Gelişmiş Arama
Ziyaret
27256
Güncellenme Tarihi: 2014/05/18
Soru Özeti
Maliki Eşter'in oğlu İbrahim Eşter nerede ve nasıl öldü? Muhtar'ın şehadetinden sonra durumu ne oldu?
Soru
Maliki Eşter'in oğlu İbrahim Eşter nerede ve nasıl öldü? Muhtar'ın şehadetinden sonra durumu ne oldu?
Kısa Cevap
İbrahim b. Eşter Ehlibeytin sahabe ve dostlarından idi. O, kendi taifesinde önemli bir yere sahipti ve kendisinden cesur, çalışkan ve fasih bir şair olarak söz edilmiştir. Siffin savaşında babası Malik ile birlikte müminlerin önderi Hz. Ali’nin (a.s) ordusunda yer almış ve Muhtar’ın kıyamında onun ordusunun komutanlarından olmuştur. Muhtar’ın yönetiminin sona ermesinin ardından kendisi Musul bölgesinin tartışmasız yöneticisi olmuş ve Muhtar’ın ölmesinden sonra Emevi yöneticisi Abdul-Malik b. Mervan ile mücadeleyi sürdürmek için Mus’ab b. Zübeyr’in ordusuna katılmıştır.
 
Ayrıntılı Cevap
İbrahim b. Malik b. Haris Eşter Nehai hicri-kameri 71 yılında Abdul-Melik b. Mervan karşısında Mus’ab b. Zübeyr’in yanında savaşırken öldü[1] ve kendisinin kabri Samerra’nın yakınlarında yer almaktadır ki bu kabir üzerine bir kubbe de yapılmıştır. İbrahim b. Malik, Mazhaç taifesinden olan Yemen’deki Nehay kabilesine mensuptur.[2] İbrahim Eşter savaşçı, cesur, gözü pek, savaşta atılgan, çalışkan, fasih bir şair ve Ehlibeytin dostlarındandı. Nitekim babası da bu sıfatlar ile başkalarından farklılık göstermiştir.[3] 
İbrahim’in babası Malik ile Sıffin savaşında İmam Ali’nin (a.s) ordusunda yer alması:
Maliki Eşter, Amr b. As ile mücadeleye girişti ve ona bir mızrak attı ama bu mızrak hedefine isabet etmedi. Bu esnada Yehsup kabilesinden bir genç meydan okuyarak Amr'ın yardımına geldi. Malik oğlu İbrahimi çağırdı ve ona bayrağı al ve bu gence karşı koy dedi. Böylece iki genç karşı karşıya geldi. İbrahim’de bu gencin karşısına çıktı ve meydan okudu. Sonra bir hamleyle onu öldürdü. Bu esnada Mervan, Amr b. As’ı yerdi.[4]
İbrahim b. Eşter ve onun Muhtar ile birlikteliği
İbrahim’in girişimleri Muhtar’ın ilerlemesini sağladı ve Muhtar’ın kıyamının birçok başarıyı elde etmesine neden oldu. Nehrhazır savaşı bu cesur komutanın komutanlık kabiliyetlerinin ortaya çıktığı en açık yerdir. Bu savaşta sayısı Abdullah b. Ziyad’ın komutasındaki Şam ordusundan çok az olan Irak ordusu, Şam ordusunu yendi ve İbn. Ziyad, İbrahim ile giriştiği ikili çatışmada öldürüldü.[5] İbrahim savaş işlerini tamamladıktan sonra Musul’un valisi olarak oraya yerleşti.[6] İbrahim, Muhtar’ın emriyle tam bir yetki ile bölgeyi yönetiyordu. Muhtar, Mus’ab ile savaştığı zaman İbrahim kendi memuriyet yerinde vazifesini icra etmekteydi. Muhtar’ın ondan yardım istediği ve onun da görevi yerine getirme ve Muhtar’a yardım etme noktasında gevşeklik gösterdiğine dair muteber bir senet bulunmamaktadır. Muhtar, Mus’ab ile yapılan savaşın komutanlığını cesur ve Ehlibeyti seven bir şahıs olan Ahmer b. Şamit’e[7] verdi ve bu savaşın komutanlığını üstlenmesi için İbrahim’den bir şey istemedi. Bu, Musul bölgesinin hassas ve önemli olmasından dolayı kaynaklanmış olabilir. Belki de bu önemli savaşın komutanlığını İbrahim’e vermemek Muhtar’ın bir hatası idi.[8] Bizim bilmediğimiz başka nedenlerin olması da muhtemeldir. Hiçbiri ahdini bozmadı, ortada herhangi bir ahit ve anlaşma bulunmamaktaydı ve her ikisinden de tarihte azametle söz edilmiştir. Her ne kadar İbrahim’in Muhtar’a biat etmesinde İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinden intikam almak rol almış olsa da İbrahim emirlik talebinde de bulunmuştu. Muhtar’dan sonra İbrahim’in Muhtar’ın katili Mus’ab’a biat etmesinin sebebi belki de buydu. İbn. Esir bu hususta şöyle yazmaktadır: Muhtar kıyam ve savaşa hazır hale gelince onun bazı yarenleri şöyle dedi: Kufe’nin eşraf ve önde gelenleri savaşımız ve İbn. Muti’inin tabiiyeti hususunda görüş birliği içindedir. Eğer İbrahim b. Eşter bizim çağrımıza icabet ederse, düşman karşısında güç ve potansiyelimizin artacağını ümit ederiz; zira o delikanlı, reis, değerli bir şahsın evladı ve sayıca çok ve bireyleri saygın olan bir kabileye mensuptur. Bunun üzerine Muhtar onlara şöyle dedi: Onu davet edin. Onlar da Şa’bi ile birlikte İbrahim’in yanına gittiler, onu kendi kararlarından haberdar kıldılar, ondan yardım istediler ve babasının İmam Ali (a.s) ile olan ilişkisini hatırlattılar. Malik Eşter, İmam Ali (a.s) ve ailesinin taraftarı ve dostu idi. İbrahim, Muhtar’ın çağrısını emir olması şartıyla kabul edeceğini söyledi. Ama onlar her ne kadar sen bu işe layık olsan da bu iş olamaz; zira Muhtar, Muhammed b. Henefiye tarafından görevlendirilmiştir ve bize ona itaat etmemiz emredilmiştir diye söylediler. İbrahim sustu ve onlara cevap vermedi. Bu diyaloğun haberi Muhtara iletildi ve üç gün sonra aralarında Şa’bi ve babasının da bulunduğu bir grup İbrahim’in yanına geldi. İbrahim onları ağırladı ve Muhtar, Muhammed b. Hanifiye’nin mektubunu okudu. Bu mektupta İbrahim’den Muhtar’a yardım etmesi, Muhtar’ın kendi tarafından vezir olarak atandığı ve başkanlık ve ordu komutanlığının da onun için olduğu belirtilmişti. İbrahim mektubun okunmasından sonra şöyle dedi: İbn. Hanifiye bundan önce bana mektup yazardı ve mektubunda sadece kendi ve babasının adını ve benim ve babamın adını yazardı. Bunun üzerine Muhtar şöyle dedi: O zaman geçti ve şimdi başka bir zamandır. İbrahim bu mektubun onun olduğunu kim bilmektedir diye söyledi. Orada bulunan topluluk mektubun Muhammed b. Hanefiye’nin olduğuna tanıklık etti.[9] İbn. Esir devamında Muhtar’ın kıyamındaki hadiseleri ve İbn. Ziyad öldürülünceye dek İbrahim’in onun başarısındaki rolünü aktarmaktadır.[10]
İbrahim Eşter’in Mus’ab b. Zübeyir’e biat etmesi ve ona vefadarlığı
Muhtar’ın şehadetinden sonra bir taraftan Mus’ab b. Zübeyir ve öte taraftan ise Abdulmelik Mervan İbrahim’e göz dikti ve etkili bir yönetici olan İbrahim’i kendilerine çekmeye çalıştılar. Bu yüzden Mus’ab, İbrahim’e bir mektup yolladı ve ona İbn. Zübeyir’in yönetimini kabul etmesi halinde Irak’ın kuzey bölgelerinin emirliğini vereceğini yazdı. Benzer bir mektup da Şam’daki Emevi halifesi Abdulmelik Mervan tarafından İbrahim’e gönderildi. İbrahim bu hususta yaren ve danışmanlarıyla müşavere etti. Sonunda Mus’ab b. Zübeyir ile olmaya karar verdi. Sonra Mus’ab’a bir mektup yazdı ve bir grup yareniyle birlikte kendi yönetiminin merkezi olan Musul yahut Nusaybin’den hareket edip Kufe’ye geldi ve Mus’ab ile görüştü.[11] Tarihçiler şöyle yazmaktadır: Abdullah b. Zübeyir ile işini sağlama aldıktan ve Şam dışında tüm bölgeler ona teslim olduktan sonra Abdulmelik b. Mervan kardeşlerini ve kendi ailesinin büyüklerini toplayıp onlara şöyle dedi: Mus’ab b. Zübeyir Muhtar’ı öldürdü ve Irak bölgesi ve diğer yerler ona teslim olmuştur. Sizler evlerinizdeyken size saldırmayacağına dair bir güvence bulunmamaktadır ve evinde savaşılan bir kavim zillet ve esarete mahkûmdur. Sizin görüşünüz nedir? Bişr b. Mervan şöyle dedi: Ben kendi etrafını toplamanı, askerlerini hazırlamanı, buradan uzak olan kimseleri geri çağırmanı, Mus’ab’a doğru hareket etmeni ve süvari ve piyadeleri ardı ardınca harekete geçirmeni tavsiye ediyorum. Başarı Allah’tandır. Diğerleri de bu görüş doğrudur ve bununla amel et zira biz güçlüyüz ve kıyam edeceğiz diye söylediler. Abdulmelik elçilerini etrafa yolladı ve tüm askerleri kendi yanında topladı. Şam’ın tüm askerleri onun yanına geldi, o büyük bir orduyla hareket etti ve hiçbir yerde duraklamadı. Bu esnada Abdulmelik, Mus’ab’ın ordusunun komutanları ve önde gelen yarenlerine mektup yazarak kendilerinin gönlünü aldı, kendisine itaat etmelerini ve onlara birtakım mallar vereceğini önerdi. İbrahim b. Eşter için de bir mektup yazdı ve İbrahim mektubu açmadan onu Mus’ab’a getirerek ey emir bu fasık Abdulmelik’in mektubudur diye söyledi. Mus’ab neden onu okumadın diye sordu. İbrahim sen bu mektubu okumayıncaya dek ben bu mektubun mührünü açmam ve onu okumam diye söyledi. Bunun üzerine Mus’ab mektubu açtı ve mektupta şöyle yazılıydı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’ın kulu Abdulmelik’ten İbrahim b. Eşter’e: Şüphesiz senin benim emrim altına girmemen sadece yakınmayı gerektirir. Şimdi bil ki Fırat ve suladığı her bölge senin ve senin kavminden sana itaat eden yanındakilerinin olacaktır. Yanıma gel vesselam.  Mus’ab şöyle dedi: Ey Ebu Numan seni bu öneriyi kabul etmekten men eden şey nedir? İbrahim şöyle dedi: Eğer doğu ve batı arasındaki her şeyi bana verse de ben asla Safiye[12] evlatlarının karşısında Ümeyye oğullarına yardım etmem. Mus’ab, Ey ebu Numan Rabbin seni iyi ödüllendirsin diye söyledi. İbrahim şöyle dedi: Ey emir hiç şüphem yok ki Abdulmelik senin yarenlerinin önde gelenleri için de böyle bir mektup yazmış ve onlar da kendisine eğilim kaydetmişlerdir. Bana savaştan dönene kadar onları hapse atmam için izin ver. Eğer galip gelirsen onları serbest bırakarak aşiretlerine minnet edersin ve eğer galip olmazsan tedbir ve ihtiyat üzere davranmış olursun. Mus’ab şöyle dedi: Böyle bir durumda onlar müminlerin önderinin yanında bana düşmanlık gösterirler diye söyledi. İbrahim şöyle dedi: Ey emir Allah’a yemin olsun ki böyle bir durumda ve o gün geldiğinde senin için artık müminlerin önderi diye bir şey kalmayacaktır. Ölümden başka bir şey yoktur ve kahraman olarak öl.  Mus’ab şöyle dedi: Ey ebu Numan benim ve senin dışında kimse kalmadı ve artık ölüme teşebbüs etmeliyiz. İbrahim Allah’a yemin ederim ki ben böyle yapacağım.  Onlar Dircaslik bölgesine vardıklarında geceyi orda geçirdiler ve sabah olunca İbrahim b. Eşter ittiham ettiği tüm kimselerin geceleyin kaçtıklarını ve Abdulmelik b. Mervan’a katıldıklarını gördü ve bunun üzerine Mus’ab’a benim görüşümü nasıl değerlendiriyorsun diye sordu. İki ordu birbirine saldırınca ve savaş başlayınca Rebi’e kabilesi savaştan ayrıldı. Mus’ab’ın ordusunun sağ tarafında bulunanlar biz ne seninle ve ne de senin karşında bulunacağız diye söylediler. Öncüleri İbrahim b. Eşter olan Mus’ab’a vefadar kalanlar direnç gösterdiler ve İbrahim öldürüldü. Mus’ab bunu görünce ölüme atıldı, attan indi, kendisinin yakınları da attan indi ve ölünceye dek savaştılar ve kalan askerler ise kaçtılar.[13]
 

[1] İbn. Kesir Demeşki, İsmail b. Ömer, el-Bidaye ve’n-Nihaye, c. 8, s. 315, Daru’l-Fikr, Beyrut, 1407 h.k.
[2] Amin, Amuli, Seyyid Muhsin, A’yanu’ş-Şia, c. 2, s. 200, Daru’t-Taaruf lilmetbuat, Beyrut, 1406 h.k.
[3] a.g.e.
[4] Nasr b. Muzahim, Vak’atu Sıffin, Muhakkık ve Musahhih: Harun, Abdu’s-Selam Muhammed, s. 440 – 441, Mektebetu Ayetullah Mer’aşi Necefi, Kum, çapı dovvum, 1404 h.k.
[5] İbn. Esir Cezeri, Ali b. Muhammed, el-Kamil, c. 4, s. 261 – 2614, Daru Sadr, Beyrut, 1385 h.ş.
[6] el-Kamil, c. 4, s. 265.
[7] el-Kamil, c. 4, s. 268; İbn. Sad Katibi Vagıdi, Muhammed b. Sad, et-Tabakatu’l-Kubra, Tahkik, Selemi, Muhammed b. Samil, Hamise 2, s. 83, Mektebetu es-Sadik, Taif, çapı evvel, 1414 h.k.
[8] Mahiyeti Kıyamı Muhtar, s. 604 – 605.
[9]  El-Kamil fi’t-Tarih, c. 4, s. 215 – 216.
[10] a.g.e, s. 215 – 216.
[11] el-Kamil, c. 4, s. 275.
[12] Safiyye Abdul-Muttalibin kızı ve Hz. Peygamberimizin (s.a.a) halası ve Zübeyir’in annesi.
[13] Dinveri, ebu Hanife Ahmed b. Davud, el-Ahbaru’t-Tival, s. 309 – 313, Menşuratı er-Rezi, Kum, 1368 h.ş.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hac amellerini müstehap gusül ile yapmak caiz midir?
    6995 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Başta hatırlatılmalıdır ki; namaz için yeterli olan her temizlik (abdest, teyemmüm, müstehap gusül, …), temizlik ile yapılması gereken hac amelleri için de yeterlidir. Bundan dolayı ilkönce birkaç noktayı belirtmek gerekmektedir:1. Farz gusül ile namaz veya abdest gerektiren hac amelleri gibi fiiller yerine getirilebilir mi?2. Müstehap gusüller bu ...
  • Taklit mercilerinin günümüzde başa kama vurma hakkında ki fetvaları nedir?
    14024 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/02/22
    Hz. İmam Hüseyin Seyyid-i Şüheda'ya matem tutmak Masum İmamlar (a.s)'ın ve din önderlerinin her zaman üzerinde önemle durdukları bir noktadır ve tarih boyunca bu merasimleri hep yapılmıştır.Başa kama vurmak, bazı şehir ve ülkelerde İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı için tutulan matem ...
  • Peygamber(s.a.a.)’in bütün sözleri ve konuşmaları vahiy midir?
    19359 Eski Kelam İlmi 2008/06/18
    Bu hususta farklı görüşler vardır:Bazıları, Necm suresinin 3 ve 4’üncü ayetlerinin[i] genel olmasına bakarak şuna inanmaktadırlar: Peygamber(s.a.a.)’in bütün konuşmaları ve davranışları, vahiyden kaynaklanmaktadır.Bazıları da, Kuran-ı Kerim ve Peygamber(s.a.a.)’e nazil olan ayetler hakkında olan Necm suresinin 4’üncü ayetine bakarak, Peygamber(s.a.a.)’in ...
  • İçki veya domuz eti sunan lokantalarda veya İsrail’e yardım eden kurumlarda çalışmak haram mıdır?
    12754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/06
    Ayetullah Uzma Hameni domuz eti konservesi yapan bir işyerinde veya gece kulüplerinde ve fesat yerlerinde çalışmanın hükmü hususundaki bir soruya şöyle cevap vermiştir:“Domuz eti, içki satmak ve kabare, kumar, fuhuş, içki merkezleri vb. yerlerde çalışmak caiz değildir ve bu yollarla elde ...
  • Kur’an-ı Kerim’in Tahrif edilmediğinin delilleri nedir?
    23993 Eski Kelam İlmi 2009/08/20
    Tahrif genel anlamda Kur’an’ın lafız ve manalarında her türlü değiştirme, artırıp eksiltmeye denir.Araştırmacılar Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair çeşitli deliller zikretmişlerdir. Biz bu delillerden bazılarına burada işaret edeceğiz:1- Kur’an nüzul zamanından ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11519 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Neden kıyamet, vahşet ve korku verici olaylarla birliktelik yaparak gerçekleşiyor?
    9156 Eski Kelam İlmi 2010/12/18
    Kıyamet sahnesi Allahın Kibriya ve heybetinin tecelli ve zuhur edeceği bir sahnedir. Kuranı kerimde kıyamet günüyle alakalı bazı olaylar zikir edilmiştir. Örneğin; dağlar sarsılacak ve yok olacak, insanlar kabirlerinden çıkacak, yer kendi hazinesinde bulundurduğu her şeyi dışarı verecek. İnsanın işlemiş olduğu tüm amelleri mücessemleşir ...
  • Mercilerin (fetvalarına mürcat edilen kimseler) fetvalarında var olan ihtilaf, acaba Nehc’ül- Belağa'nın 18. Hütbesinde yasaklanmış ihtilafların örneklerinden sayılmaz mı?
    8140 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/06/17
    Bazı araştırmacıların akidesine göre Nehc’ül-Belağa’nın 28. Hutbesi, 17. Hutbenin bir bölümüdür. Ancak Seyit Razi’nin (r.a) toplamasında birbirinden ayrılarak müstakil hütbeler şekline girmiştir. Hutbenin içeriği de buna şahitlik etmektedir. Zira 17. hutbede cahil ve salih olmayan kadılardan (yargıç) söz edilmektedir. Bu kadılar vermiş oldukları kendi yanlış yargılarıyla halkın ...
  • Hangi imamın başka imamlardan farklı kendine özgü özellikleri vardır?
    8135 Masumların Siresi 2012/03/04
    Dini öğretilerimize göre Masum İmamların varlıkları iki yönlüdür. Biri nurani varlıkları, diğeri maddi varlıklarıdır. Nur varlıkları açısından onların hepsinin nuru birdir. Ama maddi ve cismi varlıkları açısından zaman ve mekan şartlarına göre her birinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin İmam Ali cesarette ve hitapta, İmam Hüseyin cihad ve ...
  • acaba meni necis midir, ve başka şeyleri de necis ediyor mu?
    23416 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Eşiyle cinsel ilişkide bulunmak ve aşk yapmak esnasında insandan çıkan su şu aşağıdaki üç taneden birisi olması mümkündür: 1-   Mezi; mezi bazen sevişmekten ve oynamaktan sonra (ama meniden önce) insandan çıkan bir su türüdür. ...

En Çok Okunanlar