Gelişmiş Arama
Ziyaret
9282
Güncellenme Tarihi: 2020/01/26
Soru Özeti
İmam Hasan’ın (a.s) yaşantısı, faziletleri, menkıbeleri, sulh ve şahadeti tarihçesini kısaca açıklayınız.
Soru
İmam Hasan’ın (a.s) yaşantısı, faziletleri, menkıbeleri, sulh ve şahadeti tarihçesini kısaca açıklayınız.
Kısa Cevap

 İmam Ali b. Ebu Talip’in (a.s) oğlu İmam Hasan (a.s), mübarek Ramazan ayının 15. gecesinde hicretin üçüncü yılında Medine’de dünyaya gözlerini açtı. 37 yaşındayken ona İmam Ali’nin halifesi ve (a.s) varisi olarak biat edildi. İmamet dönemi altı ay üç gün sürdü. Ondan sonra oluşan bazı özel etken ve şartlardan dolayı hicri 41. yılda Muaviye ile sulh ederek Medine’ye döndü ve orada on yıl yaşadı. Nihayet Muaviye’nin plan ve entrikaları sonucu hanımı tarafından (Eş’as Kendi’nin kızı) şehit edildi ve Baki Mezarlığında büyükannesi Fatıma binti Esed’in yanına defnedildi.

 

Dost ve düşmanların itiraf ettiği bir gerçek şu ki o üstün ahlak ve fazilet açısından kâmil bir insandı. Resulullah’a (s.a.a) yakınlığı, Peygamber’in (s.a.a) ona olan ilgi ve muhabbeti, birçok konuda Peygamber’e (s.a.a) benzerliği,  tathir ayetinin ve Kesa hadisinin tanıttığı kişilerden biri oluşu, mübahele olayında Peygamber’in (s.a.a) yanında bulunması, tevazu ve cömertliği, çok ibadet etmesi, kardeşi (İmam Hüseyin (a.s)) ile birlikte cennet gençlerinin efendisi olması onun en belirgin özellik ve hususiyetlerindendir.

 

Ayrıntılı Cevap

Cennet gençlerinin efendisi olan İmam Hasan (a.s), Abdi Menaf oğlu Haşim oğlu Abdul Muttalip oğlu İmam Ebu Talip oğlu Ali’nin (a.s) oğludur.[1]

 

Ehlisünnet ve Şia arasında meşhur olan rivayete göre[2] İmam Hasan (a.s), mübarek Ramazan ayının 15. gecesinde hicretin 3. yılında Medine’de doğmuştur.[3] İmam”ın doğumunun Şaban ayında olduğunu zikreden zayıf rivayetler de mevcuttur. Büyük ihtimalle bu tarih İmam Hüseyin’in (a.s) doğum tarihi ile karıştırılmıştır.

 

Künyesi, Ebu Muhammed’dir. Bu künyeyi Peygamber (s.a.a) İmam Hasan’a (a.s) vermiştir. [4] Doğumunun yedinci gününde Hz. Fatıma (s.a), İmam Hasan’ı babasının yanına götürdü. Peygamber (s.a.a) ise ona Hasan adını verdi.

 

İmam”ın lakapları ise; Sait, Zeki, Mücteba ve Takî’dir.[5]

 

Peygamber (s.a.a) dünyadan gittiğinde İmam Hasan (a.s) 7 yıl birkaç ay veya 8 yaşındaydı. İmam Ali’den (a.s) sonra İmamet ona ulaştığında ise 37 yaşındaydı.[6]

 

Şeyh Müfit, İrşat kitabında şöyle diyor: İmam Mücteba’ya (a.s) biat (İmametinin başlangıcı), hicri kırkıncı yılda Ramazan ayının 21’i olan Cuma günü gerçekleşti.[7]

 

Hz. Hasan”ın imamet dönemi 6 ay 3 gün sürdü ve Hicri 41. yılda Muaviye ile ateşkes imzaladı. Antlaşmadan sonra İmam Hasan (a.s) Medine’ye döndü ve ömrünün son on yılında orada sükûnet etti. Hicri ellinci yılda Peygamber’in (s.a.a) vefat yıldönümü olan Sefer ayının 28. günü 47 yaşında[8] (Eş’as Kindi’nin kızı olan) eşi Cu”de tarafından zehirlenerek şehit edildi.

 

Bu olay, Muaviye’nin hile ve entrikası ve adı geçen kadını oğlu Yezit b. Muaviye ile evlendirme vaadiyle  gerçekleşmiştir. Sonunda İmam (a.s), içtiği zehir ve 40 gün süren hastalığa tahammül ettikten sonra[9] Hak”ka kavuştu ve kardeşi İmam Hüseyin (a.s), gusül ve kefen işlemlerinden sonra kardeşini Cennet’ul Baki’de bulunan büyükanneleri Fatıma binti Esed’in (r.a) yanına defnetti.[10]

 

Tarihçilerin İmam Hasan (a.s) hakkında zikrettikleri fazilet ve menkıbelerden bazıları şunlardır:

 

1-     İmam Hasan’ın (a.s) adının Allah emriyle belirlenmesi

 

Cabir b. Abdullah diyor ki: Hazreti Zehra (s.a), Hasan’ı (a.s) dünyaya getirdikten sonra İmam Ali’ye (a.s) şöyle dedi: Onun için bir isim seç. Hz. Ali (a.s) buyurdular: Ben bu çocuğa konulacak isim konusunda Peygamber’den (s.a.a) öne geçmem. İmam Hasan’ın kundakta Hz. Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna getirdiler ve dediler ki; Ey Allah’ın resulü bir isim seç. Peygamber (s.a.a) buyurdu ki: Çocuğa isim koyma hususunda Allah’tan öne geçmem. Sonra Allah Teâlâ, Cebrail’e haber göndererek “Muhammed (s.a.a) çocuk sahibi oldu, ona git ve tebrik et ve ona söyle ki Ali’nin sana nispeti Harun’un Musa’ya olan nispeti gibidir. Öyleyse ona Harun’un oğlunun adını ver.” dedi. Cebrail, Peygamber’e (s.a.a) nazil oldu ve Allah tarafından onu çocuğun doğumu için tebrik etti ve dedi ki: Allah buyuruyor ki: Fatıma’nın çocuğunun adını Harun’un oğlunun ismi ile adlandır. Peygamber (s.a.a): “Harun’un oğlunun adı nedir?” diye buyurdu. Cebrail: “Şibr” diye cevap verdi.

 

Peygamber (s.a.a) buyurdular ki: Bizim dilimiz Arapçadır! Cebrail cevap verdi: Onun adını Hasan koy. Peygamber (s.a.a) de onun için Hasan adını beğendi.[11]

 

2-     İmam Hasan (a.s), Cennet gençlerinin efendisi:

 

Cabir, Peygamber’den (s.a.a) şöyle naklediyor: Cennet gençlerinin efendisini görmek isteyen, Ali (a.s) oğlu Hasan’ın cemaline baksın.[12]

 

3-     İmam Hasan’ın heybet ve azameti, Peygamber’in (s.a.a) heybeti ve azametidir.

 

İbni Ali Rafiî babasından, o da Ebu Rafiî kızı Zeynep’ten naklediyor: Hazreti Fatıma (s.a), iki oğlu Hasan ve Hüseyin (a.s) ile Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna vardı … ve dedi ki: “Bu ikisi sizin oğlunuzdur. Öyleyse onlara sizden yadigâr kalacak ve irs kalacak bir şeyler öğretin.” Peygamber (s.a.a) onlar hakkında şöyle buyurdu: “Hasan bendeki heybet ve azamete sahip Hüseyin de bende olan cesaret ve cömertliğe sahipdir.” Bu rivayeti teyit edici bir rivayet de Muhammed b. İshak’ın naklidir. Resulullah’tan (s.a.a) sonra hiç kimse şeref ve itibarda Hasan b. Ali”ye (a.s) ulaşmamıştır. O diyor ki: Ben Mekke yolunda şahsen şahit oldum ki İmam Hasan (a.s) merkebinden indi ve yaya olarak yoluna devam etti. Yol arkadaşlarının tamamı hatta Sa’d b. Ebi Vakkas bile bineğinden inerek İmam (a.s) ile birlikte yürüdüler. [13]

 

4-     İmam Mücteba (a.s) halkın Resulullah’a (s.a.a)’a en çok benzeyeni idi

 

Enes ibni Malik’ten nakledildiğine göre, hiç kimse Allah Resulü’ne (s.a.a) Hasan b. Ali’den (a.s) daha çok benzemezdi.[14]

 

5-     Allah Resulü’nün (s.a.a) İmam Mücteba’ya (a.s) olan aşırı sevgisini açığa vurması

 

Sahih’i Müslim kitabındaki rivayete göre, Allah Resulü (s.a.a) İmam Hasan (a.s) hakkında şöyle buyuruyor: “Ben Hasan’ı seviyorum, Allah”ım! Sen de her kim onu severse sev.”[15]

 

Bera’ b. Azib’den nakledilen diğer bir rivayette şöyle diyor: Ben, Hasan’ın Allah Resulü’nün (s.a.a) omuzlarındayken Hazretin şöyle buyurduğunu gördüm: “Allah”ım! Ben onu (Hasan’ı) seviyorum, sen de onu sev.”[16]

 

6-     İmam Hasan’ın (a.s) züht ve ibadeti

 

Emali kitabında şöyle nakil olunmaktadır: İmam Mücteba (a.s) kendi zamanında halkın en abidi, zahidi ve faziletlisiydi. Hac için yola çıktığında yaya gider hatta bazen yalın ayak ile hacca giderdi. İmam Hasan (a.s) ölümü yâd ettiğinde ağlar ve kabir ve kıyameti andığında ise gözünden gözyaşları dökülürdü.[17]

 

7-     Allah yolunda bağış ve cömertliği

 

İmam Mücteba (a.s) cömertlik ve bağış ehliydi. Halk arasında bu özelliğiyle meşhurdu. Bu konuda birçok rivayet gelmiştir. Bihar’ul Envar’ın sahibi Allame Meclisi, Hilliyetul-Evliya’dan şöyle nakleder: İmam Hasan (a.s), iki defa tüm varlığını Allah yolunda ihtiyaç sahipleri arasında dağıttı.[18]

 

8-     Fakirlere karşı tevazu ve sevgisi

 

İbni Şehri Aşub, El-Fünun kitabında Ahmet Müeddip’ten ve Nizhetul-Ebsar’da ibni Mehdi’den naklediyor ki: İmam Hasan (a.s), bir yerden geçiyordu. Fakirlerden bir gurubun yerde oturduğunu, sofralarında bir miktar ufalanmış kuru ekmek olduğunu ve onu yediklerini gördü. Hazreti davet ederek kuru ekmekten meyletmesini söylediler. İmam (a.s) da bineğinden inerek onların yanına oturdu ve kuru ekmekten yedi. Hazret’in vücudunun berektiyle ekmek o kadar çoğaldı ki herkes ondan yedi ve doydu. Yemekten sonra İmam Mücteba (a.s), onları kendi evine davet ederek ağırladı ve …[19]

 

Ehli Beyt’in ve İmam Hasan’ın menkıbeleri ve faziletlerini anlatan bu rivayetin benzerleri ve onlarca Kur”an ayeti mevcuttur.[20] Biz o Hazret’in hakkında bu kadarıyla yetiniyoruz. İmam Hasan’ın (a.s) şahsiyeti hakkında Onun Ehli Beyt’ten olması yeterlidir. Onlar öyle kimseler ki Allah, bütün kötülükleri (pislikleri) onlardan uzak kılmış ve onları pak ve tertemiz(mutahhar) kılmıştır.[21] Ayrıca Allah Resulü (s.a.a), Ehlibeyt ile birlikte Necran Hıristiyanları ile mübahele etmiştir.[22]

 



[1] Tehzib’ul Ahkam, 6.c, 40.s.

[2] A’lamul Vera, 1.c, 206.s.; Sulh’ul-İmamil-Hasan (a.s), 25.s.

[3] Cafer Murtaza El-Amili, El-Hayatus-Siyasiye lil-İmamil-Hasan (a.s), 9.s

[4] Seyit Muhsin, Emin, A’yanuş-Şia, 1.c, 567.s.

[5] Sulhul-İmamil-Hasan (a.s), 25.s.

[6] A’lamul-Vera, 1.c, 206.s.

[7] A’yanuş-Şia, 1.c, 207.s. Şeyh Müfit’in İrşat kitabından naklen

[8] A’yanuş-Şia, 1.c, 567.s. Şeyh Müfit’in İrşat kitabından naklen

[9] A’yanuş-Şia, 1.c, 576.s

[10] A’lamul-Vera, 1.c, 207.s.

[11] A’lamul-Vera, 1.c, S. 207-211

[12] a’lamul-Vera, 1.c, 211.s.

[13] A’lamul-Vera, 1.c, 212.s.

[14] Bihar’ul-Envar, 43.c, 340.s.

[15] Bihar’ul-Envar, 37.c, 74.s.

[16] Bihar’ul-Envar, 37.c, 74.s.

[17] Emali, Şeyh Saduk, 179.s.

[18] Bihar’ul-Envar, 43.c, 340.s.

[19][19][19] İbni Şehri Aşub, El-Menakib, 4.c, 24.s.

[20] Bakınız: Fezail’ul-Hamse mines-Sihahis-Sitte, Firuz Abadi

[21] Bakınız: El-Mizan, Numune ve … tefsirlerinde Tathir ayetinin tefsiri.

22] Tathir ayetinin tefsiri ve Mübahele hakkındaki kitaplar.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Bir malın humusu verildikten sonra ona yeniden humus vacip olur mu?
    5411 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/04/07
    Bilindiği üzere humus, füru-u dinden olup İslam’ın önemli farzlarından biridir ve ibadet sayılmaktadır. Bu yüzden kurbet kastıyla (Allah’ın emrini yerine getirmek niyetiyle) yerine getirilmelidir.Mal ve sermayeye humus geldiğinde bir kere humusları verilirse üzerinden uzun yıllar geçse de ona artık humus gelmez. Ama mal ...
  • Kur’an’da gelen ‘Sadugatihinne ve ‘Ucurehunne’ neyin hakkındadır?
    6206 Tefsir 2012/02/22
    ‘Sadugatihinne’[1] daimi evlilik hakkındadır ve mehir için ‘Sıdak’ denmiştir.[2] Bu kelimenin geçtiği ayet, kadınların kesin haklarının birinden bahsetmekte ve koca, karısı bağışlamadığı sürece[3] karısının mehrini ödemesi ...
  • Hz Ali’nin kendi hilafeti döneminde omzunda kırbaç taşıyarak sokak ve çarşıda hareket ettiği ve suçluları cezalandırdığına dair nakledilen hadis doğru mudur?
    6452 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Hz Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (Allah ömrünü uzatsın) Bürosu: Bu içerikte nakledilen rivayet sadece Hz Ali’nin Küfe’de bulunduğu, çarşıda gezdiği ve halkın tavsiyeleri ciddiye alması için yanında belirtilen kırbacı yanında taşımasıyla ilgilidir. Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpeygani’nin (Allah ömrünü uzatsın) Bürosu:
  • Ehl-i beyt’i neden birkaç kişide sınırlıyorsunuz?
    6841 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Ehl-i Beyt’in on dört masumlarda sınırlandırılması, beşeri bir sınırlandırma değildir. Tathir ayetinden ve Peygamber (s.a.a.)’den gelen rivayetlerden anlaşılan bir sınırlamadır.Bu iddianın ispatlanması için birçok rivayet delil olarak getirilebilir.1) Kuran-ı Kerim, Peygamber (s.a.a)’e Arapça olarak indirilen ilahi bir kelamdır. Allah’ın ...
  • Eğer taklit mercileri zamanın imamı (a.s) tarafından seçiliyorsa müçtehit ve veliyy-i fakihi tanıtan diğer kaynakların rolü nedir?
    5068 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Dikkatleriniz için teşekkür ederiz. 1393. sorunun yanıtında işaret ettiğimiz gibi İmam belirgin bir şahsı hâkimiyete atamamış, sadece fakihleri genel bir şekilde atamıştır. Bundan dolayı zamanın imamı (a.s) tarafından mercilerin seçilme ve teyit edilmesinden kasıt, özel bir şahsın seçilmesi ve teyit edilmesi değildir. Sadece masum (a.s) ...
  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    6900 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Dört seçkin kadın ve babalarının ismi nedir?
    19865 تاريخ بزرگان 2010/05/19
    İnsanlık tarihi boyunca tevhid yolunda ve ilahi hedefler uğruna büyük fedakârlıklar gösteren Evliya ve Salihlerin içinde kadınlarda vardır. Onların namı insanlığın karanlık tarihinde parlamaktadır. İslami rivayet ve kaynaklarda büyüklük, fazilet ve yüce makamlarından ötürü en üstün kadınlar ve cennet kadınlarının en üstünleri olarak yad edilen, yücelikle övülen ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    5088 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Bütün amellerimizi nasıl halis niyetle yerine getirebiliriz?
    10593 Teorik Ahlak 2009/12/20
    İhlâs; yapılan her işte ve kullukta asıl hedefin, başkalarının değil de Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için olmasıdır. Bunun için öncelikle ihlâsa mani olan şeyleri yani; riyakârlığı, dünyaya bağlılığı ve şeytanın vesveselerini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Sonra imanı güçlendirme, Allah-u Teâlâ’yı tanıma, ihlâsın değeri ...
  • Mecbur kalınca günah işlemenin hükmü nedir?
    8733 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/03/07
    Dini öğretilere göre şer’i sorumluluklar insanın ihtiyar ve özgür iradesine bağlıdır; yani insan özgür iradesiyle güzel bir ameli yaparsa mükafatı hakkeder. Dolayısıyla şia fıkhında sorumluluğun kaldırıldığı yerlerden biri mecburiyettir. Müslüman biri haram müzik dinlemek gibi özgür iradesiyle yapmayacağı bir ameli mecburiyetten dolayı yaparsa burada ...

En Çok Okunanlar