Gelişmiş Arama
Ziyaret
9269
Güncellenme Tarihi: 2011/09/28
Soru Özeti
Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
Soru
Acaba Allah u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun? Bu bir durum söz konusu ise acaba o Şeytan görevli ve mazur olabiliyor mu?
Kısa Cevap

Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah tarafından bunlar bununla görevlendirilmiş, dolayısıyla yaptıkları amellerinde mazur ve sorumlu değildirler şeklinde algılanmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Bu soru hac suresinin 52. Veya An’ama suresinin 112. Ayetlerinin yanlış anlaşılmasından kaynaklandığı muhtemeldir. Bu ayetler Peygambere (s.a.a.) hitaben şöyle buyuruyor: “Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir”. [1]

“İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak”. [2]

Birinci Ayet : Bu ayet hakkında yapılmış bütün tefsirleri bir kenara bırakırsak [3] ayeti kerime Şeytanın kendi amelini ve onun yapmak istediği şeyleri açıklamaya yöneliktir. Şeytanın Allah tarafından görevlendirdiğine delalet edecek hiçbir nişane bulunmamaktadır. Ama ikinci ayette var olan “cealna” (karar kıldık) kelimesinden böyle istinbat yapıldığı ihtimali var olmaktadır: Allah u Teâlâ “bu şeytanları Peygambere düşman olarak biz karar kıldık” diyor. Buna binaen Onlar Allah’ın kendilerine icrasını istemiş olduğu hükümleri icra etmek için görevlidirler. Dolayısıyla bu bağlamda onlar mazurdur. Bu şüpheye cevap vermek için şunu bilmeliyiz: Kuranda ortaya atılan genel usullere aşina olmak ve bu semavi kitapta lügat, kelime, kinaye ve istiarelerden nasıl istifade edildiği hakkında bilgi edinmek ve bu ayetlere benzer ayetlerden yararlandıktan sonra ancak kuran metni hakkında izharı nazar edebiliriz. Bu esas gereğince ve son neticeyi almadan önce konuyla bağlantısı muhtemel olan aşağıdaki ayetleri gözden geçiriyoruz:

1-   “Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları “kılmışızdır ””. [4]

2-   “İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı “kıldık”. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar”. [5]

3-   Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol karar “kıldık”. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı ”. [6]

4-   Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler “(çektik)”, kulaklarına ağırlık “kararlaştırdık ””. [7]

5-   İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler ”. [8]

Zikredilen beş ayette dikkat edilirse her beşinde de “kıldık” (cealna) kelimesi kullanılmış. Eğer sorulan sorudaki anlayışı ve bu soruda zikredileni görüşü kabul edersek imansız kimseleri şeytanla yaptıkları arkadaşlıkta, İsrail oğullarını ilahi peyamı tahrif etmekte, yol ve yöntemlerde insanların düştükleri ihtilaf, çelişkilerde, Allah’ın kelamını anlamamakta ve nihayet her mıntıkanın suçlularını kendi mıntıkasında yapmış oldukları suçlarında, izlemiş oldukları hile ve tuzaklarında ve…sorumlu tutmamak lazım. Zira bütün bunları Allah tarafından kendilerine verilmiş görev doğrultusunda yapmış oluyorlar ve bunların hepsi yaptıkları bu işlerde mazur, dolayısıyla işaret edilen bu insan sınıflarından hiçbirisi işlemiş oldukları bu kötü eylemlerinden dolayı cezalandırılmamalıdır!

Ama gerçekten öyle midir, ve kura’nı kerim “cealna” (kıldık) kelimesini kullanarak bu insanların mazur olduklarını mı beyan edip cebir anlayışını mı terviç etmek istiyor?! Kesinlikle hayır! Böyle bir durum söz konusu olamaz. Allah u Teâlâ bu ayetlerle insanların sahip oldukları seçme yetisini nefiy etmiyor. Onların gerçekleştirmiş oldukları eylemleri kendine nisbetlendırmıyor. Belki bu ayetlerle insanın dünyadaki yaşam tarzlarını anlatıyor. Burada şer ile hayrın karşı karşıya olduğunu beyan etmek istiyor. Allah’ın zikrettiği ayetlerden maksadı şu; biz dünya yaşamını öyle bir şekilde düzenlemişiz ki eğer insan veya seçme yetisine sahip olan diğer varlıklar, seçimiyle hayatını Allah’a itaat eder şeklinde tanzim eder ve bu mesirde hareket ederse emniyetli bir mekânda yer almış olacaktır. [9] Allahın dostluğu ve Allah’ın mehabeti onu, Allahın göndermiş olduğu peygambere tabi olmaya davet eder. [10] Ve... . Ama eğer aynı kişi heva ve hevesine tabi olur ve seçimini Allah’a itaat eder şeklinde değil bilakis O’na isyan eder şeklinde düzenler ve Allah’a muhalif olan bir mesire koyulursa bir Şeytana tebdil olacaktır. Büyük ihtimalle bu soruya kaynaklık eden ayeti kerime esasınca da Şeytana tebdil olan kimseler ilahi Peygamberlere düşmanlık yapmayı yaşamının bir parçası konumuna getirirlerdir. Elbette dikkat edilmesi gereken nokta şu ki birinci grupta yer alan kimselerin Allah’a itaat etmeleri ve Ondan düstur almaları mecburi ve cebri olmadığı gibi ikinci grupta yer alan kimselerin de Şeytanlığı ve isyanı tabiatlarından ve hava ve heveslerine tabi olmaktan hâsıla gelmiştir. Açıktır ki bu iki gruptan hiçbirisi Allah’ın izni olmaksızın hiçbir iş yapamaz. Bu bakımdan varlık âliminde gerçekleşen ve şekillenen her eylemi Allaha nisbetlendirebiliriz. [11] Bu eylemler ister iyi ister kötü olsun!. Zira hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremezdi. [12] Ve hiçbir kimse O’nun izni olmadan iman getiremez. [13] Ve hiçbir şeytan O’nun izni olmadan bir kimseye ne hile yapabilir ne zarar verebilir. [14]

Sonuç itibariyle : Şeytanlar tekvini olarak hile ve tuzaklara başvurabilir ve Peygamberlere karşı düşmanlık yapma iznine sahiptirler. [15] Zira kuranın başka yerinde de belirtildiği gibi büyük Şeytan veya iblis [16] Âdem’e karşı secde etmeyerek Allah’ın emrine karşı geldiği için lanetlendikten sonra Allah’a şöyle dedi: “Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun... [17] . Açıktır ki emir şeklinde zikredilen yerlerde Şeytana emretme ve düstur verme anlamında değil, bilakis (onun isteği doğrultusunda kendisine verilen) tekvini izin anlamındadır. İnsanlar da hayır veya şer mesirini seçme bağlamında tekvini izne sahip oldukları gibi. [18] Ve biliyoruz ki Allahın teşrii izni sadece hayır mesiniri seçmelerine taalluk etmiştir. [19]

Ama Allah neden Şeytana bu tekvini izin vermiş olması farklı bir sorudur ki bunun cevabının bir kısmını 2391. (sayt: 2546) sorunun cevabında bulabilirsiniz.



[1] “Ve ma erselnamin kablike mir rasuliv ve la nebiyyin illa iza temenna elkaş şeytanü fi ümniyyetih fe yensehullahü ma yulkiş şeytanü sümme yuhkimüllahü ayatih vallahü alimün hakim”. (hac 52).

[2] “Ve kezalike cealna li külli nebiyyin adüvven şeyatiynel insi vel cinni yuhiy ba'duhüm illa ba'din zuhrufel kavli ğurura ve lev şae rabbüke ma fealuhü fezerhüm ve ma yefterun” (en’am 12).

[3] Ehlisünnet’in bazı Müfessirleri bu ayet için yanlış bir tefsir sunmuşlardır. Mürted Selman Rüstünün “şeytani ayetler” adındaki kitabı da bu tefsirden alıntı yapılmıştır. Ama Şia’ların inandıkları Masum İmamları (a.s.) ve bu mektebin Müfessirleri de baştan beri bu şekildeki tefsire muhalif idiler.  

[4] “ inna cealneş şeyatiyne evliyae lillezine la yü'minun” (A’raf, 27).

[5] “Fe bima nakdihim misakahüm leannahüm ve cealna kulubehüm kasiyeh yüharrifunel kelime ammevadiihi” (maide, 13).

[6] “Li küllin cealna minküm şir'atev ve minhaca ve lev şaellahü le cealeküm ümmetev vahideten” (maide, 48).

[7] “Cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fi azanihim vakra”, (enam 25).

[8] “Ve kezalike cealna fi külli karyetin ekabira mücrimiha li yemküru fiha”. (enam 123).

[9] “İnnel müttekiyne fi mekamin emiyn” (duhan, 51).

[10] “Kul in küntüm tühibbünellahe fettebiuni yuhbibkümüllahü” (ali İmran, 31).

[11] “kul küllüm min indillah” (nisa 78).

[12] “ve ma kane li rasulin ey ye'tiye bi ayetin illa bi iznillah ” (Mü’min, 78).

[13] “Ve ma kane li nefsin en tü'mine illa bi iznillah” (Yunus, 100).

[14] “ve leyse bidarrihim şey'en illa biiznillahi” (Mucadele, 10).

[15] Bkz. İbni Şehraşub-i Mazenderani, “ müteşabihu’l-kur’an ”, intişarati bidar, 1328 şemsi, c. 1, s. 169-168.

[16] İblisin diğer Şeytanlardan farklı olduğu noktasında aşağıdaki adrese bakabilirsiniz. “porsış 9214 (sayt: 9207).

[17] “Vestefziz menisteta'te minhüm bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve racilike ve şarikhüm fil emvali vel evladi veidhüm ve ma yeidühümüş şeytanü illa ğurura”, (isra, 62-65).

[18] “İnna hedeynahussebiyle imma şakirav ve imma kefura”, (insan, 3).

[19] “Vettebiu ahsene ma ünzile ileyküm mir rabbiküm…” (zümer, 3).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia’nın bakışında intihar saldırısının bir sakıncası var mıdır? Bu eylemi yapan kimse şehid sayılır mı?
    6670 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/12
    İntihar ve istişhad saldırısı olarak tabir edilen bu tür eylemler kendiliğinden Şiilik kültürüne girmemiştir ve caiz değildir. Ama çok önemli tehlikelerin aziz İslam’ı tehdit ettiği ve bu tehditleri etkisiz kılmada tüm yolların çıkmaza girdiği, İslam’ın korunmasının bu eyleme bağlı kaldığı ve gerçekleştirildiğinde günahsız fertlerin kanının akıtılmaması ...
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8992 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Şeys kimdir?
    6551 تاريخ بزرگان 2011/11/21
    Şeys, Hz.Adem’in (a.s) evlatlarından biridir. Kâbil’in Habil’i öldürmesinden sonra Adem ve Havva beş yıl çocuk sahibi olmadılar. Beş yıldan sonra dünyaya gelen çocuklarına Şeys adını verdiler. Hz. Adem onun hakkında şöyle diyor: ‘O, Habil’in yerine verildi, mübarektir ve peygamber olacaktır.’
  • İslam tüm sorunların çözmeye nasıl kadirdir?
    6702 Fıkıh 2012/02/18
    İslam’ın hüküm ve buyrukları âlim ve hikmet sahibi Allah tarafından olup insanlığın tüm sorunlarını halletmeye kadirdir. Ama bu, toplumdaki tüm fertlerin İslam’ın buyruklarıyla amel etmesi şartıyla tahakkuk eder. Bugün gençlerin evliliği önünde birçok sorun yer alsa da hem kız, hem oğlan ve hem de tarafların ailelerinin İslam’ın buyruklarına göre ...
  • Pahalı taşlardan yapılan yüzükleri takmanın ne gibi sevap ve faydaları var?
    16682 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Akik, firuze, yakut vb. gibi yüzükleri kullanmak, eğer halkası altın olmazsa erkekler için caiz ve rivayetlere göre sevabı da vardır. Ayrıca namazın sevap ve faziletinin çoğalmasına da neden olmaktalar. ...
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    7668 Pratik Ahlak 2012/05/12
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Bir takım şekilleri ve figürleri içeren dua kitaplarından yararlanmak caiz midir?
    12190 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    1- Sorunuza nazaran söz konusu kitabın hangi ilim hakkında olduğunu anlamak güçtür. Bunu anlamak için daha geniş bilgiye ihtiyaç vardır. Ama kısaca söyleyebiliriz ki söz konusu kitap ulum-i garibe hakkındadır. Ulum-i garibe; cifr, reml ve nücüm gibi ilimlere denir. Ancak söz konusu kitabın hangi kısmına ait olduğunu ...
  • Hz. Ebu Talib'in imanını ispatlayan deliller nelerdir?
    18517 تاريخ بزرگان 2010/03/09
    Soruda nakledilen hadis "merfu'e"dir ve senet yönünden müsnet hadisler derecesinde bir itibarı bulunmamaktadır. Fakat biz Hz. Ebu Talib'in imanını ispat etmek için bu rivayete istinat etmiyoruz. Çünkü o hazretin imanını ispatlamak için birçok sahih ve güçlü hadis ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Ebu Talib'in Allah'a ve ...
  • Peygamberin (s.a.a) adı duyulduğunda veyahut namazdayken veya namaz dışındayken salâvat ayetini duymayla salâvat getirmek farz mıdır yoksa müstehap mıdır?
    11045 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Tüm taklit mercileri kendi ilmihallerinde Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) mübarek adı duyulduğunda salavat getirmenin müstehap olduğuna hükmetmişlerdir. Bu hüküm namaz halini de kapsamaktadır. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmaktadır: “İnsan ne zaman Hz. Peygamberin (s.a.a) Muhammed ve Ahmed gibi mübarek isimlerini veya Mustafa ve Ebu’l-Kasım gibi lakap ve ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    8347 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar