayın ilham sonucu ortaya çıkmış ilahi bir sınama olma ihtimali göz ardı edilmemiş ve buna binaen yadırganmamıştır. Aksi taktirde İslam peygamberi Muhammed (s.a.a):«أَنَا ابْنُ الذَّبِيحَيْن‏» ‘Ben iki kurbanlığın oğluyum’ (İsmail ve Abdullah) diyerek iftihar etmezdi. Zira Abdülmttalip’in bu olaydaki tutumu da  bu görüşü onaylar niteliktedir. Çocuklarını diri diri gömen bir toplumda yeni doğmuş bir çocuğun yaşaması için yüz deve kurban etmek cahiliye vahşetine verilebilecek en doğru  cevap olmuştur.

Ayrıntılı Cevap

 ‘Kurban etme’ terim olarak dini bir merasime verilen addır. Ama sözlük anlamında ‘kurban’ Arapçada «قُرب» ‘kurb’ kökünden gelen yakınlaşma anlamında bir kelimedir.[1] Bu kelimenin anlamı bizlere kurban etmekle Allah yakınlaşma gayesi taşındığını göstermektedir. Başka bir tabirle ‘kurban etme’ belirli bir çerçevede İnsanın Allah Teala’ya yakınlaşma kastıyla fedakarlıkta ve bağışta bulunmasıdır.

Tarihi nakiller göz önüne alındığında önceki dinlerde ve ümmetlerde adak ve kurban ritüelleri farklı ve çeşitli şekillerde gerçekleştiriliyordu.[2] Örneğin Habil ve Kabil elde ettikleri mahsulü Allah Teala’ya yakınlaşma kastıyla kurban etmişlerdir.[3] Bu hadise Kuran’ı Kerimde şöyle geçer: “(Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini hak olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti.”[4]

İslam öncesinde insanda kurban edilmekteydi.[5] İslam dini bunu kaldırarak kurban etme merasiminin aslını kabul edip sadece eti helal hayvanların kurban edilmesine izin verdi. Bu ameli Haç merasiminin bir parçası olarak Kurban bayramı günü amellerinden biri karar kıldı.

Şimdi gelelim Allah Resulü Muhammed Mustafa (s.a.a)’in dedesi hakkında nakledilen hadiseye: Bu kıssa Allah Resulünün babası olan Abdullah’ın Abdülmuttalip tarafından kurban edilmek için nezredilmesi olayı ve bu konuda İslam peygamberi Muhammed (s.a.a):«أَنَا ابْنُ الذَّبِيحَيْن‏»[6] ’Ben iki kurbanlığın oğluyum’ (İsmail ve Abdullah) hadisidir. Tarihçiler ve muhaddisler bu rivayeti küçük farklarla nakletmişlerdir.

Öncelikle Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ı kurban olarak nezretmesi hakkında birkaç noktaya değinmekte fayda var:

  1. Abdülmuttalib’in davranışından anlaşılan İbrahim (a.s)’ın şeriatında bunun haram olmadığı yönündedir.[7] Bir diğer tabirle önceki şeriatlarda böyle bir nezrin haram olduğu veya caiz olmadığı yönünde bir veri bulunmamaktaydı.
  2. Zahiren bu eylem Abdülmuttalib’e hastı ve ona ilham olmuştu.[8]
  3. Abdülmuttalib Hz. İbrahim (a.s)’in dinine tabi iyi bir mümindi. Öyle bir imana ve teslimiyete yetişmişti ki heybeti ‘Ebrehe’yi korkuya düşürmüştü. Halkı üstün ahlaka davet etmekte ve aşağılık işlerden alı koymaktaydı. İbrahim (a.s)’ın arkasından dosdoğru giden birisinin böyle bir sınamaya tutulması tabii değil midir? Sahip olduğu azametli ruhun ve imanının aşikar olması için Allah böyle bir adakta bulunmasını ona ilham etmiştir. Diğer taraftan ise çocuklarını diri diri gömen bir toplumda yeni doğmuş bir çocuğun yaşaması için yüz deve kurban etmesi cahiliye vahşetine verilebilecek en doğru cevap olmuştur.[9]
  4. İmam Rıza (a.s) konuşmasında Allah Resulünün «أَنَا ابْنُ الذَّبِيحَيْن‏» ‘Ben iki kurbanlığın oğluyum’ sözünü açıklarken şöyle buyuruyor:”Abdülmuttalib kendi döneminde bazı adetleri topluma benimsetmiştir. İslam dini bu adetleri kabul etmiştir. Eğer Abdülmuttalib’in amelinin bir hücceti olmasaydı ve kendi evladı Abdullah’ı İbrahim (a.s)’ın İsmail (a.s)’ı adadığı gibi aynı iradeyle kurban adamasaydı asla İslam Peygamberi bu iki insana nispet vererek ’Ben iki kurbanlığın oğluyum’ diyerek iftihar etmezdi. Allah Teala İsmail (a.s)’ın kurban edilmesine hangi sebepten ötürü razı olmadıysa Abdullah’ın kurban edilmesine de aynı sebepten ötürü razı olmamıştır. Bu ilahi inayetin sebebi Hatem’ul-Enbiya Muhammed Mustafa (s.a.a)’in ve Masum İmamların bu soydan gelecek olmasıydı. Buna binaen kurban kesmek sünnet olup müminler arasında yaygınlaşmıştır…”[10]
  5. Aklın, fıtratın ve mantığın kabul ettiği desturları yerine getirmek gerçek imanın nişanesidir. Bunun yanında ilahi desturlara amel etmek kişisel bir tarzın taraftarlığını yapmak değil ki yadırgayalım. Örneğin İmran’ın eşi karnında taşıdığı çocuğu Allah’ın evinde hizmetçi olması için Beyt’ul mukaddese adıyor.[11] Veya Allah Teala’nın Peygamberi İbrahim (a.s)’ı evladı İsmail’i kurban etmesi için destur veriyor.[12] Bu ilahi sınamaları o dönemin insanlarının yobaz ve bağnaz görüşleriyle denk görmek doğru olmayacaktır. Allah’tan uzaklaşan bu insanlar evlatlarını put için kurban etmekte, açlık korkusundan ve kız erkek çocuklar arasında fark koyarak onları katletmekteydiler. Hatta bazı müşrikler kız çocuklarını diri diri gömmekteydiler. Doğal olarak bu vahşete kurban ve adak gibi kutsal  değerlerin adını vermek yanlıştır.
  6. Bazı nezir ve adakların zahiren akıl ve mantıkla çeliştiği öngörülebilir. Lakin gerekli dikkat gösterilecek olursa bu vakıalarda ilahi sınav ve ilhamlar sonucu özel bir destur ve imtihanın söz konusu olduğu netice olarak ta akıl ve mantıkla çelişen bir durumun ortaya çıkmadığı görülecektir. Doğal olarak bunu zulüm ve haksızlık olarak görmek yanıştır. Bilakis bu vakıaların toplumsal ve sosyolojik etki ve sonuçları göz önüne alındığında insanlık için hayır ve kerametin kapıları aralanmıştır.
  7. İnsanın evladını adamasının önceki semavi dinlerde var olan bir sünnet olduğunu kabul etsek dahi rahmet ve merhamet sahibi Allah Teala’nın toplumların bağışlanma ve affolunma vesilesi karar kıldığını kabul etmeliyiz. Aklı selim toplumsal bir hayır ve maslahat söz konusu olduğu zaman bunu muhakkak edecek sünneti de hayır olarak görmektedir. Örneğin kısasta hayat olduğu gibi ilahi desturların birçok belanın önünü aldığını akli selim kabul etmektedir.

 

 

 

[1] İbni menzur, Muhammed bin. Mekrem, Lisan’ul-arap, 1.c, 662.s, dar’ul-fikr lit-tabaeti ve en-neşri ve tevzih- dar sader, Beyrut, 3.bk, 1414.h.

[2] Kadyani, Abbas, ferhengi camii tarih İran, 1.c, 30.s, intişarat averan, tahran, 6.bk, 1387.ş.

[3] Kuleyni, el-Kafi, 8.c, 113.s, dar’ul-kutub’ul-İslamiye, tahran, 2.bk, 1362.ş; İbni Kesir demeşki, İsmail bin. emir, tefsir Kuran’ul-Azim, 3.c, 75.s, dar’ul kutub’ul-ilmiye, Beyrut, 1.bk, 1419.h.

[4] Maide/27.

[5] Ferahani, Hasan, Kurbani der edyan, fasıl name marifet, 51.sayı.

[6] Allah resulü (s.a.a) den nakledilen «انا ابن الذبیحین » ‘Ben iki kurbanlığın oğluyum’ hadisi hem ehli sünnet hem de Şia kaynaklarında nakledilmiştir. İlk kurbanlıktan kasıt Hz. İsmail (a.s) ikinci kurbanlıktan kasıt Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a)in babası Abdullah tır. Kaynaklar: Kummi, Ali bin. İbrahim, Tefsir Kummi, 2.c, 226.s, dar’ul-kitab, kum, 3.bk, 1404.h; Allame Meclisi, Bihar’ul-Envar, 36.c, 47.s, dar ihya-i et-tras el-arabi, Beyrut, 2.bk, 1403.h; Fahreddin Razi, Ebu Abdullah Muhammed ibn. Ömer, Mefatih’ul-Gayb, 26.c, 347.s, dar ihya-i et-tras el-arabi, Beyrut, 3.bk, 1420.h.

[7] Allame Meclisi, Hayat’ul-Gulub, 3.c, 73.s, neşri surur, kum, 6.bk, 1383.ş.

[8] Hayat’ul-Gulub, 3.c, 73.s.

[9] Yusuf Garevi, Muhammed Hadi, Muessetu  Tarih el-İslami, 1.c, 247-248.s, neşr mecmei endişei İslami, kum, 1.bk, 1417.h.

[10] Şeyh Saduk, El-Hisal, 1.c, 57.s, Camii Muderrisin, kum, 1.bk, 1362.ş.

[11] Ali-İmran/35: “Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.”

[12] Saffat/101-102: “Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emir olunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.”

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namazını doğru kılmayan bir kimseye tabi olmak caiz midir?
    7154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/18
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Kaderi bilmek insanların faydasına mıdır yoksa zararına mıdır?
    7096 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Değiştirilebilecek de olan gelecekteki hadiselerin bazıları bazen rüya ve benzeri şartlarda insan için aşikâr olmaktadır. Bu iş sadece Allah’ın isteği üzerine gerçekleşir ve onda bir hikmet bulunur. Ama eğer bir insan amel etmek ve kendini tanımak yerine meraklanarak geleceği bilmeye çalışırsa ve özellikle bu ilgi salt maddî ve dünyevî ...
  • Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) cariye ve kölelere sahip olmaları kölelik sistemini benimsemek değil midir?
    20629 Eski Kelam İlmi 2009/07/04
    Kölelerle evlenme, onlarla mahrem olma, mukatebe (kölelerin özgürlük anlaşması) vs. hükümlerin Kur’an’da gelmesi Peygamber (s.a.a)’in zamanında köleliğin olduğunu ispat etmektedir, ama belirtmek gerekir ki, İslam’ın köleleri azat etmek için çok kapsamlı projeleri vardır. Bu projenin neticesinde bütün köleler zamanla özgürlüklerine kavuşmuşlardırlar. ...
  • Ölüler için Kur’an okumak doğru mudur?
    11014 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Ölüler için Kur’an okumanın müstehap oluşu hakkında iki tür delil öne sürülebilir: Birinci türde genel olarak ölü ve göçmüşlerinizi hatırlayın ve kendi iyi işlerinizden onları faydalandırın diye belirten rivayetler mevcuttur. Çok açık olduğu üzere Kur’an okumak da iyi ve beğenilen işlerdendir. Hz. Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kabirlerde dinlenen ölülerinizi ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8415 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10780 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Hicabı düzgün olamayan kadın ve kızlara bakmak insanın gelecekteki yaşamına ne gibi etkisi olabilir?
    10943 Pratik Ahlak 2011/10/29
    Genel anlamda uygunsuz tesettür ve diğer günahlara karşı kalben rahatsız olmak ve ruhen onlardan nefret etmek kendi başına beğenilen çok iyi bir ruhiyedir. Buluğ ve erginlik çağına ermiş ve özgür iradeye ...
  • Ahlâkın spordaki yeri nedir?
    14904 Pratik Ahlak 2012/02/04
    Kâmil ve evrensel bir din olan İslam, insana her yönden saadetli bir yaşamı temin etmekte, dünya ve ahiret saadetine götürecek bütün yolları göstermektedir. İslam beden sağlığına da önem verdiğinden doğal olarak insan sağlığına faydalı olan sporları onaylamaktadır.Genel ahlâkta söz konusu olupta sporda da ...
  • İslam’ın bakışında nazar değmesi ve vesveseyi etkisiz kılmak için dua yazmanın bir meşruiyeti var mıdır?
    15038 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    İslam, fakihler ve mercilerin bakışında hastalık, nazar değmesi ve vesvese gibi sorunları gidermek için muteber ve masumlardan gelen duaları okumak ve yazmak doğru ve onaylanan bir fiildir. Yüce rehberlik makamı dua, dua yazmak ve dualarla kutsanma hakkında sorulan bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: Eğer dualar temiz imamlardan (a.s) nakledilmiş ...
  • Ziyaeret-i aşura’nın metni ve senedi hakkında bir açıklama yapar mısınız?
    10643 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/01/01
    Bu ziyartnanemenin asıl kaynağı iki kitaptır: Birincisi (hicri kamerinin 348. Senesinde vefat eden) Cafer b. Muhammed b. Kuvluviye’i Kumi tarafından kaleme alınan “Kamilu’z - Ziyarat” adındaki kitaptır. Diğeri (hicri kamerinin 385 ve 460. Senelerde yaşayan) Şeyh-i Tusi tarafından kaleme alınan “Misbahu’l - Müçtehit” ...

En Çok Okunanlar