Gelişmiş Arama
Ziyaret
7966
Güncellenme Tarihi: 2007/08/23
Soru Özeti
Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
Soru
Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
Kısa Cevap

Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya sıralanış kendi arasında bir düzeni zorunlu kılsa da bu öğeler arasındaki mantıki bağın, etki ve tepkinin anlaşılmasına yardımcı olmamıştır. İslam’ın sistematik düşüncesi önceki cevaplarda değinilen kaynaklardan yararlanarak bu gibi sorulara cevap vermek için bir çaba sayılır.

Ayrıntılı Cevap

İslam son mursel din olarak kıyamete kadar insanlara doğru yolu göstermek için gelmiştir.[1] Son din oluşu zaten onun mürsel dinlerin en kamili olmasını gerektirir. Böylece Allah katında bulunan nefsulemri dinden vahiy aracılığıyla açıklanması gereken her şeyi içerir.[2]

Diğer yandan bu din özel bir mekan ve zamanda inmiştir. Belli bir takım muhatapları hedef almıştır. Bu yüzden bazen onda bulunan dini unsurlar, özel durumlar ve şartlar dikkate alınarak ortaya konmuştur. Bu konu özellikler masumların sünnetlerinde ve özellikler davranışlarında dikkate alınmalıdır. Buna göre İslamı öğretiler, evrensel ve şartlarla ilintili unsurların toplamı sayılır. Bu unsurlar Peygamber’in bi’setinden İmam Zaman Hz. Mehdi’nin büyük gayebetine kadar açıklanmışlardır.

Şimdiye kadar din bilginleri bu geniş ve değerli hazine ve birikimle karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Yanı karşılaştıkları her hangi bir sorunun cevabını bu kaynağa müracaatla elde etmeğe çalışmışlardır. Bu yöntemde genelde evrensel unsurların aralarındaki ilişki ve bu unsurlarla şartlara ilintili unsurların arasındaki ilişki dikkate alınmamıştır. Dinden algılanan her şey değişmez ve sabit bir ilke olarak görülmüştür; sadece bir karine olduğunda bir unsurun belli döneme mahsus bir hüküm olduğu kabul edilmiştir. Genelde bir hükmün temelini teşkil eden ilkeler incelenmemiştir. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya sıralanış kendi arasında bir düzeni zorunlu kılsa da bu öğeler arasındaki mantıki bağın, etki ve tepkinin anlaşılmasına yardımcı olmamıştır.

Diğer yandan geçici ve şartlarla ilintili unsurların varoluş zeminleri de incelenmemiş eğer bir karine gereği bir unsurun değişken ve şartlara indeksli olduğu anlaşılmış olsa da kolayca kenarından geçilmiş ve onu meydana getiren şartlar ve zemineler hakkında gereken inceleme yapılmamıştır.

Bu gibi amiller İslam’ın iktisadi, sosyal, siyasi vb. düzenlerini kavrayıp sunmamızda başarısız olmamıza sonuçta İslam’ın siyasi, iktisadi felsefesi veya İslam’ın siyasi ve iktisadi mektebi gibi konuları açıklamakta sıkıntı çekmemize sebep olmuştur.

Diğer yandan zaman ve mekan unsurlarının dini unsurlar üzerindeki etkileri ve şartların bu unsurlardaki fonksiyonu da incelenmemiştir. Böylece şartlarla ilintili unsurların sabit unsurlarla ilişkisi açıklanmamıştır. İslam’ın sistematik düşüncesi önceki cevaplarda değinilen kaynaklardan yararlanarak bu gibi sorulara cevap vermek için bir çaba sayılır.

Daha fazla bilgi için kaynaklar:

1. Mehdi Hadevi Tahrani, Velayet ve Diyanet, Hikmet Ocağı Kültür Merkezi, Kum,2. Baskı,2001

2. Mehdi Hadevi Tahrani, İçtihadın Kelami İlkeleri, Hikmet Ocağı Kültür Merkezi, Kum,1.Baskı, 1997

3. Mehdi Hadevi Tahrani, İslam’ın Ekonomik Ekol ve Düzenleri Hikmet Ocağı Kültür Merkezi, Kum,1.Baskı, 1998.



[1] Şehit Mutahhari şöyle diyor: Müslüman olan bir kişinin Peygamber’den sonra başka bir peygamberin gelceğini düşünmesi mümkün değildir. Çünkü böyle bir düşünce son Peygamberin peygamberiliğine inanmakla çelişir. Bkz. Şehit Mutahhari, Hatemiyyet, s. 12.

[2] Bir Hadiste İmam Ca’fer Sadik (a.s) şöyle buyurur: Hz. Muhammed’in helali kıyamete kadar helaldır, haramı da kıyamete kadar harmdır. Bkz. Kuleyni, el-Kafi c. s. 58.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namazını doğru kılmayan bir kimseye tabi olmak caiz midir?
    7154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/18
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Kaderi bilmek insanların faydasına mıdır yoksa zararına mıdır?
    7096 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Değiştirilebilecek de olan gelecekteki hadiselerin bazıları bazen rüya ve benzeri şartlarda insan için aşikâr olmaktadır. Bu iş sadece Allah’ın isteği üzerine gerçekleşir ve onda bir hikmet bulunur. Ama eğer bir insan amel etmek ve kendini tanımak yerine meraklanarak geleceği bilmeye çalışırsa ve özellikle bu ilgi salt maddî ve dünyevî ...
  • Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) cariye ve kölelere sahip olmaları kölelik sistemini benimsemek değil midir?
    20629 Eski Kelam İlmi 2009/07/04
    Kölelerle evlenme, onlarla mahrem olma, mukatebe (kölelerin özgürlük anlaşması) vs. hükümlerin Kur’an’da gelmesi Peygamber (s.a.a)’in zamanında köleliğin olduğunu ispat etmektedir, ama belirtmek gerekir ki, İslam’ın köleleri azat etmek için çok kapsamlı projeleri vardır. Bu projenin neticesinde bütün köleler zamanla özgürlüklerine kavuşmuşlardırlar. ...
  • Ölüler için Kur’an okumak doğru mudur?
    11014 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Ölüler için Kur’an okumanın müstehap oluşu hakkında iki tür delil öne sürülebilir: Birinci türde genel olarak ölü ve göçmüşlerinizi hatırlayın ve kendi iyi işlerinizden onları faydalandırın diye belirten rivayetler mevcuttur. Çok açık olduğu üzere Kur’an okumak da iyi ve beğenilen işlerdendir. Hz. Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kabirlerde dinlenen ölülerinizi ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8415 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10780 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Hicabı düzgün olamayan kadın ve kızlara bakmak insanın gelecekteki yaşamına ne gibi etkisi olabilir?
    10943 Pratik Ahlak 2011/10/29
    Genel anlamda uygunsuz tesettür ve diğer günahlara karşı kalben rahatsız olmak ve ruhen onlardan nefret etmek kendi başına beğenilen çok iyi bir ruhiyedir. Buluğ ve erginlik çağına ermiş ve özgür iradeye ...
  • Ahlâkın spordaki yeri nedir?
    14904 Pratik Ahlak 2012/02/04
    Kâmil ve evrensel bir din olan İslam, insana her yönden saadetli bir yaşamı temin etmekte, dünya ve ahiret saadetine götürecek bütün yolları göstermektedir. İslam beden sağlığına da önem verdiğinden doğal olarak insan sağlığına faydalı olan sporları onaylamaktadır.Genel ahlâkta söz konusu olupta sporda da ...
  • İslam’ın bakışında nazar değmesi ve vesveseyi etkisiz kılmak için dua yazmanın bir meşruiyeti var mıdır?
    15038 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    İslam, fakihler ve mercilerin bakışında hastalık, nazar değmesi ve vesvese gibi sorunları gidermek için muteber ve masumlardan gelen duaları okumak ve yazmak doğru ve onaylanan bir fiildir. Yüce rehberlik makamı dua, dua yazmak ve dualarla kutsanma hakkında sorulan bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: Eğer dualar temiz imamlardan (a.s) nakledilmiş ...
  • Ziyaeret-i aşura’nın metni ve senedi hakkında bir açıklama yapar mısınız?
    10643 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/01/01
    Bu ziyartnanemenin asıl kaynağı iki kitaptır: Birincisi (hicri kamerinin 348. Senesinde vefat eden) Cafer b. Muhammed b. Kuvluviye’i Kumi tarafından kaleme alınan “Kamilu’z - Ziyarat” adındaki kitaptır. Diğeri (hicri kamerinin 385 ve 460. Senelerde yaşayan) Şeyh-i Tusi tarafından kaleme alınan “Misbahu’l - Müçtehit” ...

En Çok Okunanlar