Gelişmiş Arama
Ziyaret
7119
Güncellenme Tarihi: 2011/10/15
Soru Özeti
Müslüman ülkelerin kadınları başkalarının yanında yüzlerini kapamaktalar. Bu durumda gençler nasıl birbirlerini görüp beğenecekler?
Soru
Müslüman ülkelerin kadınları tanınmamak için başkalarının yanında yüzlerini kapamaktalar. Bu durumda gençler nasıl birbirlerini görüp beğenecekler? Acaba ebeveynlerinin beğendikleri kimselerle evlenmeye mahkum mu olacaklar?
Kısa Cevap

Din alimlerinin çoğu kadının yüzünü örtmesini gerekli görmemelerine rağmen, birçok Müslüman kadın kendi isteğiyle yüzünü örtüyor ve daha fazla hicaplı olmayı tercih ediyorlar. Biz inanıyoruz ki ilgi duymak yalnızca dış güzelliği dayalı olsa ve daha önemli ölçüler göz ardı edilse böyle bir ilgi genel olarak fazla uzun sürmez. Güzelliğin kaybolmasıyla veya daha güzel birini görmekle bu ilgi bitecek, bazende yerini nefrete bırakacaktır. İslam ülkelerindeki gençler kendilerine eş seçmek için daha iyi yollara sahiptirler. Ebeveynin önerisi ve son kararı kendilerinin vermeleri bu yollardan biridir.

İslam fıkhı erkeğe evlenmek istediği kızı görme izni vermektedir. Bir şartla ki, ailesi ve arkadaşları kızın özelliklerini kendisine söyledikten sonra sadece evlenmek kastıyla kızı görebilir. Gördükten sonra hoşlanırsa evlenir, hoşlanmazsa evlenmez.

Ayrıntılı Cevap

Soruyu birkaç kısıma ayırmak mümkündür:

1- Müslüman kadınlar yüzlerini örtmek zorundalar mı? Böyle bir zorunluluk olursa kız ve oğlan evlenmek isterlerse birbirlerini nasıl görecekler?

2- gençelerin birbirlerine alaka duymaları için dış güzellik tek başına yeterli midir?

3- Müslüman gençler yalnızca ebeveynlerinin seçimlerine göre mi evlenirler?

Şimdi yukarıdaki sıralamaya göre konuyu inceleyelim:

1- Ahzap suresi 59. ayetini tefsir ettiğimiz zaman şu gerçeği görüyoruz: Hicap, kadınların elini kolunu bağlayan bir sınırlama değildir; hicap kötü niyetli erkeklerin sataşma ve eziyetlerinden korunmak için konulmuş bir kanundur. Başka bir ifadeyle hicap tanınmamak için değil iffetli tanınmak içindir. [1] İmanlı kadınlar Kur’an’ın bu tavsiyesine uymaya çalışır, özellikle evli kadınlar bu alanda kendi istekleriyle daha çok ihtiyat ederek yüzlerini de örterler. Ayet ve rivayetler incelendiğinde böyle bir ihtiyatın lazım ve farz olmadığı ortaya çıkmaktadır. Müslüman kadınlar makyaj yapmamak şartıyla yüzlerini ve bileklere kadar ellerini örtmeyebilirler. [2] Bu şekilde Müslüman ve imanlı kimseler, karşı cinsi gördükten ve fiziki olarak birbirlerini beğendikten sonra araştırma yaparak evlilik için adım atabilirler. Masum İmamlarımızdan bazıları da bu yolla eşlerini seçmişlerdir. Örneğin İmam Seccad’ın (a.s) bir kadını Mekke’nin bir semtinde görmüş, onu beğenmiş sonrada elçiliğe giderek onunla evlenmiştir. [3] Veya Resul-i Ekrem (s.a.a) evlilik çağına gelmiş kızlara uygun bir rızka ulaşsınlar diye fıtır ve kurban bayramlarına katılmalarına izin vermiştir. [4] İmamlarımızdan bazıları ‘rızkı’ evlilik diye tefsir etmişlerdir. [5] Rivayetin metin ve içeriğine baktığımızda başka tefsirin olmasının uzak bir ihtimal olduğunu görmekteyiz. Hatta söz konusu tefsirin rivayetin bir parçası olma ihtimalide vardır. Nitekim İmam Sadık (a.s) Peygamberimizin (s.a.a) sözünden böyle bir anlam çıkarmıştır. Bundan İslamın kızların evliliklerine yardımcı olacak toplumlara iffetleriyle çıkmalarına muhalif olmadığını anlıyoruz. Bu yüzden kadınların çarşıya, pazara, sokağa çıkmalarına engel konulmamıştır. Ama onlara  yolun kenarından gitmeleri tavsiye edilmiştir, zira bu, iffet ve vakarın bir göstergesidir. [6] Dolayısıyla kız ve oğlanların İslami toplumlarda da iffetlerini koruyarak birbirlerine ilgi duyup evlenebilmelerinde sakınca yoktur. Ayrıca erkek araştırma yaptıktan sonra evlenmeye ciddi bir şekilde karar vermişse ve gönül eğlendirmek ve zevk almak kastı olmaksızın istediği kızı evlilik kesinleşmeden -evlendikten sonra eşine eziyet etmek için bir özrü ve bahanesi kalmaması için- daha özgür ve dikkatli bir şekilde bir kere daha görebilir. [7]

2- Dış güzellik her ne kadar evlilik için bir neden olsa, İslam açısından engel teşkil etmese ve mustakbel eşi belirlemekte güzellik göz önüne alınsa da dinimizin, insaniyet ve güzel ahlaka güzellikten daha çok önem verdiğini bilmemiz gerekir. Bu yüzden güzelliği ilgi duymanın asıl nedeni olarak görmeyelim.

Resul-i Ekrem (s.a.a) temiz ve imanlı eşe sahip olmayı dünya ve ahiret saadeti olarak görüyor, [8] ashabını güzel ama kötü ortamda yetişen kadınlarla evlenmeyi sakındırıyor [9] ve şöyle buyuruyor: ‘Bir kadınla güzelliği için evlenen kimse onun hakkında sandığı şeye ulaşamaycaktır. Allah bir kadınla malı ve serveti için evlenen kimseden lütuf nazarını çeker ve yalnızca o serveti onun desteği yapar. Öyleyse müstakbel eşinizin dindarlığına bakın.’ [10] Bir başka rivayette de yalnızca güzelliği için bir kadınla evlenmenin sıkıntıdan başka bir şey doğurmayacağı belirtilmiştir. [11] Doğal olarak alaka sadece güzellikten kaynaklanırsa daha güzel birini gördüğünde bu alaka bitecek ve yerini kin ve nefret alacaktır. Veya hayatta her insanın başına gelebilecek bir nedenden dolayı eşi güzelliğini kaybederse, kadın değerini kaybedecektir.

Bu yüzden güzellik tek başına kızla oğlanın biribirine alaka duyması için bir ölçü olarak algılanamaz. Aksine bilgi, aile asaleti, iffet vb. gibi çok daha önemli ölçülerde vardır. Bunları göz önüne almak evliliği daha başarılı yapabilir.

3- Gençlerin İslam ülkelerinde eşlerini kendilerini seçememeleri, anne babalarının seçtiği kimseleri kabullenmek zorunda kalmaları konusuna gelince diyoruz ki: Bizim ülkemizde ve diğer bazı ülkelerde şu anda uygulanan yöntem, önce oğlanın anne babası bir kızı belirlemesi, sonra evliliğin diğer merhalelerine geçilmesi şeklindedir. Bunu İslam dini Müslümanlara böyle bir şey öngörmemiştir. Bu örfi bir şey olup zaman içinde şekillenmiştir. Bu yüzden onun meziyet ve ayıplarını İslam’ın hesabına yazamayız. Bu sürecin tersine olması içinde herhangi bir engel yoktur. Yani oğlan ve kız önce kendileri birini seçer, sonra ebeveynleriyle konuşarak son kararlarını verirler.

Bununla birlikte şu noktayıda göz ardı etmemek gerekir: Örfe göre eş seçimini ebeveynin yaptığı durumlarda bile birçok yerde seçim ebeveynin dediği gibi olmuyor. Onlar tecrübelerini ve çocuklarının karakter ve isteklerini göz önüne alarak birini önerebilirler, ama sonunda çocuklardır ki birbirlerini görerek ve konuşarak, zaaf ve kuvvet noktlarını inceleyerek son kararı verecek olanlar. Buna göre bu sistemde bile ebeveyn seçen değil, öneride bulunandırlar.

Böyle bir örf galiba günümüz dünyasında müşterek yaşamın başlangıcı için en uygun yoldur. Çünkü bu yol ile hem kızla oğlanın tevafuku göz önüne alınmış olunur, hem de ebeveynin rıza ve desteği. Bu da ailenin temelini sağlamlaştırır.

Son olarak şu noktayıda zikretmek gereklidir: Allah, dini öğretilere uyan ve kendisine tevekkül ederek evlenme girişiminde bulunan çiftlerin kalbine sevgi ve muhabbeti rahatlıkla yerleştirebilir. [12] Hatta çiftler evlenmeden önceden birbirlerini tanınmamış olsalar bile. Zira daimi sevgi ve muhabbet, belli bir süre geçtikten, çiftler birbirlerinin ahlak ve özelliklerini tanıdıktan sonra ortaya çıkar. Yoksa evlenmeden önce ve sokak tanışan çiftler, hatta evliliğin başlarında öyle rol yapıyorlar ki birbirlerinin özelliklerini ve olumsuz yönlerini bilemiyorlar. Başka bir ifadeyle aralarında her an dağılma riski olan bir çeşit yapmacık ve yalancı alaka oluşacaktır. İslam böyle sarsıntılı alakayı onaylamıyor, aksine çiftlerin dünya ve ahiret hayırlarının içinde olduğu aileyi düşünüyor.

İslam fıkhına göre oğlan evlenmek istediği kızı görebilir. Ancak ailesi ve arkadaşları kızın özelliklerini kendisine söyledikten sonra o da (beğenir ve) evlenmek kastıyla olursa kızı görebilir. Eğer hoşlanırsa onunla evlenebilir.    



[3] -Muhammed b. el-Hasan Hür Amuli, Vesail-uş Şia, c.20, s.75, h.25072, Müessese-i Alu’l Beyt, Kum, HK 1409

[4] -Şeyh Tusi, Tehzib-ul Ahkam, c.3, s.287, h.14, Daru’l Kütüb-ü İslamiyye, Tahran, HŞ 1365; Dokhteran-ı Dem-i Baht, Rivayette geçen ‘Li’nnisa-il Avatik’ cümlesinin tercümesi. Bkz: Lisanu’l Arap, c.10, s.235  

[5] -Muhaddis-i Nuri, Müstedreku’l-Vesail, c.6, s.145, h.6656, Müessese-i Alu’l Beyt, Kum, HK 1408; Muhammed Bagır Meclisi, Bihar-ul Envar, c.87, s.374, Müessesetu’l-Vefa, Beyrut, HK 1404 vs.

[6] -Şeyh Tusi, Emali, s.659-660, h.1364, İntişarat-ı Daru’s-Sakafe, Kum, HK. 1414

[7] -Muhammed b. el-Hasan Hür Amuli, a.g.e, c.20, s.87, Bab:36, (bu babda bu alanda birçok rivayet vardır); yine Evlenmeden Önce Kızları Görmek, cevap:3825 (site:4066)’de de faydalı bilgiler vardır.

[8] - Muhammed Bagır Meclisi, a.g.e, c.100, s.237, h.38

[9] -Muhammed b. el-Hasan Hür Amuli, a.g.e, c.20, s.35, h.24963.

[10] -a.g.e. c.20, s.35, h.25007.

[11] - a.g.e. c.20, s.52-53, h.25014.

[12] - Ve merhamet ihsan etmiştir. (Rum/21)

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hac amellerini müstehap gusül ile yapmak caiz midir?
    6995 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Başta hatırlatılmalıdır ki; namaz için yeterli olan her temizlik (abdest, teyemmüm, müstehap gusül, …), temizlik ile yapılması gereken hac amelleri için de yeterlidir. Bundan dolayı ilkönce birkaç noktayı belirtmek gerekmektedir:1. Farz gusül ile namaz veya abdest gerektiren hac amelleri gibi fiiller yerine getirilebilir mi?2. Müstehap gusüller bu ...
  • Taklit mercilerinin günümüzde başa kama vurma hakkında ki fetvaları nedir?
    14024 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/02/22
    Hz. İmam Hüseyin Seyyid-i Şüheda'ya matem tutmak Masum İmamlar (a.s)'ın ve din önderlerinin her zaman üzerinde önemle durdukları bir noktadır ve tarih boyunca bu merasimleri hep yapılmıştır.Başa kama vurmak, bazı şehir ve ülkelerde İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı için tutulan matem ...
  • Peygamber(s.a.a.)’in bütün sözleri ve konuşmaları vahiy midir?
    19359 Eski Kelam İlmi 2008/06/18
    Bu hususta farklı görüşler vardır:Bazıları, Necm suresinin 3 ve 4’üncü ayetlerinin[i] genel olmasına bakarak şuna inanmaktadırlar: Peygamber(s.a.a.)’in bütün konuşmaları ve davranışları, vahiyden kaynaklanmaktadır.Bazıları da, Kuran-ı Kerim ve Peygamber(s.a.a.)’e nazil olan ayetler hakkında olan Necm suresinin 4’üncü ayetine bakarak, Peygamber(s.a.a.)’in ...
  • İçki veya domuz eti sunan lokantalarda veya İsrail’e yardım eden kurumlarda çalışmak haram mıdır?
    12754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/06
    Ayetullah Uzma Hameni domuz eti konservesi yapan bir işyerinde veya gece kulüplerinde ve fesat yerlerinde çalışmanın hükmü hususundaki bir soruya şöyle cevap vermiştir:“Domuz eti, içki satmak ve kabare, kumar, fuhuş, içki merkezleri vb. yerlerde çalışmak caiz değildir ve bu yollarla elde ...
  • Kur’an-ı Kerim’in Tahrif edilmediğinin delilleri nedir?
    23993 Eski Kelam İlmi 2009/08/20
    Tahrif genel anlamda Kur’an’ın lafız ve manalarında her türlü değiştirme, artırıp eksiltmeye denir.Araştırmacılar Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair çeşitli deliller zikretmişlerdir. Biz bu delillerden bazılarına burada işaret edeceğiz:1- Kur’an nüzul zamanından ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11519 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Neden kıyamet, vahşet ve korku verici olaylarla birliktelik yaparak gerçekleşiyor?
    9156 Eski Kelam İlmi 2010/12/18
    Kıyamet sahnesi Allahın Kibriya ve heybetinin tecelli ve zuhur edeceği bir sahnedir. Kuranı kerimde kıyamet günüyle alakalı bazı olaylar zikir edilmiştir. Örneğin; dağlar sarsılacak ve yok olacak, insanlar kabirlerinden çıkacak, yer kendi hazinesinde bulundurduğu her şeyi dışarı verecek. İnsanın işlemiş olduğu tüm amelleri mücessemleşir ...
  • Mercilerin (fetvalarına mürcat edilen kimseler) fetvalarında var olan ihtilaf, acaba Nehc’ül- Belağa'nın 18. Hütbesinde yasaklanmış ihtilafların örneklerinden sayılmaz mı?
    8140 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/06/17
    Bazı araştırmacıların akidesine göre Nehc’ül-Belağa’nın 28. Hutbesi, 17. Hutbenin bir bölümüdür. Ancak Seyit Razi’nin (r.a) toplamasında birbirinden ayrılarak müstakil hütbeler şekline girmiştir. Hutbenin içeriği de buna şahitlik etmektedir. Zira 17. hutbede cahil ve salih olmayan kadılardan (yargıç) söz edilmektedir. Bu kadılar vermiş oldukları kendi yanlış yargılarıyla halkın ...
  • Hangi imamın başka imamlardan farklı kendine özgü özellikleri vardır?
    8135 Masumların Siresi 2012/03/04
    Dini öğretilerimize göre Masum İmamların varlıkları iki yönlüdür. Biri nurani varlıkları, diğeri maddi varlıklarıdır. Nur varlıkları açısından onların hepsinin nuru birdir. Ama maddi ve cismi varlıkları açısından zaman ve mekan şartlarına göre her birinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin İmam Ali cesarette ve hitapta, İmam Hüseyin cihad ve ...
  • acaba meni necis midir, ve başka şeyleri de necis ediyor mu?
    23416 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Eşiyle cinsel ilişkide bulunmak ve aşk yapmak esnasında insandan çıkan su şu aşağıdaki üç taneden birisi olması mümkündür: 1-   Mezi; mezi bazen sevişmekten ve oynamaktan sonra (ama meniden önce) insandan çıkan bir su türüdür. ...

En Çok Okunanlar