Gelişmiş Arama
Ziyaret
7946
Güncellenme Tarihi: 2010/04/07
Soru Özeti
Çalıştığım kurumdan hakkımı alabilmem için nasıl bir yol izlemem gerekir?
Soru
Daha önce usta olarak bir kurumda üç ay çalıştım. Oranın yetkilileri bana belirlenmiş tarihte maaş vereceklerini söylediler. Bana yalan söylediler. Hakkımı almak için üç ay boşuna yalvardıktan sonra müdüre çıkıp şikayet ettim. Şikayette bulunduğum için beni işten çıkardılar, maaşımın tümünü de vermediler. ‘Sana anlaştığımız miktardan da az vermemiz gerekir’ demelerine rağmen o miktarı bile vermediler. Şimdi ben ne yapayım. Onlar bana zulüm ettiler. Onlardan razı değilim. Müslüman olduğunu iddia eden bir kurum neden böyle işler yapmaktadır. Onlar takvalı olduklarını iddia ediyorlar, ama bana zulüm edip kötü davrandılar.
Kısa Cevap

Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.

Ayrıntılı Cevap

İşçi ve işveren arasındaki karşılıklı haklar konusu İslam fıkhında kira ve cüale kitaplarında bahsedilen önemli konularındandır. Bu gibi meselelerin hükmü (işçi ve işverenin hakkı zayi olmadan) açıklanmıştır. Böyle durumlarda üzerinde durulan ilk şart bir ‘anlaşma’nın olması ve işçinin ücretinin belirlenmesidir. Resul-ü Ekrem (s.a.a) işçinin ücreti belirlenmeden onu çalıştırmaktan sakındırmıştır.[1] İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse işçinin ücretini belirlemeden onu çalıştırmaz.’[2]

İcare, cüale vb. anlaşmalarda dikkat edilmesi gereken şeylerden bir diğeri iki tarafın da aralarında yaptıkları anlaşma ve şartlara uymaları gerektiğidir. Kur’an buyuruyor: ‘Ey inananlar, ahitlerinizi yerine getirin.’[3] Yine şöyle buyurmaktadır: ‘Ahitlerinizde durun, şüphe yok ki ahitlerden sorumlusunuz.’[4]

Resulullah da (s.a.a) şöyle buyuruyor: ‘Müslümanlar ahitlerine uymalıdırlar.’[5]

Dolayısıyla bir ahit ve anlaşmada şart olunan şeye tarafların uymaları gerekir. Taraflardan biri belirlenen şartlardan birine uymazsa uyan tarafın itiraz hakkı vardır veya anlaşmayı bozabilir. Buna ‘Şarta uymamadan doğan feshetme hakkı denir.[6]

İslam’ın üzerinde durduğu bir başka nokta işçinin ücretinin hemen ödenmesidir. İmam Sadık (a.s) buyuruyor: ‘İşçinin alnının teri kurumadan onun ücretini ödeyin’[7] Yine şöyle buyurmaktadır: ‘İşçinin ücreti, ödeyinceye kadar işverenin boynundadır.’[8]

Buna göre İslam işçi ve işverenin arasında anlaşma yapılmasına ve yapılan bu anlaşmaya uyulmasına çok önem vermekte, herhangi bir tarafın yapılan anlaşmaya aykırı hareket etmesini asla kabul etmemektedir.

Açıkça belirtmek gerekir ki, görevini anlaşmaya göre yerine getiren işçinin hakkını vermemek zulümdür ve İslam bu zulmü reddetmektedir. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Eğer bir karıncanın ağzından arpa kabuğunu Allah’a karşı günah işleyerek almam için yedi iklimi içindekilerle beraber bana verseler yine de böyle bir şeyi yapmam.’[9]

Bu esasa göre hiçbir yetkilinin işçinin de hakkını zerre miktarı kadarda olsa engellemeye hakkı yoktur.  Aksi takdirde adil bir yargılanma için hakkı zayi olan kişi yetkili bir mahkemeye gitmeli, ellerindeki muteber belge ve şahitlerle adil bir hakimin karşısında haklarını savunmalıdırlar. Hakim de delil, belge ve şahitlere dayanarak karar verir.



[1] - Vesail-uş Şia, c.19, s.105, hadis: 24249

[2] - el-Kafi, c.5, s.289; Tehzib, c.6, s.289

[3] - Maide/1

[4] - İsra/34

[5] - el-Kafi, c.5, s.169 ve 404

[6] - İmam Humeyni, Necat-ul İbad, s.25, mesele: 9

[7] - el-Kafi, c.5, s.288

[8] - Tehzib, c.6, s.289

[9] - Nehc-ul Belağa, 219. hutbe.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar