Gelişmiş Arama
Ziyaret
7862
Güncellenme Tarihi: 2011/04/13
Soru Özeti
erkek ve kızların gelecekteki evlilikleriyle ilişkin konuları onlara nasıl öğretebiliriz?
Soru
15 ve 16 yaşlarındaki erkek ve kızların gelecekteki evlilikleriyle ilişkin meseleleri onlara nasıl öğretebiliriz?
Kısa Cevap

Çocuklar tarafından bağımsız ve yeni bir yaşam yuvasının kurulmasıyla ilişkin meseleler, duygusal, sosyal ve cinsel meseleler ile irtibatlı olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır, dolaysıyla bu bağlamda var olan meseleler iki bölümde ele alınmalı ve tahkik edilmelidir. Ailenin başarılı veya ta sorunlara kadar varan vücuda gelen başarısız ihtilafların tümü dikkate alındığında bunların birçoğunun birinci bölümle alakalı, yani sosyal ve duygusal meselelerle irtibatlı olduğunu göreceksinizdir. Bu nedenle insanın bu boyutuyla alakalı meselelere çocukluktan başlayarak onun kişiliğini, şahsiyetini ve insanlığını şekillendirmesi noktasında önem arz eden öğretileri kesintisiz bir şekilde ve devamlılığı arz eder bir yöntemle kendilerinin ihtiyarine verilmeli ve onlara öğretilmelidir. Ama çocukların cinsel meselelerini erken zamanlarda en incesine kadar öğretme meselesine gelince şunu söylemek lazım: bu konuda ve öğrenimde çocuklar için faydalı olacağı düşünülüyor. Özellikle eğer bu gibi meselelerin öğretimi çocukların valideni tarafından yapılıyorsa bu bağlamda tasavvur edilen faydalardan daha ziyade zararları olacağı düşünülmektedir.

Ayrıntılı Cevap

Sorduğunuz sorunun cevabını bulmak için her şeyden önce bilmemiz gerekir ki, birbiriyle evlilik aktını yapan iki kişi müşterek yaşamlarının kapsadığı zamanın çok az bir kısmını cinsel meselelere ayırıyorlar. Bu durum özellikle bir müddet evliliklerinin üzerinden geçtikten sonra daha da şiddet kazanıyor ve renkli olmaya başlıyor. Dolayısıyla bu bağlamda kendileri için çok önem arz eden şey ikisinin arasında bir birlerine karşı sergileyecekleri ilişkiler ve davranışlar şeklidir. Eğer dikkat edilirse evlilikten sonraki sorunların birçoğu ki maalesef boşamaya kadar varıyor bu bağlamdadır. Yani ikisinin bir birine karşı sergiledikleri davranış ve ilişki şekilleriyle irtibatlıdır. Cinsel ilişkilerin kaynaklık ettiği sorunlar çok nadirdir.

Evlilik ile insanın birçok fıtri ve tabii ihtiyacı temin ediliyor ki cinsel ilişki onlardan bir tanesidir. Bu nedenle şimdiki gençlerimizin ister erkek olsun ister kız olsun, ihtiyaç duydukları bilgi ve öğrenmeleri gereken şey cinsel meselelerle alakalı olan konuları değildir. Bilakis bu konuları öğrenmekten daha ziyade nasıl güzel bir eş olabilinir konusudur. Özellikle iki eş arasındaki ilişkilerin niteliğidir. Bir diğerlerine karşı duygulara dayalı bir ilişki şekline nasıl girilmesi mümkün olma konusudur. Uygun bir eşin seçilmesiyle alakalı bilgilerdir. Bu bağlamda riayet edilmesi gereken ölçü ve mizanların tanınmasıdır. Yukarıdaki konular hakkında çocuklarımızı ve gençlerimizi bilinçlendirmek en başta gelen konulardır. Dolayısıyla sorduğunuz söz konusu olan soru iki bölümde değerlendirilmelidir.

1-   Anne ve baba ve öğretim işini üstlenmiş yetkililer iki eşin birbiriyle olan ilişkilerinin nasıllığı konusu bağlamındaki bilgileri ne zamandan beri başlatmalılar ve ne kadar öğretmeliler?   

2-   Cinsel meselelerin öğretilmesi ne zamandan ve ne kadar olmalıdır? İşte kısa da olsa bu bağlamda sırasıyla uygun cevaplar ihtiyarinize sunacağız.

a)   Kuranı kerimde evlilik Allah ın ayetlerinden sayılmaktadır. Şöyle denilmektedir: "Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır".[1] Evlilik, şehvani ve cinsel arzularının söndürülmesi için tavsiye edilen bir konu olmasının yanı sıra insanların şahsiyet ve kimliklerinin ilerlemesi ve tekâmül bulması noktasında büyük rol oynadığı da inkâr edilmeyecek bir durum ve önemlidir. Sorumluluktan kaçan nice insanlar evlilik olgusuyla yaşamları değişmiş ve sorumluluğu kabul eder duruma gelmişlerdir. Elbette çok başarılı nice insanlar da söz konusudur ki maalesef evlilik noktasında seçtikleri yanlış eşlerle yaşamlarını birçok sorunlara maruz kılmışlardır. Buna binaen öğretim ve öğrenim görevini üstlenmiş kimseler özellikle anne ve babalar kendilerinden sonraki yeni nesillere bu durumları öğretmekle mükellef ve yükümlüdürler. Karı ve kocalık (eşlik) yapmanın doğru yöntemlerini, karşılıklı saygının nasıl yapılır, çocuklara karşı davranış niteliği, bir ailenin başka kimselerden yardım alarak kendi iktisadi meselelerini doğru idare etme yöntemini, uygun bir ailenin niteliği ve sonuç itibariyle Allahın yadını hatırlardan götürmeyecek, maneviyatı muhafaza edecek ve güvenilir bir aile ortamını oluşturma niteliğini küçüklükten çocuklara öğretilmesi gereken konulardan bazı örneklerdir. Bu konular çocukların çocukluk oyunlarına dikkat edilerek göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklar ister erkek olsun ister kız olsun uygun ve merhamet yüklü tavsiyelerle ileride bağımsız bir yuvanın kurulmasının nasıllığı ve nitelliği doğrultusunda eğitilmelidirler. Çok açıktır ki, çocuklar küçüklük yaşlarından uzaklaşarak evlilik yaşlarına yaklaşınca onlara öğretilecek öğretiler delilli ve daha kani edici olması gerekmektdir. Bu konular öyle bir şekilde kendilerine anlatılmalıdır ki, çocuklara sahip oldukları gelişmiş akıllarıyla kendilerine anlatacağımız konular ve öğretileri tecrübe edebilsinler, tahlil ve gerekirse eleştirebilsinler. Bu doğrultuda onların söyleyeceklerine kulak vermeli ve onların şüphelerini gidermeliyiz. Dikkat edilmelidir ki anne ve babanın birbirine karşı takındıkları tavır ve davranışları çocukların bu bağlamda şahsiyet ve kişiliklerinin şekillenmesinde çok etkilidir. Dolayısıyla anne ve babanın bir birlerine karşı sergiledikleri davranış ve tavırları arkadaşlık, muhabbet ve mantıklı olduğu oranda onların çocukları da daha sonra kendi eşlerine karşı nasıl davranacağını onlardan öğrenirler.

Evlilik arifesinde olan gençler kısa bir süre için kendi ahlakını düzene sokarak kendisi için bir eşi seçebilmek bağlamında hem gereken ölçüleri seçsin hem seçtiği eşe karşı doğru davranışlarda bulunabilmesi için bir yöntem içerisine girebilmesi imkânsızdır denilecek kadar zordur. Bu bağlamda başarılı olabilmesi daha önce uzun süre içende kendisine öğretilmiş olan öğretiler sayesinde ancak mümkün olabilinir. Bu nedenledir ki başarılı bir şekilde bir yaşamın idare edilmesinin niteliği daha önce uzun müddet içerisinde çocuklara öğretilmelidir. Bu gibi öğretilerin öğretilmesi için bir vaktin tavsiye edilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla hangi dönem tavsiye ediliyor ise edilsin, ne zaman başlatılıyorsa başlatılsın erken sayılmayacaktır.

b)   Diğer taraftan şehvani ve cinsel meseleleri tamamen göz ardı ederek hiçbir şekilde onlara değinmemekte her iki tarafın cismani ve psikolojik bozukluluklara ve sorunlara neden olacağı ihtimali de söz konusudur. Cinsel ve şehvani meselelere zamanı gelmeden çocuklara açmak, özellikle erkek ve kadın arasındaki kuralsız ve sınırsız ilişkileri anlamsız bilen İslami camiada psikoloji ve manevi durumlarını olumsuz etkilediği gibi.   Zira bu türden olan öğretilerin anlatılması gencecik çocuklarımızın fikirlerini karıştırmasının yanı sıra onların diğer alanlarda da; ilmi, sosyal ve… gelişme ve ilerlemelerini yavaşlamasına neden oluveriyor. Aynı zamanda anne ve babalar ile çocuklar olmak üzere bireylerin arasında var olan hayâ ve ihtiramın aradan gitmesine neden oluyor. Şunu söylemek lazım ki, erginlik çağına gelmiş gençlere farklı konuları öğretmekle muvazzaf kılınmış kimseler şunu bilmelidirler ki irtibatlı oldukları bu gençler farklı ve değişik yollarla bu gibi meseleleri duymuşlardır. Bu nedenle gençlerin bu durumlarından haberdar olduklarını belirtmemelidirler. Kesinlikle onlara bu durumu anlatmaktan sakınsınlar. Dolaylı bir şekilde gençlere faydası olamayan bu tür meselelerle meşgul olmak kendileri için zararlı olduğunu ve onlarlar meşgul olmaktan vazgeçirmelerine ve gelecekte kendileri için faydalı olan konularla meşgul olmalarını sağlamak için çalışmalıdırlar. Zira bu tür meseleleri doğrudan doğruya ve dolaysız bir şekilde gençlere açmak hiç bir tesiri olmamakla yetinmiyor bilakis kendilerinde bu meseleler bağlamındaki meraklarını daha da artırmasına neden oluveriyor ve zihinlerini kendisiyle meşgul ediyor.

Yukarıdaki konuları bir biriyle mukayese ederek onlar yan yana bırakıldığında cinsel ve şehvet bağlamındaki meseleleri erken vakitlerde çocuklara açılsa faydasız olmakla yetinmiyor bilakis zararları faydasından daha fazla olduğu müşahede ediliyor. Bu nedenledir ki bu gibi meselelerin öğretilmesi özellikle eğer bu öğretim eğer baba ve anne tarafından gerçekleştiriliyorsa kesinlikle tavsiye edilmemektedir.

Elbette gençlerin bu bağlamdaki sorularına yalancı cevaplar da verilmemelidir. Zira bu bağlamdaki gerçeklerle tanıştıkları vakit, kendilerine doğru olarak öğretilen diğer öğretilerde de kuşkulanacakları söz konusu olacaktır. Dolayısıyla bu bağlamdaki sorularına verilecek cevaplar doğru ve mümkün derecede kısa ve ahlaki kurallar içinde ve çok edibane olmalıdır. Gayri müstakim bir yöntemle zamanı geldiğinde karşılaştıkları soruların dakik ve derin cevabını kendileri alacaklarını kendilerine tefhim edilmelidir. Elbette bu durum gençlerin sorularını cevaplandıracak kişinin maharetine bağlıdır ve bunun nasıl başarılı olabileceği şahsin kendisine ait ve onun yeteneğe bağlıdır.

Şu noktanın açıklanması da gereklidir ki, kendi ailesiyle birlikte yaşayan her çocuk bu süreç içinde tedrici olarak bu meselelerle hiçbir hassasiyete neden olmadan tanışacaktır. Çocuklar anne ve babalarıyla birlikte yaşadıkları dönem içinde aşağıdaki konular hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Sadece karı ve koca bir diğerinin yanında yatabiliyor, bir diğerinin bedenine sorunsuz ve serbestçe bakabiliyor. Evlilik olmadan hiçbir kadın meşru çocuk edinemiyor. Her kesin eşi kendi eşine, hatta mahrem olan anne, baba, kardeş ve bacılarından daha yakındır. Annesinin karnında çocuk büyüyor ve farklı merhalelerden geçiyor. Geliştiği bu süreç hakkında bilgiler ediniyorlar. Kendi ailesiyle birlikte yaşayan çocuklar zikir edilen konular ve bu konulara benzer başka konular hakkında tedrici bir şekilde bilgi sahibi olurlar. Elbette dikkat edilmelidir ki aile efratları arasındaki davranışlar bir şekilde olmalıdır ki, anne ve babaların cinsel meseleleri çocukların gözlerinin önünde değil bilakis gözlerden uzak olmalıdır. Bu mesele kuranı kerimde ciddiyetle vurgulamaktadır.  

Bu bağlamdadır ki, Allah u Teâlâ kuranı kerimde üç vakit belirtilmektedir ki bu üç vakitte çocukların anne ve babanın odasına izinsiz girmesinin doğru olmadığı çocuklara öğretilmesinin emretmektedir.[2] Cinsel ve şehvani meseleler hakkında çok dikkatli ve mümkün oldukça ihtiyatlı olmayı içeren Masum imamlardan (a.s.) birçok rivayet var olmaktadır.[3] Bu rivayetler dikkate alınmalıdır.

Diğer taraftan gençler toplumda yaşayarak da; özellikle iletişim araçlarının çok geniş bir şekilde yayıldığı bir dönem içinde yaşadığımız bu çağda isteyerek veya istemeyerek cinsel nitelikli diğer konulara da bu yolla bilgi ediniyorlar.

Bu nedenle eğer anne ve babalar ve öğretim ve eğitim konusunu üstlenmiş diğer yetkililer gençleri sosyal ilişkiler ve karşılıklı muhabbet duygularıyla irtibatlı olan tüm konularla ve cinsel konularla irtibatlı meseleler noktasında da genel konularla tanıştırabilirlerse kendi vazifelerini yapmışlardır diyebiliyoruz. Eğer gençler cinsel meseleler hakkında evlilikleri kesinleşinceye kadar ilgili kitapları mütalaa veya mevcut olan yolarla gerekli bilgileri edinemezlerse hiçte tedirgin verici bir durum değildir. Zira bu konuyla alakalı gerekli meseleleri kısa bir zamanda anne ve baba yoluyla veya güvenilir kişilerden hatta konuyla ilgili kitapları ihtiyarına sunarak bu meseleleri öğrenmesi mümkündür. Bu bağlamda peygamber (s.a.a.) ve masum imamlardan (a.s.) bazı rivayetler nakledilmektedir ki, bu rivayetlerde bazı kişilerin evlendikleri dönemlerde kendilerine cinsel konularla ilgili bazı tavsiyelerde bulunulmuştur.[4]

Alınacak nihai sonuç: cinsel konularıyla alakalı meselelerini, sadece gençlerin evlilik arifesinde karar aldığı dönemde gereklidir. Hatta konuyla alakalı bazı meseleler evlilik gerçekleştikten sonra öğretilmesi mümkün olabilir. Ama aile yuvasının kurulması ve bu bağlamda başarılı olmanın niteliğiyle alakalı meseleler küçüklükten başlatılması ve devamlılık arz eden bir yöntemle verilmesi gerekir.

 



[1] Rum, 21.

[2] "Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” (nur, 58).

Bu surede konu edilen en önemli mesele genel anlamda iffet, namusluluk ve her çeşit cinsel kirliliklerinden perhizciliktir. Bu konu etraflıca bu surede ele alınmıştır. Konu edilen ayetler de konuyla ilişkin bir meseleye değinmiş ve özelliklerini açıklamaktadır. Söz konusu meselede erginlik çağına gelmiş veya gelmemiş olan çocukların karı koca ve eşlerin halvet etmeleri mümkün olduğu odalara girmek istedikleri vakit izin almalarıdır. İlkin şöyle diyor: “Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa sizden izin istesinler; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra”.

Bu üç vakit sizlere has gözlerden görülmeyecek ve saklanılacak vakitlerdir”. Bu düsturun çocukların anne ve babalarına yönelik bir düstur olduğu açıktır. Allah u Teâlâ bu emir ile anne ve babadan çocuklarına bu konuları öretmelerini istemektedir. Zira çocuklar daha erginlik çağına gelmemiş ta bu ilahi emre muhatap olmuş olsunlar. Şu noktaya da dikkat etmek gerekir ki, ayetin hakkında konuştuğu çocuklar erginlik çağına gelmemiş ama erginlik çağıyla ilişkin konuları derk edebiliyor yaşa gelmişlerdir. İznin alınmasını gerekli kılan ilahi düsturdan bu çocukların izin alınmasının ne olduğunu anlayabildikleri anlaşılmaktadır. (tefsiri numune, c. 14, s. 538-540).          

[3] HUR AMULİ, Muhammed b. Hüseyin, “vesailu eş- şia”, Kum: müesesei alu’l-beyt, b. t. 1409, h., ş., c. 20, s. 132-133. Rivayet no: 25222, 25222.

[4]  ŞEYHİ SAHDUK, “ilelu’ş-şerai”, intişarati mektebetu’d-daveri, tarihsiz, c. 2, s. 513 ve 518.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kemale nasıl ulaşılabilir?
    15302 Pratik Ahlak 2010/02/01
    1- Soruya dört bölümde cevap vermek mümkündür:a) Kemal’in tarifi ve onun ‘tamam’la olan farkı,b) İnsanın kemali,c) İslam dinine göre insanın kemali,
  • İnternetten film ve müzik indirmenin hükmü nedir?
    8283 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/17
    Film müstehcen ve müzik haram türden olursa onları indirmek, izlemek ve dinlemek, site sahiplerinin izniyle ve parasını ödeyerek olsa bile haramdır. Ama izlenmesi ve dinlenmesi caiz olan film ve müziklerin indirilmesi, site sahiplerinin koyduğu şartlara uyularak ve parasını ödeyerek olursa sakıncasızdır. Yoksa hırsızlık olur ve caiz değildir. ...
  • Acaba Allame Meclisi Safeviye hükümetinin övücüsü müydü? Yoksa dinin tebliğcisi miydi?
    8505 تاريخ بزرگان 2012/02/14
    Şia âlimlerinin Safeviye hâkimleri ya da diğer yöneticilerle işbirliği içinde olmaları bu hâkimlere meşruiyet vermek veya onları teyit etmek cihetiyle değil, Şia Mezhebi ve Şia camiası için son derece olumlu faydaları olan toplumsal ve dini maslahatları dikkate almaları cihetiyledir.Allame Meclisinin siyasi kimliği ve siyasi faaliyetlerine yapılan eleştiriler onun Safevi ...
  • Erkeğin beyaz altın takması haram mıdır?
    140519 Erkekler İçin Altın Ve İpeğin Haram Olması 2012/05/30
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Beyaz altın denen şey, renk veren bir madde katılması sonucunda beyaza dönüşen sarı altınsa haramdır. Ama altın onda yok denecek kadar az ise sakıncası yoktur; ayrıca platin de sakıncasızdır. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Altın (suyla rengi değiştirilse bile) boyuna takılan zincir, ...
  • İmamlardan bazılarının imam oluşunda şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
    6872 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    İslami inanç birbiriyle uyumlu ve birbirine bağlı bir zincirden ibarettir. Eğer bu zincirin bir halkası yok olursa zincir kopar ve yararsız duruma gelir. Ehl-i Beyt imamlarına inanç da bu türdendir. Bu imamların imam makamına gelmeleri Allah tarafında olduğuna göre bunlardan birinin inkar etmek bile hepsini inkar sayılır. ...
  • Tesnim adlı tefsir kitabında kuranın sübut ve ispat makamına işaret edilmiştir. Bu iki makam arasındaki farkı nedir?
    10418 Tefsir 2012/04/02
    Kuran’ın sübut makamı, Kuran’ın kendi başına hüccet olduğu anlamındadır. Bu asılca bu mukaddes kitap kendi kendince asıl itibariyle hüccet sayılmaktadır. Ama Kuran’ın ispat makamı kuranı kerimin zati itibarıyla hüccet olmasının yanı sıra diğer metinleri ve farklı akideleri ispatlama ve onları değerlendirme ölçüsü kabiliyetine sahiptir olması anlamındadır. Çok ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8543 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Dinle kültür arasında ne gibi bir ilişki vardır?
    31596 Yeni Kelam İlmi 2009/06/16
    Din ile kültürün arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için dinin ve kültürün mahiyet, hedef ve işleyişini tam olarak bilinmesi gerekir. Dinle kültür arasında her hangi bir ilişkinin olmadığını söyleyenler varsa da bu görüş geçerli değildir. Ancak bir kısım kültürler, kemale ...
  • Bankanın verdiği taksitli krediyle umre için kayıt yaptırmak istiyorum. Bunun şer’i hükmü nedir?
    8569 Banka Hizmetleri 2012/04/11
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Şartlara uygun şekilde kredi almanın sakıncası yoktur. Ama son zamanlarda bankaların hac ve umre için verdikleri krediler hususunda yüce rehberlik makamının hac işlerinden sorumlu bi’se’si tarafından yayınlanan ve çeşitli ajanslarda yayınlanan bildirilere bakın. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Bu şekilde umreye ...
  • İnsan yeryüzünün mü en üstün varlığıdır, yoksa tüm varlık aleminin mi? Acaba insandan daha üstün bir varlığın yaratılması mümkün mü?
    50754 Yeni Kelam İlmi 2009/11/10
    Bize göre insan, varlık âleminde -ister yerde olsun ister gökte- bütün varlıkların en üstünüdür. Biz bunu insanın yaratılışı hakkında ki ayet ve hadislerden anlıyoruz. İnsanın üstün olmasının nedeni onun sahip olduğu şu özelliklerdir: 1-İahi bir ruha sahip olması, 2-Meleklerin secde ettiği varlık olması, 3-Yaratılışın ve varlığın ...

En Çok Okunanlar