Gelişmiş Arama
Ziyaret
19509
Güncellenme Tarihi: 2010/09/07
Soru Özeti
Hz. Süleyman (a.s) evladının vefatından sonra hükümranlık istemiştir. İmam Hüseyin (a.s) ise “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” demiştir. Bu nasıl olmaktadır?
Soru
Nakledildiğine göre Hz Süleyman evladının vefat etmesinden sonra bu musibet sıcakken şöyle dua etmiştir: “Ey Rabbim beni bağışla ve bana benden sonra kimseye layık olmayacak bir hükümranlık bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedicisin.” Yani dünyaya yönelik ümitsiz bir tutum sergilemeksizin hükümranlık talebinde bulunmuştur. Ama Kerbela cereyanında sabır ve istikametin örnek ve numunesi sayılan ve aynı zamanda en büyükleri de dâhil olmak üzere peygamberlerden üstün olma makamına sahip olan İmam Hüseyin’in (a.s) Hz. Ali Ekber’in (a.s) cenazesi başında “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” dediğine tanıklık etmekteyiz. Eğer belirtilen ayetteki Kur’an’ın buyruğuna göre Hz. Süleyman’ın (a.s) söz ve davranışı bir faziletse, İmam Hüseyin’in (a.s) bu söz ve davranış çelişkisini nasıl açıklıyorsunuz? Lütfen naklî ve aklî deliller ile cevap veriniz.
Kısa Cevap

Her ne kadar Hz. Süleyman’ın (a.s) bu sözü, onun normal insanlardan çok üstün olan ruhsal azamet ve ilahî sonsuz rahmete yönelik kesin inanış makamını yansıtsa da İmam Hüseyin’in (a.s) özel halleriyle mukayese edilemez. Çünkü bu ayetler şu hususları yansıtmaktadır: 1) Hz. Süleyman (a.s) anlık bir gaflete (elbette terk-i evla anlamında) duçar olmuştur ve evlat kaybetmek bir tür ceza sayılmaktaydı. 2) Kaybettiği evladı eksik uzuvluydu ve doğumunun başında bu yaşanmıştır. Genellikle böyle bir evladı kaybetmek insanın duygularının yaralanmasına neden olmamaktadır. Ama İmam Hüseyin (a.s) belirtilen sözleri şu hallerde beyan etmekteydi: 1) O, Yüce Allah’a yönelik marifet ve aşkın zirvesinde bulunuyordu. 2) Beden, ahlak ve söz olarak son peygambere (s.a.a) en çok benzeyen bir evladı Allah yolunda hediye ediyordu. 3) Gönlü taş olan her kalbi bile değiştirecek yürek parçalayan bir tarzla böyle bir evladı kaybetmekten dolayı ağlamak ve rahatsızlık duymak, evvela çok tabiidir. İkincisi, İmamın varlıksal kuşatıcılığını yansıtmaktadır; mücadelede cesur, kalbi güçlü ve kararlı olması yanı sıra duygu ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Üçüncüsü, bu cümle, İmamın fedakârlığının zirvesini yansıtmaktadır; çünkü elinde olan en değerli şeyi Allah yolunda hediye etmektedir. Bundan dolayı, İmamın sözü ilahî rahmetten ümitsiz ve meyus olmayı yansıtmamakla kalmayıp daha değerli ve kalıcı bir uhrevî hayata yönelik çok yüksek bir ümit ve imanı aksettirmektedir.

Ayrıntılı Cevap

“Sâd” suresi 34 ve 35.[1] ayetlerinin nüzul sebebi hakkında tefsir ve tarih kitaplarında birçok hikâye ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Süleyman’ın (a.s) masumiyet makamını gözeterek onların en makul olanlarını aktarıyoruz[2]: Süleyman, ülkenin idaresinde ve özelikle de düşmanlar ile cihatta kendisine yardım edebilecek kabiliyetli cesur evlatlarının olmasını arzulamaktaydı. Birçok eşe sahip olan Süleyman bir gün şöyle der: Birçok evlada sahip olmak ve onların hedeflerimde bana yardımcı olması için ben eşlerimle yatmaktayım. Burada her durumda insanın Allah’a dayandığının göstergesi olan “inşallah” cümlesini söylemekten gaflet etmesi nedeniyle, o zaman eksik uzuvlu ve cansız bir ceset gibi olan bir çocuk dışında eşlerinden hiçbir çocuk doğmaz. Onu getirip sandalyesinin üzerine koyarlar. Süleyman derin düşüncelere dalar ve bir anlık Allah’tan gaflet ettiğinden ve kendi gücüne dayandığından dolayı üzülür. Tövbe eder ve Allah’ın dergâhına geri döner.[3] Bu ayetler şu hususları yansıtmaktadır: 1) Hz. Süleyman (a.s) (terk-i evla anlamında) anlık bir gaflete duçar olmuştur ve evlat kaybetmek bir tür ceza sayılmaktaydı. 2) Kaybettiği evladı eksik uzuvluydu ve doğumunun başında bu yaşanmıştır. Genellikle böyle bir evladı kaybetmek insanın duygularının yaralanmasına neden olmamaktadır. Ama İmam Hüseyin (a.s) belirtilen sözleri şu hallerde beyan etmekteydi: 1) O, Yüce Allah’a yönelik marifet ve aşkın zirvesinde bulunuyordu. 2) Beden, ahlak ve söz olarak son peygambere (s.a.a) en çok benzeyen bir evladı Allah yolunda hediye ediyordu. Zamanın imamına feda olan bu fert savaş meydanına hareket esnasında şöyle diyordu: Ben Ali b. Hüseyin b. Ali’yim. Ben atası peygamber olan bir gruptanım. Allah’a yemin olsun ki zina zadenin oğlu bize hükümran olmayacaktır. Ben ucu eğrilinceye kadar bu mızrakla sizi vuracağım. Kılıcımla sizi vuracak ve babamı koruyacağım. Bir Alevî ve Haşimî genç gibi sizle savaşacağım.[4] Taş olan her kalbi bile değiştirebilecek yürek parçalayan bir tarzla böyle bir evladı kaybetmekten dolayı ağlamak ve rahatsızlık duymak, evvela çok tabiidir. İkincisi, İmamın varlıksal kuşatıcılığını yansıtmaktadır; mücadelede cesur, kalbi güçlü ve kararlı olması yanı sıra duygu ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Çünkü imam insana ait kemallerin kaynağıdır. Şefkat ve sevgi de bu kemallerden sayılmaktadır. Nitekim son peygamber (s.a.a) evladı İbrahim’i kaybetme esnasında ağlamış ve ağlamanın nedeni hakkında sorulduğunda da bu ağlama değildir, merhamettir ve merhamet etmeyen kimseye merhamet edilmez diye buyurmuştur.[5] Fatıma Zehra (a.s) da son peygamber (s.a.a) olan babasının kabri başında içi yanarak şöyle buyurmuştur: Ey baba! Sen gittin ve senin gitmenle dünya aydınlıklarını bizden aldı, nimet ve hoşnutluğu bizden esirgedi. Dünya senin güzellik ve cemalinle aydındı. Ama şimdi onun açık günü siyah olmuş ve her şeyi çok karanlık geceleri haber vermektedir.[6] Üçüncüsü, İmamın Ali Ekber’in yaralı ve cansız bedeni başında “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” diye söylediği bu söz, Ali Ekber’in İmamın yanındaki azametli yerini göstermektedir; İmam için onun varlığı kendi hayatına denk bir derecedeydi. Dördüncüsü, İmamın fedakârlığının zirvesini yansıtmaktadır; çünkü elinde olan en değerli şeyi Allah yolunda hediye etmektedir. Bütün bunlar bir tarafa, kendi ve evlatları esenliğin zirvesindeyken Allah’ın hoşnut olması için onların tümünden vazgeçen biri mi Allah’ın rahmetine daha ümitlidir yoksa eksik uzuvlu bir evladını kaybeden ve o halde Allah’tan dünya saltanatı isteyen biri mi? Her ne kadar Hz. Süleyman’ın (a.s) bu sözü, onun normal insanlardan çok üstün olan ruhsal azamet ve ilahî sonsuz rahmete yönelik kesin inanış makamını yansıtsa da İmam Hüseyin’in (a.s) özel halleriyle mukayese edilemez. Bundan dolayı, İmamın sözü ilahî rahmetten ümitsiz ve meyus olmayı yansıtmamakla beraber daha değerli ve kalıcı bir uhrevî hayata yönelik çok yüksek bir ümit ve imanı aksettirmektedir. Artı, İmamın bu cümlesi, o asır ve zamanın kaotik durumunu yansıtmaktadır. Nitekim İmam Hüseyin’in (a.s) diğer yerlerdeki sözleri onun dünya hayatından bıkma nedenini belirgin kılmaktadır. Kerbela’ya doğru yol alırken şöyle buyurmuştur: Gerçekten dünya çehresini değiştirmiş ve tanınmaz hale gelmiştir. Onun iyiliği yok olma halindedir. İyilikten kâse altında kalmış bir ıslaklık ve hastalık üreten ve hasiyetsiz ottan başka bir şeyin bitmediği otlak misali vebal getirici bir hayat dışında bir şey kalmamıştır. Hakka göre amel edilmediğini ve batıldan el çekmediklerini görmüyor musunuz? Öyle ki müminin ölümü ve Allah’la buluşmayı arzulamaya hakkı vardır… İnsanlar dünyaya tapmakta ve din onların dillerinden öteye gitmemektedir…[7] Başka sözlerinde de defalarca, dünya hayatından bıkmasını ilahî insanlara yönelik yapılan saygısızlık ve onların şahadete ulaşması nedenine bağlamaktadır. İmam Zeynülabidin (a.s) şöyle buyurmaktadır: Konakladığımız ve kalktığımız her evde babam Yahya b. Zekeriya’nın (a.s) şahadetinden söz etmekte ve bu cümleden olmak üzere şöyle buyurmaktaydı: Yüce Allah’ın nezdinde dünyanın alçaklığının nedenlerinden biri de Yahya’nın temiz başını kesip hediye olarak İsrail oğullarından zina ehli bir kadına götürmeleridir.[8] Aynı şekilde İmam Hüseyin (a.s) Ali Ekber’in şahadetinde şöyle buyurmuştur: Bunlar ne kadar Hak Teâlâ’nın zatı ve son peygambere (s.a.a) cürette bulundular ve son peygambere (s.a.a) saygısızlık yaptılar.[9]



[1]Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi. Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.” Sâd, 34-35.

[2] Bu iki ayetin tefsiri ve Süleyman’ın (a.s) terk-i evlada bulunması hakkında ve de Hz. Süleyman’ın (a.s) kendine has bir saltanat talep etmesi ile ilgili olarak şu kaynaklara müracaat ediniz: el-Mizan (Arapça), c. 17, s. 204; Tefsir-i Numune, c. 19, s. 287; Rah ve Rahnema Şinasi, s. 174, Üstat Misbah Yezdi.

[3] Tefsir-i Numune, c. 19, s. 281.

[4] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 43.

[5] Vesailu’ş-Şia, c. 2, Ebvab-ı Defn, bap. 17, s. 922, rivayet. 8.

[6] Biharu’l-Envar, c. 43, s. 174-180.

[7] Tuhafu’l-Ukul, Sohenan-ı Kutah-ı İmam Hüseyin (a.s), s. 427.

[8] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 299; Gencine-i Rivayat-ı Nur CD., Porseşha ve Pasohhay-ı Danuşcuy-i, şımare 13, Nehad-ı Nemayendegi Mekam-ı Muazzam-ı Rehberi Der Danışgahha, Merkez-ı Ferhengi, İdare-i Müşavere ve Pasoh.

[9] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 44.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Sehl bin Sa’d Saidi kimdi?
    9210 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Sehl bin Sa’d Ensari Saidi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) tanınmış sahabelerinden olup Peygamberimiz vefat ettiği zaman 15 yaşındaydı. Onun asıl adı ‘Hazn’ idi, ama Peygamber (s.a.a) adını ‘Sehl’ diye değişti. Künyesi ‘Ebu’l Abbas’ idi. Uzun bir ömür sürdü. Medine’de ölen son sahabe olduğu söylenmektedir. Kimisi hicri 88 yılında, kimisi ...
  • Her yarım saatte tuvalet ihtiyacı olan ve tekerlekli sandalyeyle amellerini yapmak zorunda olan hastanın temettü haccındaki vazifesi nedir?
    12299 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/09/22
    Haccın şartlarından birisi beden gücünün yerinde olmasıdır. Yani, hacca gitmek ve amelleri çok zorluk ve meşakkat olmadan yerine getirmek için yeterli güce sahip olmak gerekmektedir. Hac kocanız için zor ve meşakkati olur ve bu  dayanılmaz bir hal alırsa aslında hac ona farz değildir. Ancak bu hastalığa yakalanmadan ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    124281 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9163 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • Kuran’ı Kerim’de zikredilen Hz. Musa (a.s)’ın dokuz mucizesi nedir?
    3580 پیامبران و کتابهای آسمانی 2020/01/19
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17282 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8829 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Arkadaşlıkta yaş, bedensel ölçüler vb. gibi fiziksel uyumluluk gerekli midir?
    9684 محبت و دوستی 2012/05/30
    Her ne kadar toplumda insanı töhmet altında bırakacak kimselerle arkadaşlık yapmak gibi bazı maddi ve fiziki özelliklere riayet etmek gerekse de İslamın arkadaşlık için başlangıçta önemsediği şey maddi özellikleri değil, maneviyattır. İmanlı olmak, maddi ve manevi ihtiyaçları karşılamak vb. şeyler maneviyatın özelliklerdendir. ...
  • Kur’an-ı Kerim’in Tahrif edilmediğinin delilleri nedir?
    23981 Eski Kelam İlmi 2009/08/20
    Tahrif genel anlamda Kur’an’ın lafız ve manalarında her türlü değiştirme, artırıp eksiltmeye denir.Araştırmacılar Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair çeşitli deliller zikretmişlerdir. Biz bu delillerden bazılarına burada işaret edeceğiz:1- Kur’an nüzul zamanından ...
  • Asabı bir insanın sinirinin rahatlaması için rivayetlerde neler tavsiye edilmiştir?
    19955 Pratik Ahlak 2011/08/15
     Asabını kontrol eden ve öfkesini yenen bir kimsenin bu özelliği ayet ve hadislerde kazmu'l-gayz olarak ifade edilir. Yüce Allah kazmu'l-gayz ve affı değerli ve zahit insanların en önemli özelliklerinden sayarak şöyle buyuruyor: "Onlar ki, (müminler) kolaylık ve zorlukta mallarını Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. ...

En Çok Okunanlar