Gelişmiş Arama
Ziyaret
19593
Güncellenme Tarihi: 2010/09/07
Soru Özeti
Hz. Süleyman (a.s) evladının vefatından sonra hükümranlık istemiştir. İmam Hüseyin (a.s) ise “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” demiştir. Bu nasıl olmaktadır?
Soru
Nakledildiğine göre Hz Süleyman evladının vefat etmesinden sonra bu musibet sıcakken şöyle dua etmiştir: “Ey Rabbim beni bağışla ve bana benden sonra kimseye layık olmayacak bir hükümranlık bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedicisin.” Yani dünyaya yönelik ümitsiz bir tutum sergilemeksizin hükümranlık talebinde bulunmuştur. Ama Kerbela cereyanında sabır ve istikametin örnek ve numunesi sayılan ve aynı zamanda en büyükleri de dâhil olmak üzere peygamberlerden üstün olma makamına sahip olan İmam Hüseyin’in (a.s) Hz. Ali Ekber’in (a.s) cenazesi başında “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” dediğine tanıklık etmekteyiz. Eğer belirtilen ayetteki Kur’an’ın buyruğuna göre Hz. Süleyman’ın (a.s) söz ve davranışı bir faziletse, İmam Hüseyin’in (a.s) bu söz ve davranış çelişkisini nasıl açıklıyorsunuz? Lütfen naklî ve aklî deliller ile cevap veriniz.
Kısa Cevap

Her ne kadar Hz. Süleyman’ın (a.s) bu sözü, onun normal insanlardan çok üstün olan ruhsal azamet ve ilahî sonsuz rahmete yönelik kesin inanış makamını yansıtsa da İmam Hüseyin’in (a.s) özel halleriyle mukayese edilemez. Çünkü bu ayetler şu hususları yansıtmaktadır: 1) Hz. Süleyman (a.s) anlık bir gaflete (elbette terk-i evla anlamında) duçar olmuştur ve evlat kaybetmek bir tür ceza sayılmaktaydı. 2) Kaybettiği evladı eksik uzuvluydu ve doğumunun başında bu yaşanmıştır. Genellikle böyle bir evladı kaybetmek insanın duygularının yaralanmasına neden olmamaktadır. Ama İmam Hüseyin (a.s) belirtilen sözleri şu hallerde beyan etmekteydi: 1) O, Yüce Allah’a yönelik marifet ve aşkın zirvesinde bulunuyordu. 2) Beden, ahlak ve söz olarak son peygambere (s.a.a) en çok benzeyen bir evladı Allah yolunda hediye ediyordu. 3) Gönlü taş olan her kalbi bile değiştirecek yürek parçalayan bir tarzla böyle bir evladı kaybetmekten dolayı ağlamak ve rahatsızlık duymak, evvela çok tabiidir. İkincisi, İmamın varlıksal kuşatıcılığını yansıtmaktadır; mücadelede cesur, kalbi güçlü ve kararlı olması yanı sıra duygu ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Üçüncüsü, bu cümle, İmamın fedakârlığının zirvesini yansıtmaktadır; çünkü elinde olan en değerli şeyi Allah yolunda hediye etmektedir. Bundan dolayı, İmamın sözü ilahî rahmetten ümitsiz ve meyus olmayı yansıtmamakla kalmayıp daha değerli ve kalıcı bir uhrevî hayata yönelik çok yüksek bir ümit ve imanı aksettirmektedir.

Ayrıntılı Cevap

“Sâd” suresi 34 ve 35.[1] ayetlerinin nüzul sebebi hakkında tefsir ve tarih kitaplarında birçok hikâye ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Süleyman’ın (a.s) masumiyet makamını gözeterek onların en makul olanlarını aktarıyoruz[2]: Süleyman, ülkenin idaresinde ve özelikle de düşmanlar ile cihatta kendisine yardım edebilecek kabiliyetli cesur evlatlarının olmasını arzulamaktaydı. Birçok eşe sahip olan Süleyman bir gün şöyle der: Birçok evlada sahip olmak ve onların hedeflerimde bana yardımcı olması için ben eşlerimle yatmaktayım. Burada her durumda insanın Allah’a dayandığının göstergesi olan “inşallah” cümlesini söylemekten gaflet etmesi nedeniyle, o zaman eksik uzuvlu ve cansız bir ceset gibi olan bir çocuk dışında eşlerinden hiçbir çocuk doğmaz. Onu getirip sandalyesinin üzerine koyarlar. Süleyman derin düşüncelere dalar ve bir anlık Allah’tan gaflet ettiğinden ve kendi gücüne dayandığından dolayı üzülür. Tövbe eder ve Allah’ın dergâhına geri döner.[3] Bu ayetler şu hususları yansıtmaktadır: 1) Hz. Süleyman (a.s) (terk-i evla anlamında) anlık bir gaflete duçar olmuştur ve evlat kaybetmek bir tür ceza sayılmaktaydı. 2) Kaybettiği evladı eksik uzuvluydu ve doğumunun başında bu yaşanmıştır. Genellikle böyle bir evladı kaybetmek insanın duygularının yaralanmasına neden olmamaktadır. Ama İmam Hüseyin (a.s) belirtilen sözleri şu hallerde beyan etmekteydi: 1) O, Yüce Allah’a yönelik marifet ve aşkın zirvesinde bulunuyordu. 2) Beden, ahlak ve söz olarak son peygambere (s.a.a) en çok benzeyen bir evladı Allah yolunda hediye ediyordu. Zamanın imamına feda olan bu fert savaş meydanına hareket esnasında şöyle diyordu: Ben Ali b. Hüseyin b. Ali’yim. Ben atası peygamber olan bir gruptanım. Allah’a yemin olsun ki zina zadenin oğlu bize hükümran olmayacaktır. Ben ucu eğrilinceye kadar bu mızrakla sizi vuracağım. Kılıcımla sizi vuracak ve babamı koruyacağım. Bir Alevî ve Haşimî genç gibi sizle savaşacağım.[4] Taş olan her kalbi bile değiştirebilecek yürek parçalayan bir tarzla böyle bir evladı kaybetmekten dolayı ağlamak ve rahatsızlık duymak, evvela çok tabiidir. İkincisi, İmamın varlıksal kuşatıcılığını yansıtmaktadır; mücadelede cesur, kalbi güçlü ve kararlı olması yanı sıra duygu ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Çünkü imam insana ait kemallerin kaynağıdır. Şefkat ve sevgi de bu kemallerden sayılmaktadır. Nitekim son peygamber (s.a.a) evladı İbrahim’i kaybetme esnasında ağlamış ve ağlamanın nedeni hakkında sorulduğunda da bu ağlama değildir, merhamettir ve merhamet etmeyen kimseye merhamet edilmez diye buyurmuştur.[5] Fatıma Zehra (a.s) da son peygamber (s.a.a) olan babasının kabri başında içi yanarak şöyle buyurmuştur: Ey baba! Sen gittin ve senin gitmenle dünya aydınlıklarını bizden aldı, nimet ve hoşnutluğu bizden esirgedi. Dünya senin güzellik ve cemalinle aydındı. Ama şimdi onun açık günü siyah olmuş ve her şeyi çok karanlık geceleri haber vermektedir.[6] Üçüncüsü, İmamın Ali Ekber’in yaralı ve cansız bedeni başında “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” diye söylediği bu söz, Ali Ekber’in İmamın yanındaki azametli yerini göstermektedir; İmam için onun varlığı kendi hayatına denk bir derecedeydi. Dördüncüsü, İmamın fedakârlığının zirvesini yansıtmaktadır; çünkü elinde olan en değerli şeyi Allah yolunda hediye etmektedir. Bütün bunlar bir tarafa, kendi ve evlatları esenliğin zirvesindeyken Allah’ın hoşnut olması için onların tümünden vazgeçen biri mi Allah’ın rahmetine daha ümitlidir yoksa eksik uzuvlu bir evladını kaybeden ve o halde Allah’tan dünya saltanatı isteyen biri mi? Her ne kadar Hz. Süleyman’ın (a.s) bu sözü, onun normal insanlardan çok üstün olan ruhsal azamet ve ilahî sonsuz rahmete yönelik kesin inanış makamını yansıtsa da İmam Hüseyin’in (a.s) özel halleriyle mukayese edilemez. Bundan dolayı, İmamın sözü ilahî rahmetten ümitsiz ve meyus olmayı yansıtmamakla beraber daha değerli ve kalıcı bir uhrevî hayata yönelik çok yüksek bir ümit ve imanı aksettirmektedir. Artı, İmamın bu cümlesi, o asır ve zamanın kaotik durumunu yansıtmaktadır. Nitekim İmam Hüseyin’in (a.s) diğer yerlerdeki sözleri onun dünya hayatından bıkma nedenini belirgin kılmaktadır. Kerbela’ya doğru yol alırken şöyle buyurmuştur: Gerçekten dünya çehresini değiştirmiş ve tanınmaz hale gelmiştir. Onun iyiliği yok olma halindedir. İyilikten kâse altında kalmış bir ıslaklık ve hastalık üreten ve hasiyetsiz ottan başka bir şeyin bitmediği otlak misali vebal getirici bir hayat dışında bir şey kalmamıştır. Hakka göre amel edilmediğini ve batıldan el çekmediklerini görmüyor musunuz? Öyle ki müminin ölümü ve Allah’la buluşmayı arzulamaya hakkı vardır… İnsanlar dünyaya tapmakta ve din onların dillerinden öteye gitmemektedir…[7] Başka sözlerinde de defalarca, dünya hayatından bıkmasını ilahî insanlara yönelik yapılan saygısızlık ve onların şahadete ulaşması nedenine bağlamaktadır. İmam Zeynülabidin (a.s) şöyle buyurmaktadır: Konakladığımız ve kalktığımız her evde babam Yahya b. Zekeriya’nın (a.s) şahadetinden söz etmekte ve bu cümleden olmak üzere şöyle buyurmaktaydı: Yüce Allah’ın nezdinde dünyanın alçaklığının nedenlerinden biri de Yahya’nın temiz başını kesip hediye olarak İsrail oğullarından zina ehli bir kadına götürmeleridir.[8] Aynı şekilde İmam Hüseyin (a.s) Ali Ekber’in şahadetinde şöyle buyurmuştur: Bunlar ne kadar Hak Teâlâ’nın zatı ve son peygambere (s.a.a) cürette bulundular ve son peygambere (s.a.a) saygısızlık yaptılar.[9]



[1] “Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi. Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.” Sâd, 34-35.

[2] Bu iki ayetin tefsiri ve Süleyman’ın (a.s) terk-i evlada bulunması hakkında ve de Hz. Süleyman’ın (a.s) kendine has bir saltanat talep etmesi ile ilgili olarak şu kaynaklara müracaat ediniz: el-Mizan (Arapça), c. 17, s. 204; Tefsir-i Numune, c. 19, s. 287; Rah ve Rahnema Şinasi, s. 174, Üstat Misbah Yezdi.

[3] Tefsir-i Numune, c. 19, s. 281.

[4] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 43.

[5] Vesailu’ş-Şia, c. 2, Ebvab-ı Defn, bap. 17, s. 922, rivayet. 8.

[6] Biharu’l-Envar, c. 43, s. 174-180.

[7] Tuhafu’l-Ukul, Sohenan-ı Kutah-ı İmam Hüseyin (a.s), s. 427.

[8] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 299; Gencine-i Rivayat-ı Nur CD., Porseşha ve Pasohhay-ı Danuşcuy-i, şımare 13, Nehad-ı Nemayendegi Mekam-ı Muazzam-ı Rehberi Der Danışgahha, Merkez-ı Ferhengi, İdare-i Müşavere ve Pasoh.

[9] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 44.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar