Gelişmiş Arama
Ziyaret
14395
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Utanmanın kökü nedir?
Soru
Utanmanın kökü nedir?
Kısa Cevap

Utanmak “çekingenlik” anlamındadır. Çekingenlik ise olağanüstü “kendine bakma” ve başkalarıyla karşılaşmaktan korkmaktır. Çekingenlik hayâ ile eşdeğer değildir. Hayâ kendini kontrol etme gücü olup iradî ve değerli bir fiildir. Ayet ve rivayetlerde ondan olumlu bir şekilde söz edilmiştir. Çekingenlik ise tamamıyla gayri tabii, hoş olmayan ve insanın ruhsal güçsüzlüğünü yansıtan bir fenomendir. İnsanın kendini başkalarıyla mukayese etmesi, kendini küçük görmesi, yalnızlık hissi, dışlanmak ve alaya alınmak ve de kabul görmeme korkusu, cismanî ve derunî kusurları büyük görmek, alçakgönüllülüğü çekingenlik ile eşdeğer görme yanılgısı ve öz güvenin olmayışı vb. hususlar utanmanın kökleridir.

Ayrıntılı Cevap

Yanıttan önce utanmanın mefhum ve manasına aşina olmamız ve sonra utanmanın köklerini değerlendirmeye tabi tutmamız lazımdır. Kur’an’da (Arapçada utanmanın kökü olan) “hacel” kökünden türemiş bir kelime mevcut değildir. Bundan dolayı, onun gerçek manasını bulmak için sözlük ve psikoloji kitaplarından yardım almak gerekir. Utanma için yapılan değişik tanımlar bir yana, “çekingenlik” tabirinin onun yerine kullanılması daha isabetli gözükmektedir. Nitekim birçok psikoloji kitabı bu perspektiften bu hususa bakmıştır. Bu yüzden biz de bu yanıtta bu perspektifle konuya yaklaşacağız. Çekingenlik insanın toplumsal bir konumda kendine yönelik anormal ve mustarip bir bakışından ibarettir. Bunun neticesinde birey bir tür ruh ve kas gerilmesine duçar olur, bilgisel ve duygusal şartları etki altında kalır ve kendisinde ham ve ölçülmemiş davranışlar ve de uygun olmayan reaksiyonların altyapısı hazırlanır. Sade bir ifadeyle, çekingenlik olağanüstü “kendine bakma” ve başkalarıyla karşılaşmaktan korkmaktır.

“Hayâ” İle “Çekingenlik” Arasındaki Farkı

Bazıları çekingenliği hayâ ile eşdeğer bilmekte, bayanlar nezdinde onu onaylamakta, savunmakta ve teşvik etmektedir. Bu algı doğruluktan uzaktır ve bu ikisi eşdeğer değildir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) bir hadiste akıldan kaynaklanan hayâ ve budalalıktan kaynaklanan hayâ diye hayâyı iki kısma ayırmıştır. Bu esas uyarınca Ali (a.s) da şöyle buyurmuştur: Bir kimse hakkı söylemekten utanırsa, bu onun budalalığındandır. Bunun mukabilinde bir çirkinlik nedeniyle insanlardan hayâ etmek ise güzel ve gerekli bir eylemdir.[1] Bundan dolayı akıldan kaynaklanan hayâ insanî sıfatların en güzellerinden biri, imanın alameti ve karakter gelişiminin göstergesidir. Başka bir ifadeyle kendini kontrol etme gücü iradî ve değerli bir haslettir ve rivayet ve ayetlerde[2] ondan iyi bir şekilde söz edilmiştir. Bunun karşısında çekingenlik ise tamamıyla gayri iradî, hoş olmayan ve toplumsal güçsüzlük ve özürlülüğün göstergesidir. Çocuklardaki utanmanın manası da çocuğun başkaları karşısında hazır olma ve konuşmadan kaçınmasıdır. Ama hayâ ise çocuğun değerli huylara ve İslam adaplarına bağlı olması anlamındadır. Bir çocuk men edilmiş şeylere bulaşmaktan, günah işlemekten ve yaramazlık yapmaktan kaçınırsa, utangaç sayılmaz. Bir çocuk büyüklere saygı duymayı adet edinir, haramlardan sakınır ve sırları duymaktan kulağını alıkoyarsa, utangaç addedilmez. Bunlar ilahî ve semavî dinlerin tavsiye ettiği hayânın örnekleridir.[3]

İslam’ın “Utanma ve Çekingenlik” Hakkındaki Görüşü

İslam çekingenliğe muhaliftir. Bu, İslam’ın bireysel ve toplumsal sorumluluk ve görev türleri hakkında yaptığı tavsiyelerden anlaşılmaktadır. Cesaret mayası olmaksızın toplumsal sorumlulukların kabul edilmesinin ve İnsanî ve İslamî görevlerin yapılmasının mümkün olmadığı çok açıktır. Mesela Kur’an’da çok vurgulanan iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak farzı[4] ahlakî cesaret ile faydalı ve etkili bir ilişki kurma gücüne ihtiyaç duyar.[5]

“Utanma ve Çekingenliğin” Etken ve Kökleri

Çekingenlik gelişim dönemi sürecinde tedricen ortaya çıkar. Çocuklarda ilk utanma alametleri dört aylıkken zahir olur ve bir yaşındayken tamamıyla beliriverir; zira bu yaşta çocuk yabancı şahıslardan yüzünü çevirir veya gözlerini veyahut yüzünü kapatır. Çocukların utangaç olmasında verasetin rolü vardır. Aynı şekilde utanmayı artırma veya dengelemede ortam da tamamıyla etkilidir; başka çocuklarla irtibatı olan çocuklar daha az utangaçtırlar. Çocukların utangaç olma nedenlerinden biri de büyüklerin sürekli onları dost, arkadaş, tanış ve yabancılar karşısında bir söz söyleme ve harekette bulunmadan alıkoymaları ve göz, dudak ve parmaklar ile tehdit edici bir şekilde işaret ederek onları susmaya zorlamaları ve de bir söz söylemeleri halinde bir şekilde bastırmalarıdır. Neticede çocuklar kınama ve dalga geçme tehlikesinden korunmak ve büyüklerin rızasını kazanmak için susmak ve başı öne eğmekten başka bir yol olmadığını teşhis etmektedir. Elbette gençlik döneminde de bu meselenin baş göstermesi muhtemeldir. Bunun etkenleri aşağıdaki maddelerle özetlenebilir:

1- Çekingen şahıs kendine ve yeteneklerine yönelik kuşku duyar. Bu yüzden hiç kimsenin kendisine bir değer vermediğini zanneder (kendini yersiz tahkir etmek).

2- Çekingen şahıs cesaretten yoksundur (bu nedenle çekingen şahıs tanımında bunun cesaretten yoksun olan kimse olduğunu söylemişlerdir) ve başkaları tarafından alaya alınmaktan kaygılanır. Birçok araştırmacı çekingenliğin asıl kökünün toplumsal korku ve ıstırap olduğu kanısındadır.[6]

3- Bazı cismanî ve derunî kusurlar büyütülür.

4- Bazı bireyler alçakgönüllülüğü yanlışlıkla çekingenlik ile eşdeğer saymakta ve onu bir değer görmektedir. Onlar kendilerini çekingen göstermekle alçakgönüllü görünmek istemektedir. Oysaki tevazu ve alçakgönüllülük tıpkı hayâ gibi erdemdir ama yersiz utanma ise bir tür kusur ve noksanlıktır. Alçakgönüllü şahıs kendinden haberdardır ama çekingen birey ise vehme dayalı hayallerin tutsağı olup kendini yanlış değerlendirmelerin kurbanı yapmaktadır.

5- Yersiz telkinde bulunmak; bir şahsın tip ve şeklinin itici ve çirkin olduğunu, kusur ve noksanlık taşıdığını kendine telkin etmesi ve bu yüzden kendini gözlerden uzak tutması, toplumda yer almaktan sakınması, başkalarının kendine baktığında kaygılanması ve hızla topluluktan çıkması buna bir örnektir.

6- Köşeye çekilmeye ve toplumdan uzak kalmaya neden teşkil eden şahsın öz güven ve ümidinin olmaması.

7- Bazen utanmanın nedeni kendini büyük görme olabilir. İnsan bazen kendi için sahte bir şahsiyet üretir ve bunun neticesinde kendinden yersiz beklentiler içine girer.

Son nokta: Utanma ve çekingenlik hiçbir zaman insanın güçsüzlüğüyle eşdeğer değildir. Genellikle bireyler güçsüz olduklarını düşünürler. Oysaki bu gerçekte böyle değildir. İnsan kabiliyet ve yeteneklerini tanımalı ve kendi davranış ve hareketlerini aşırı ve olağanüstü bir şekilde kontrol etme, kendini başkalarıyla kıyaslama, kendini büyük veya küçük görme, yalnızlık hissi ve dışlanmak, alaya alınmak ve kabul görmemek korkusu gibi utanmanın ortaya çıkmasındaki etkili nedenleri öğrenmeli ve onları yaşam sahnesi ve zihin atmosferinden silmelidir.      


[1] Mizanu’l-Hikme, c. 2, s. 718.

[2] Kısas, 25.

[3] İslam ve Terbiyet-ı Kudekan, s. 216-221.

[4] Âli İmran, 104.

[5] Bkn: Efruğ, Ğulam Ali, Revanşinasi-i Kemruyi, Defter-i Neşr-ı Ferheng-ı İslamî; Hakcu, Muhammed Hasan, Necat Ez Kemruyi, Merkez-ı Ferheng-ı Ensaru’l-Mehdi.

[6] Efruğ, Ğulam Ali, Revanşinasi-i Kemruyi, s.15.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar