Gelişmiş Arama
Ziyaret
19924
Güncellenme Tarihi: 2008/10/12
Soru Özeti
Miktat b. Esved hakkında bilgi sahibi olmak istiyordum, acaba onun biyografisi ve hayatı hakkında bilgi bana göndere bilir misiniz?
Soru
eğer mümkünse Miktat b. Esved hakkında tam bir bilgi verirseniz sevinirim, zira bu önemli şahsiyet hakkında pek bir bilgim bulunmamaktadır.
Kısa Cevap

Miktat, Fil yılının 16'sında dünyaya geldi ve "Miktat b. Esved Keldi" olarak tanındı. Babasının ismi Amr'dır. Miktat, Allah Resulü'ne (s.a.a) iman eden on üçüncü Müslüman ve Müslümanlığını açıklayan ilk yedi kişiden biridir. Dolayısıyla sabiqinden kabul edilmektedir. O, iki defa hicret etmiştir bu yüzden "Haceru'l-Hicreteyn" olarak adlandırılmıştı, Peygamber'in (s.a.a) emri ile gerçekleşen birinci hicreti Habeşistan'a, ikinci hicreti ise Medine'yeydi.

Resulullah (s.a.a)  amcasının kızı olan Zubaa binti Zubeyr b. Abdulmuttalib'i, Miktat ile evlendirdi ve bu mübarek evlilikten Mabed adında bir erkek çoğu ve Kerime adında bir kız çocuğu dünyaya geldi.

Miktat, Peygamber efendimizin döneminde birçok savaşa katılmıştır ve Uhud savaşında, savaştan kaçmayarak Peygamber'i (s.a.a)  yalnız bırakmayan ve O'nu savunmaya devam eden sayılı kimseden biri idi.

Peygamber'in vefatından sonra da onun varisi Hz. Ali (a.s)  ve vilayetin önde gelen savunucularından olmuştur. Miktat hakkında birçok rivayet nakledilmiştir ve bu rivayetlerde; hakkı seven, cennete âşık, sağlam iman sahibi olarak tanıtılmıştır. Hicri 33 yılda yetmiş yaşında Cerf denilen bölgede Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Ayrıntılı Cevap

Miktat, Fil yılının 16'sında yani Peygamber efendimizin (s.a.a)  bi'setinden 24 yıl önce dünyaya gelmiştir. Babası Yemen bölgesinde yaşayan, Kende taifesinden Amr adında bir şahsiyetti, bu yüzden Miktat, Kendi olarak maruftu.[1]

Miktat, Allah Resulü'ne (s.a.a) ilk iman getiren ve imanını ilk açıklayan kimselerden idi. İslam'ın ilk dönemlerinde birçok zahmet ve zorluğa katlanmıştı, öyle ki ilk olarak Allah Resulü (s.a.a) tarafından Habeşistan'a hicret etmesi söylendi. Miktat Habeşistan'a hicret eden üçüncü grup Müslümanlar ile bir süre orada yaşadı, daha sonra Mekke'ye geri döndü, burada Resulullah'ın (s.a.a) hizmetinde bulundu. Allah Resulü'nün Mekke'den Medine'ye hicret etmesinden sonra, Miktat da Peygamber'in peşi sıra Medine'ye hicret etti, fakat ne zaman hicret ettiği tam olarak bilinmemektedir ama büyük bir ihtimalle; hicretin birinci yılında Şevval ayında Ebu Ubeyde'nin seriyesine katılarak Medine'ye hicret etti. Miktat bu şekilde iki defa hicret ettiği için ona "Haceru'l-Hicreteyn" denilmekteydi.[2]

 

Miktat'ın Evliliği

Ebu Hayyun İmam Rıza (a.s)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Cebrail Peygamber'in huzuruna vararak şöyle arz etti: Ey Muhammed! Allah sana selam ediyor ve şöyle diyor: 'Genç kızlar ağaç meyveleri gibidir. Meyve yetişince onu toplamaktan başka çare yoktur. Aksi takdirde güneş ve rüzgâr onu yok eder. Genç kızlar da buluğa erişince onları evlendirme dışında bir çare yoktur. Aksi takdirde fitneye düşmesi muhtemeldir.'  Peygamber (s.a.a) ardından minbere çıktı, konuşma yaptı ve Allah'ın emrini tebliğ etti. Halk, "kime kocaya verelim?"diye sordu. Peygamber, "Onların dengi olan kimselere" diye buyurdu. Halk, "kimler denk sayılır?"diye sorunca da Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Müminler birbirinin dengidir." Daha sonra orada minberin üzerinde Zubeyr bin Abdulmuttalib'in kızı Zubaa'yı Miktat bin Esved ile evlendirdi."

Zubaa örnek kadınlardan, ilk Müslüman olanlardan ve diğer Müslümanlarla Medine'ye hicret edenlerden idi. O Peygamber efendimizden (s.a.a) on bir hadis nakletmiştir. Zubaa, tayife ve aile yönünden o zaman ki toplumun en önde gelenlerinden birisi idi, yine de Resulullah (s.a.a) onu Miktat ile evlendirdi ve sonrasında şöyle buyurdu:

"Ey insanlar! amcam kızı Zubaa'yı Mikdad ile evlendirdim ki evlilik işi kolaylaşsın ve mümin olan kimselere kızlarını versinler, evlilikte ailevi yönden üstünlüğü göz önünde bulundurmasınlar." [3]

Miktat ile Zubaa'nın evliliğinden iki çocukları oldu. Biri Kerime adında kız çocuğuydu ve babasından rivayet nakletmiştir, ama Mabed adında erkek olan diğer çocuğu Cemel savaşında Ayşe'nin yanında savaşmış ve o savaşta da öldürülmüştü.[4]

Miktat, Allah Resulünün (s.a.a) döneminde gerçekleşen bütün savaşlara katılmıştı ve en önde savaşarak; Allah, Resulü (s.a.a) ve İslam için canını ortaya koyuyordu. Onun Bedir ve Uhut savaşında göstermiş olduğu kahramanlıklar tarih sayfalarında parlamaktadır. O Müslümanların ilk süvarilerindendi, Bedir savaşında atlı olarak savaşan iki kişi bulunmaktaydı biri Miktat diğeri de Zubeyr'di.[5]

Uhut savaşında da çok önemli sorumlulukları yerine getirmiş ve canını ortaya koyarak biran olsun Resulullah'ı (s.a.a) terk etmemişti. Öyle ki Müslümanlar yenilgiye uğramaya başladıklarında herkes Peygamber'i (s.a.a) savaşın ortasında yalnız bırakarak kaçmıştı. Savaştan kaçmayan ve Peygamber'i (s.a.a) koruyanlar sadece şu kimselerdi: Hz. İmam Ali (a.s), Talha, Zubeyr, Ebu Ducane, Abdullah b. Mesud ve Miktat.[6]

Miktat, Allah Resulünün (s.a.a) vefatından sonra, Resulullah'ın (s.a.a) vasiyetine vefalı kalan, hakkı, hakikati ve Hz. Ali'nin  (a.s) vilayetini savunan sayılı kimselerin başında gelmektedir. Peygamber'in vefatından sonra yaşanan o üzücü olaylar ve hak İmam Ali'yi  (a.s) yalnız bırakmalar Miktat'ın imanında zayıflık oluşturmadı, bu önemli anda Miktat, Salman ve Ebuzer ile Hz. Ali'den (a.s)  el çekmediler ve imamlarını savunmaya, yanında yer almaya devam ettiler. Bu yüzden İmam Muhammed Bakır (a.s)  şöyle buyurmaktadır:

"İnsanlar Allah Resulünün (s.a.a) vefatından sonra, Peygamber'in (s.a.a) yolundan ve yönteminden döndüler, dönmeyen sadece üç kimse idi: Salman, Ebuzer ve Miktat."[7]

 

Faziletiyle İlgili Hadisler

Miktat'ın fazileti ve üstün ahlaki kemalleri hakkında geniş konular işlenmiş ve bu hususta birçok rivayet nakledilmiştir. Şimdi onlardan bazılarına değinelim:

1. Peygamber'den (s.a.a) şöyle nakledilmektedir: "Yüce Allah bana dört kişiyi sevmemi emretti. Arz ettiler: Onlar kimlerdir. Resulullah üç defa buyurdu: Ali (a.s)  onların ilkidir, diğer üçü ise; Ebuzer, Salman ve Miktat'tır."[8]

2. İmam Sadık  (a.s) buyurdu: "Peygamber'den sonra yoldan çıkmayanları sevmek her Müslüman'a farzdır, onlardan bir kaçı; Salman, Ebuzer ve Miktat'tır."[9]

3. Enes b. Malik Allah Resulünün (s.a.a) şöyle buyurduğunu naklediyor: "Cennet ümmetimden üç kişiye müştaktır. Hz. Ali  (a.s) kimler olduğunu sorunca, buyurdu: Allah'a yeminler olsun ki onların ilki sensin ve diğer üçü Salman, Ebuzer ve Miktat'tır."[10]

4. İmam Sadık'tan  (a.s) şöyle nakledilmiştir: "İmanın on derecesi bulunmaktadır; Miktat sekizinci, Ebuzer, dokuzuncu ve Salman da onuncu derecededir."[11]

5. Müslüman hadis bilimcileri arasında kullanılan önemli kavramlardan biri de "Erkân-ı Erbe-a" tabiridir. Ki bu dört rükün; Salman, Ebuzer, Miktat ve Ammar'dan oluşmaktadır. Hadis ve tarih âlimleri masumlardan sonra en fazla övülen ve haklarında değişik hadislerde faziletleri bildirilen başlıca kimselerin bunlar olduğunu gördükten sonra, dinin sağlam temelleri olarak kabul edip bu dört şahsiyet için "Erkân-ı Erbe-a" tabirini kullanmışlardır.[12]

6. Şia kelimesi Peygamber'den (s.a.a) sonra kullanılmaya başlanılan bir kavram değildir, bilakis Peygamber'imizin (s.a.a) döneminde kullanılmıştır ve ilk defa Şia olarak tanınan kimseler: Salman, Ebuzer, Miktat ve Ammar Yasir'dir.[13]

7. Kuran'da Resulullah'ın (s.a.a) risaleti karşılığında istenilen tek şey onun Ehlibeyt'ini sevmektir. İşte Miktat bunu gerçekleştirmeyi başaran ve meveddet ayetine vefalı kalan kimsedir. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:

" De ki: Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum."[14]

Birçok Ehlisünnet ve Şia âlimi bu ayetin tefsirinde Peygamber'in (s.a.a) çekmiş oldukları karşılığında Ehlibeyt'inin sevilmesi gerektiğini söylemişlerdir.

İmam Sadık (a.s) buyuruyor: "Bu ayet nazil olduğu zaman Resulullah (s.a.a) halka şöyle buyurdu: Yüce Allah benim için sizlere bir hak bırakmıştır, acaba onu yerine getirecek misiniz? Hiç kimse cevap vermedi. Ertesi gün Allah Resulü (s.a.a) aynı soruyu tekrarladı yine cevap vermediler, üçüncü gün de sordu yine halktan bir cevap alamadı. Sonra buyurdular: Benim üzerinizde olan hakkım; altın, gümüş gibi maddi şeyler değildir. Dediler: Peki, öyleyse nedir? Resulullah (s.a.a) meveddet ayetini okudu ve bu Allah tarafından nazil olmuştur diye buyurdu. Halk: Biz de kabul ediyoruz, dediler."

Hadisin devamında İmam Sadık (a.s)  buyuruyor: "Allah'a yeminler olsun hiç kimse bu ayete vefa etmedi, ümmet içerisinden sadece yedi kişi vefa etti ki şunlardan ibarettir: Salman, Ebuzer, Miktat, Ammar, Cabir b. Abdullah Ensari, Resulullahın (s.a.a) evinde bulunan kölelerden biri ve Zeyd b. Ergem. İşte bu yedi kişi Peygamber'in (s.a.a) Ehlibeytine tamamen vefalı oldular, onları sevdiler ve böylece risaletin ücretini en iyi şekilde ödemiş oldular."[15]

8. Miktat, Peygamber'den (s.a.a) sonra defalarca hâkim olan rejimin karşısında durmuş, halifelerin hilafetine karşı gelmiş ve Ehlibeytin hakkını savunmuştur.[16]

Peygamber'in (s.a.a) bu vefalı sahabesi ve Hz. Ali'nin  (a.s) hakkının savunucusu nihayetinde hicri 33. Yılda, yetmiş yaşında Cerf denilen bölgede hakkın rahmetine kavuşmuştur.[17]



[1] Muhammed Muhammed-i, Sima-i Miktat, s: 13, 23.

[2] Abdullah Mamakani, Kamusu'r-Rical, c: 9,s: 114.

[3] Allame Meclisi, Biharul Envar, c: 6,s: 779.

[4] Şeyh Abbasi Kummi, Muntahal Amal, s: 161.

[5] Allame Emini, El-Gadir, c: 9,s: 116.

[6] Tabakatı İbni Sa'd, c: 3,s: 114. Bkz: Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 37.

[7] Şeyh Abbasi Kummi, Muntahal Amal, s: 160.

[8] Şeyh Abbasi Kummi, Muntahal Amal, s: 160.

[9] Allame Meclisi, Biharul Envar, c: 6, s: 779.

[10] Şeyh Abbasi Kummi, Muntahal Amal, s: 160.

[11] Hayatul Kulub, c: 2,s: 883. Bkz: Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 60.

[12] Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 90-91. Şeyh Abbasi Kummi, Muntahal Amal, s: 160.

[13] Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 91.

[14] Şura: 23.

[15] Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 96.

[16] Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 122.

[17] Muhammed Muhammedi, Sima-i Miktat, s: 123.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar