Gelişmiş Arama
Ziyaret
5701
Güncellenme Tarihi: 2012/05/19
Soru Özeti
Ben bir hanım ile bir müddet ilişki kurduktan sonra aileler yoluyla nişanlandım. Ama anlaşmama gibi nedenlerle ayrılma niyetindeyim. Burada insan hakları açısından sorumlu olur muyum?
Soru
Ben yaklaşık üç yıldır evlilik niyetiyle benim ile inançsal açıdan nispeten uyuşan bir hanım ile meşru bir ilişki içindeyim. Şimdi resmi olarak ve aileler aracılığıyla nişanlıyız ve arada güçlü bir bağlılık var. Ama görünüş, aile ve tahsil farklılığı gibi nedenlerden ötürü evlilikten vazgeçmeyi istiyorum. Onun ruhsal açıdan şiddetli bir darbe alması muhtemeldir, ama söylem olarak kendisi ayrılığa razı bulunmaktadır. Hiçbir resmi sözleşme bulunmaması ve sadece ahlaki bir sözleşme bulunmasına binaen, böyle bir durumda şer’i olarak ben bir harama bulaşmış ve Allah katında insan hakları açısından sorumlu olacak mıyım?
Kısa Cevap

Eğer hayat ortağınızı seçme yolunun başında olsaydınız, kesinlikle bizim ortak yaşamın sürekliliği bağlamında bir takım önemli konuları göz önünde bulundurmanıza dair tavsiyelerimiz olacaktı. Ama siz üç yıldır bu hanım ile ilişki içindesiniz ve kendisini iyice tanımaktasınız. Kendi deyiminizle inançsal olarak birbirinizle uyuşuyor ve nişanlanmış bulunuyorsunuz. Belirttiğiniz hususlar nedeniyle onu terk etmeniz ve nişanı bozmanız, belki delikanlılıktan uzak bir davranış olacaktır. Bazı muhterem taklit mercilerin fetvalarında da belirtildiği üzere her ne kadar siz bir günah işlemiş olmayacaksınız, ama nişanlınız iman açısından salih bir şahıs olması nedeniyle onunla evlenmek için girişimde bulunmanız daha iyidir.

Büyük taklit mercilerin bürosundan soru hakkında alınan cevaplar şunlardır:

Hz Ayetullah uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:

Sizin için herhangi bir sorumluluk yoktur.

Hz Ayetullah uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:

Eğer imanlı ve salih bir kız ise evlilik girişiminde bulunun ve onu terk etmeyin.

Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) yanıtı şudur:

1. Eğer daimi evlilik nikâhı kıyılmışsa, ayrılmak için boşanmak gerekir. Eğer geçici evlilik nikâhı kıyılmışsa, nikâh vaktinin sona ermesi veya kalan zamanın erkek tarafından bağışlanmasıyla, nikâh son bulur ve boşanmaya gerek kalmaz. Eğer bir nikâh kıyılmamışsa, ilişkinin bitmesi dışında herhangi bir sona erme de düşünülemez.

2. Eğer erkek boşanırsa veya geçici nikâhın kalan vaktini bağışlarsa, bir günaha bulaşmış olmaz. Elbette “boşanmak” en nefret edilen ilahi helaldir.

3. Her ne kadar şer’i olarak farz olmasa da ahlaki düzeyde başkalarının haklarına riayet etmek, bireysel hayatta müspet eserler meydana getirebilir. Hayatın tüm devrelerinde size başarılar diliyorum.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Bir malın humusu verildikten sonra ona yeniden humus vacip olur mu?
    5411 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/04/07
    Bilindiği üzere humus, füru-u dinden olup İslam’ın önemli farzlarından biridir ve ibadet sayılmaktadır. Bu yüzden kurbet kastıyla (Allah’ın emrini yerine getirmek niyetiyle) yerine getirilmelidir.Mal ve sermayeye humus geldiğinde bir kere humusları verilirse üzerinden uzun yıllar geçse de ona artık humus gelmez. Ama mal ...
  • Kur’an’da gelen ‘Sadugatihinne ve ‘Ucurehunne’ neyin hakkındadır?
    6206 Tefsir 2012/02/22
    ‘Sadugatihinne’[1] daimi evlilik hakkındadır ve mehir için ‘Sıdak’ denmiştir.[2] Bu kelimenin geçtiği ayet, kadınların kesin haklarının birinden bahsetmekte ve koca, karısı bağışlamadığı sürece[3] karısının mehrini ödemesi ...
  • Hz Ali’nin kendi hilafeti döneminde omzunda kırbaç taşıyarak sokak ve çarşıda hareket ettiği ve suçluları cezalandırdığına dair nakledilen hadis doğru mudur?
    6452 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Hz Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (Allah ömrünü uzatsın) Bürosu: Bu içerikte nakledilen rivayet sadece Hz Ali’nin Küfe’de bulunduğu, çarşıda gezdiği ve halkın tavsiyeleri ciddiye alması için yanında belirtilen kırbacı yanında taşımasıyla ilgilidir. Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpeygani’nin (Allah ömrünü uzatsın) Bürosu:
  • Ehl-i beyt’i neden birkaç kişide sınırlıyorsunuz?
    6841 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Ehl-i Beyt’in on dört masumlarda sınırlandırılması, beşeri bir sınırlandırma değildir. Tathir ayetinden ve Peygamber (s.a.a.)’den gelen rivayetlerden anlaşılan bir sınırlamadır.Bu iddianın ispatlanması için birçok rivayet delil olarak getirilebilir.1) Kuran-ı Kerim, Peygamber (s.a.a)’e Arapça olarak indirilen ilahi bir kelamdır. Allah’ın ...
  • Eğer taklit mercileri zamanın imamı (a.s) tarafından seçiliyorsa müçtehit ve veliyy-i fakihi tanıtan diğer kaynakların rolü nedir?
    5068 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Dikkatleriniz için teşekkür ederiz. 1393. sorunun yanıtında işaret ettiğimiz gibi İmam belirgin bir şahsı hâkimiyete atamamış, sadece fakihleri genel bir şekilde atamıştır. Bundan dolayı zamanın imamı (a.s) tarafından mercilerin seçilme ve teyit edilmesinden kasıt, özel bir şahsın seçilmesi ve teyit edilmesi değildir. Sadece masum (a.s) ...
  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    6900 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Dört seçkin kadın ve babalarının ismi nedir?
    19865 تاريخ بزرگان 2010/05/19
    İnsanlık tarihi boyunca tevhid yolunda ve ilahi hedefler uğruna büyük fedakârlıklar gösteren Evliya ve Salihlerin içinde kadınlarda vardır. Onların namı insanlığın karanlık tarihinde parlamaktadır. İslami rivayet ve kaynaklarda büyüklük, fazilet ve yüce makamlarından ötürü en üstün kadınlar ve cennet kadınlarının en üstünleri olarak yad edilen, yücelikle övülen ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    5088 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Bütün amellerimizi nasıl halis niyetle yerine getirebiliriz?
    10593 Teorik Ahlak 2009/12/20
    İhlâs; yapılan her işte ve kullukta asıl hedefin, başkalarının değil de Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için olmasıdır. Bunun için öncelikle ihlâsa mani olan şeyleri yani; riyakârlığı, dünyaya bağlılığı ve şeytanın vesveselerini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Sonra imanı güçlendirme, Allah-u Teâlâ’yı tanıma, ihlâsın değeri ...
  • Mecbur kalınca günah işlemenin hükmü nedir?
    8733 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/03/07
    Dini öğretilere göre şer’i sorumluluklar insanın ihtiyar ve özgür iradesine bağlıdır; yani insan özgür iradesiyle güzel bir ameli yaparsa mükafatı hakkeder. Dolayısıyla şia fıkhında sorumluluğun kaldırıldığı yerlerden biri mecburiyettir. Müslüman biri haram müzik dinlemek gibi özgür iradesiyle yapmayacağı bir ameli mecburiyetten dolayı yaparsa burada ...

En Çok Okunanlar