Gelişmiş Arama
Ziyaret
13332
Güncellenme Tarihi: 2011/12/07
Soru Özeti
Tabari tarihi güvenilebilinen bir tarih olabilir mi?
Soru
Acaba Tabari tarihine güvenilebilinir mi? Örneğin aşağıdaki konu bağlamında Tabari şöyle diyor: İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s.) İran’ın Aleyhine ikinci halife (Ömer) tarafından gerçekleştirilen Savaşa katılmışlardır. Bu nakil doğru olabilir mi? Eğer bu nakil doğru ise neden Hz. Ali (a.s.) kendi çocuklarına bu izni vermiştir? İranlıların günahı ne idi ki öldürüldüler?
Kısa Cevap

1-   Tarihi ya rivayi bir kaynağın itibarı o kaynakta bulunan tüm konuların yüzde yüz doğru ve kesin ve teyit edilmiş anlamında değildir. Taberi tarihi de bu kaideden müstesna değildir. Bunun yanı sıra yukarıdaki haber Şia kaynaklarının hiçbirisinde bulunmamaktadır.

1-   Ravilerden (haberi nakledenler) bazıları bu haberin ravisini yani Ali b. Mücahidi güvenilir kişi olarak kabul etmemişlerdir. Muin’in oğlu Yahya, Daris’in oğlu Yahya ve Hasan-i Hasancani’nin oğlu, Ali Mücahidin oğlu Ali hakkında o yalancı ve haber uyduran bir kimsedir diyorlar.

2-   İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s.) bu savaşa katıldıklarını kabul etsek bile ama ilkin şunu bilmeliyiz ki İmam Ali (a.s.), çocukları ve yaranlarıyla birlikte hâkim olan hükümete muhalif olmaları şu anlama gelmiyor ki camiada gerçekleşen olaylardan bihaber ve camiaya hâkim olan kurallara bağlı kalmamalılar. İkinci olarak da bu haberin doğru olduğunu kabul etsek bile onların diğer kimselerle bu savaşa katılmaları kültürel bir anlam ve yöne sahip olduğu şeklinde yorumlanabilinir. Yani onlarda ordunun diğer erlerinin kenarında savaşan orduyu tadil ediyorlardı. Ordu şehirlere girdiği vakit yersiz yere ve uygunsuz taarruzlarda bulunmalarına engel olurlardı. Kimsenin malına ve canına yersiz yere taarruz etmelerini engellemek için bu savaşa katıldıklarını söyleyebiliriz. Üçüncü olarak tarihin neresinde İran’ın askerleri ve İran’in güçleri bu iki İmamın eliyle katledildiği yazılmıştır ki biz onların hakkını almaya koyulalım?!.

Ayrıntılı Cevap

Bu tarihi meseleyi açıklanması birkaç cihetten dikkat edilmeye ve düşündürmeye şayan zikirdir:

1)   Bildiğiniz gibi Tarihi ya rivayi bir kaynağın itibarı o kaynakta bulunan tüm konuların yüzde yüz doğru ve kesin ve teyit edilmiş anlamında değildir. Taberi tarihi de bu kaideden müstesna değildir. Taberi tarihi muteber olan tarihi kitaplardan olup Ehlisünnetin kaynaklarından bir kaynak kitabıdır. Bu kitapta İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in (a.s.) İran’ın Aleyhine ikinci halife tarafından başlatılan savaşa katıldıkları yazılmıştır. Ama Şia’nın hiçbir kaynak kitabında böyle bir haber nakledilmemiştir. Bu haberin Şia kaynaklarında zikredilmemesi bu konunun Şia âlimleri ve tarihçileri tarafından teyit edilmediğine delalet ediyor.

2)   Muin’in oğlu Yahya, Daris’in oğlu Yahya ve Hasan-i Hasancani’nin oğlu Ali gibi ravilerden (haberi nakledenler) bazıları bu haberin ravisini yani Ali b. Mücahidi güvenilir bir kişi olarak kabul etmemişlerdir. Muin’in oğlu Yahya onun hakkında şöyle diyor: O yalancıdır o haber uyduran bir kimsedir. Darisi’nin oğlu Yahya onun hakkında; o yalancı ve haber uyduran bir kimsedir diyor. Hasan-i Hasancani’nin oğlu Ali şöyle diyor: Eba Cafer-i Cemal yani Mihran’ın oğlu Muhammeden Alinin oğlu Mücahit hakkında sordum? O onun hakkında yalancıdır dedi.[1] Buna binaen böyleli bir şahısın haberi ki rical (raviler) uzmanları tarafından teyit edilmemektedir. O halde ondan nakledilen habere nasıl itimat edilebilinir?

3)   Hz. Hasan ve hz. Hüseyin’in (a.s.) bu savaşa katıldıklarına dair var olan haberin doğru olduğunu kabul etsek bile farklı yönlerden bunun tevcih edilmesi mümkündür: ilkin: Her ne kadar onlar Hz. Ali gibi bir şahsiyetin çocukları ve Hz. Ali’nin kendisi peygamberden sonra şekillenen hükümete muhalif olanların başında geliyordu. Ona göre peygamberden sonra üç halifeden hiçbirisinin hilafeti meşru değildir, Ama bu şu anlama gelmiyor ki o hazretin kendisi, çocukları ve ona taraftar olan kimseler toplumun içinde gerçekleşen olaylardan uzak, onlardan bihaber ve şehre hâkim olan kanunlara aykırı hareket ederlerdi. Bilakis şehir ile alakalı olan işlerde onlarda diğer insanlar gibi hareket ediyorlardı. Hz. Ali’nin çocuklarının bu savaşa veya diğer savaşlara katıldığını kabul etsek bile bu zaviyeden ve bu açıdan değerlendirilmesi gerekir. Bu konu dünyanın her tarafında kabul görülmektedir. Hükümete muhalif olan hiç kimse hükümete muhalif olduğu bahanesiyle hükümetin kanunlarını dinlemiyorum ve toplum bağlamında gerçekleşen olaylardan kendini uzaklaştıramaz.

İkinci olarak: Bu haberin doğru olduğunu kabul edersek onların diğer insanlarla birlikte savaşa katılmaları kültürel bir yönü var olabilir. Yani onlar diğer insanlarla birlikte şehirlere girdiklerinde onlarla birlikte olanların davranışlarını şehirdeki insanların mallarına ve canlarına karşı yersiz yere ve uygun olmayan davranışlarda bulunmalarına engel olurlardı ve savaşçıların gücünü tadil ediyor görevini üstlenmiş olmuş olabilirler. Günümüzde de tüm askeri güçlerin yardım ve kültürel hata itikadi ve inançsal bölümlere sahip oldukları gibi. İmam Ali’nin kendisi de hükümete muhalif olduğu halde hükümeti tadil etmek için halifelere yardımcı oluyor ve öğüt veriyordu. Onun çocukları da bu savaşlarda birer savaşçı değil belki durumları kontrol etme ve onlara yön verme görevini üstlenmiş olabilirler. Üçüncü olarak; hangi tarihte iranın askerlerinin o iki imamın eliyle öldürüldüğü yazılmıştır? Ta onlardan öldürülmüş olan İranlıların hakkını almaya koyulalım düşüncesi bizde şekillenebilsin. O iki İmamın İranlıların aleyhinde gerçekleşen savaşa katıldıklarını yazan bu tarih katabının kendisi bile onların eliyle her hangi birisinin öldürüldüğüne dair hiçbir işaret söz konusu değildir.



[1] El-muzci, “Tehzibul-Kemal”, c. 21, s. 1118-119(el-mektebetu eş-şamile) kitabın hüviyeti yazılmamış.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namazını doğru kılmayan bir kimseye tabi olmak caiz midir?
    7154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/18
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Kaderi bilmek insanların faydasına mıdır yoksa zararına mıdır?
    7096 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Değiştirilebilecek de olan gelecekteki hadiselerin bazıları bazen rüya ve benzeri şartlarda insan için aşikâr olmaktadır. Bu iş sadece Allah’ın isteği üzerine gerçekleşir ve onda bir hikmet bulunur. Ama eğer bir insan amel etmek ve kendini tanımak yerine meraklanarak geleceği bilmeye çalışırsa ve özellikle bu ilgi salt maddî ve dünyevî ...
  • Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) cariye ve kölelere sahip olmaları kölelik sistemini benimsemek değil midir?
    20629 Eski Kelam İlmi 2009/07/04
    Kölelerle evlenme, onlarla mahrem olma, mukatebe (kölelerin özgürlük anlaşması) vs. hükümlerin Kur’an’da gelmesi Peygamber (s.a.a)’in zamanında köleliğin olduğunu ispat etmektedir, ama belirtmek gerekir ki, İslam’ın köleleri azat etmek için çok kapsamlı projeleri vardır. Bu projenin neticesinde bütün köleler zamanla özgürlüklerine kavuşmuşlardırlar. ...
  • Ölüler için Kur’an okumak doğru mudur?
    11014 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Ölüler için Kur’an okumanın müstehap oluşu hakkında iki tür delil öne sürülebilir: Birinci türde genel olarak ölü ve göçmüşlerinizi hatırlayın ve kendi iyi işlerinizden onları faydalandırın diye belirten rivayetler mevcuttur. Çok açık olduğu üzere Kur’an okumak da iyi ve beğenilen işlerdendir. Hz. Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kabirlerde dinlenen ölülerinizi ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8415 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10780 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Hicabı düzgün olamayan kadın ve kızlara bakmak insanın gelecekteki yaşamına ne gibi etkisi olabilir?
    10943 Pratik Ahlak 2011/10/29
    Genel anlamda uygunsuz tesettür ve diğer günahlara karşı kalben rahatsız olmak ve ruhen onlardan nefret etmek kendi başına beğenilen çok iyi bir ruhiyedir. Buluğ ve erginlik çağına ermiş ve özgür iradeye ...
  • Ahlâkın spordaki yeri nedir?
    14904 Pratik Ahlak 2012/02/04
    Kâmil ve evrensel bir din olan İslam, insana her yönden saadetli bir yaşamı temin etmekte, dünya ve ahiret saadetine götürecek bütün yolları göstermektedir. İslam beden sağlığına da önem verdiğinden doğal olarak insan sağlığına faydalı olan sporları onaylamaktadır.Genel ahlâkta söz konusu olupta sporda da ...
  • İslam’ın bakışında nazar değmesi ve vesveseyi etkisiz kılmak için dua yazmanın bir meşruiyeti var mıdır?
    15038 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    İslam, fakihler ve mercilerin bakışında hastalık, nazar değmesi ve vesvese gibi sorunları gidermek için muteber ve masumlardan gelen duaları okumak ve yazmak doğru ve onaylanan bir fiildir. Yüce rehberlik makamı dua, dua yazmak ve dualarla kutsanma hakkında sorulan bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: Eğer dualar temiz imamlardan (a.s) nakledilmiş ...
  • Ziyaeret-i aşura’nın metni ve senedi hakkında bir açıklama yapar mısınız?
    10643 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/01/01
    Bu ziyartnanemenin asıl kaynağı iki kitaptır: Birincisi (hicri kamerinin 348. Senesinde vefat eden) Cafer b. Muhammed b. Kuvluviye’i Kumi tarafından kaleme alınan “Kamilu’z - Ziyarat” adındaki kitaptır. Diğeri (hicri kamerinin 385 ve 460. Senelerde yaşayan) Şeyh-i Tusi tarafından kaleme alınan “Misbahu’l - Müçtehit” ...

En Çok Okunanlar