Gelişmiş Arama
Ziyaret
12721
Güncellenme Tarihi: 2009/06/16
Soru Özeti
Kimler cennete girecek?
Soru
Kimler cennete girecek?
Kısa Cevap

Kur'an-ı Kerim'in çeşitli ayetlerini incelediğimizde cennetin Allah'ın kesin vaadi olduğu, muttakilerin, mü'minlerin, Allah ve Resulünün (s.a.a) emirne itaat edenlerin oraya gideceği anlaşılmaktadır. Böyle biri gerçek manada saadete ve kurtuluşa erenlerin sınıfında olacaktır.

Allah ve Resulünün (s.a.a) emirlerinden biri veliyy-i emre itaat, imamı tanımak ve Ehl-i Beyt (a.s)'ın hakkını eda etmektir. Şüphesiz kalpte, dilde ve amelde Allah'a, Peygambere ve Kur'an'a ve Peygamber’in, Ehl-i Beyt (a.s) hakkındaki onların velayetine inanmaya dair emrini bildiği halde buna inanmayan kimse gerçek mü'min değildir ve dolayısıyla Allah'ın lütuf ve vaadine de nail olmayacaktır. Zira Kur'an şöyle buyuruyor:

'İnanlar ve iyi işlerde bulunanlar için kıyılarından ırmaklar akan cennetler vardır' [i]

Gerçekte cennet veya cehennem dünyada kendisiyle yaşadığımız inanç ve amelin yansımasıdır. Kur'an'ın tabiriyle; 'İyilik ederseniz faydası kendinize, kötülükte bulunursanız zararı gene size.'

İmam’a ve Ehl-i Beyt'e (a.s) tabi olmak, Onları (a.s) sevmek iddiasında bulunmaktan öte bir şeydir. İmamsız ve biatsız ölmenin cahiliye ölümü olduğu gerçeği yalnızca Şianın söylediği bir şey değildir. Cennete girmenin şartının imamı tanımakta olmasının sırrı, imamın varlığının gerekliliği, saadete ulaşmak için imama duyulan ihtiyaç vb. gibi konularda yatmaktadır.

Kısacası birine hakikat ulaşmamışsa, o da hakikati aramakta ihmalkâr davranmamışsa yani mukassır değilse cehennemi hak etmez. Çünkü cehennem, hakkı ve hakikati bilmeyip ona ulaşamayanların değil günahkarların yeridir.



[i] -Buruc/11

Ayrıntılı Cevap

Cennet Allah'ın kesin vaadidir. [1] Ama bu vaat kimler içindir? Cennet ehline ait ayetleri incelediğimizde görüyoruz ki cennete girmenin şartı mü'min olmaktır:

 

'Allah inanan (mü'min) kadın ve erkeklere kıyılarından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. ' [2]

Peki mü'min kimdir? Şehadeteyni yanlızca dilde söylemek imanın gerçekleşmesi ve mü'minler topluluğuna girmek için yeterli midir?

 

'Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar.” [3]

Allah'a ve Resulüne itaat nasıl olur? Bu konuda ki ayetlere baktığımızda itaatin akait ve amelden meydana gelen iki alanda ve iki bölümden oluştuğunu görmekteyiz:

 

'İnananlar ve iyi işlerde bulunanlar için kıyılarından ırmaklar akan cennetler vardır' [4]

 

Öyleyse:

 

-Resule (s.a.a) itaat etmedikçe muti olmayız.

-Kalbi ve itikadı itaatin amelde de görülmesi gerekir

-Allah Resulünün (s.a.a) küçük bir emrine de inanmasak tam itaat edenlerden sayılmayız.

 

İman ve Salih Amelin Neticesi Nedir?

 

Kur'an'a göre bu ikisinin terkibinin neticesi takvadır. Takva sahipleri de cennet ehlidirler:

 

'Çekinenler için rableri katında kıyılarından ırmaklar akan cennetler vardır.' [5]

 

Buraya kadar söylediklerimizden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz: Saadetli olmanın temeli takvalı olmaktır; takva ise Allah'ın ve Resulünün emirlerinin tümüne istisnasız boyun eğmektir.

 

Takvanın mertebe ve dereceleri vardır, onun en düşük mertebesi farzları yerine getirmek ve günahlardan sakınmaktır. Bu yüzden her şeyden önce farzları tam olarak yerine getirmemiz gerekir. Bu farzlardan biri Resulullah’tan sonra Onun (s.a.a) yerine geçecek gerçek halife ve imamları tanıyıp onlara itaat etmektir. [6] Kalpte ve dilde inancı olmayan, amelde de imamete itaat etmeyen kimse iman ehli değildir, salih ameli yoktur ve takvanın hiç bir mertebesine sahip değildir.

 

Nokta: Nisa suresinin 59. ayeti gereğince Veliyy-i Emir'e itaat etmek vaciptir ve ona itaat etmek Allah'a itaat etme haddindedir. Ancak iktidarı ele geçiren herkes veliyy-i emr olamaz, veliyy-i emrin masum olması gerekir. Eğer veliyy-i emr masum olmazsa Allah ve Resulünün emirlerinin aksine emirler verebilir. Bu durumda Allah'a itaat ve veliyy-i emre itaat şeklinde birbirine muhalif ve zıt iki şeyin bizden istenilmesi anlamına gelir ki bu da kesinlikle imkânsızdır.

 

İmamet inancının insan saadetindeki rolüne değindikten sonra şimdi de imamın toplumun ve bireyin saadetli olması, onların cennet ve cehennemle gitmesinde ne gibi etkisi vardır sorusuna cevap verelim: [7]

 

Hak İmama İnanmanın Kurtuluşa Varmadaki Rolü

 

 

a) Kurtuluş

 

 

Allah-u Teala başarılı insanların örneği olan Hz. İbrahim'i (a.s) şöyle anlatıyor:

 

'Ve şüphe yok ki İbrahim de Onun taraftarlarındandı elbet. Hani rabbine tertemiz bir yürekle gelmişti o.' [8]

 

Şüphesiz Hz. İbrahim (a.s) Hz. Nuh (a.s)'ın gerçek manada şiası ve takipçisiydi. Çünkü Allah'ın dergâhına geldiği zaman temiz bir yürek, sefa ve selametle doluydu. Hz. İbrahim (a.s)'ın duası da şuydu:

 

'Utandırma beni insanların dirilecekleri günde. O günde ki ne mal fayda verir, ne evlat. Ancak Allah'a, şirkten ve şüpheden arınmış bir gönülle gelen faydalanır' [9]

 

Kalb-i selim (şirkten ve şüpheden arınmış bir gönül) ibaresinden şunu anlıyoruz: Başarılı, kurtuluşa eren ve mesut kimse dinini öyle yaşar ki Allah'ın dergâhına gittiği zaman selim bir kalple gider.

 

Ne ilginçtir ki bir sonra ki ayette şu cümle gelmiştir: 'Ve cennet, o gün, çekinenlere yaklaştırılmıştır.'

 

Ayet demek istiyor ki, selim kalp takvanın neticesidir; takvalı olmanın mükâfatı da cennettir.

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki: Saadet, kurtuluş ve mutluluk selim kalbe sahip olmak için gösterilecek çabada mana kazanır. Gerçek mutlu kimse selim kalbi olandır. Saadet, kalbin salim olmasına bağlıdır.

 

b) Saadetli Olmada İmamet İnancının Rolü

 

Aşağıda genel olarak imametin ve özel olarak Ehl-i Beyt’in imamet ve velayetine inanmanın ehl-i saadet olmadaki önemini ve etkisini açıklayan bazı delillere işaret edeceğiz:

Peygamber (s.a.a): Kim zamanının imamının tanımadan ölürse cahiliye ölümüyle ölmüştür.”

Bu hadis bazı kaynaklarda (örneğin Buhari’de şöyle geçer:

Kim boynunda biat olmadan ölürse cahiliye ölümüyle ölmüştür.”

Resulullah yine şöyle buyurdular:

“Ben kimin mevlasi isem Ali de onun mevlasıdır.”

Yine şöyle buyurdular:

“Ben kendimden sonra iki büyük emanet bırakıyorum, Allah’ın kitabi ve öz soyumdan olan Ehl-i Beytimi bu ikisine sarıldığınız sürece sapmazsınız.”

Bu hadislerin ümmetin ittifak ettiği hadislerden olduğu için onların senetlerini zikretmeğe gerek görmedik.

Yine buyurmuştur ki “Benim Ehl-i Beytim sizin aranızda Nuh’un gemisi gibidir kim o gemiye bindiyse kurtuldu ve kim de ondan geri kaldıysa helak oldu.”

İşte sağlam senetlerle ve hatta mutevatir olarak nakledilen bu hadisler insanın saadet ehli olması için Ehl-i Beyt’in velayetini kabul edip Hz. Ali’nin imametine inanmasına bağlı olduğunu açıkça göstermektedir.

 

 

Bureyde-i Eslemi (Ehl-i Sünnet onu sahabe olarak Kabul etmektedir) Resulullah'ın (s.a.a) “Bizi doğru yola hidayet et” ayetinde ki, doğru yoldan, kasıtın Muhammed ve Al-i Muhammed'in olduğunu buyurduğunu rivayet eder. [10]

 

Resulullah (s.a.a) buyuruyor: 'Kim sırat köprüsünden fırtına gibi geçmek ve sorgusuz cennete gitmek istiyorsa kesinlikle benim velimin velayetini, vasim ve halifem olan ailemden Ali b. Ebi Talib'in velayetini kabul etmelidir.Ve kim cehennem ateşine girmek istiyorsa onun velayetini terketsin, Rabbimin izzet ve celaline yemin olsun O, Allah'ın kapısıdır (ancak o kapıdan Allah'a gidilir) öyle bir kapı ki onun dışında Allah'a gidilmez. Şüphesiz O doğru yoldur. Allah kıyamet günü kullarından Onun velayeti hakkında soracaktır.' [11]

 

Daha fazla bilgi için bakınız:

 

-Cehennem ve Gayri Müslim, 1195. soru (site: 1498)

-Kasırlar ve Cehennemden Kurtuluş, 4436. soru, (site: 4926)



[1]   - 'Çekinenlere vaadadilen cennet şöyledir:…' Muhammed/15

[2]   -Tövbe/72

[3]   -Nisa/13

[4]   -Buruç/11

[5]   -Al-i İmran/15

[6]   - 'Ey inananlar! Allah'a, peygambere ve içinizden emredecek kudret ve liyakata sahip olanlara itaat edin. 'Nisa/59; 'De ki: Sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim ancak yakınlarıma sevgidir.' Şura/23; ' Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. ' el-Müstedrek Ala-s Sahiheyn, c.3, s.109

[7] -İnsanların imama olan ihtiyaçlarının sırrı daha geniş ele alınması gereken bir konudur. Şu anda böyle bir imkanımız olmadığından onu başka yazıda ele alacağız.

[8] -Saffat/83-84

[9]   -Şuara/87-89

[10]   -Seyyid Şahabuddin Şafi-i, Rişfetu-s Sadiy, s.25; Şeyh Süleyman Hanefi, Yenabi-ul Meveddet, s.114

[11]   -Haskani, Şevahid-ul Tenzil, c.1, s.59 ve 90

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hac amellerini müstehap gusül ile yapmak caiz midir?
    4997 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Başta hatırlatılmalıdır ki; namaz için yeterli olan her temizlik (abdest, teyemmüm, müstehap gusül, …), temizlik ile yapılması gereken hac amelleri için de yeterlidir. Bundan dolayı ilkönce birkaç noktayı belirtmek gerekmektedir:1. Farz gusül ile namaz veya abdest gerektiren hac amelleri gibi fiiller yerine getirilebilir mi?2. Müstehap gusüller bu ...
  • Neden Peygamber (s.a.a) Talha ve Zübeyir’e İslam’ın kılıcı lakabını vermiştir?
    10147 تاريخ بزرگان 2011/01/20
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Şimrin İmam Hüseyin’in (a.s) başını boynundan kestiğine dair senet var mı?
    5690 تاريخ بزرگان 2011/12/20
    Birkaç yerde bu konuya işaret edilmiştir:1- Hz. Zeynep (s.a) bazı sözlerinde şöyle buyuruyor: ‘...Ey Muhammed! Şu anda kızların esir, Saba rüzgarı öldürülmüş evlatların bedenlerinin üstüne esiyor ve bu, başını boynundan (arkadan) kestikleri Hüseyin’dir...’
  • Sigara filtresinde domuz kanının kullanılmasının hükmü nedir?
    11453 Domuz 2012/03/14
    İran’daki “sigara kurumunun” müdürünün yaptığı açıklamaya göre dünyada sigara üreten şirketleri sigaranın filtresindeki elyafının yapıştırıcısında domuz kanının hemoglobin’inden istifade ediyorlar.[1] Domuzun kendisi ve domuzun kanının necis oluşunda şek yok ve bunun haram oluşu müsellemdir. Rutubetli olarak her hangi bir yere temas ederse ...
  • Tükenmez kalem mürekkebi abdeste engel sayılır mı?
    12551 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/21
    Eğer tükenmez kalem mürekkebinin çökeltisi varsa abdeste engeldir ve kaldırılması gerekir.[1] Bu nedenle tükenmez kalemlerin hepsi için bir hüküm verilemez.    [1] İmam Humeyni, İstiftaat, c. 1, s. ...
  • Yüksek düzeyde kârla muzarebe yapmak doğru mudur?
    4534 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/29
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Neden Şia geçici evliliği (muta) caiz bilmektedir?
    24755 متعه 2013/04/23
    Başlangıçta bu meselenin fıkhi konulardan olduğuna ve özel bir alan ve ortamda ilgili uzmanlar tarafından incelenmesi gerektiğine dikkat etmeliyiz. Burada kısaca konuları beyan edecek ve konunun detaylarını ayrıntılı cevaba bırakacağız. 1. Geçici evlilik, hiçbir evlilik engeli taşımayan, iki tarafın rızasıyla ve belirli bir zamana kadar belirlenmiş bir ...
  • Kızla oğlanın doğru bir şekilde (günaha düşmeden) cinsel ilişkiye girmelerinin bir yolu var mı?
    44731 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/11/10
    İslama göre kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Hekim olan Allah bu ikisini sükunet bulsun, duygusal, ruhsal ve cinsel ihtiyaçlarını karşılasınlar diye birbirleri için yaratmıştır. İslam iki tarafında ihtiyaçlarının giderilmesi ve kadınla erkeğin her türlü ilişkisinin belli bir sınır ...
  • Acaba İslam’da, bir başkasının çocuğunun velayetini üstlenerek evlatlık noktasında bir sınırlılık var mıdır?
    6156 Yurtta Kalan Ve Meşruu Olmayan Çocuklar 2015/05/21
    Sorumlusu olmayan veya sorumlusu olup bakımından aciz ve tam rızasıyla başkasına çocuğunu teslim etmek isteyenlerin çocukların sorumluluğunu üstlenip terbiye etmek şer’i olarak her hangi bir işkâlı yoktur. Ama ülkelerin kanunlarında yeterli ihtiyara sahip olmayan çocukların durumunu dikkate alarak konuyla ilgili (kısır olup başka çocukların sorumluluğunu üstlenmek isteyen ...
  • Cinsiyet değiştirdikten sonra evliliğin durumu nasıl olacak?
    21135 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Genel bir kaide olarak evlilikte cinsiyet farklılığına uymak gerekir. Eş olma durumu,göreceli bir kavram olup yalnızca kadınla erkek arasında gerçekleşir. Dolayısıyla evlilik cinsiyet değişikliği gibi herhangi bir delille bozulursa eski evlilik batıl ve geçersiz olur, Eşlerde kendiliğinden talak veya bozma gibi şeylere ihtiyaç duymadan birbirlerinden ayrılırlar. ...

En Çok Okunanlar