Gelişmiş Arama
Ziyaret
6968
Güncellenme Tarihi: 2019/10/09
Soru Özeti
Şia kaynaklarında dahi mezar etrafında yapı yapılması hatta mecsit bile yapmak reva görülmemişken, bu rivayetlere rağmen İmamların kabirlerine türbe yapılmasını nasıl açıklayacaksınız?
Soru
Mezar üzerine kubbe ve türbe yapılmasını yasaklayan bir hadis gördüm. Lütfen bu konuya aşağıda zikredilen hadisleri nazara alarak açıklama getirebilir misiniz? ‘Men la yehzur’ul-fakih’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmektedir: “İslam Peygamberi mezara namaz kılmayı, başında oturmayı veya mezara kabir ve türbe yapmayı yasaklamıştır.” Aynı şekilde ‘Furuğ el-Kafi’,‘Men la yehzur’ul-fakih’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da Semae bin. Mehran’dan şöyle rivayet edilir: İmam Cafer Sadık (a.s)’dan kabir ziyareti ve orada mescit yapılması hakkında sordum; İmam (a.s) buyurdular: “Kabir ziyaretinin sakıncası yoktur; ancak yanında mescit yapılmasın.” Ayrıca ‘Men la yehzur’ul-fakih’de İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmektedir: “Kendi toprağından başka mezarın üzerine koyulan veya dökülen herşey ölüyü ağırlık yapar.” ‘Furuğ el-Kafi’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da yine İmam Sadık (a.s) İslam Peygamberi (s.a.a)’dan şöyle rivayet eder: “Mezara, kazılırken çıkan topraktan başka toprak dökmeyin.” ‘Men la yehzur’ul-fakih’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da Müminlerin Emiri Ali (a.s)’dan şöyle nakleder: “Bir kabri restore ederken kabre büst yapan, hiç şüphesiz İslam dininden çıkmıştır.” ‘Vesail’uş-Şia’da İmam Cafer Sadık (a.s), Müminlerin Emiri Ali (a.s)’dan şöyle rivayet eder: “Allah Resulü (s.a.a) beni Medineye gönderdi ve şöyle buyurdu: ‘Gördüğün her resmi yırt ve mezarları da düzleştir’.” ‘Vesail’uş-Şia’ ve ‘İstibsar’da Ali bin. Cafer’den nakleder: İmam Musa Kazım (a.s)’dan sordum kabir yapmak ve başında oturmak caiz midir? İmam buyurdular: ‘Kabri alçı ve çamurdan yapıp başına oturmak caiz değil.”
Kısa Cevap

Kuran Kerim açıkca Ashab-ı Kehf kıssasında onların kabri üzerine mescit bina edilmesine yer verip onaylamıştır. Evliya’nın kabir yakınında ibadet etmeyi caiz bilmekle kalmayıp, bilakis daha fazla sevap ve mükafat olarak açıklayan birçok rivayette hadis kitaplarında bulunmaktadır. Diğer taraftan zikredilen ayet ve bu ayeti kerimeyle aynı minvalde olan hadislerle ilk bakışta çelişen hadislerde söz konusudur. Bu hadisler ise o dönemin toplumsal ve sosyal tehlikeleri olan şirk, çokluk gayesi, gösteriş yarışı,  ve İslam diniyle çelişen hurafetlere nazırdır. Bütün bunlar hakka inançın gereği olan sabrı, tahammülü ve İslam toplumunu tehdit ediyordu. Bu hadislerde geçen yadırgama ve yönlendirmeler dönemin tehlikelerine karşı İmamların aldığı tedbirlerdir. Aslolan öğreti ise Kuran ve mutevatire ulaşan hadislerin belirlediği ana yoldur.

Ayrıntılı Cevap

 Kehf suresinin 21’inci ayetinde "قالَ الَّذینَ غَلَبُوا عَلى‏ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَیْهِمْ مَسْجِدا"  “Duruma hâkim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.”[1] Bu ayeti kerime ışığında kabir etrafında mescit dikmeyi ve orada namaz kılmayı İslam dışı bir eylem olarak görmek mümkün değildir. Ama bu konuda söz konusu olan hadisleri iki kısma ayırmak mümkündür.

İlk kısım: Evliya’nın kabir yakınında ibadet etmeyi caiz bilmekle yalmayıp bilakis daha fazla sevap ve mükafat olarak açıklayan rivayetdir. Bu rivayetler Ehlibeyt hadislerinde mana ve içerik olarak mutevatirdir. Yani hiçbir şüphe ve kuşkuya yer bırakmayacak çoklukta ve kesinliktedir. Öyleki sadece Seyyid-i Şuhede İmam Hüseyin (a.s)’ın kabri yanında namaz kılmak hakkında ‘Vesail’uş-Şia’da ayrı bir başlık altında ondan fazla hadis nakledilmiştir.[2]

İkinci kısım: Sizinde sorunuzda zikrettiğiniz ve ilk bakışta mezar yanında mescit yapmanın ve namaz kılmanın sakıncalı veya tasvip edilmeyen davranışlar oluğu çıkarımı yapılan rivayetlerdir.

Kuran’ı Kerim’in açık beyanı ve mutevatir hadislerin dalaleti hasebince kabir etrafına mescit inşa etmek ve orada namaz kılmanın caiz olduğu aşikardır. Öyleyse ikinci kısım rivayetler saygı ve hürmet gösterilmesi; şirke, israfa, ölülerin şahsiyetiyle gösteriş yapmaya vb... zararlara yol açan kabirlere nazırdır.

Ama evliyanın kabrine saygı ve hürmet Hak Teala’nın ubudiyetiyle çelişmediği bilakis önemini göz önüne serdiği için ikinci kısım hadislerin yadırgadığı ve sakındırdığı kabirler kısmına girmemektedir. Zira Evliya’yı değerli kılan ubudiyete olan bağlılıklarıydı.

Başka bir tabirle Ayeti kerime ve ilk kısımda yer alan mütevatir hadisler geçerli olan hükmü beyan etmektedir. Ama ikinci kısım rivayetler ise özel şartlar ve durumlarda geçerli olan hükmü beyan etmektedir.

Şimdi ikinci kısım rivayetlerin ifade edilmesine sebep olan konulara kısa bir açıklama yapacağız inşallah:

  1. İlahi emirlere karşı gelmek:

 Herşeyden önce bilmemiz gerekir ki kabir karşısında namaz kılmak tek başına şirk olarak algılanamaz. Nasıl ki insanın Kabe’ye dönüp önünde ibadet etmesi Kabe’ye tapmak anlamı taşımadığı gibi. Örneğin farz edelim sembollerin önünde namaz ikame edilsin ama Allah için. Bu konunun bir numunesi Allah Teala’nın meleklere Adem’e secde[3] emrinde müşadehe edilmektedir. Aynı şekilde Alemlerin Rabbi’nin İbrahim (a.s)’ın makamı[4] önünde namazı destur vermesinde de söz konusudur. İbrahim (a.s)’ın makamı’ın sadece  İbrahim (a.s)’ın ayak izinin olduğu yer olduğunuda unutmayalım lütfen. Eğer İbrahim (a.s)’ın makamını inşa etmek ve onun yanında ve karşısında namaz kılmak Hak Teala’ya kulluğun bir nişanesiyse ki hiç şüphesiz öyledir. Filistinde İbrahim (a.s)’ın kabri kenarında hatta kabir karşısında namaz kılmayı şirk olarak görmekde mümkün değildir. Bütün bu açıklamalara rağmen Allah Teala kıble tayin ettiği için kendi başımıza mukaddes bir mekanı kıble olarak seçemeyiz. Aslolan ilahi emre itaattir. Kendi başımıza kısıtlamada getiremeyiz.

Elbette İslam peygamberi (s.a.a)’nin kendi başlarına Peygamberlerin kabirlerini kıble edinen Hristiyan ve Yahudilere lanet etme sebebi vefatından sonra ümmetinden bir grubun Kabe yerine kabrini kıble edinmesinden endişe duyması olabilir.

  1. Çokluk ve Gösteriş:

  Tefsirlere[5] müracaat ettğimizde ilginç bir vakıa karşımıza çıkıyor. İki kabilenin fertleri kendi büyüklerini ve önde gelenlerini söz konusu edip üstünlük taslama yarışına tutuşmuşlar. Hayatta olanlar söz konusu edilip sayılınca kendi kabilelerinden ölen şahıslarla övünmeye başlamışlar. Bu tartışma süre gelmesi Tekasür suresinin ilk ayetlerinin nüzul sebebi olmuştur.

"أَلْهاکُمُ التَّکاثُر. حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقابِر ..." : “Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.” Yani çokluk kuruntusu sizi öyle gaflete düşürdü ki ölülerinizi saymak ve çokluğuyla övünmek için kabristanlığı ziyarete gittiniz. 

Tabiki İslam dini kesinlikle kendi nefsani heveslerini tatmin etmek için şahsiyetlerin isminden suistifade ederek sıradışı kabirler yapılmasını onaylamaz. Kabir yapılmasını yadırgayan ve tenkit eden hadislerin çoğu böylesi temelsiz davranışlara nazırdır. Malesef günümüzde dahi bazı aile mezarlıkları böylesi yersiz ve temelsiz niyetlerle inşa edilmektedir.

  1. Olağan yas ve matemlerde aşırıya kaçılması:

İslam dininde başa gelen musibetler karşısında sabır ve tahammül gösterilmesiyle ilgili birçok tavsiye olmasına rağmen; günümüzde dahi birçok insan ölülerine matem tutma konusunda ifrata duçar olmaktadır. Sanki bu insanlar sabır ve tahammül göstermenin değerine ve önemine inanmamaktadırlar. Zikri geçen hadislerin bir kısmı yakınını ve sevdiğini kaybeden insanın matem tutayım derken  izzetli bir yaşam yaşamaktan alı koymamasını sağlamak için olabilir.

  1. Kabir süslemenin ölüye faydası yok:

Kadim zamanlarda ölülerin ölümden sonra beslenme, barınma, süslenme vb… ihtiyaçlarının devam ettiğine inanılmaktaydı. Eski medeniyetlerin kabristanlığında araç gereçlerin göze çarpması bu yüzdendir. Söz konusu rivayetlerin bir bölümü böylesi batıl inançlardan yola çıkarak kabirlerin inşa ve restore edilmesinin yanlış olduğunu gün yüzüne çıkarmaktadır. Zira maddi imkanlar ölüye hiçbir fayda sağlamayacaktır.

  1. Putperestliğe dönüş ihtimali:

Sadr-ı İslam’da toplumun zihninden şirk kokan davranışlar henüz tam olarak temizlenmemişti. Cahiliye inançlarına dönüş tehlikesi Müslümanları tehtit etmekteydi. Bu sebebten dolayı İslam Peygamberi (s.a.a) şirkin kökünü kurutmak için şirke yol açma ihtimali olan konularda daha sert tedbirler almaktaydı. Doğal olarak bu tehlike geçtikten sonra alınan tedbirlerin yumuşatılması hem doğaldır hemde gereklidir.

İslam Peygamberi (s.a.a) aldığı sert önlemlere örnek verecek olursak: Saha önce alkol saklanmış kapların kırılmasını emretmiştir. Şuanda böyle bir desturun vacip olmadığı Müslümanlara ayandır.

İslam Peygamberi (s.a.a) kabirlerle ilgili yaptırımlarını bu düzlemde değerlendirebiliriz. Örnek olarak Ehlisünnet, Peygamber Efendimizin ilk başta kabirlerin ziyaretini yasakladığına ama bir süre sonra sadece bu yasağı kaldırmakla kalmayıp kabir ziyaretini tavsiye ettiğine inanmaktadır. Kabir ziyaretinin insanlara ölümü ve kıyameti hatırlatmakla kalmayıp zahitleşmesinede yol açacağını ilan etmiştir.[6]

Yapılan bütün açıklamalar ve reel gerçekler göz önüne alındığında Masum İmamların türbeleriyle ilgili şu sonuca varabiliriz: Allah’ın itaatlerini vacip karar kıldığı bu hazretlerin kabirleri etrafında inşa edilen yapılar, Asahb-I Kehf’in kabri üzerine yapılan mescit hükmündedir. Hak tealaya ibadet edilen bir mekan hüvviyetindedir. Bu türbelerin madi imkanlarıda ya ziyaretcilerin refahı için yada İslam kültürü ve medeniyetinin semboli olan İslami sanatların ihyası için kullanılmaktadır. Zikri geçen hadislerde ki olumsuz kabir mısdaklarından değildir. Buna göre şeriat açısından bu yapıları yanlış tanımlayamayız.

Dikkate değer bir diğer noktada söz konusu durum Mekke’yi mükerreme ve Medineyi Münevvere deki bazı kutsal mekanlar içinde söz konusudur. Bu yapılar ve inşa çalışmaları günümüz dünyasının ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır.

Konunun iyice aydınlanması için bir kaç örneğe dikkatinizi çekmek isteriz:

  1. Hem Şia hemde Ehlisünnet kayanaklarında geçen hadisler ışığında ‘Safa’ dağında ibadet etmenin sevabının çok olduğu bilinmektedir. Günümüzde bu dağın korunması için etrafına çit çekilmiş, üzeride kubbe ile kapatılmıştır. Beytullah’ın ziyaretcileri yalnızca çitlerin kenarında ayakta durarak ibadetlerini yerine getirebilmektedirler. Ayrıca ‘Safa’ ve ‘Merve’ arasındaki ‘Say’ önceden açık ve tek bir yürüyüş yolunda yapılırken. Şuanda üstü kapalı kaç katlı yürüyüş yollarında gerçekleştirilmektedir. Sebep olarakta Beytullah’ın ziyaretcilerindeki artış gösterilmektedir.
  2. Kabe’nin hürmetini korumak her ne suretle olursa olsun gerekli bilinmekteydi. Öyleki bazı rivayetlerde Kabe etrafında ondan dah yüksek bina inşa edilmesinin mekruh olduğu geçmekteydi.[7] Ama günümüzde ise Kabe’nin etrafında Kabe’den kat kat yüksek binalar bulunmaktadır. Hiç şüphesiz Beytullah’ın ziyaretcilerinin barınma ihtiyaclarını gerekçe göstermektedirler.

Şimdi bizim sormak istediğimiz soru şudur: Göstermiş oldukları gerekcelerden yola çıkarak ‘Baki’ mezarlığını zorluklar, kısıtlamalar altında ve izdiham içinde ziyaret eden çok sayıdaki ziyaretcisi için uygun bir ortam hazırlamak oraya çatı yapmak mümkün değil midir?

Eğer ‘Safa’ ve ‘Merve’tepelerine kubbe dikmek şirk değilse; Nasıl olurda Evliyanın kabri üzerine kubbe dikmeyi şirk nişanesi bilebiliriz?

Son olarak Sahih-i Buhari’de geçen Sufyan Timar’den naklettiği söze dikkat etmenizi isteyeceğiz: “Ben Allah Resulü’nün kabirni deve kamburu[8] gibiyken gördüm.[9]

Acaba ziyaretcilerinin nisbeten az olduğu zamanda kubbeye benzer küçük bir yapı söz konusuyken ve bunu ne sahabeler nede ne tabiiler şirk olarak görmemişken; günümüzde söz konusu olan mahşeri kalabalık için uygun bir kubbe yapmanın nasıl bir sakıncası olabilir?

 

 

 

[1] 3357 nolu (site: 3870) cevapta bu ayetin tefsiri ele alınmıştır. 

[2] Hür amuli, Muhammed ibn’il-Hasan, Vesail’uş-Şia, 14.c, 517.s, 69.bab-“ اسْتِحْبَابِ کَثْرَةِ الصَّلَاةِ عِنْدَ قَبْرِ الْحُسَیْنِ ع فَرْضاً وَ نَفْلا”, muessetu Alu’l-beyt, kum, 1409.hicri.

[3] Bakara/34; Araf/11; İsra/61; Kehf/50; Taha/116-"وَ إِذْ قُلْنا لِلْمَلائِکَةِ اسْجُدُوا لِآدَم‏"

[4] Bakara/125-"وَ اتَّخِذُوا مِنْ مَقامِ إِبْراهیمَ مُصَلًّى‏"

[5] Kurtubi, Muhammed bin. Ahmet, Ec’Cami ul’Ahkam ul’Kuran, 21.c, 169.s, intişarat Nasır-Housro, tahran, 1364.şemsi.

[6] Sunen ibn. Mace, 1.c, 501.s, 1571.h, tahkik muhammed fuad Abdulbaki, dar’ul-fikr, beyrut-

"کنت نهیتکم عن زیارة القبور، فزوروها فإنها تزهد فی الدنیا و تذکر الآخرة"; Bu konuda  8146 (site:8926)’nolu cevaba müracaat edebilirsiniz.

[7] Hür amuli, Muhammed ibn’il-Hasan, Vesail’uş-Şia, 13.c, 235.s, 17.bab, muessetu Alu’l-beyt, kum, 1409.hicri.

[8] Kubbeye benzer bir yapı.

[9] Sahih-i Buhari, 2.c, 106.s, dar’ul-Fikr, beyrut, 1401.hicri.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yanlış bilgiler bilgi sayılmadığına göre Allah doğru ve yanlış bilgileri nasıl biliyor?
    6802 Eski Kelam İlmi 2012/05/15
    İster doğru olsun ister yanlış bir şeyi bilmek onu kabul etmek manasına gelmez. Ve biliyoruz ki Allah ilmini mevcut olan doğru veya yanlışlarla elde etmiyor, O’nun ilmi zati’dir. ...
  • Akıl din ile neden çelişir?
    12716 Yeni Kelam İlmi 2010/07/24
    Akıl, insanların içsel hücceti olup kemal yolunda kendilerine rehberlik eder. Şeriat (din) ise kirlilik girdabından insanları kurtarmak ve onları insanî kemal ve saadete sevk etmek için dışsal bir hüccettir. Buna göre zahir ve batın hüccetlerin birbiriyle çatışır olması mümkün değildir. Akıl bir fenomen ve her fenomen ...
  • Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür yoksa berzahta mı kalır?
    93941 روح و نفس 2012/07/24
    Öldükten sonra insan ruhunun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesi reenkarnasyona inanan kişilerin görüşüdür ve bu İslam’ın bakışında yanlış ve geçersiz bir görüştür. Ruh, dünya bedeninden ayrıldıktan sonra berzah âleminde misali bedende yer edinir ve kıyametin başlamasına dek berzah hayatını sürdürür. Bazen kabir âlemi ve bazen ...
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6952 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Adem (a.s)’ın cennetten inişi ne manaya gelmektedir?
    14359 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Hubut yüksekten aşağı inmek (nüzul) manasında olup, Suud’un (yukarı çıkmanın) karşıt anlamlısıdır. Bazen bir mekanda yerleşme manasında da kullanılmıştır.Hz. Adem (a.s)’ın hubutu konusu ve hubut olayı, her şeyden önce Hz. Adem (a.s)’ın bulunduğu cenneti nasıl mana ettiğimize bağlıdır. Acaba ...
  • Sehl bin Sa’d Saidi kimdi?
    9301 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Sehl bin Sa’d Ensari Saidi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) tanınmış sahabelerinden olup Peygamberimiz vefat ettiği zaman 15 yaşındaydı. Onun asıl adı ‘Hazn’ idi, ama Peygamber (s.a.a) adını ‘Sehl’ diye değişti. Künyesi ‘Ebu’l Abbas’ idi. Uzun bir ömür sürdü. Medine’de ölen son sahabe olduğu söylenmektedir. Kimisi hicri 88 yılında, kimisi ...
  • Eşinin veya başkalarının verdiği hediyelerle kadına hac farz olur mu?
    6298 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/12
    Bu malların size hediye edilip sizin kabul etmenizden sonra sizin malınız olduğuna göre bunlar da sizin diğer mallarınız gibi sayılır. Sizin bu mallarla mustati (hacca gitmeye gücünüzün) olduğu farz edilmiştir. Bu yüzden sizi mustati kılacak diğer şartlar da var ise hac size farz olur. ...
  • Hawking tarafından ortaya atılan anlayış ve düşünceye göre evren kendiliğinden meydana gelmiştir. İslam’ın bu nazariye karşısında cevabı nedir?
    13720 Yeni Kelam İlmi 2012/04/02
    Sorunun birinci kısmının cevap şudur: Evvela sayıns (science) anlamında olan ilimde hiçbir önermenin % 100 kesin olduğu hükmü yoktur. Hawking tarafından ortaya atılan bu yargı ve teori de bu kaideden müstesna değildir. Medya ve basın organlarının abarttığının tam tersine bilim adımı olan bu düşünce sahibinin kendisi bile ...
  • Sermayenin humusu var mıdır?
    6247 Humusa Konu Olan Şeyler 2012/05/16
    Muhterem taklit mercilerinin sermayenin humusu hakkındaki görüşü şudur: Eğer bir kimse bir sermaye edinirse ve bu sermayenin humusunu vermesi durumunda kalan kısmıyla bir işe girişemezse ki bu sermayeyle geçinmeyi istiyorsa bu sermayenin humusunu vermeli midir? Tüm merciler (Ayetullah Vahit ve Ayetullah Safi dışında): ...
  • Vacib’ul-vucudun bütün kemallere sahip olduğunun delili nedir?
    6352 صفات واجب 2018/11/14
    Vacib’ul-vucut zaten bütün kemallere sahip olmalıdır. Zira kemallerden bir kemale sahip olmaz ise bu eksikliğe ve noksanlığa sonuç olarak ta fakirliğe yol açar, buda vacib’ul-vucut için niyazdır. Açıktır ki kemali bir varlığın sahip olmadığı kemaller varsa bu kemalleri hasıl etmek için bir başkasına ihtiyaç duyar. Sizin faraziyeniz; ...

En Çok Okunanlar