Gelişmiş Arama
Ziyaret
13265
Güncellenme Tarihi: 2013/01/14
Soru Özeti
Ebu Derda’nın şahsiyeti nasıl idi? Ehli Beytin onun hakkındaki görüşü neydi? Ondan nakledilen hadislerin hükmü nedir?
Soru
Ebu Derda’nın şahsiyeti nasıl idi? Ehli Beytin onun hakkındaki görüşü neydi? Ondan nakledilen rivayetlerin hükmü nedir?
Kısa Cevap
Daha çok Ebu Derda lakabıyla tanınan Hazrecin torunlarından olan Uveymir b. Malik, Hz Peygamber’in sahabelerinden idi. O Hazreç kabilesinin bireylerinden bir fert olarak Medine’de yaşıyordu ve Hz Peygamber’in Medine’de ikamet etmeye başlamasından birkaç ay sonra onun yanına gelmiş ve Müslüman olmuştur. İmam Ali’nin (a.s) Muaviye’den üstün olduğuna inanan Ebu Derda Ebu Hüreyre ile birlikte Muaviye’nin yanına gitmiş, onu İmam Ali’ye itaat etmeye çağırmış, ama Muaviye Osman’ın öldürülmesini bahane etmesi ve onun katillerini Ali’den (a.s) istediği üzerine Ebu Derda ve Ebu Hureyreyi İmam Ali’nin (a.s) yanına yollamış ve ondan Osman’ın katillerini istemiştir. Böylece bu işiyle savaşın bitmesini hedeflemiştir. O ikisi de bu işi üstlenmiş ve İmam Ali’nin (a.s) yanına gelmişlerdir. Ama Malik-i Eşter onların ikisine karşı tavır almış ve sert bir şekilde kendilerini kınamıştır. Bunun üzerine onlar İmam Ali ile görüşmekten vazgeçmişlerdir. İmam Ali’ye (a.s) isteklerini bildirdikleri ikinci günde ise kendilerini Osman’ın katilleri olarak bilen on bin kişi ile karşılaşmışlardır. Bu yüzden ümitsiz olmuş, şehirlerine dönmüş ve Abdurrahman b. Osman’ın serzenişine maruz kalmışlardır. Her halükarda hakkın hükümetine karşı almış olduğu tavır hakkında onu İmam Ali’nin (a.s) bazı fertler bağlamında buyurduğu şu cümlesinin bir örneği olarak değerlendirmek mümkündür: “Onlar ne hakka yardımcı oldular ve ne de batılı zelil ettiler.” Ehli Sünnet ve Şii hadis kaynaklarında Ebu Derda’nın Hz Peygamber’den (a.s) nakletmiş olduğu bir takım rivayetler vardır. Bir grup tarihçi onun ölümünü Sıffin’den sonra[i]  ve başka bir grup ise Osman’ın ölümünden iki yıl önce bilmişlerdir.
 

[i] İbni Hacer, Ahmet bin Ali bin Haceri’ Askalani, El- İsabetu fi Temyizi’s Sahabeti, c: 4, s: 622, Beyrut, Daru’l Kitabi’l İlmiye, 1415 h.k.
 
Ayrıntılı Cevap
“Uveymir bin Malik” Hazreç’in torunlarından[1] ve Peygamber’in sahabelerindendir ve kendisi daha çok Ebu Derda lakabıyla tanınmaktadır. [2]  O, Hazreç kabilesinin bireylerinden biri olarak Medine yaşıyordu ve sonra Müslüman oldu. Onun Müslüman oluşu şöyle gerçekleşti: Bir gün kendisinin üvey kardeşi olan Abdullah bin Revaha Ebu Derda’nın evine gelir ve baltayı eline alıp Ebu Derda’nın putunu kırmaya ve parçalamaya başlar ve bu esnada da şu beyti okur: Tüm şeytanlardan uzak dur ki Allah ile birlikte kendisine ibadet edilen her şey batıldır. Ebu Derda eve döndüğünde, eşi Abdullah’ın yaptığı işi kendisine haber verir. Ebu Derda bir saat düşünür ve sonra şöyle der eğer bu puttan bir hayır olsaydı kendisini savunabilirdi. Netice Ebu Derda Abdullah bin Revaha ile Hz Peygamberin huzuruna çıkar ve Müslüman olur.[3] Elbette Ebu Derda Hz Peygamber’in Medine’de ikamet ettiği ilk aylarda Müslüman olmamış birkaç ay geçtikten sonra Peygamberin yanına gelmiş ve Müslüman olmuştur. Onun Müslüman oluşu hakkında bazı tarihçiler kendisinin Hendek savaşında yer aldığını ve ondan sonrasından söz etmiş ve Hendek savaşından önce onun Müslüman olmadığını belirtmişlerdir.[4] Hz Peygamber (s.a.a) savaşların birinde Ebu Derda’ya bakmış ve şöyle buyurmuştur: İbn. Umeyr güzel binici ve çeviktir.[5] Ehli Sünnet bu nakle ek olarak onu öven Hz Peygamberden (s.a.a) başka hadisler de nakletmişlerdir. Bu cümleden olmak üzere Ebu Derda’yı ümmetin bilgesi olarak bildiğini Hz. Peygamber’e isnat etmektedirler.[6] Aynı şekilde nakledildiği üzere Hz Peygamber (s..a.a) Ebu Derda ve Salman-i Farisi arasında kardeşlik ahdini gerçekleştirmiş ve bu ikisi birbirinin dini kardeşi sayılmıştır.[7] Onunla Salman arasındaki ilişki sonraları da sürdü; öyle ki Ebu Derda Şam’a yolculuk ettikten sonra bile Irak’ta olan Salman ile yazışmış ve kendisine şöyle yazmıştır: Yüce Allah burada bana mal ve evlat bahşetti ve ben kutsal bir bölgede konakladım. Salman’da şöyle cevap yazmıştır: Bana mal ve evlat sahibi olduğunu yazmışsın, bil ki saadet mal ve evlat çokluğunda değildir.[8] Ebu Derda ikinci halifenin dönemine kadar Medine’de idi ve halifenin emri ile bir memuriyeti yerine getirmek için Medine’den ayrıldı ve Şam’a gitti. İkinci halife yargıyı yönetme ve Şam’da namaz kılma işini Ebu Derda’nın sorumluğuna bıraktı.[9] Ebu Derda yargı sorumluluğuna atandığı esnada halk kendisini kutluyordu ve kendisi şöyle demiştir: Yargı için beni kutluyorsunuz, oysaki ben bir uçurumun kenarında durmuş bulunuyorum ve onun derinliği buradan Aden şehrine kadar bulunan uzaklıktan daha çoktur.[10] Eğer halk yargıda ne gibi bir zorluğun olduğunu bilirse, ondan kaçar, herkes onu birbirine teslim eder ve eğer ezan söylemede ne gibi bir sevabın olduğunu bilirse ona yönelik eğilim ve temayülden dolayı onu birbirinin elinden alır.[11] İmam Ali’nin (a.s) Muaviye’den üstün olduğuna inanan Ebu Derda Ebu Hüreyre ile birlikte Muaviye’nin yanına gitmiş ve onu İmam Ali’ye (a.s) itaat etmeye çağırmıştır. Ama Muaviye Osman’ın öldürülmesini bahane etmiş ve onun katillerini Ali’den istemiştir. Ebu Derda ve Ebu Hureyreyi İmam Ali’nin yanına yollamış ve ondan Osman’ın katillerini istemiş ve böylece savaşı sonlandırmayı hedeflemiştir. O ikisi de bu işi üstlenmiş ve İmam Ali’nin (a.s) yanına gelmişlerdir. Ama Malik-i Eşter ikisine karşı tavır takınmış ve kendilerini sert bir şekilde azarlamıştır ve onlar İmam Ali’yi (a.s) görmekten vazgeçmişlerdir. Bu isteği Ali’ye (a.s) bildirdikleri ikinci gün ise kendilerini Osman’ın katili olarak değerlendiren on bin kişi ile karşılaşmışlardır. Bu yüzden ümitsiz olmuş, şehirlerine dönmüş ve Abdurrahman b. Osman’ın kınamasına maruz kalmışlardır.[12] Elbette bu hikâye, Ebu Derda’nın ölümünü Sıffin’den sonra bilmemiz durumuna mutabıktır. Ama bazı tarihçilerin görüşüne göre ise kendisinin ölümünü Müminlerin önderinin hâkimiyetinden önce bilirsek, artık bu hikâyeyi kabul edemeyiz. Kendisinin hakkın hükümetine yönelik aldığı tavır hakkında onu İmam Ali’nin bazı fertler için buyurduğu şu cümlesinin bir örneği olarak değerlendirebiliriz: “Onlar ne hakka yardım etmiş ve ne de batılı zelil etmişlerdir.”[13] Ebu Derda Ehli Sünnet arasında Hz Peygamberin (a.s) büyük sahabelerinden biri olarak tanınmış ve kendisi için büyük bir makam göz önünde bulundurulmuştur; Bu yüzden Ehli Sünnet kendisinden rivayet nakletmiştir. Aynı şekilde Şii hadis kaynaklarında da Ebu Derda’dan sınırlı sayıda rivayet nakledilmiştir; örneğin Şeyh Tusi “Hilaf” kitabında kendisinden bir takım fetva ve rivayetler nakletmiştir.[14] Ebu Derda’nın ölüm tarihi hakkında görüş ayrılıkları vardır. Bir grup tarihçi onun ölümünü Sıffin’den sonra bilmiş[15]  ve başka bir başka grup Ebu Derda’nın Osman’ın ölümünden iki yıl önce öldüğünü söylemiştir.[16]
 

[1] Uveymir bin Malik bin Zeyd bin Gays bin Umeyyeti’bni Amir bin Adiy bin Kaab ibni’l Hazreç ibni’l Haris bin El- Hazreç.
[2] El- Haşimi El- Basri, Muhammed bin Sa’d bin Meni’i, Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 274, Abdu’l Kadir Ata, Muhammed, Daru’l Kitabu’l İlmiye, Beyrut, 1410 / 1990; Hüseyni Tefrişi, Seyyid Mustafa, Nakdu’r Rical, Müessesei A’lul Beyt (a.s), Kum, çapı evvel, 1418 h.k.
البته در نسب او قول های دیگری نیز وجود دارد: عده ای نام پدر او را عامر می دانند و عده ای عامر را به عنوان نام خود او دانسته و عویمر و عامر را در مورد او استفاده کرده اند. از جمله کتاب:
İbni Esir, Ebu’l Hasan Ali ibni Muhammed, Usdu’l Gabe fi Marifeti’s Sahabe, c: 4, s: 18, Beyruti Daru’l Fikr, 1409 h.k.
[3] Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 274 – 275.
[4] Ebu Amr Yusuf bin Abdullah bin Muhammed bin Abdu’l Bir, El- İstiyab fi Marifeti’l ashap, c: 3, s: 1228, Daru’l Ceyl, Beyrut, 1412 / 1992.
[5] Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 274.
[6] Usdu’l Gabe fi Marifeti’s Sahabe, c: 5, s: 97.
[7] a.g.e, , c: 2, s: 268.
[8] a.g.e, , c: 2, s: 268.
[9] Belazeri, Ahmed bin Yahya, Futuhu’l Bildan, s: 204, Mütercim, Tevekkül, Muhammed, Tahran, Neşri Nogre, 1337 h.ş; Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 275.
[10] Yemen ülkesinin meşhur şehirlerinden biri.
[11] Et- Tabakatu’l Kubra, c: 7, s: 275.
[12] İbin Kuteybe Ed- Diynuri, Ebu Muhammed Abdullah bin Müslim, El- İmame ve’s Siyaseti’l Maruf bitarihi’l Hulefa, c: 1, s: 128, tahkik, Şiri, Ali, Beyrut, Daru’l Ezva, 1410 h.k.
[13]لَمْ ینْصُرَا الْحَقَّ وَ لَمْ یخْذُلَا الْبَاطِلَ” İmam Ali (a.s), Nehcü’l Belağa, Pedid avernde: Seyyid Rezi, Musahhih: Atarudi, Azizullah, s: 461, Bonyadı Nehcü’l Belağa, Bica, çapı evvel, 1372 h.ş.
[14] Şeyh Tusi, El- Hılaf, c: 1, s: 376; s: 380; c: 2, s: 168, …, Neşri Camiayı Müderrisin, Kum, çapı evvel, 1407 h.k.
[15] İbni Hacer, Ahmet bin Ali bin Haceri’ Askalani, El- İsabetu fi Temyizi’s Sahabeti, c: 4, s: 622, Beyrut, Daru’l Kitabi’l İlmiye, 1415 h.k.
[16] Usdu’l Gabe fi Marifeti’s Sahabe, c: 4, s: 20.
 
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Eğer tırnaktaki ojeyi temizleme imkânı yoksa vazife cebire abdesti almak mıdır yoksa teyemmüm mü?
    21449 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Belirtilen soruyu büyük mercilerin bürolarından sorduk ve alınan yanıtları aşağıda açıklıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Sorudaki durumda cebire abdesti alması gerekir.Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpaygani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Eğer abdest ve gusül yerine bir şey yapışmışsa ve bunu kaldırmak mümkün ...
  • İnsanın zatının kaynağı nedir ve bunun davranışlardaki etkisi nasıldır?
    10250 Yeni Kelam İlmi 2009/10/22
    Hikmet-i Mütealiye’ye göre zatlar önce belirsiz bir şekilde vardırlar, sonra maddi var oluşla belirlenmektedirler. Ondan sonrada bireysel bir varlığa sahıp olurlar.İnsanın zatı, onun ortaya çıkışının başlangıcından itibaren onunla beraber olup maddi ve manevi boyutlarını kapsamaktadır. Genellikle maddi ...
  • İslam kelamı nasıl vücuda geldi ve kelamla isimlendirilmesinin illeti ve fırkalar hakkında kısa açıklama yapınız?
    8891 Eski Kelam İlmi 2012/08/16
    Hicretin birinci asrın sonunda İslam ülkelerinin alanları göze çarpacak bir şekilde değişti ve ilime özel bir konum ihtisas edildi. En önemli ilimlerden birisi kelam ilmidir ki dini konuları yeni bir bakışla değerlendirmeye tabi tuttu. Bu ilmin vücuda gelmesi için dâhili ve harici olmak üzere birçok amil neden ...
  • İsm-i A’zam, Kerrubin, Tis’a Ayat, Tabut-i Şehadet vb. gibi deyimlerin açıklamasını yapabilir misiniz?
    9660 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/06/16
    İsm-i A’zam’ı ve diğer yüce ve derin manaları içeren ‘Semat’ ya da ‘Şebbur’ duası meşhur irfani dualardandır. Semat duasının bazı bölümleri hakkında özetle şöye diyebiliriz: Bu duada Allah’ın İsm-i A’zam’ına, Peygamberlere ve Allah’ın peygamberiyle konuştuğu, vahyettiği mukaddes yerlere yemin verilmiş veya dua edilmiştir. Duanın cümle ...
  • Ayakkabı giymenin adabı nedir?
    21313 Pratik Ahlak 2012/05/12
    İslam dini semavi dinlerin en sonuncusu, en kâmili ve en camiidir. Bu bağlamda İslami öğretiler insanın tüm boyutlarını; bireysel ve toplumsal yönlerini her zaman ve her mekân için göz önünde bulundurmuş ve onun tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor. Her halükarda İslam dininin hakkında nazar vermiş ve adap belirlemiş ...
  • Neden İdeolojimizin ve dünya görüşümüzün bazı gerekliliklerini terk etmemiz yanlış karşılanmaktadır?
    5782 چیستی دین 2020/01/22
    Aslında İdeoloji sözlükte inanç bilimi olarak geçer. Ama inanç ve düşünce sistemi yerine istimal edilmektedir.Terminolojik olarak ise bazen genel anlamda Teorik ve pratik düşünceler bütünü olarak istimal edilmekte; bazen ise özel anlamda dünya görüşünün karşısında kullanılmaktadır.İkinci anlamında kullanılacak olursa İdeoloji, insan ...
  • Hz. Meryem’in makamının yükselmesine neden olan şey nedir?
    16248 زن 2012/06/26
    Kur’an ve hadislerden anlaşılan şu ki; İmran’ın kızı Meryem, mali bakımından iaşesini idare edebilecek bir güce sahip değil ve böyle fakir bir ailede (zira o doğmadan önce babası vefat etmişti) dünyaya gelmiştir. Bu neden dolayı onun sorumluluğunu Hz. Zekeriya (Meryem’in teyzesinin kocası) üstlenmişti. Bu değerli ...
  • Nelerin üzerine secde etmek caizdir?
    4148 Secde 2019/03/12
    Bu konuda var olan genel kaide: yere ve yerden biten şeylerin üzerine secde etmenin sahih olduğudur. Elbette yerden biten şeyin insanın kullandığı yiyecek ve giyecek olmaması şartı vardır. Öyleyse buğday, arpa ve pamuk gibi bitkilerin üzerine secde etmek doğru değildir. Üzerine secde etmenin sahih olduğu nesnelere bazı ...
  • Şirk nedir?
    21083 Eski Kelam İlmi 2009/10/10
    Şirk lügatte, pay vermek anlamındadır, Kur’ani kullanışta ise şirkten kasıt Allah-u Teala’ya ortak ve benzer koşmaktır. Şirk, tevhit ve “hanifliğin karşısında yer almaktadır. Hanif yani, istikamet ve itidale yönelmek. Muvahhit insanlar şirkten yüz çevirip tevhit esasına yöneldikleri için onlara hanif denir.
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4662 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...

En Çok Okunanlar