Gelişmiş Arama
Ziyaret
11983
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Utanmanın kökü nedir?
Soru
Utanmanın kökü nedir?
Kısa Cevap

Utanmak “çekingenlik” anlamındadır. Çekingenlik ise olağanüstü “kendine bakma” ve başkalarıyla karşılaşmaktan korkmaktır. Çekingenlik hayâ ile eşdeğer değildir. Hayâ kendini kontrol etme gücü olup iradî ve değerli bir fiildir. Ayet ve rivayetlerde ondan olumlu bir şekilde söz edilmiştir. Çekingenlik ise tamamıyla gayri tabii, hoş olmayan ve insanın ruhsal güçsüzlüğünü yansıtan bir fenomendir. İnsanın kendini başkalarıyla mukayese etmesi, kendini küçük görmesi, yalnızlık hissi, dışlanmak ve alaya alınmak ve de kabul görmeme korkusu, cismanî ve derunî kusurları büyük görmek, alçakgönüllülüğü çekingenlik ile eşdeğer görme yanılgısı ve öz güvenin olmayışı vb. hususlar utanmanın kökleridir.

Ayrıntılı Cevap

Yanıttan önce utanmanın mefhum ve manasına aşina olmamız ve sonra utanmanın köklerini değerlendirmeye tabi tutmamız lazımdır. Kur’an’da (Arapçada utanmanın kökü olan) “hacel” kökünden türemiş bir kelime mevcut değildir. Bundan dolayı, onun gerçek manasını bulmak için sözlük ve psikoloji kitaplarından yardım almak gerekir. Utanma için yapılan değişik tanımlar bir yana, “çekingenlik” tabirinin onun yerine kullanılması daha isabetli gözükmektedir. Nitekim birçok psikoloji kitabı bu perspektiften bu hususa bakmıştır. Bu yüzden biz de bu yanıtta bu perspektifle konuya yaklaşacağız. Çekingenlik insanın toplumsal bir konumda kendine yönelik anormal ve mustarip bir bakışından ibarettir. Bunun neticesinde birey bir tür ruh ve kas gerilmesine duçar olur, bilgisel ve duygusal şartları etki altında kalır ve kendisinde ham ve ölçülmemiş davranışlar ve de uygun olmayan reaksiyonların altyapısı hazırlanır. Sade bir ifadeyle, çekingenlik olağanüstü “kendine bakma” ve başkalarıyla karşılaşmaktan korkmaktır.

“Hayâ” İle “Çekingenlik” Arasındaki Farkı

Bazıları çekingenliği hayâ ile eşdeğer bilmekte, bayanlar nezdinde onu onaylamakta, savunmakta ve teşvik etmektedir. Bu algı doğruluktan uzaktır ve bu ikisi eşdeğer değildir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) bir hadiste akıldan kaynaklanan hayâ ve budalalıktan kaynaklanan hayâ diye hayâyı iki kısma ayırmıştır. Bu esas uyarınca Ali (a.s) da şöyle buyurmuştur: Bir kimse hakkı söylemekten utanırsa, bu onun budalalığındandır. Bunun mukabilinde bir çirkinlik nedeniyle insanlardan hayâ etmek ise güzel ve gerekli bir eylemdir.[1] Bundan dolayı akıldan kaynaklanan hayâ insanî sıfatların en güzellerinden biri, imanın alameti ve karakter gelişiminin göstergesidir. Başka bir ifadeyle kendini kontrol etme gücü iradî ve değerli bir haslettir ve rivayet ve ayetlerde[2] ondan iyi bir şekilde söz edilmiştir. Bunun karşısında çekingenlik ise tamamıyla gayri iradî, hoş olmayan ve toplumsal güçsüzlük ve özürlülüğün göstergesidir. Çocuklardaki utanmanın manası da çocuğun başkaları karşısında hazır olma ve konuşmadan kaçınmasıdır. Ama hayâ ise çocuğun değerli huylara ve İslam adaplarına bağlı olması anlamındadır. Bir çocuk men edilmiş şeylere bulaşmaktan, günah işlemekten ve yaramazlık yapmaktan kaçınırsa, utangaç sayılmaz. Bir çocuk büyüklere saygı duymayı adet edinir, haramlardan sakınır ve sırları duymaktan kulağını alıkoyarsa, utangaç addedilmez. Bunlar ilahî ve semavî dinlerin tavsiye ettiği hayânın örnekleridir.[3]

İslam’ın “Utanma ve Çekingenlik” Hakkındaki Görüşü

İslam çekingenliğe muhaliftir. Bu, İslam’ın bireysel ve toplumsal sorumluluk ve görev türleri hakkında yaptığı tavsiyelerden anlaşılmaktadır. Cesaret mayası olmaksızın toplumsal sorumlulukların kabul edilmesinin ve İnsanî ve İslamî görevlerin yapılmasının mümkün olmadığı çok açıktır. Mesela Kur’an’da çok vurgulanan iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak farzı[4] ahlakî cesaret ile faydalı ve etkili bir ilişki kurma gücüne ihtiyaç duyar.[5]

“Utanma ve Çekingenliğin” Etken ve Kökleri

Çekingenlik gelişim dönemi sürecinde tedricen ortaya çıkar. Çocuklarda ilk utanma alametleri dört aylıkken zahir olur ve bir yaşındayken tamamıyla beliriverir; zira bu yaşta çocuk yabancı şahıslardan yüzünü çevirir veya gözlerini veyahut yüzünü kapatır. Çocukların utangaç olmasında verasetin rolü vardır. Aynı şekilde utanmayı artırma veya dengelemede ortam da tamamıyla etkilidir; başka çocuklarla irtibatı olan çocuklar daha az utangaçtırlar. Çocukların utangaç olma nedenlerinden biri de büyüklerin sürekli onları dost, arkadaş, tanış ve yabancılar karşısında bir söz söyleme ve harekette bulunmadan alıkoymaları ve göz, dudak ve parmaklar ile tehdit edici bir şekilde işaret ederek onları susmaya zorlamaları ve de bir söz söylemeleri halinde bir şekilde bastırmalarıdır. Neticede çocuklar kınama ve dalga geçme tehlikesinden korunmak ve büyüklerin rızasını kazanmak için susmak ve başı öne eğmekten başka bir yol olmadığını teşhis etmektedir. Elbette gençlik döneminde de bu meselenin baş göstermesi muhtemeldir. Bunun etkenleri aşağıdaki maddelerle özetlenebilir:

1- Çekingen şahıs kendine ve yeteneklerine yönelik kuşku duyar. Bu yüzden hiç kimsenin kendisine bir değer vermediğini zanneder (kendini yersiz tahkir etmek).

2- Çekingen şahıs cesaretten yoksundur (bu nedenle çekingen şahıs tanımında bunun cesaretten yoksun olan kimse olduğunu söylemişlerdir) ve başkaları tarafından alaya alınmaktan kaygılanır. Birçok araştırmacı çekingenliğin asıl kökünün toplumsal korku ve ıstırap olduğu kanısındadır.[6]

3- Bazı cismanî ve derunî kusurlar büyütülür.

4- Bazı bireyler alçakgönüllülüğü yanlışlıkla çekingenlik ile eşdeğer saymakta ve onu bir değer görmektedir. Onlar kendilerini çekingen göstermekle alçakgönüllü görünmek istemektedir. Oysaki tevazu ve alçakgönüllülük tıpkı hayâ gibi erdemdir ama yersiz utanma ise bir tür kusur ve noksanlıktır. Alçakgönüllü şahıs kendinden haberdardır ama çekingen birey ise vehme dayalı hayallerin tutsağı olup kendini yanlış değerlendirmelerin kurbanı yapmaktadır.

5- Yersiz telkinde bulunmak; bir şahsın tip ve şeklinin itici ve çirkin olduğunu, kusur ve noksanlık taşıdığını kendine telkin etmesi ve bu yüzden kendini gözlerden uzak tutması, toplumda yer almaktan sakınması, başkalarının kendine baktığında kaygılanması ve hızla topluluktan çıkması buna bir örnektir.

6- Köşeye çekilmeye ve toplumdan uzak kalmaya neden teşkil eden şahsın öz güven ve ümidinin olmaması.

7- Bazen utanmanın nedeni kendini büyük görme olabilir. İnsan bazen kendi için sahte bir şahsiyet üretir ve bunun neticesinde kendinden yersiz beklentiler içine girer.

Son nokta: Utanma ve çekingenlik hiçbir zaman insanın güçsüzlüğüyle eşdeğer değildir. Genellikle bireyler güçsüz olduklarını düşünürler. Oysaki bu gerçekte böyle değildir. İnsan kabiliyet ve yeteneklerini tanımalı ve kendi davranış ve hareketlerini aşırı ve olağanüstü bir şekilde kontrol etme, kendini başkalarıyla kıyaslama, kendini büyük veya küçük görme, yalnızlık hissi ve dışlanmak, alaya alınmak ve kabul görmemek korkusu gibi utanmanın ortaya çıkmasındaki etkili nedenleri öğrenmeli ve onları yaşam sahnesi ve zihin atmosferinden silmelidir.      


[1] Mizanu’l-Hikme, c. 2, s. 718.

[2] Kısas, 25.

[3] İslam ve Terbiyet-ı Kudekan, s. 216-221.

[4] Âli İmran, 104.

[5] Bkn: Efruğ, Ğulam Ali, Revanşinasi-i Kemruyi, Defter-i Neşr-ı Ferheng-ı İslamî; Hakcu, Muhammed Hasan, Necat Ez Kemruyi, Merkez-ı Ferheng-ı Ensaru’l-Mehdi.

[6] Efruğ, Ğulam Ali, Revanşinasi-i Kemruyi, s.15.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ahzap suresinin 37. ayetinin nüzul sebebi nedir?
    25196 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Ahzap suresinin 37. ayeti Peygamber’le (s.a.a) Cahş’ın kızı Zeynep’in evliliği hakkında olup şöyle buyuruyor: ‘An o zamanı ki Allah'ın, kendisine nimet verdiği ve senin de nimetler verdiğin kişiye ‘eşini bırakma ve çekin Allah'tan’ diyordun.’Zeyd bin. Harise azad edilmiş bir köle olup, Peygamber (s.a.a) onu kendisine ...
  • Kimler masum kavramının örnekleridir?
    7998 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    Masumluk nefsanî bir sıfat ve derunî bir güç olup taşıyanı günaha bulaşmanın ötesinde günah işleme düşüncesi ve tasavvurundan alıkoyar. Istılahta ise hata, unutma, sürçme ve günahtan korunma ve mahfuz olma anlamındadır. Genel bir sınıflandırmayla masumiyet iki çeşittir: 1- Tümel korunma ve masumiyet; 2- Güçlü ve zayıf ...
  • Zengin olan kimselerin sahip oldukları servet kendilerin göstermiş oldukları çabanın karşılığı mıdır yoksa Allah’ın kendilerine vermiş olduğu lütuf müdür?
    9518 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Rızık ve azık veya servet genel anlamda Allah tarafından bağışlanan genel bir lütuftur. Ancak Allah’ın genel anlamda olan bu lütuf ile servet elde etmek için çaba harcamak ve uğraş göstermek arasında her hangi tezat söz konusu değildir. Ama Allah u Teâlâ’nın, iman eden kulları ilişkin has ...
  • Çok eşli olmak neden erkekler için caiz ama kadınlar için caiz değildir?
    29394 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/10/10
    Çok evlilik İslam’dan önce yaygındı ve herhangi bir sınır ve kuralı yoktu. İslam insan hayatının gereksinimini göz önüne alarak onu sınırladı ve ağır şartlar koydu.Islam’ın kanunları insanın ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) hakikatı ezeli midir?
    6481 Eski Kelam İlmi 2011/10/20
    Ezeli olmak, bir varlığın geçmişinde yokluğun olmaması demektir;[1] yani her zaman vardı. ‘Hz. Ali’nin (a.s) hakikatı ezelidir.’ sözünden maksat maddi varlığı ise Onun maddi varlığının ezeli olmadığı bellidir. Ama Hakikat’tan maksat nurdan olan varlığıysa, başka bir ...
  • Niçin İslam'da kölecilik haram kılınmamıştır?
    10575 Yeni Kelam İlmi 2011/05/08
    1- İslam asla kölecilik sistemini ortaya çıkarmamıştır. 2- İslam dini, kölelerin geçmişteki kötü durumunu büyük bir toplumsal sorun olarak görmüş ve çözümleme yoluna gitmiştir. 3- İslam bu önemli meselenin çözümü için dakik ve hikmetli bir proje ortaya koymuştur. Çünkü ...
  • Acaba Masumların hadislerinin senetleri peygambere dayanmıyor mu?
    7340 سرنوشت حدیث 2012/06/26
    Şiiler imamları (peygamberin (s.a.a.) yerine geçenleri) masum bilirler. Bu nedenle onların sözleri de peygamberin sözleri gibi zati itibariyle hüccet ve peygamberin sözüne istinat etmesine gerek yoktur. Bizim masum imamlarımızdan bize ulaşan rivayetler iki kısma ayrılıyor. Bir kısım rivayetler müstenit şeklinde beyan edilmiş; yani senetlerindeki raviler ...
  • Gök, yer ve erzakın yaratılması altı günde mi yoksa sekiz günde mi gerçekleşmiştir!?
    6840 Kur’anî İlimler 2011/05/21
    Yüce Allah rızık ve azık hakkında “kaddere” (takdir etti), gök ve yerin yaratılması hakkında ise “halake” (yarattı) kavramını kullanmıştır. Yani bu dört gün yaratılışın değil, erzakın takdiridir. Bu açıklamayla bu eleştiri temelden geçersiz olmaktadır; zira (kullanıcının yaptığı gibi) rızkın takdir günlerini yaratma kategorisinde ele aldığımız ...
  • Şia mezhebinde namazın sırları ve felsefesi nedir?
    8650 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2012/05/16
    Şüphesiz ilahi hükümlerin tümünün felsefe ve delili vardır, ama ilahi hüküm ve buyrukların tümünün delillerini bulmamız gerekli değildir. Müslümanlar vahiy mesajı karşısında teslim olmalıdır. Bu teslim ve kabul etme psikolojisi insanın kemalidir ve esasen bazı buyruklar teslim ve kulluk ruhunu sınamak içindir. Ama bununla birlikte Kur’an defalarca ...
  • Allah-u Teala neden Kabe’nin yapılmasını emretmiştir?
    75245 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/11/10
    Kur’an’ın ayetlerinde, rivayetler ve tarihi belgelerde Kabe ve Mekke ilahi bereketin tecellisi, insanların hidayeti ve Allah’a ibadet için toplanma yeri olarak anılmıştır. Allah-u Teala, daha önce çöl olan ve ekin yapılmayan bu mekana bir çok dünyevi hayırlar vererek, rızık verenin kendisi olduğunu ortaya koymuştur. Allah’a yakın ...

En Çok Okunanlar