Gelişmiş Arama
Ziyaret
12031
Güncellenme Tarihi: 2011/11/22
Soru Özeti
Bizzat varlığı mümkün olan şey ve bizzat yokluğu mümkün olan şey ile bizzat mümkün olan şey arasındaki ilişki nedir?
Soru
Bizzat varlığı mümkün olan şey ve bizzat yokluğu mümkün olan şey ile bizzat mümkün olan şey arasındaki ilişki nedir? Güneşin dünya etrafındaki hareketi bizzat mümkün bir şey midir? Yok olmuş fenomenler bizzat mümkün şeyler midir?
Kısa Cevap

Bizzat varlığı mümkün olan şey ve bizzat yokluğu mümkün olan şey, bizzat mümkün olan şeyin ta kendisidir. Başka bir tabirle, bizzat mümkün olan her şey, bizzat yokluğu ve bizzat varlığı mümkün olan şeydir. Yani bizzat varlığı ve yokluğu mümkün olan şeyler, bizzat mümkün olan şey için bir sikkenin iki yüzü gibidir. Güneşin dünya etrafındaki hareketi bizzat mümkün bir şeydir. Yok olmuş fenomenler de bizzat mümkün şeylerdir.

Ayrıntılı Cevap

Zorunluluk, İmkân Ve İmkânsızlık

“Mantıkçılar şöyle demektedir: Eğer bir yüklemi bir özneye nispet edersek, mesela A B’dir diye söyleyecek olursak, B’nin A ile olan ilişkisi üç nitelikten (zorunluluk, imkân ve imkânsızlık) birini taşıyacaktır. Bu ilişki ya zorunlu bir ilişkidir; yani kesin, kaçınılmaz ve elzemdir ve başka bir tabirle akıl onun aksini kabul etmekten kaçınır. Ya da bunun tersidir; yani ilişki imkânsız bir ilişkidir ve yüklemin özneyle ilişkilendirilmesi muhaldir. Başka bir tabirle akıl bunu kabul etmekten kaçınır. Veya bu ilişki müspet veya menfi olacak tarzdadır; yani hem ispat edilir ve hem de inkâr edilir şekildedir. Başka bir ifadeyle akıl ne onu kabul etmekten ve ne de onun aksini kabul etmekten sakınır. Örneğin dört sayısını çift olarak göz önünde bulundurursak, bu ilişki zorunlu ve kesindir. Akıl onun tersini kabul etmekten kaçınır. Akıl dört sayısı zorunlu ve gerekli olarak çifttir der. O halde bu ilişkiye hâkim olan şey gereklilik ve zorunluluktur. Ama beş sayısı çifttir diye söyleyecek olursak, bu ilişki imkânsız bir ilişkidir. Beş sayısı çift olmaktan kaçınır ve bunun manasını idrak eden aklımız da bunu kabul etmekten kaçınır. O halde beş sayısı ve çift olma arasındaki ilişki imkânsız ve muhal bir ilişkidir. Bugün hava güneşlidir dememiz durumunda ise, ilişki mümkün bir ilişkidir; yani günün doğası ne güneşli olmayı ve ne de kesin olarak bulutlu olmayı gerektirir. Burada gün ile güneşli olma arasındaki ilişki, mümkün bir ilişkidir. O halde her özne ile her yüklem arasındaki ilişkiyi göz önünde bulunduracak olursak, gerçekte bazen özel bir mülahazayla “madde” olarak adlandırılan bu üç niteliğin birinden yoksun olmayacaktır. Bizim burada belirttiklerimiz mantıkçıların sözleriydi. Konuları varlık olan filozoflar ise şöyle demektedir: Her “mana” ve “mefhumu” göz önünde bulunduracak ve mevzu karar kılacak ve de varlığı yüklem sıfatıyla ona yükleyecek olursak, şu üç kısmın biri dışında olmayacaktır: Ya varlığın söz konusu mana ve mefhum ile ilişkisi zorunlu olacaktır; yani zorunlu ve gerekli olarak o şey mevcut olacaktır. Biz bunu zorunlu varlık olarak adlandırmaktayız. Eğer varlığın onun ile ilişkisi menfi ve imkânsız olacak olursa ve mevcut olması muhal olursa ve de zorunlu ve gerekli olarak olmaması icap ederse, bu şeyi imkânsız varlık olarak adlandırırız. Bir cismin aynı zamanda hem yuvarlak ve hem de dört köşeli olması bu kabildendir. Eğer varlığın o manayla ilişkisi imkâna dayalı bir ilişki olursa ve başka bir ifadeyle söz konusu mana ne varlıktan ve ne de yokluktan kaçınmıyorsa, biz bu şeyi mümkün varlık olarak adlandırırız. Bir dizi neden hükmünce var olan ve sonra yok olan insan, hayvan, ağaç ve su gibi bu evrende bulunan tüm eşyalar, mümkün varlıklardandır.[1] İmkân için yedi mana yedi mana sayılmıştır ve onlar sırasıyla şunlardan ibarettir: 1. Özel imkân, 2. Genel imkân, 3. En özel imkân, 4. İstikbal eksenli imkân, 5. İstidat eksenli imkân, 6. Vuku eksenli imkân, 7. Yoksulluk ve varlık eksenli imkân. İmkânın manalarından birisi, iki zorunluluğu reddetme manasında olan özel imkândır (yani şey varlığa yönelik ne zorunluluk taşır ve ne de imkânsızlık).[2]

Üç Maddenin Kısımları (İmkân, İmkânsızlık Ve Zorunluluk)

Üç maddenin her biri üç kısma ayrılır.

1. Zatı itibariyle şey.

2. Başkasının itibariyle şey.

3. Başkasıyla kıyaslanması itibariyle şey.

(Elbette imkânda, başkasının itibariyle varlık adında bir kısım bulunamaz.[3]) Üç maddedeki zatı itibariyle varlık kaydından maksat, bizim mevzuu olduğu şekliyle ve başka her şeyden sarf-ı nazar ederek varlıkla ölçmemiz ve hangi hüküm taşıdığını görmemizdir. O mefhumu varlık ile ölçme esnasında, dikkatimizin sadece onun zatına matuf olmasına ve zat dışında başka bir şeye bakmamaya özen göstermeliyiz. Bu esasla, zatı itibariyle mümkün olan şey, kendi başına ve her şeyden sarf-ı nazar etmeyle ne varlığın ve ne de yokluğun kendisi için zorunlu olduğu zata denir.[4] O halde yukarıdaki sorunun cevabında şöyle denilebilir: Gerçekte zatı itibariyle mümkün olan şey, bir şeyin varlık ve yokluğa yönelik zorunluluk taşımamasıdır. Netice itibariyle zatı itibariyle mümkün olan her şey varlıkla mukayese edildiğinde imkân taşır ve aynı halde yoklukla mukayese edildiğinde de imkân hali taşır. Başka bir ifadeyle zatı itibariyle mümkün olan her şey, zatı itibariyle yokluk imkânı ve yine zatı itibariyle varlık imkânı taşır. Yani zatı itibariyle varlığı ve yokluğu mümkün olan şey, bizzat mümkün olan şey için bir sikkenin iki yüzü gibidir. Yukarıdaki açıklamalarla ikinci ve üçüncü soruların yanıtı da aydınlanmaktadır. Dünyanın güneş etrafındaki hareketi (elbette bu husus soruda yanlış belirtilmiş ve güneşin dünya etrafında hareketi olarak dile getirilmiştir), zatı itibariyle varlığı mümkün olan şeylerden sayılır; zira dünyanın hareketi kendisine yönelik ne varlığın (böyle bir durumda zorunlu varlık olur) ve ne de imkânsızlığın (böyle bir durumda imkânsız varlık olur) zorunluluk taşıdığı bir şeydir. O halde dünyanın güneş etrafındaki bu hareketi zatı itibariyle mümkündür. Bu mesele, yok olmuş fenomenler için de bu şekildedir. Zira varlık bu fenomenler için zorunluluk addetseydi, yok olmamaları gerekirdi (oysaki yok olmuşlardır). Eğer varlık onlar için imkânsız olsaydı, var olmamaları gerekirdi (oysaki bir zamanda bunlar var olmuşlardır). Netice olarak bu fenomenlerin varlıkla olan ilişkisi de zati imkândır. Yani var olması (tam nedenin olması durumunda) mümkündür ve yok olması da (tam nedenin kâmil olmaması durumunda)mümkündür.



[1] Mutahhari, Mürteza, Aşinayi Ba Ulum-ı İslamî (Mantık-Felsefe), ders-i dehom, c. 1, s. 223, İntişarat-ı Sadra, çap-ı heştom, payiz 69.

[2] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Nihayetü’l-Hikmet, c. 1, s. 186, Kum, Müesses-i Amuzeşi Ve Pejuheşi İmam Humeyni, çap-ı evvel, 1378 h.k.

[3] Daha fazla bilgi edinmek için Nihayetü’l-Hikmet, Merhale-i Rabia, Fasl-ı Dovvom’a müracaat edilsin.

[4] a.g.e, c. 1, s. 193.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • iffete ters olan amellerin hükmü nedir? Bu ameller zina haddine ulaşmazsa yine günah sayılıyor mu?
    12048 Yeni Kelam İlmi 2011/04/13
    Zina türünden yapılan bu amel kuranı kerim açısından büyük günah sayılmaktadır. Allah u Teâlâ konuyla alakalı şöyle buyuruyor: Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur”.
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17363 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
    21245 تاريخ کلام 2008/07/22
    Continue ...
  • İslam dini niçin var?
    14348 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Din, akaid ve Peygamberlerin insanların hidayet ve saadeti için Allah’tan getirdikleri bir dizi ameli ve ahlaki hükümlerdir.Dini öğretilerde dinin gerekliliği insan fıtratıyla ilişkilendirilmiş, Kur’an-ı Kerim’de de insan fıtratı ilahi fıtrat olarak tanımlanmış ve bütün ilahi kanunların Allah’a inanma ve tapınma hissi üzerine kurulduğu ...
  • Ahlâkın zekayla ilişkisi var mı?
    6593 Pratik Ahlak 2012/02/15
    Ahlâkta diğer bir çok ilim gibi teorik ve pratik diye ikiye ayrılır:Ahlâk kurallarını ve konularını bilmenin zekayla direkt bağlantısı vardır. Yani insanın zekası ne kadar yüksek olsa öğrenme gücü de o kadar çok olur ve ne kadar aşağı olsa bu ilimden o kadar ...
  • Cabir İbn-i Hayyan’ın kısa biyografisini açıklar mısınız?
    12312 تاريخ بزرگان 2011/08/16
    Cabir İbn-i Hayyan, Ebu Abdullah veya Ebu Musa Cabir İbni Abdullah-i Tarsus-i Kufi olarak tanınanmeşhur bir sofidir (tasavvufçudur). [1]İbni Nedim “El-Fihrist” kitabında onun künyesini Ebu Abdullah olarak zikir ederek, şöyle diyor: Razi (Zekeriya-i Razi) fenni kitaplarında Cabir ...
  • İsrail bir peygamberin adı mıdır? Onun kendisine haram kıldığı şey nedir?
    18229 تاريخ بزرگان 2012/04/04
    İsrail, ilahi peygamberlerden biri olan Hz. Yakub’un (a.s) adıdır. O, bir maslahat uyarınca deve etini ve sütü kendisine haram kılmış idi. Âli İmran suresinin 93. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلاًّ لِبَنِي إِسْرائِيلَ إِلاَّ ما حَرَّمَ إِسْرائِيلُ عَلى‏ نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُنَزَّلَ ...
  • Acaba evliliğin kendine özgü şartları varmı?
    4832 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/06/30
    İslam dinine göre geçici ve daimi evliliğin kendine özgü şartları bulunmaktadır. Bu şartlar şunlardır: Nikah akdini okumak. Kadın ve erkeğin razı olması yeterli değildir. Bunun yanında nikah kastıyla nikah akdi okunmalıdır. Vacip olan ihtiyat nikah akdinin sahih arapcayla okunmasıdır. Eğer kadın ve erkeğin kendisi ...
  • Rehberliğin görüşüne göre “bilerek” namazı bozmanın hükmü nedir?
    32137 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    İradi olarak farz namazı bozmak ve kesmek haramdır ama bir kefareti yoktur. Eğer insan namazını doğru kılıp kılmadığına dair şüphe ederse şüphesine itina etmemeli, namazını doğru kıldığına hükmetmeli ve namazı bozmamalıdır. Ama namazını bozarsa bunun bir kefareti yoktur. Elbette farz namazı iradi olarak bozmak haramdır ama ...
  • Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
    31284 Pratik Ahlak 2010/10/07
    Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ...

En Çok Okunanlar