Gelişmiş Arama
Ziyaret
13379
Güncellenme Tarihi: 2010/12/22
Soru Özeti
İmam Seccad’ın ahlaki yaşam tarzını açıklar mısınız?
Soru
İmam Seccad’ın imamet öncesi ve sonrası ve de özellikle Kerbela hadisesindeki ahlaki yaşam tarzı nasıldı?
Kısa Cevap

Dördüncü önder; Hak tarafından seçilen kâmil bir insan olup ahlak, ibadet ve ilim başta olmak üzere tüm alanlarda yetkinliğin zirvesine ulaşmıştı. Kendisi Kur’an ve Allah Resulü’nün (s.a.a) tecessüm etmiş ve aynî örneğiydi. İnsani değerlerin ve ahlaki faziletlerin unutulmaya yüz tuttuğu Emevilerin karanlık egemenlik döneminde o ulu imam ışıldayan ve bir güneş gibi aydınlık saçtı ve unutulmuş tüm fazilet ve değerleri kendi vücudunda bir araya getirdi. Bu fırsatta insanlık toplumu için eşsiz bir idol olan İmam Seccad’ın (a.s) fazilet ve ahlaki üstünlüklerinden bazı örnek ve numuneler aktaracağız:

1. İmam Seccad’ın (a.s), Allah karşısındaki ibadet ve yakarışı o kadar çoktu ki kendisi ibadet edenlerin efendisi ve ziyneti (Seyyidülabidin ve Zeynülabidin) ve çok secde eden (Seccad) lakabını almıştır.

2. Affetmek, bağışlamak ve kötülüğün cevabını iyilikle vermek bu önderin diğer hasletlerindendi.

3. Yoksullara bağışta bulunmak ve onların işleriyle uğraşmak tüm masum imamların ve bu cümleden olmak üzere İmam Seccad’ın kuşatıcı özelliğiydi.

4. İmam Seccad (a.s) tıpkı diğer imamlar (a.s) gibi cesur, yiğit ve zulüm düşmanıydı. Onun Kerbela vakıasından sonraki olaylarda ve imamet döneminde Übeydullah, Yezit ve Abdülmelik gibi başı buyruklar karşısındaki kararlı tutumu ve vurucu sözleri kendisinin ruhsal gücü ve cesaretinin en büyük delilidir. Netice itibariyle Ehli Beyt’in ahlakî yaşam tarzı, faziletleri ve üstünlükleri en yetkin ve eşsiz yaşam tarzı ve en yetkin ve eşsiz ahlaki erdemlerdir. Bu, onların çok bereketli ömürlerinin sadece bir merhale ve dönemine özgü olmamıştır, hayatlarının her anında var olmuş ve süregelmiştir. Ama bu ruh hali ve erdemler zaman ve mekan şartlarına bağlı kalmış ve de bireyler ve hareketler karşısında farklı olmuştur.

Ayrıntılı Cevap

Dördüncü önder; Hak tarafından seçilen kâmil bir insan olup ahlak, ibadet ve ilim başta olmak üzere tüm alanlarda yetkinliğin zirvesine ulaşmıştı. Kendisi Kur’an ve Allah Resulü’nün (s.a.a) tecessüm etmiş ve aynî örneğiydi. İnsani değerlerin ve ahlaki faziletlerin unutulmaya yüz tuttuğu ve halkın Peygamberin (s.a.a) halifeleri sıfatıyla yöneticilerde züht, sade yaşam, tevazu, türdeşlik, yumuşak huylu olmak ve insanlara iyi davranmayı görmesi yerine dünyaya tapıcılık, aristokratlık, lükse yönelme, egoistlik ve büyüklenmelerine tanıklık ettiği Emevilerin karanlık egemenlik döneminde o ulu imam ışıldayan ve bir güneş gibi aydınlık saçtı ve unutulmuş tüm fazilet ve değerleri kendi vücudunda bir araya getirdi. Nitekim bu husus dost ve düşmanı övgüye mecbur kıldı.[1] Muhammed b. Talha Şafii şöyle yazmaktadır: O abitlerin ziyneti, zahitlerin önderi, sakınanların efendisi ve inananların imamıdır. Hayat tarzı, Allah Resulü’nün salih evladı olduğunun delili ve siması ise Allah yanındaki yakınlık makamını göstermektedir…[2] Bu fırsatta insanlık toplumu için en üstün ve kamil bir idol olan İmam Seccad’ın (a.s) mübarek ömründeki faziletlerden ve ahlaki üstünlüklerinden bazı örnek ve kesitler aktaracağız:

1. İmam Seccad’ın (a.s), Allah karşısındaki ibadet ve yakarışı o kadar çoktu ki kendisi ibadet edenlerin efendisi ve ziyneti (Seyyidülabidin ve Zeynülabidin) ve çok secde eden (Seccad) lakabını almıştır. O, tüm secde yerleri nasır bağlayacak kadar Hakk’ın karşısında alnıyla toprağa secde etmekteydi. Her yıl iki defa ve her defa da beş adet nasır keserdi ve bu yüzden kendisine (nasırlar sahibi) derlerdi.[3] İmam Seccad (a.s) abdest aldığı zaman mübarek yüzünün rengi kaçardı. Bunun nedeni kendinden sorulduğunda ise kimin karşısında durmak istediğimi biliyor musunuz diye buyururdu![4]  İmam Bakır (a.s), yüce babasının Seccad lakabı alması nedeni hakkında şöyle buyurmaktadır: Onu Seccad olarak adlandırmışlardır; çünkü o, her nimeti hatırladığında secde ederdi, secdesi olan (farz veya müstehap) her Kur’an ayetini okuduğunda secdeye kapanırdı, Allah ondan her kötülük ve tatsızlığı uzaklaştırdığında secde ederdi, her farz namazı kıldıktan sonra secdeye kapanırdı ve iki insanı barıştırdığı her seferde secde ederdi. (Bu secdelerin çokluğu sebebiyle) secde izleri onun tüm secde bölgelerinde belirgin idi.[5]

2. Affetmek, bağışlamak ve kötülüğün cevabını iyilikle vermek bu önderin diğer hasletlerindendi. O ulu imam kendisinin bu belirgin huyu hakkında şöyle buyururdu: “İçtiğim hiçbir yudumluk telafi konumundayken yutkunduğum öfkeden daha sevimli değildir benim için.” (Benim için içeceklerin en tatlısı öfkeyi yutkunmaktır.)[6] Bir gün Haşim oğullarından bir adam İmama (a.s) hakaret eder. İmam bir şey söylemez. Adam döndükten sonra İmam (a.s) orada hazır olanlara şöyle buyurur: Bu adamın söylediklerini duydunuz; yanına gidip benim de cevabımı duymanız için benimle gelmenizi istiyorum. İmam (a.s) yola koyuldu ve şu ayeti okumaya başladı: “Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.”[7] İmam (a.s), o şahsın evine ulaştı ve kendisi de İmamın (a.s) karşılık vermek için geldiğini sanarak yanıt vermeye ve tavır koymaya hazırlanarak dışarı çıktı. İmam (a.s), ona şöyle buyurdu: Ey kardeş! Sen bir müddet önce yanıma geldin ve bir takım sözler söyledin; söylediklerin eğer bende varsa Allah beni bağışlasın ve eğer yoksa Allah seni bağışlasın. O şahıs bu karşılığı görünce İmamdan (a.s) utandı ve onun alnını öperek şöyle dedi: Söylediklerim sizde yoktur ve kendim onlara daha layığım![8]

3. Yoksullara bağışta bulunmak ve onların işleriyle uğraşmak tüm masum imamların (a.s) kuşatıcı bir özelliğiydi ve bu büyük şahsiyetlerin her birinin hayatında bunun birçok örneği göze çarpmaktadır. İmam Seccad (a.s) birçok muhtaç ailenin yaşamını temin etmekteydi.[9] Her gece ekmek, hurma vb. dolu bir çuval ile tanınmayacak şekilde onların evlerine giderdi. İmam Seccad (a.s) yaşadığı müddetçe hiç kimse onların ihtiyaçlarını kimin giderdiğini öğrenemedi. Kendisinin şahadete ermesinden sonra ise bu bilinmeyen ferdin Ali b. Hüseyin (a.s) olduğunu anladılar.[10] Dördüncü önder yediği her yemeğin aynısını sadaka olarak verir ve şöyle buyururdu: Sevdiklerinizden (Allah yolunda) infak etmedikçe asla (gerçek anlamda) iyiliğe ulaşamazsınız.[11];[12] İmam Zeynülabidin’in (a.s) infak etme ve sadaka vermedeki yöntemi şöyleydi: O, muhtaca sadakayı vermeden önce onu öperdi. Bunun nedeni kendisinden sorulduğunda ise şöyle buyurmuştur: Ben isteyenin elini öpmüyorum, Rabbimin elini öpüyorum. Sadaka muhtacın eline ulaşmadan önce Rabbimin eline ulaşır.[13] O yüce şahsiyetin sadaka vermedeki diğer bir yöntemi de onu gizli vermesiydi. O ulu şahsiyet bu hususta şöyle buyururdu: Gizli sadaka Rabbin gazabını söndürür.[14]

4. İmam Seccad (a.s) tıpkı diğer imamlar (a.s) gibi cesur, yiğit ve zulüm düşmanıydı. Onun Kerbela vakıasından sonraki olaylarda ve imamet döneminde Übeydullah, Yezit ve Abdülmelik gibi başı buyruklar karşısındaki kararlı tutumu ve vurucu sözleri kendisinin ruhsal gücü ve cesaretinin en büyük delilidir. Kendisini ölümle tehdit eden Übeydullah karşısında İmam Seccad (a.s) şöyle buyurdu: Beni öldürmekle mi tehdit ediyorsun? (Allah yolunda) öldürülmenin bizim âdetimiz ve şahadetin üstünlüğümüz olduğunu bilmiyor musun?[15] Yezit karşısında şöyle buyurdu: Ey Muaviye, Hind ve Zahr’ın oğlu! Sen ceddim Ali b. Ebi Talib’in (a.s) Bedir, Uhud ve Ahzab gününde İslam’ın sancaktarı ve baban ile ceddinin ise kâfirlerin sancaktarı olduğunu biliyorsun![16] Kendisini çağırtıp ben babanın katili değilim o halde niye bizim yanımıza gidip gelmiyorsun diyen Abdülmelik karşısında da İmam Seccad (a.s) şöyle buyurdu: Babamın katili her ne kadar onun dünyevi hayatına son vermiş olsa da ahretini bu cinayetle yok etti; eğer sen de onun gibi olmak istiyorsan ol![17] Bu gaddar ve zorba hükümdarlar karşısında ve onların saray ve devlet merkezlerinde böyle kararlı bir tutum takınmak ve yerici sözler sarf etmek, tasavvur üzeri bir cesaret istemektedir. Buna ek olarak İmam Seccad’ın (a.s) Ümeyye oğulları devletinin ve özelikle de Yezid’in cinayet, zulüm ve bozgunculuğunu ifşa etmeyle sonuçlanan Yezid’in sarayındaki hamasi hutbesi de onun ruhsal gücü ve cesaretinin zirvesini göstermektedir. Netice itibariyle Ehli Beyt’in ahlakî yaşam tarzı, faziletleri ve üstünlükleri en yetkin ve eşsiz yaşam tarzı ve en yetkin ve eşsiz ahlaki erdemlerdir. Bu, onların çok bereketli ömürlerinin sadece bir merhale ve dönemine özgü olmamıştır, hayatlarının her anında var olmuş ve süregelmiştir. Ama bu ruh hali ve erdemler zaman ve mekân şartlarına bağlı kalmış ve de bireyler ve hareketler karşısında farklı olmuştur. Bazen mustazaflar, mahrumlar ve toplumdaki zayıflar karşısında mülayim ve affedici olup tüm vücutları infak, sevgi ve bağışlamayla dolup taşmış ve bazen de tiranlar, gaddarlar ve zalim hükümdarlar karşısında mazlumun hakkını zalimden almak için insanların en cesurları, yiğitleri ve kararlıları olmuşlardır.


[1] Refii, Ali, Tarih-i İslam Der Asr-ı İmamet-ı İmam Seccad ve İmam Bakır (a.s), s. 17-21, Merkez-i Tahkikat-i İslamî, 76.

[2] Şafii, Muhammed b. Talha, Metalibi’s-Seul, s. 77, Tarih-i İslam Der Asr-ı İmamet-ı İmam Seccad ve İmam Bakır (a.s)’dan alınmıştır.  

[3] Şeyh Saduk, İlelu’ş-Şerayi’, c. 1, s. 233. Camiü’l-Ahadis cd.

[4] a.g.e, s. 232. Camiü’l-Ahadis cd.

[5] a.g.e, s. 232. Camiü’l-Ahadis cd.

[6] Usul-i Kafi, c. 2, s. 109. Camiü’l-Ahadis cd.

[7] Ali İmran, 134.

[8] Şeyh Mufid, İrşad, c. 2, s. 146.

[9] İmam Bakır’dan (a.s) nakledilen bir rivayette kendisinin yüz aileye baktığı zikredilmiştir. (Bkn: Menakib-i İbn. Şehr Aşub, c. 4, s. 154). Camiü’l-Ahadis cd.

[10] Şeyh Mufid, İrşad, s. 258, Tarih-i İslam Der Asr-ı İmamet-ı İmam Seccad ve İmam Bakır (a.s)’dan alınmıştır.

[11] Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. (Ali İmran, 92).

[12] Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 46, s. 89. Camiü’l-Ahadis cd.

[13] a.g.e, s. 74. Camiü’l-Ahadis cd.

[14] a.g.e, s. 88. Camiü’l-Ahadis cd.

[15] A’yanu’ş-Şia, c. 1, s. 633.

[16] a.g.e

[17] Biharu’l-Envar, c. 46, s. 121. Camiü’l-Ahadis cd.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar