Gelişmiş Arama
Ziyaret
7680
Güncellenme Tarihi: 2009/12/03
Soru Özeti
Acaba irfan bağlamında Nehcü’l Belağa’da numuneler mevcut mudur?
Soru
Acaba irfan bağlamında Nehcü’l Belağa’da numuneler mevcut mudur? Eğer mevcut ise bunlar teorik irfanla alakalı mıdır yoksa pratik irfanla alakalı mıdır?
Kısa Cevap

İrfan, imamların nazarında pratik ve teorik irfan olmak üzere iki kısma ayrılmamaktadır ve onların sire ve lisanlarında pratik irfan teorik irfandan ayrı değildir; zira onlar pratik irfanla hakikatlerin tanımını elde ettiler ve sonra elde etikleri hakikatlerin tanımını kelam kalıbına dökerek insanlara sundular. Ayriyeten irfanın teorik ve pratik irfan olarak kısımlandırılmasının üzerinden bin yıl geçmemiş, belki bu kısımlandırma son yüzyıllar içinde gerçekleştirilmiştir. Ama yinede Nehcü’l Belağa sonsuz irfan denizidir. Bu büyük ve değerli kitap, hem teorik irfan ve hem de pratik irfanda kamil arif ve ariflerin imamı olan insanı kamilin sözlerinin bir kısmıdır. Nehcü’l Belağa teorik ve pratik olmak üzere irfan ve ilahi maariflerle doludur ve ayrıntılı cevapta örnekler vererek onlara değineceğiz. 

Ayrıntılı Cevap

İrfanın tanımı belirtildiği gibi hakkın taliplerinin matluplarına ve hakkı tanımak için seçtikleri yol ve yöntemdir.  İrfan iki kısma ayrılmaktadır: Pratik irfan; yani seyri suluk, vusul ve fena ve teorik irfan; yani keşf ve şuhudun kural ve yöntemleri.[1]  Başka bir tabirle; teorik irfan varlığın tefsirini yapmaktadır; yani Allah, insan ve dünyanın tefsiri. Pratik irfan ise insanı kâmil bir şekilde terbiye etmesini üstlenmiştir.

Söze başlamadan önce birkaç noktanın hatırlatılması gerekli görülmektedir: Evvela: İrfan, imamların nazarında pratik ve teorik irfan olmak üzere iki kısma ayrılmamaktadır ve onların sire ve lisanlarında pratik irfan teorik irfandan ayrı değildir. Zira onlar pratik irfanla hakikatlerin tanımını elde ettiler ve sonra hakikat ve elde ettikleri tanımı kelam kalıbına sokarak insanlara beyan ettiler. 

Saniyen; İrfanın teorik ve pratik irfan olarak kısımlandırılmasının geçmişi bin yıla sahip değildir, belki bu kısımlandırma İbn-i Arabi zamanında başlamış ve bariz örneği Hikmet’i Mutaaliye de olduğu gibi sonraları felsefeye de girmiştir.

Ama yinede Nehcü’l Belağa sonsuz irfan denizidir. Bu büyük ve değerli kitap, hem teorik irfan ve hem de pratik irfanda kamil arif ve ariflerin imamı olan insanı kamilin sözlerinin bir kısmıdır. Gerçi imam Ali’nin irfani öğretilerinin tamamı nehcü’l-belağada toplatılmamıştır.

Ariflerin imamı Hz. Ali (a.s.) bu bağlamda şöyle buyurmaktadır: “Bizler peygamberlik ağacı, risaletin indiği mekân ve meleklerin inip çıktığı yeriz; ilmin madeni, hükmün kaynağıyız.”[2] Bu nedenle eğer ilim ve bilgi varsa ve eğer irfan varsa vahiy ve risalet hanedanında yani Ali (a.s) ve evlatlarında bulunur.

Büyük arif İmam Humeyni (r.a) Nehcü’l Belağa hakkında şöyle diyor: “O’nun [İmam Ali] ruhunun nazilesi olan Nehcü’l Belağa kitabı, benlik ve bencillik hicabı yatağında uyuyan bizler için talim ve terbiye kitabıdır…,Bir insan veya büyük insanlık toplumu kadar farklı boyutları olan bir külliyat…, Her ne kadar toplumlar meydana gelse, devletler ve milletler oluşsa ve her ne kadar düşünür, filozof ve araştırmacı gelse ve onun derinliklerine inip düşüncelere dalsınlar. Filozoflar ve hikmet öğrenenler gelsinler ve bu ilahi kitabın ilk hutbesinin cümlelerinde araştırmaya otursunlar ve marifet ashabı ve irfan erbaplarının yardımıyla kendi yüksek düşüncelerini işleterek onun kısa bir cümlesini tefsir etmeye çalışsınlar ve hakiki bir şekilde onu derk etmede vicdanları razı etmeyi istesinler…,  vahiy evladının gördüğü alanının ne kadar olduğunu görseler kendi ve diğerlerinin kusurunu itiraf ederler;  kısa cümlelerinden bir tanesi şudur: “mea külli şeyin la bi mufareketin ve gayre külli şeyin la bi müzayeleti” O, hiçbir şeyin kenarında olmaksızın her şeyle birliktedir ve ayrı olmaksızın her şey dışındadır.[3] Bu açıklama irfanda değinilen vahdeti vücut konusuna işaret etmektedir.

Nehcü’l Belağa sonsuz irfan deryasıdır. Teorik irfan; Mebde ve mead, yaratılış, vahiy, melekler, mücerret dünya, alemi melekut ve… pratik irfan ise; ahlak, nefsani faziletler, adalet, takva, zühd, seyri suluk, cihat ve yakarış ve… hakkındadır.

Bu yazıda kısa olarak İmam Ali’nin (a.s) teorik ve pratik irfan hakkındaki sözlerinden bahsedeceğiz:

  1. Teorik İrfan

Nehcü’l Belağa’nın ilk hutbesi maarif deryasıdır. Allah’ın azameti hakkında şöyle buyurmaktadır:

1. "Hamd Allah'a mahsustur ki övenler onu hakkıyla övemezler, sayıcılar nimetlerini sayamazlar, çalışıp çabala¬yanlar hakkını eda edemezler. Yüce himmetler O'nu derk edemez, akıl-zekâ denizine dalanlar O'na erişemez. O'nun sıfatlarının belli bir sınırı yoktur. Bir vasfı mevcut değildir.”

2. “Dinin evveli O'nu tanımak, O'nu tanımanın kemali O'nu tasdik etmek, O'nu tasdik etmenin kemali O'nu bir bilmek, O'nu bir bilmenin kemali, O'na karşı ihlâslı olmaktır. O'na karşı ihlâslı olmanın kemali, O'ndan sıfatları nefyetmektir….”

3. “Allahın varlığı için bir başlangıç yoktur. Vücudu için  ademlik sabıkası olmadığı gibi. O, hiçbir şeyin kenarında olmaksızın her şeyle birliktedir ve ayrı olmaksızın her şey dışındadır.”[4]

4. Başka bir örnekte; varlık aleminin yaratıcı olan Allahın yarattıklarını tevsif ederken şöyle buyuruyor: “"Hamd, daha önceden olgu/örneği ve kendinden önce bir yaratıcıya (olmadığı için) tabi olmaksızın yaratıkları yaratana…bütün yaratıklarını eksikliği ve haleli kabul etmez şekilde muhkem ve sağlam takdir edip kamil bir lütuf ile düzene sokan ve kamala doğru hareket edebilecek konuma getirip o yöne sevk eden Allaha mahsustur”.[5]  

Bu sözler Nehcü’l Belaga’da bulunan teorik irfan deryasından bir katredir. Dikiş yüzüğü kelimelerle okyanus nasıl ölçülür?

b) Pratik İrfan

1. İmam Ali (a.s) seyri sülükte atılacak ilk adım hakkında şöyle buyurmaktadır: "Gerçek arif (seyr-u sülük ehli ilim ve fikirle donarak) aklını ihya etmiş ve şehvetlerini öldürmüştür. O denli ki büyük ve şişmanlığı küçülmüş, sertlikleri yumuşamıştır. Kendisi için çok aydınlatıcı bir nur tutuşmuştur. Bununla tevhidin ana caddesini aydınlanmış ve bunun aydınlığında yolunu devam ediyor…"[6]

2. “"Ey Allah'ın kulları! Allah katında en sevgili kul, nefsine karşı savaşta Allah'ın kendisine yardım ettiği kişidir. O kimse ki iç elbisesi ilahi hüzün ve dış elbisesi ise Allah’tan korkmaktır. Derken, hidayet ışığı gönlünü aydınlatmış, orada kalacağı gün için azığını hazırlamış, uzağı kendine yakınlaştırmış, zorluğu kolaylaştırmıştır.”

3. O hazretin (a.s) bakışında takvalıların nitelikleri şöyle şekillenmiştir:  “Ruhlarının derinliklerinde yaratıcı büyük ve bundan dolayı da onun dışındakiler gözlerinde küçüktür…. Cennete oranla orayı görüp nimetler içinde yaşayan ve cehenneme oranla da orayı görüp azap çeken kimse gibidirler...”[7]

4. Başka bir yerde de şöyle buyurmaktadır: “"Nimetini tamamlamak, izzetine teslim olmak ve günahlarından korunmak için Allah'a hamd ederim. Yeterliliğine (kifayetine) olan ihtiyacımdan dolayı O'ndan yardım dilerim. Allah'ım hidayet ettiği sapmaz...”[8]

5. “İlahi! Sana ibadet ediyorum; azabından korktuğum veya cennetine erişmek için değil, belki kulluk edilmeye layık olduğun için sana kulluk ediyorum.”[9]

6. Ölüme karşı arifane ve aşıkane bir yönelişle şöyle buyurmaktadır: “Allah'a kasem ederim ki Ebu Talip'in oğlu Ali'nin ölüme olan ünsiyet ve dostluğu, bir çocuğun anne memelerine olan ünsiyet ve dostluğundan daha fazldır...”[10]

7. Takva sahiplerine gece uyanık geçirme, az uyuma ve zayıflık hakkındaki tavsiyelerinde şöyle buyurmaktadır: “Gözlerinizi gecele­ri ayık tutarak ve karınlarınızı zayıflatarak Allah’a itaate yönelin.”[11]

8. Hak ve adalet yolunda mücadele edenler için tersim ettiği cihat hakkında şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki cihat cennet kapılarından bir kapıdır ki Allah-u Teâlâ sadece özel dostlarına açmıştır”.[12]

 


[1] Seccadi, Seyyid Cafer, “Ferhengi Istılahatı İrfani”, baskı, 4, irfan kelimesi, Tahran: Kitabhanei Tahuri, çapı çaharum, 1378.

[2] “Nehcü’l Belaga”, 109. hutbe.

[3] “Sahife-i Nur”, Peyamı İmam bi şirket konendegani der kongreyi hezare-i “Nehcü’l Belağa”, c. 14, s. 224 – 225, 27/02/1360.

[4] “Nehcü’l Belaga”, 1. hutbe.

[5] A.g.e, 90. hutbe.

[6] A.g.e, 220. hutbe.

[7] “Nehcü’l Belaga”, 193. hutbe.; Muttakin hutbesi adıyla meşhur olan bu hutbenin her sözü pratik irfanın makamlarından bir makamdır.

[8] “Nehcü’l Belaga”, 2. hutbe.

[9] İhsai, İbni ebi Cumhur, “Avaliu’l Lali”, Kum: İntişaratı Seyyidu’i Şüheda, c. 1, s. 44, 1405 h.k.

[10] “Nehcü’l Belaga”, 2. hutbe.

[11] A.g.e, 183. hutbe.

[12] A.g.e, 27. hutbe.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ayetullah Hamenei’nin fetvasına göre akşam ve yatsı namazı ne zaman kaza olur?
    12055 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/07/13
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • geçici nikahın aktı için kullanılan lafızlar nelerdir? Şartları ve Hükümleri nasıldır?
    8397 Evlilik Hutbesi 2015/05/03
    Geçici nikâhın aktini okumak için birkaç şart gereklidir: Aktin sıgasını okumak; şöyle ki süreli akitte bayan ve erkek’in rızası tek başına yeterli değildir. Belki bunun yanı sıra akit için okunan has lafızların okunması şarttır. İhtiyati vacip gereğince aktin sıgası sahih Arapça ile ...
  • Alkol veya jelâtin taşıyan çikolata ve ürünleri yemenin hükmü nedir?
    22394 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Belirtilen sorunun şerî cevabını elde etmek için büyük mercilerden (Allah onları korusun) fetva sorduk ve kendilerinin verdiği yanıtları aşağıda aktarıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu: Genel olarak aslında sarhoş edici sıvılar kısmından olduğu belli olmayan alkoller temiz hükmündedir. Bunlarla karışmış olan sıvılardan yararlanmak ...
  • İranlılar, Ömer’in eliyle mi Müslüman olmuştur?
    17688 تاريخ بزرگان 2012/01/18
    Eğer tüm İranlıların Ömer’in hâkimiyeti döneminde Müslüman oluşu kastediliyorsa, bu ihtimal kabul edilir değildir; zira İran Arap ve Müslümanlar tarafından fethedilmeden önce bir grup İranlı diğer ülkelerde bulunuyordu ve onlar İslam’ın doğuşunun ilk yıllarında Müslüman olmuştu. Ama Ömer’in hâkimiyeti döneminde İslam’ın İran’a girmesi ve Müslümanların davranışları nedeniyle bazı İranlıların ...
  • Cumartesi gününde ihtiyaçtan dolayı balık tutan bir şahsın cezası maymun olmak mıdır?
    44811 Tefsir 2012/05/16
    İsrail oğullarının şeklinin değiştirilmesinin salt gelir elde etmek için balık tutmaları olmadığı bilinmelidir; çünkü bu iş günah değildir ve şeklin değişmesi gibi bir neticesi de bulunmamaktadır. İslam’ın mantığında Allah katında bu amel ibadet sayılmaktadır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Ailesinin rızkını sağlamak için çalışan ve çaba gösteren ...
  • Niçin Hz. Mehdi (a.s) gaybet döneminde insanların hidayeti için bir kitap te'lif etmiyor?
    11544 Eski Kelam İlmi 2011/05/23
    Şimdi gaybet döneminde yaşıyoruz; bu dönem genel naiplerin dönemidir. Bu dönemde Şia'nın hidayeti gerekli şartları haiz Şia'nın büyük fakih ve alimlerinin üzerinedir. Ama bu dönemde Hz. Mehdi'nin insanların yararlanmaları için niçin bir kitap telif etmediği konusuna gelince bunun çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin:
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    6185 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...
  • Kur’an kıraatinin batini adabından kasıt nedir?
    9081 Kur’anî İlimler 2012/05/12
    Kur’an’ın İslam Peygamberinin ebedi mucizesi ve yüce Allah’ın kelamı olması itibari ile, İslam’ın başından beri Müslümanlar arasında özel bir saygı ve değere sahiptir. Müslümanlar, Kur’an ayetlerine teveccühle ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) tavsiye ve hadisleri doğrultusunda, hatta bu semavi kitabın kıraatinde bile şu ana kadar eşi görülmemiş bir ...
  • Hangi kaynaklarda hüküm ve yaratıkların hikmeti beyan edilmiştir?
    7257 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Esasen her hikmeti bilmek mümkün değildir; zira Yüce Allah bazı maslahatlar uyarınca birçok konuyu insana bildirmemiştir. Beyan edilenler hususlar da çok geniştir ve onların tümünü elde etmek ve bilmek herkes için müyesser değildir. Bu sebeple ve ömür ve fırsatın sınırlı olmasına binaen en faydalı ...
  • Yok olmak mümkün mü?
    12558 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2009/08/25
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...

En Çok Okunanlar