Gelişmiş Arama
Ziyaret
16447
Güncellenme Tarihi: 2010/05/26
Soru Özeti
Hz. Meryem’in makamının yükselmesine neden olan şey nedir?
Soru
Ali İmran suresinin 42. Aytinde şöyle buyurulmaktadır: “Hani melekler, “Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı”. Bu ayeti kerime gereğince Hz. Meryem verilen bu makam kendisinden kaynaklanan liyakatle değil, bilakis Allah tarafından temiz kılındığı için diğer kadınlara daha üstün kılındı. Onun üstün kılınmasının nedeni nedir? Beşeriyete her hangi bir hizmet yaptığından dolayı mıdır veya onun yapmış olduğu ibadet ve riayet ettiği takva diğer kadınlarınkinden daha fazla olduğundan dolayı mıdır? Hz. İsa’nın kısası da şu konuyu açıklamaktadır ki Allah’ın peygamberleri daha önceden belirlenmiştir. Kendileri güzel sıfatlara varabilmeleri için hiçbir çaba göstermemişlerdir. Aksi takdirde beşikte iken peygamberlik iddiasında bulunan bir çocuk ne zaman kendini yetiştirmek için çaba harcamış ve bu doğrultuda bir çalışmaya başlamıştı?
Kısa Cevap

Kur’an ve hadislerden anlaşılan şu ki; İmran’ın kızı Meryem, mali bakımından iaşesini idare edebilecek bir güce sahip değil ve böyle fakir bir ailede (zira o doğmadan önce babası vefat etmişti) dünyaya gelmiştir. Bu neden dolayı onun sorumluluğunu Hz. Zekeriya (Meryem’in teyzesinin kocası) üstlenmişti.

Bu değerli bayanın yaşamı devamlı zorluklar, zahmetler ve mahrumiyetlerle iç içeydi. Zira Meryem annesinin yapmış olduğu “nezir” gereğince küçüklüğünden beri mabedin hadimi (hizmetçisi) olarak kendi vazifesini yerine getirmekle meşgul idi. Bu küçücük çocuğun boynuna yüklenmiş olan iş, gücünü aşan işlerdi. Hz. Meryem de hiçbir şikâyette bulunmaksızın bütün bu zorlukları kabul etmişti. Hakeza art niyetli (garezli) ve imansız kimseler tarafından kendisine yönelik dil uzatmaların, yalanlamaların, töhmetlerin bıraktığı yaralara karşı da sabrediyordu. Allah tarafından kamil bir memnuniyete (rızaya) sahipti. Allah u Teala da onun sabır ve rızayet makamı karşılığında ve mutlak itaatkar olmasının hatırası için onu bu makama ulaştırdı.

Hz. İsa’nın beşikte konuşması, onun yüce ve üstün bir makama sahip olduğunu hikayet ediyor olmasıyla birlikte annesinin namuslu ve temiz (kötülüklerden uzak), masum olduğunu savunması içindir. Allah Teala Hz. İsa’nın liyakatli ve takvalı olduğundan haberdar olduğu için bu imtiyazı ve bu ismet makamını amelini gerçekleştirmeden önce ona bir mükafat olarak vermiştir ve onu böyle bir makama seçmiştir.

Ayrıntılı Cevap

Bu sorunun cevabını vermeden önce Hz. Meryem’in yaşantısını gözden geçireceğiz: Tarih, İslami hadisler ve müfessirlerin sözlerinden şöyle anlaşılmaktadır: “Hanne” ve “Aşya”, iki kız kardeş olup birincisi İsrail oğullarının seçkin şahsiyetlerinden olan “İmran” ile ikincisi de “Zekeriya” peygamber ile evlendi.

Bu evlilik üzerinden seneler geçti ama İmran’ın eşinden bir çocuk doğmadı. “Hanne” bir gün bir ağacın altında oturmuştu bir koşun civcivlerine yemek verdiğini kendi gözleriyle müşahede ediyor. Annelik duygularından kaynaklanan bu muhabbeti müşahede eder etmez her annenin çocuğa olan aşk duygusu onun kalbinde ateşlendi ve kalbin derinliklerinden Rabbinden çocuk sahibi olmasını diledi. Aradan çok bir zaman geçmeden Allah onun halisane olan bu duasını kabul buyurdu ve hamile kaldı.

Bazı rivayetlerden ise şöyle istifade ediliyor: Allah u Teâlâ İmran’a vahyetti ki çok bereketli ve tedavisi mümkün olmayan hastalıkları Allahın izniyle tedavi eder ve ölüleri de Allah’ın izniyle diriltebilir bir çocuk kendisine verilecek ve bu çocuk İsrail oğullarına bir peygamber olarak gönderilecektir. Hz. Zekeriya bu olayı kendi hanımına anlattı. O da hamile kalınca karnındaki çocuğun bu çocuk olduğunu sanmış. Oysaki karnındaki çocuğun Meryem (o çocuğun annesi) olduğundan bihaberdi. Bu nedenle karnındaki çocuğu Allahın evi olan Beytü’l - mukaddesin hizmetçisini yapacak şeklinde nezir eder. Ama bu çocuk doğduğunda kız olduğunu müşahede etti. Bu esnada bu çocuğu ne yapacağına dair telaşlandı. Zira hâkim olan geleneğe göre “Beytü’l - Mukaddes” için seçilen hizmetçiler erkeklerden olurdu. O ana kadar bir bayanın hizmetçi olarak seçilmesi hiç olmamıştı.

Bazıları şöyle demişlerdir: İmran’ın eşi nezir olayına ikdam etmesi (girişmesi) onun bu hamilelik durumunda İmran’ın vefat edip dünyadan gittiğine delildir. Yoksa kendi başına müstakil olarak bu işe girişmesi imkânsızdır.[1]

Kuran ve hadislerden, İmran’ın kızı Meryem mali bakımdan iaşesini idare edebilecek bir güce sahip olmayan fakir bir ailede (zira o doğmadan önce babası vefat etmişti) dünyaya geldiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle onun sorumluluğunu Hz. Zekeriya (Meryem’in teyzesinin kocası) üstlenmişti.[2]

Yapılan açıklamalara dikkat edildiğinde bu değerli bayanın yaşamı devamlı zorluklar, zahmetler ve mahrumiyetlerle iç içe olduğu anlaşılmaktaydı. Zira Meryem’in annesinin yapmış olduğu “nezir” gereğince, Meryem küçüklüğünden beri mabedin hadimi (hizmetçisi) olarak kendi vazifesini yerine getirmekle meşgul idi.

Bu küçücük çocuğun gücünü aşan işler kendisine verilmiş olmasına rağmen o hiçbir şikâyette bulunmaksızın bütün bu zorlukları kabul etmişti. Hakeza art niyetli (garezli) ve imansız kimseler tarafından kendisine yönelik dil uzatmaların, yalanların, töhmetlerin bıraktığı yaralara karşı da sabrediyor. Allah tarafından kâmil bir memnuniyete (rızaya) sahipti. Allah u Teâlâ da onun sabır ve rızayet makamı karşılığına ve mutlak itaatkar olmasının hatırası için onu bu makama ulaştırdı ve onun hakkında şöyle buyurdu: ““Hani melekler, “Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı”.[3]

Bu ayeti kerime gereğince Hz. Meryem kendisinden kaynaklanan liyakatle değil, bilakis Allah tarafından temiz kılındığı için diğer kadınlardan daha üstün kılındı. Onun üstün kılınmasını neden kaynaklamaktadır?

Evet! Onun göstermiş olduğu bu halisane çaba dolayısıyla Allah u Teala onun kendi dönemindeki kadınlara karşı üstün kıldı. Zira Allah u Teala şakirdir ve kullarının amellerini ve halisane ibadetlerini karşılıksız bırakmaz. Kur’anı kerim bu bağlamda şöyle buyuruyor: “Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir”.[4]  İnsanları Allaha yöneltmek ve ona doğru hidayet etmek için değerli ve “ulu’l – azm” olan peygamberi yetiştirmek ve hakeza her zamanın ve her asrın kadınları ve anneleri için örnek olabilecek pak ve temiz olan hz. Meryem’in yaşamı o büyük şahsiyetin insanlık âlemine yapmış olduğu en büyük hizmetlerinden birisidir. Öyle ki başka hiçbir hizmet bu hizmetle mukayese edilemez. Zira insanlığa yapılan en büyük hizmet insanı eğitmektir. İnsan kendi hayatında tek bir insanı doğru ve güzel bir şekilde eğitebilir camiaya sunabilirse büyük bir hizmet yapmış olur. Milyonlarca insanın hidayetine kaynaklık yapan değerli ve azimuşen olan bir peygamberin annesini eğitmek ise artık değeri biçilmez bir hizmettir. Acaba bundan daha büyük bir hizmeti tasavvur etmek mümkün müdür?

Bu esasca bu büyük ve değerli müjde hz. Meryem’in göstermiş ve çekmiş olduğu çetin zahmetler, yapmış olduğu ibadet, getirmiş olduğu iman, sahip olduğu takva gölgesinde ancak verilmiştir. Bu ayeti kerime şuna delildir ki Meryem kendi döneminde en üstün ve değerli bir kadındı. Dikkat etmemiz gereken şudur ki Allah u Teâlâ halis olan amellerin az olsa bile karşılığını ve mükâfatını verir. Başka bir ifadeyle hekim ve merhametli olan Allah u Teâlâ niceliğe değil niteliğe önem arz etmektedir.

Ama hz. İsa’nın doğumunun ilk günlerinde daha beşikte iken konuşması ise onun makamının yüceliğine delalet eden büyük bir mucize olmasının yanı sıra bu büyük ilahi mucize büyük ve insafsız iftiralara (zina) maruz kalan annesinin temiz ve namuslu olduğunu savunmak için gerçekleşmiştir. Düşmanlar gerçekleşen ortamdan ve oluşmuş olan atmosferden (Meryem’in kocasının olmayışından) yararlanarak masum ve günahsız olan Allah’ın bu kulunun şahsiyetini terör etmeye çalışırlardı. Eğer onlar sahip oldukları bu art niyetlerinde başarılı olmuş olsaydılar hz. İsa’nın (a.s.) peygamberliğini de şüphe altında bırakmış olacaklardı. Bu yalancıların bu silahlarını ve şayialarını önemsiz kılan ve etkisiz hale getiren tek şey bu büyük mucizeydi. Yusufu, Züleyha’nın ona atmış olduğu iftiradan kurtarmak için küçücük ve daha süt emzirme döneminde olan bir çocuğu konuşturarak bir mucizeyle gerçekleştirdiği gibi. Bu çocuk da şahitlik yaprak annesini kamunun nezdinde sadık, pak ve temiz olduğunu ispatladı.

Hz. İsa’nın nübüvvet makamına liyakatli, ehliyetli ve bu makama sahip olduğunu kanıtlamak için en uygun delil hz. İsanın kendi hayatında insanlara acıyarak kendi konuşmalarıyla ve davranışlarıyla onları hidayet etmek ve onları eğitmek için göstermiş olduğu çabadır. Allah u Teala kendi ilmiyle bu durumlardan haberdar olduğu için amelden önce mükafat unvanıyla bu ayrıcalığı ve ismet makamını ona sundu ve onu bu makam için seçti.

 


[1] MEKARİMİ ŞİRAZİ, Nasır, “Tefsiri Nümüne”, Tahran, intişarati daru’l – kitabi’l - İslamiye, 1376, c. 2, s. 423.

[2] “İz kaletimraetü imrane rabbi inni nezertü leke ma fi batni muharranan fe tekabbel minni, inneke entes semiul alim. Fe lemma vedaatha kalet rabbi inni veda'tüha ünsa, vallahü a'lemü bi ma vedaat, ve leysez zekeru kel ünsa, ve inni semmeytüha meryeme ve inni üiyzüha bike ve zürriyyeteha mineş şeytanir racim. Fe tekabbeleha rabbüha bi kabulin haseniv ve embeteha nebaten hasenev ve keffeleha zekeriyya, küllema dehale aleyha zekeriyyel mihrabe vecede indeha rizka, kale ya meryemü enna leki haza, kalet hüve min indillah, innellahe yerzüku mey yeşaü bi ğayri hisab”. (Ali İmran 35 – 37).

[3] “Ve iz kaletil melaiketü ya meryemü innellahestafaki ve tahheraki vastafaki ala nisail alemin”. (Ali İmran 35 – 37).

[4] “ve men tetavvea hayran fe innellahe şakirun aliym”, Bakara, 158.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an surelerinin kaç tanesi hayvan ismiyledir?
    34499 Kur’anî İlimler 2010/08/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Yanlışlıkla işlenmiş bir cinayetin diyeti ne kadardır? Bugün dinar ve dirhemin dolar olarak karşılığı nedir?
    14792 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/04
    Dinar ve dirhem Hz. Peygamber (s.a.a) ve imamlar (a.s) zamanında yaygın olan dövizlerdendi ve şerî ve hukukî hususlarda da kullanılmaktaydı. Bugün de bazı hususlarda kullanılmaktadır. Dinar altın türünden ve dirhem ise gümüşten bir sikkeydi. Bundan dolayı dinar ve dirhemde kullanılan altın ve gümüşün ağırlığını bilmeyle bu iki ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    20018 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Cinleri, ruhları ve şeytanları çağırıp teshir etmenin (emri altına almanın) hükmü nedir?
    16205 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/16
    Ruhlar, cinler ve şeytanlardan ilmi ve ameli istifade etmeye ve irtibata geçmeye lugatte ve fıkhi ıstılahta sihir denmektedir.[i] Kur'an, hadis ve fıkhi delillere göre sihirbazlık dünya ve ahiret yaşantıları açısında insanın faydasına değildir.
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6987 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Fatıma Zehra (a.s) nerede toprağa verildi?
    49013 تاريخ بزرگان 2011/10/23
    Fatıma Zehra (a.s), İslam Peygamberinin (s.a.a) elçiliğe seçilmesinden sonra[1] ve hicretten sekiz yıl önce (peygamberliğin beşinci yılında) Mekke’de doğmuş[2] ve dokuz yaşındayken İmam Ali (a.s) ile evlenmiştir.[3] Peygamberden (s.a.a) sonra Hz. Fatıma’ya (a.s) zulüm ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    6071 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Acaba İslam Peygamberi şehit mı oldu?
    19193 تاريخ بزرگان 2011/09/28
    Şia ve Ehlisünnet’in Rivayi ve tarihsel kaynaklarında Peygamber’in (s.a.a.), zehirlendiğinden dolayı şehit olduğunu teyit eden birçok delil var olmakta. Ama şu noktaya da dikkat etmek gerekir ki eğer şehitliği kuranın tarif ettiği; yani Allah ve Allah resulü yolunda öldürülmek şekilinde tarif edersek açıktır ...
  • Lütfen Şia tefekkürünün temlini ve özelliklerini açıklayınız.
    10983 Eski Kelam İlmi 2008/05/14
    Şia tefekkürünün temeli ve Şia ilimlerinin hepsi Kuran’ı Kerim’den alınmıştır.Kuran’ı Kerim’in ayetlerinden anlaşılan anlamı ve Resulü Ekrem’in söz ve davranışlarını ve hatta takrirleri (bir davranış karşısında onu onaylarcasına susmasını) hüccet bilir ve yine masum İmamların (a.s) ...
  • Neden zamanın imamının (a.c) esenliği için dua ediyoruz?
    6195 Eski Kelam İlmi 2011/03/02
    Zamanın imamının (a.c) esenliği için dua etmek şerî buyruklardandır ve her ne kadar nedenini bilmesek de hikmet taşımaktadır. Aşağıdaki hususlar bu hikmetlerin bazı örnekleri olarak zikredilebilir: 1. O değerli şahsın varlığı için yapılan dua, onun esenliği için bir etkendir. Netice itibariyle her ...

En Çok Okunanlar