Gelişmiş Arama
Ziyaret
9785
Güncellenme Tarihi: 2009/12/14
Soru Özeti
Tefsir-i bi-Rey ile entelektüelsel bir görüşten (güvenir (müvassak) haber-i vahit) yararlanarak yapılan tefsir arasında fark nedir?
Soru
Tefsir-i bi-Rey (kişisel sanı ve fikir doğrultusunda yapılan tefsir) ile entelektüelsel bir görüşten (güvenir (müvassak) haber-i vahit) yararlanarak yapılan tefsir arasında fark nedir?
Kısa Cevap

Bazı ilimlerin Kur’anla irtibatı öyle bir şekildedir ki onlar olmaksızın Kur’an ayetlerini tefsir ve tahlil etmek imkansızdır. Sarf ilmi, nahiv ilmi, meani, beyan lügat vb. ilimler gibi. Dolayısıyla müfessir olan bir kimse Kur’anın daha iyi anlaşılması için etkili olan ilimlerde uzman olmalıdır. Kur’anı kerimde “am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh” gibi konular söz konusudur. Bunları dakik bir şekilde anlamak Kur’an ayetlerine vakıf olmak gerekmektedir. Mutlaka, am’a veya mensuh’a (nesih edilmiş) göre hüküm verilmesinden sakınmalı. Bu nedenledir ki imamlar (a.s.) Kur’an’ın en iyi müfessirleridir. Zira bütün bunlara kâmil bir şekilde vakıf olan kimseler onlardır. Hatta onlar (a.s.) Kuranın hakikati ve konuşan (kuranı natık) kurandırlar.

Diğer taraftan bilinmelidir ki tefsir-i bi-reyin yasaklanması donuk kalıp hiç düşünmemek anlamında değerlendirilmemelidir. Zira Kur’an’da, tefekkürün yapılmamasının kendisi Allah tarafından mezemmet edilmiştir. Allah u Teâlâ Kur’an’ı kerimde şöyle buyurmuştur: “Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı”.[i] Allah u Teâlâ bu ayeti kerimede müşriklerin delalete ve sapıklığa gitmelerinin nedenini Kuranda düşünüp tedebür etmediklerine bağlıyor. Tefsir-i bi-reyin anlamı şudur: Şahıs masumlar tarafından yapılmış tefsirlere, ayetler bağlamında nakledilen hadislere ve aynı konuyla alakalı olan diğer ayetlere (am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh) teveccüh etmeksizin veya tefsir ilmine (veya tefsir ilmiyle irtibatı olan diğer ilimlere) vakıf olmaksızın sadece kendi zihninde tasarlamış olduğu öncülerle kuran ayetlerini tefsir ve tahlil ederek sadece kendi inançlarını kurana dayatmak için yapılan tefsirdir.

 


[i] Nisa, 82.

 

Ayrıntılı Cevap

İlkin sorunun cevabına varmak için yardımcı olabilecek birkaç noktayı hatırlatacağız:

Bir: Kur’an ayetlerinin çoğu umumun anlaması için nazil olmuştur. Bu nedenle umumun ayetlerin zahirinden anladığı manalar hüccettir aynı nedenden dolay usulcular kuranın zahirlerinden anlaşılan manalar (çelişkilik ve çelişkiliğe neden olmayacak taktirde) hüccet olduğunu söylemişlerdir.[1]

İki: elbette ki kuranı kerimde özel ve has ayetlerde vardır ki onların anlaşılması peygamber ve ilimde derinleşmiş (rasihun) kimselerin uhdesine bırakılmıştır. Onlardan yardım alınmaksızın bu ayetleri anlamak imkânsızdır.

Üç: Kuranı kerimde “am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh” şeklinde ayetler vardır. Onları dakik bir şekilde derk etmek için kuran ayetlerine vakıf ve musallat olmak gerekir ki mutlak, am ve mensuh ayetler esasına göre mana edilmemelidir.

Dört: Bazı ilimler doğrudan Kar’an’ı tefsir etmekle irtibatlı değildir ama öncül olma bakımından irtibatlıdır. Öyle ki onlar olmaksızın kuranın ayetlerini dakik bir şekilde tefsir ve tahlil etmek imkansızdır. Sarf ilmi, nahiv ilmi, maani, beyan, lügat vb. ilimler gibi. Dolayısıyla müfessir Kur’an’ı daha iyi anlamak için etkili olan ilimlere vakıf olması gerekmektedir.

Anlatılan noktaları dikkate alarak sorulan sorunun cevabına geçeceğiz.

Tefsir-i bi-rey ve Düşünmemek: 

Bilinmelidir ki tefsir-i bi-reyin yasaklanması donuk kalıp hiç düşünmemek anlamında değerlendirilmemelidir. Zira Kur’an’da, tefekkürün yapılmamasının kendisi Allah tarafından mezemmet edilmiştir. Allah u Teâlâ Kur’an’ı kerimde şöyle buyurmuştur: “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?”[2] Diğer taraftan da Allah u Teala kuranı kerimden yeni anlamlar istinbat edenleri övmüştür ve bu bağlamda şöyle buyurmaktadır: “içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi”[3] Başka bir ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır. “Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı”.[4] Allah u Teâlâ bu ayeti kerimede müşriklerin delalete ve sapıklığa gitmelerinin nedenini Kuranda düşünüp tedebür etmediklerine bağlıyor. İslam peygamberi “Gadir-i Humda” okuduğu veda hutbesinde insanlara şöyle diyor: “ey insanlar kuranda düşününüz, onda dikkatli olunuz, ayetlerini anlayınız, kuranın müteşabih ayetleri arkasından gitmeyiniz, onun muhkem ayetlerine bakınız”.[5] Bu nedenle kuran ve rivayetler insanları kuranın ayetleri hakkında düşünmeye, tefekkür ve tedebbür etmeye teşvik ve davet ediyor. Şüphesiz yapılacak tefekkür ve tedebbür neticesinde kuran ayetleri hakkında tefsiri ve tahliller ortaya çakacaktır.      

Ama “tefsir-i bi-rey” şeklinde yorumlanan ve İslam dininde mezemmet edilen ve kötülenen tefsir şekli şöyledi: Şahıs masumlar tarafından yapılmış tefsire, ayetler bağlamında nakledilen hadislere ve aynı konuyla alakalı olan diğer ayetlere (am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh) teveccüh etmeksizin veya tefsir ilmine (veya tefsir ilmiyle irtibatı olan diğer ilimlere) vakıf olmaksızın sadece kendi zihninde tasarlamış olduğu öncülerle kuran ayetlerini tefsir ve tahlil ederek sadece kendi inançlarını Kur’an’a dayatmak için yapılan tefsirdir.

Böylece yapılan tefsir İslam dini tarafından kabul görülmemektedir. Her kim ilmi ve bilgisi olmaksızın kuran hakkında bir söz söylerse yeri cehennem olacaktır denilmiştir.[6]

Buna binaen açıklandığı noktaları dikkatle şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Tefsir ilmine ve usul, lügat, nahiv, hadis vb. ilgili ilimlere vakıf olmaksızın gelişi güzel bir şekilde Kur’an’ı tefsir etmeye kalkışan kimse Allahtan fasıla almış ve peygamberin (s.a.a.) ifadesiyle ateşte yerini hazırlamış olacaktır.[7] Ama usullere ve dini ölçülere bina edilmiş olan entelektüelsel tefsir ise “tefsir-i bi-rey” sayılmamaktadır.

Dikkate alınması gereken usullerden bir tanesi masumlardan geride kalan rivayetlere dikkat etmektir. Zira Allah u Teala kuranı mesetmek için tahareti şart koşmuştur.[8] Mes ise zahiri ve batini olmak üzere her iki kısmı kapsıyor. Yani Kur’an’ın zahirini mes etmek için zahiri taharet şart olduğu gibi Kur’an’ın batınını mesetmek; yani Kur’nın derin manalarına varabilmek için de batini taharet şarttır. Taharetin fazla olduğu oranda kuranın hakikatine ulaşmak için de o kadar fazlalaşır. Bu nedenle imamlar (a.s.) pak, masum, günahlardan ari ve kamil taharete sahip oldukları[9] için Kur’an’ın en iyi müfessirleridirler. Belki de onlar Kur’an’ın hakikati ve kunuşan (kuranı natık) kurandırlar.

Netice itibariyle masumlar dışında başka kimseler kuranın gerçek müfessiri olabiliyor bağlamında şunu söylemek gerekir: Kur’an’ın müfessiri olabilmek için evvela: tefsir ilmi ve tefsir ile irtibatlı ilimlere yeterince vakıf olunmalı, Saniyen: Bir ayet hakkında masum olan kimseden nakledilen bir rivayet varsa yapılan tefsirler ona aykırı olmamalı, Salisen; Daha önceden kabul görülmüş öncülerle tefsir edilmemelidir.   

 


[1] Bu bağlamda “tefsir-i efrad-i muhtelif ez kuran” indeksine müracaat ediniz. {HYPERLINK "http://farsi.islamquest.net/Question Arc-hive/5370.ASPX}

[2] “E fe la yetedebberunel kur'ane em ala kulubin akfalüha”, (Muhammed, 24).

[3] “Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız”, (nisa, 83); “Tefsir-i İsna Aşeri”, c. 1, s. 10. 

[4] Nisa, 82.

[5] TABERİSİ,  Ahmet b. Ali “el-İhticac”, Mehşhed-i Mukades, Neşri Murteza, 1403, c. 1, s. 60; “tercüemei ec nesaih”, s. 400.

[6] SADUK, “et-Etevhit”, intişarati camiai müdderisin hevzei ilmiyei kum, 1357, şemsi kameri, s. 91. 

[7] Kuranı bi-rey ile tefsir eden kimse yeri ateş dolu olsun”, RAZİ, Fahruddin Ebu Abdullah Muhammed b. Ömer,”Mefatihu’l-Gayb”, baskı, 3, Beyrut: Daru’l – ihyau’t - turasil - Arabi, 1420, c. 7, s. 148.

[8] “Onu ancak tertemiz kılınmış kimseler mesederler”. (vakia, 79).

[9] (Sadece Allah siz ehli beytten ricsi götürmek ve sizi (ehli beyti tertemiz kılmak ister”, (Ahzap 33).

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ayetullah Hamenei’nin fetvasına göre akşam ve yatsı namazı ne zaman kaza olur?
    12055 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/07/13
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • geçici nikahın aktı için kullanılan lafızlar nelerdir? Şartları ve Hükümleri nasıldır?
    8397 Evlilik Hutbesi 2015/05/03
    Geçici nikâhın aktini okumak için birkaç şart gereklidir: Aktin sıgasını okumak; şöyle ki süreli akitte bayan ve erkek’in rızası tek başına yeterli değildir. Belki bunun yanı sıra akit için okunan has lafızların okunması şarttır. İhtiyati vacip gereğince aktin sıgası sahih Arapça ile ...
  • Alkol veya jelâtin taşıyan çikolata ve ürünleri yemenin hükmü nedir?
    22394 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Belirtilen sorunun şerî cevabını elde etmek için büyük mercilerden (Allah onları korusun) fetva sorduk ve kendilerinin verdiği yanıtları aşağıda aktarıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu: Genel olarak aslında sarhoş edici sıvılar kısmından olduğu belli olmayan alkoller temiz hükmündedir. Bunlarla karışmış olan sıvılardan yararlanmak ...
  • İranlılar, Ömer’in eliyle mi Müslüman olmuştur?
    17688 تاريخ بزرگان 2012/01/18
    Eğer tüm İranlıların Ömer’in hâkimiyeti döneminde Müslüman oluşu kastediliyorsa, bu ihtimal kabul edilir değildir; zira İran Arap ve Müslümanlar tarafından fethedilmeden önce bir grup İranlı diğer ülkelerde bulunuyordu ve onlar İslam’ın doğuşunun ilk yıllarında Müslüman olmuştu. Ama Ömer’in hâkimiyeti döneminde İslam’ın İran’a girmesi ve Müslümanların davranışları nedeniyle bazı İranlıların ...
  • Cumartesi gününde ihtiyaçtan dolayı balık tutan bir şahsın cezası maymun olmak mıdır?
    44811 Tefsir 2012/05/16
    İsrail oğullarının şeklinin değiştirilmesinin salt gelir elde etmek için balık tutmaları olmadığı bilinmelidir; çünkü bu iş günah değildir ve şeklin değişmesi gibi bir neticesi de bulunmamaktadır. İslam’ın mantığında Allah katında bu amel ibadet sayılmaktadır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Ailesinin rızkını sağlamak için çalışan ve çaba gösteren ...
  • Niçin Hz. Mehdi (a.s) gaybet döneminde insanların hidayeti için bir kitap te'lif etmiyor?
    11544 Eski Kelam İlmi 2011/05/23
    Şimdi gaybet döneminde yaşıyoruz; bu dönem genel naiplerin dönemidir. Bu dönemde Şia'nın hidayeti gerekli şartları haiz Şia'nın büyük fakih ve alimlerinin üzerinedir. Ama bu dönemde Hz. Mehdi'nin insanların yararlanmaları için niçin bir kitap telif etmediği konusuna gelince bunun çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin:
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    6185 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...
  • Kur’an kıraatinin batini adabından kasıt nedir?
    9081 Kur’anî İlimler 2012/05/12
    Kur’an’ın İslam Peygamberinin ebedi mucizesi ve yüce Allah’ın kelamı olması itibari ile, İslam’ın başından beri Müslümanlar arasında özel bir saygı ve değere sahiptir. Müslümanlar, Kur’an ayetlerine teveccühle ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) tavsiye ve hadisleri doğrultusunda, hatta bu semavi kitabın kıraatinde bile şu ana kadar eşi görülmemiş bir ...
  • Hangi kaynaklarda hüküm ve yaratıkların hikmeti beyan edilmiştir?
    7257 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Esasen her hikmeti bilmek mümkün değildir; zira Yüce Allah bazı maslahatlar uyarınca birçok konuyu insana bildirmemiştir. Beyan edilenler hususlar da çok geniştir ve onların tümünü elde etmek ve bilmek herkes için müyesser değildir. Bu sebeple ve ömür ve fırsatın sınırlı olmasına binaen en faydalı ...
  • Yok olmak mümkün mü?
    12558 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2009/08/25
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...

En Çok Okunanlar