Gelişmiş Arama
Ziyaret
8157
Güncellenme Tarihi: 2011/08/30
Soru Özeti
Şu istidlale nasıl bir cevap verebilinir? Bir insanın en büyük düşmanı “alkollü içecekler”dir. İnsan kendi düşmanını sevmeli, dolayısıyla insan alkollü içecekleri sevmeli. (Netice): Öyle ise insan alkollü içecekleri de sevmelidir.
Soru
Bir arkadaşım var sürekli şunu söylüyor: Bir insanın en büyük düşmanı “alkollü içecekler”dir. İncil kitabında da kendi düşmanınızı seviniz diye bir söz var olmaktadır. Arkadaşımın bu konusuna cevap verecek konumda değilim. Lütfen bu arkadaşımı kani edip susturacak bir cevap verebilir misiniz?
Kısa Cevap

Bu istidlal kabul edilemiyor. Mantık tabiriyle bu istidlal (müşterek lafzi türünden olan) demagojiyi içermektedir. Zira “kendi düşmanınızı sevin” cümlesindeki düşmandan maksat insanlar türünden olan düşmanlardır ki hidayet ve doğruluğa doğru kılavuzluk yapmaya kabildir. Aslında buradaki sevgiyle de adata düşmanla mübareze ediliyor. Zira burada düşmanlık yapılması gereken şey insanın kendisi değil, insanın kazanmış olduğu kötü sıfatlar ve hasletlerdir. Bunu bu şekilde algılamasak zikredilen cümleyi çelişki içeren cümlelerden sayılması gerekir; zira insan aynı yönden sevmiş olduğu şeye düşman olması imkânsızdır. “içki insanın en büyük düşmanlarındandır” cümlesinde var olan düşmanlıktan maksat insanın cismani ve bedensel boyutuna zararlı ve tehlikeli olan şeylerdir. İnsanın kendisi için zararlı ve tehlikeli şeylerin sevilmesi gerekir denilmesi imkânsızdır. Aksi takdirde insanın düşmanı olan “zehir” de sevilmelidir denilmesi lazım.

Ayrıntılı Cevap

Başkalara; düşmanda olsa sevgi duymak ahlaki düsturlardan bir düsturdur. Bu düstur birçok din ve mezheplerde var olmakta ve söz konusu dinlerin tekit konusu olmuştur. Soru konusu edilmiş ve İncil’de zikredilen cümlenin haricinde İslam’da da imamlardan nakledilen dualarda başkalarına muhabbet ve sevgi duymak tavsiye edilmiştir. Bu iddiayı ispatlamak için İslam dininin ve Hıristiyanlıkta başkalara sevgi ve muhabbet duyulsun şeklinde var olan düsturlara işaret edeceğiz:

İncillerde Şöyle Nakledilmektedir:

“Ama ben size düşmanlarınıza muhabbet ve sevgi duyunuz, lanet ettiğiniz kimseler için bereket isteyiniz, sizden nefret edenlere iyilik ve ihsanda bulununuz, size eziyet edenlere ve sövenlere hayırlı dualar ediniz diyorum”[1] yaklaşık aynı ibareler “incili mukaddes” kitabının diğer yerlerinde de iki defa daha zikredilmiştir.[2]

İlginçtir ki bu içeriğe yakın ve benzer bizim dualarımızda da bazı ibareler var olmaktadır. Örneğin dua kitabı olan “sahife’i secadiye” adındaki dua kitabinin “mekarimu’l- ahlak” duasında şöyle denilmektedir:

“Allah’ım! Muhammed ve Ali Muhammed’e salât olsun. Bana hıyanet eden kimselerin hayırlarını isteyerek cevap vermekte, beni yalnız bırakan kimselere güzellikle mükâfat verebilmemde ve beni mahrum bırakan kimsenin işini, bağışlamayla telafi etmekte beni kararlı kıl”[3]

Bunlar başkaları sevme ve onlara muhabbet duyma konusunu içerip İslami ve gayri İslami kaynaklarda zikredilen bazı örnek ibarelerdir.

Buna rağmen bu hususta İslam’ın bakış açısı ile Hıristiyanlığın[4] bakış açısı arasında fark vardır. Şurada akla gelen soru şu: Her insana hangi niyetle olursa olsun her çeşit sevgi duymak ahlaki midir? Acaba ahlak sadece başkalara sevgi ve muhabbet duymaktan ibaret midir? Şöyle denilmektedir: Hıristiyan âlimler “bir fiilin ahlaki olup olmadığını tayin eden ölçünün insana olan sevgi olduğunu” söylerler. İnsan sevgisi ve muhabbet menşeli olan fiillerin ahlaki fiiller olduğunu kabul ederler. Bu görüş ne tamamen doğru bir görüş ne tamamen yanlış bir görüştür; zira bu görüş bir yönle doğrudur ve başka bir yönle de yanlış ve işkâllıdır:

1-   Ahlak başkalarını sevmekle sınırlı değildir. Örneğin; zulme teslim olmamak ve ona karşı direnmek ahlaki bir niteliktir. Ama başkalarını sevmek kavramının kapsamına girmiyor.

2-   İnsanı sevme kavramı: Bu kavram ve ibareden maksat biyoloji ilminde insan olarak tanımlanan her varlığı sevmemiz mi lazım? Acaba eğer bir insan kendi insanlığını yitirmişse onu yine de sevmemiz mi gerekiyor? Acaba insanı sevme anlayışını bahane ederek başkalarının işlemiş olduğu günahlardan ve gerçekleştirdikleri zulme göz yumma hakkına sahip olabiliyor muyuz?[5]

İslam dininin bu bağlamdaki görüşü şöyledir: Ahlaki değerlere sahip olmayan insanlar da sevilmeye layıktır. Ama liyakat sadece ve sadece onları ahlaki değerlere doğru çekmek nedeniyledir. Buna binaen “düşmanı da sevin” denildiği zaman bu nedenledir ki; bu sevgi ve muhabbetle onları insani değerlere çekmek içindir. Bu muhabbet ve sevgiyle günah işlemesi için ortam yaratmak anlamında olan sevmek değildir. Örneğin; eğer hırsızlık yapan bir arkadaşın varsa onu sevdiğin için ilkin onu bu kötü işinden vazgeçirmek için güler yüzle ona nasihat edersin. Eğer nasihatlerine teveccüh etmezse yüzünü asarak ondan kızdığını ve onun bu davranışından razı olmadığını ona fark ettireceksin. Yine vazgeçmez ve teveccüh etmezse onu bu yanlışlıktan ve içine düşmüş olduğu bu bataklıktan kurtarmak için polise şikâyet edip zorla da olsa onu bu kötülükten alı koyacaksın. Buna binaen bir kimseyi sevdiğimiz halde onu cezalandırabiliriz de. Bu nedenledir ki İslami hadislerde şöyle denilmektedir: “Din muhabbet ve sevgi duymaktan başka bir şey değildir”.[6] Zira eğer günah işleyen bir kimse tembih ediliyorsa ona duyulan sevgi ve muhabbetten ötürüdür. Çünkü günahkâr insan, böylece özünü bulup günahtan vazgeçmesi umulur. Bu konulardan anlaşılması mümkün olan nokta şu: Düşmanlık yapılmasını hak eden şey insanın kendisi değil, bilakis onların kazanmış oldukları kötü hasletler ve niteliklerdir. Zira insanlığın en büyük düşmanı kötü hasletler ve niteliklerdir.

Soruda “alkollü meşrubatlar insanın en büyük düşmanıdır” şeklinde belirtmiş olduğunuz konu doğrudur. Kurandaki ayetler ve İslami hadisler de buna delalet etmektedirler. İslam Peygamberi Hz. Muhammed den (s.a.a.) şöyle nakledilmiştir: “İçki bütün kötülüklerin anasıdır”. Başka bir hadiste şöyle buyurmuşlardır: “İçki günahları toplayan, kötülüklerin anası ve çirkinliklerin anahtarıdır”. [7]

Yukarıdaki noktaları hatırlatmakla sorunuzun cevabı verilmiş olabilir. Ama konunun daha iyi toparlanması için kısa bir açıklama yaparız: Düşmanı sevmek ve ona muhabbet duymak sadece ve sadece onu ahlaki ve nefsanî kötü hasletlerden kurtarmak için olduğu açıklanmış oldu. Zımnen düşmanlık yapılması gereken insanın kendisi değil kötü hasletler olduğu da anlaşılmış oldu. İnsanın kendisi, sevilmeye layıktır. Buna binaen düşmanı sevmek ve ona muhabbet duymak sadece eğitici ve terbiye edici bir yöne sahiptir. Bundan gözetlenen tek hedef günahkâr kimseyi, müptela olduğu kötü hasletlerden uzaklaştırmaktır. Ama içki günahların ve kötü hasletlerin ve sıfatların anahtarı olduğu hasebiyle ondan uzak durmak ve onu düşman bilmek gerekir. İçkiye yaklaşmak günah işlemek ve kötü hasletlerden uzak kalmayı sağlamamakla kalmıyor, bilakis İslami hadislere göre onun kendisi günahların anahtarıdır.

Netice itibariyle zikredilen istidlali kabul etmek mümkün değildir. Mantıksal literatürde zikredilen istidlal mugalâtayla karıştırılmıştır. Yani (müşterek lafzi türünden olan)[8] demagoji yapılmıştır. Zira “kendi düşmanınızı seviniz” şeklindeki cümlede var olan “düşmandan” maksat hidayete kabil, kılavuzluk yapılabilinir insanlardır. Onlara muhabbet ve sevgi duymak onların hidayetine ve kılavuzluğuna neden oluverecektir. Gerçekte ise burada, yine düşmanla savaşmak anlamı var olmaktadır. Zira düşmanlık yapılması gereken şey insanın kendisi değil, bilakis insanın kazanmış olduğu kötü hasletlerdir. Aksi takdirde bu cümleyi çelişkili bir cümle olarak saymak lazım; Zira insan, aynı yönden sevmiş olduğu bir şeye düşman olması imkânsızdır. “İçki insanın en büyük düşmanlarındandır” cümlesinde var olan düşmanlıktan maksat insanın cismi ve bedenine zararlı ve tehlikeli olan şeylerdir. Bu konuda onları da sevmek gerekir demek imkânsızdır. Aksi takdirde insanın düşmanı olan “zehir”i de sevmeliyiz dememiz lazım gelir.



[1] Meta, 5, 44.

[2] “Luka”, 6, 27, ve “luka”, 6, 35.

[3] “Mefatihu’l-cinan”, s. 997.

[4] Hıristiyanlıktan maksat, Hıristiyan tebliğcilerinin iddiasıdır. Zira her dinin mukaddes metinlerinde o dine mensup olan tebliğcilerinin teveccüh etmediği bazı konuların var olması mümkündür.   

[5] MUTAHARİ, Murtaza, “felsfe’i ahlak”, baskı; 25, intişarat-i sadra, s. 47-54.

[6] . “heliddinu illa el hubbu =din sevgiden başka bir şey değildir”,  “el-kafi” c. 8, s. 80.

[7] MUHAMMEDİ REYŞEHRİ, Muhammed, “mizanul hikme” tercüme: HAMİD RIZA ŞEYHİ, baskı; 1, darul hadis, c. 4, s. 1545.

[8] El-HAYDARİ, Seyyit Raid, “el-mukararu fi tevdihi mentıkıl-muzafer”, baskı; 1, Kum; menşurati zevil-kurba, 1422 k., c. 3, s. 305- 306.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Tütün (sigara ve nargile içmek) kullanmanın hükmü nedir?
    9773 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) belirtilen soru hakkındaki görüşü şudur: “Tütün kullanmak, zararlı olması nedeniyle mutlak olarak haramdır.” Belirtmek gerekir ki; Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin tütün kullanımının haram olduğuna değin fıkhî fetvasının delili onun zararlı olmasıdır ve Ayetullah Mekarim Şirazi’nin fetvasının fıkhî dayanağı da tütünün zararlı ...
  • Nur ayetinin nitelikleri nelerdir?
    29087 Kur’anî İlimler 2011/06/20
    Kuran amel kitabıdır. Kuranı okumak tefekkür ve iman için bir başlangıçtır. Bu da yine muhtevasına amel etmek için bir vesiledir. Büyük mükâfatların bütünü buradan ve bu şartlarla tahakkuk bulur. Tüm surelerin okumasında hem dünyevi hem uhrevi eserler vardır. Masum imamlar (a.s.) tarafından her surenin fazileti beyan edilmiştir. ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    537758 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    8616 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
    13075 Tefsir 2010/12/18
    Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.
  • Başörtüsünü açmanın ve takma saçtan istifade etmenin hükmü nedir?
    8256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Takma saç ziynettir ve örtünmesi gerekir.  Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Müslüman ve dindar kızlar yüksek öğrenim derslerini okumadıkları takdirde sadece ...
  • Regaip gecesi veya Recep ayının diğer gecelerinde cemaat namazlarına katılmak mı daha faziletlidir yoksa namazları ferdi olarak yerine getirmek ve müstehap namazları kılmak mı?
    6387 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Bu konuda şu cevap taklit mercilerinin fetva bürolarından alındı:Ayetullah Uzma Hamenei:Her iki fazileti kazanmaya çalışabilirsiniz hem cemaat namazlarına katılın hem de müstehap namazları cemaatten sonra yerine getirin.Ayetullah Uzma Sistani: Cuma ve ...
  • Kur'an-i Kerim "Açık kitap nazil ettik. Bu ayetteki açık kelimesinden maksat nedir?
    9803 Tefsir 2011/07/23
    Açık (mübin) Kur'an'ın bir sıfatıdır. Kur'an'ı bu şekilde vasıflandırmakla onu halka daha fazla tanıtmayı hedef almaktadır. Onun diğer semavi olan ve olmayan kitaplara olan üstünlüğünü açıklıyor. Çünkü hiçbir kitabın emir ve programları Kur'an gibi açık değildir.Kur'an'da sürekli çeşitli ayetlerde bu Kur'an'ı nazil ettiğini açıklaması hidayet nimetini insanlara hatırlatmak içindir.
  • İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
    13864 Eski Kelam İlmi 2010/12/22
    İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye ...
  • İmam Zeynel Abidin (a.s)‘ın kısa biyografisini beyan eder misiniz?
    3581 امام سجاد ع 2020/01/19

En Çok Okunanlar