Gelişmiş Arama
Ziyaret
10494
Güncellenme Tarihi: 2010/05/04
Soru Özeti
İslam barış manasındadır. Ama bazıları onu dünyadaki bir çok anlaşmazlık ve savaşın sebebi olarak görmektedir. Lütfen meseleyi analiz edip açıklayın.?
Soru
İslam barış manasındadır. Ama bazıları onu dünyadaki bir çok anlaşmazlık ve savaşın sebebi olarak görmektedir. Lütfen meseleyi analiz edip açıklayın.
Kısa Cevap

Kur’an İslam’ın sulh, barış ve dostluk dini olduğunu şu ayetle ortaya koyar:

‘Ey iman edenler! Hep birden barış ve esenliğe girin. Sakın Şeytan'ın adımlarını izlemeyin; kuşkusuz, o size açık bir düşmandır.’[i]

Ancak şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, genelde her dönemde bir grup insan başkalarına karşı aşırılık, isyan ve zulmetme yolunu seçer, fesat ve bozgunculuk yapar. Bu yüzden kamil bir din böyle bir duruma karşı suskun kalamaz ve zulme uğrayanları zalimin elinde bırakamaz. İşte bu yüzden İslam’ın düşmanlara, kafir düşünceli insanlara karşı barış önerisi şartlıdir. Ama müminler için barış mutlak şekilde geçerlidir ve bu Kur’an’ın, müminlerin birbirleriyle ilişkileri için seçtiği tek yoldur. İslam, af, merhamet ve bağışlamayı tavsiye ederek müminleri kardeşliğe ve barışa davet etmiştir.

İslam dininde savaş, düşmanlık ve ülkeleri fethetmek reddedilmiş, cihadı, bir savunma girişimi olarak, ilahi hakimiyeti korumak, tağutların hakimiyetini reddetmek, dünya barış ve emniyetini korumak, zulüm ve adaletsizlikle mücadele etmek için caiz bilmiştir.

 

İslam, müstekbirlerin zulmüyle mücadele amacıyla Müslüman ve gayr-i müslimlerin uyanmaları için yüce küresel hedeflerin peşindedir. Doğal olarak başta küresel müstekbirler olmak üzere tağutlar, sermaye, güç ve hile sahipleri gerçek İslam’ı, kötü ve uğursuz emellerinin önünde büyük bir engel olarak gördükleri için bütün güçleriyle onu tahrip edip yıkmak için çalışıyor, onun çehresini karalamak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

Böyle bir durumda müminler Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in (a.s) yolunu takip ederek İslam’ın gerçek yüzünü açıklamalı ve yapılan komploları etkisiz hale getirmelidirler.      



[i] Bakara: 208

Ayrıntılı Cevap

İslam’ın lügat kökü olan ‘Silm’ ve ‘Selam’ kelimeleri barış ve huzur manasına gelmektedir.[1] Kur’an’da da yer yer sulh ve barışa öncelik verilmiştir.[2] İslamın barış, sulh ve dostluk dini olduğunu teyidi için şöyle buyurmaktadır: ‘Ey iman edenler! Hep birden barış ve esenliğe girin. Sakın Şeytan'ın adımlarını izlemeyin; kuşkusuz, o size açık bir düşmandır.’[3]

Kur’an’a göre kalıcı ve küresel bir barış ve insanlık toplumlarının huzuru yalnızca Allah’a imanla gerçekleşir. Dil, ırk, servet, bölge vb. şeylerde farklı olan insanlar ancak Allah’a imanla birbirlerine bağlanabilirler. Müslümanların küresel barış ve toplumsal adaletin İmam Mehdi’nin (a.s) hükümetiyle gerçekleşeceğine inanmaları gerçekte buna bir tekitleridir. Hatta Allah-u Teala buyuruyor: ‘Fakat barışa yanaşırlarsa sen de yanaş…’[4]

 

Ancak hatırlatmak gerekir ki, bu dünyada insanların özgür olmalarından dolayı kimileri başkalarına karşı tuğyan, aşırılık, isyan ve zulüm etme yolunu seçmiş, fesat ve bozgunculuk yapmaktadırlar. Bu yüzden kamil ve kapsamlı bir dinin insanlığın hidayetinin önündeki bu engelleri kaldırması için tedbirler alması gerekir.

 

Bazen tuğyan ve isyanlar öyle bir hadde varıyor ki, güce baş vurmaktan başka bir yol kalmıyor. Bu yüzden İslam cihat yasasını koymuştur; yani Kur’an, mantıktan anlamayanlara, Peygamberin hidayet, irşad ve davetinin önüne küstahça set çekenlere ve inat, düşmanlıkla bilerek İslam’la savaşanlara karşı cihat etmeyi emrediyor ve şöyle buyuruyor: ‘Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla savaş ve onlara sert davran’[5] Müslümanlar düşmanların kalbine korku düşürmeliler ki onlara saldırma ve darbe vurma düşüncesi akıllarından geçmesin.[6]  

 

Elbette İslam’ın, askeri açıdan hep hazırlıklı olmak, sınırların korumak[7] (ki barış ve dostluğu korumanın bir yöntemi sayılır), önemli İslami ibadetlerden biri olan Allah yolunda cihat etmek emri ile, haksız yere saldırıcılık ve taşkınlık arasında fark bırakmak gerekir.

 

Allah-u Teala cihadın önemi hakkında şöyle buyuruyor: ‘Ve Allah için hakkıyla savaşın.’[8]  

İslam dininde ülkeleri fethetmek ve şahsi gücü artırmak için cihat yasası konmadığından cihat bir kurtuluş yoludur, kavga yolu değil. Bundan dolayı cihadın hedeflerine askeri yolun dışında bir yolla ulaşmak mümkünse savaşılmamalıdır. Kafirlerin savaştan önce İslam’a davet edilmesinin vacip olmasının nedeni budur.

 

Bu yüzden Allah-u Teala cihadı, müstekbirleri ezmek, mustazafları kurtarmak, marifet ortamını hazırlamak, tevhit inancına, dünya ve ahiret saadetine ulaşmanın yollarına cahil ve habersiz bırakılanları bu yollarla tanıştırmak için vacip etmiştir.[9]

 

Allame Tabatabai, İslamın savaş ve çekişme taraftarı olmadığı, cihadın felsefe ve hakikati konusunda şöyle yazıyor: ‘Cihattan amaç dinin ikamesi ve Kelimetullah’ın yüceltilmesidir. Bu yüzden cihat bir ibadet olup onda kurbet kastı şarttır. Cihat başkalarının mal ve namusuna üstünlük sağlamak değildir. Cihat insaniyet haklarını savunmak için vacip edilmiştir; savunma da zaten sınırlıdır. Oysa tecavüz hadden çıkmak demektir. Bundan dolayı ayetin devamı şöyle buyuruyor: ‘Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.’[10]-[11]

 

Sonuçta hakiki İslam, aşırıcı, tecavüzcü, uyumsuz ve savaşçı bir din değildir. Aksine onun emirleri bu cümleden cihat, ilahi hakimiyetin ışığı altında insanlık ve dünyanın barış ve güvenliğini korumak, tağutların hakimiyetini reddetmek, zulüm ve adaletsizlikle mücadele etmek içindir. Kısaca özetlemek gerekirse cihat demek yani yüce ilahi değerlerin gerçekleşmesi için adilane ve mukaddes bir savaşım vermek demektir.[12]

 

Demek ki, düşmanlar ve kafirlerle barış yapmak iman ehlinin izzet ve iktidarını koruma şartına bağlıdır. Nitekim Hz. Ali (a.s) Mısır valisi Malik Eşter’e yazdığı fermanında şöyle buyuruyordu: ‘Düşman seni barışa çağırsa ve Allah’ın rızası da onda ise onu reddetme; zira barış, senin ordunun huzuru, gam ve kederlerinin rahatlığı ve ülkenin güvenliğidir. Ama barıştan sonra düşmanından sakın ve ona karşı çok dikkatli ol. Çünkü düşman bazen gafil avlamak için sana yanaşır. Öyleyse ihtiyat et, uzak görüşlü ol, iyimser olma!’[13]-[14]

 

Ama barış, Kur’an’ın müminler birbirleriyle ilişkileri için seçtiği tek yoldur. İslam göz yummayı, merhameti ve bağışlamayı tavsiye ederek müminleri kardeşliğe ve barışa davet etmektedir.[15]

Evet, Kur’an İslami değerlerden taviz vermeyi gerektiren korku, zayıflık ve uzlaşıcılıktan dolayı yapılan barışı kınamış, cihattan ve savaş meydanının sıkıntılarından firar etmek için genellikle barışı öne çıkaran zayıf imanlıları uyarmıştır. Şöyle buyuruyor: ‘Üstün durumda iken gevşeyip barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.’[16]    

 

Buraya kadar söylediklerimizden açıkça anlaşılmaktadır ki, dünyada bugün var olan savaşların ve çekişmelerin kökü gerçek İslam değildir. İslam’ın mantığı böyle bir şeyi teyit etmemektedir. Evet, İslam en kamil ve en kapsamlı bir din olması hasebiyle Müslüman ve gayr-i müslimlerin gafletten uyanmaları, onların hidayeti amacıyla müstekbirlerin zulmüyle mücadele gibi yüce küresel hedefleri olan bir dindir.[17] Doğal olarak başta küresel istikbar olmak üzere tağutlar, sermaye, güç ve hile sahipleri gerçek İslam’ı kötü emellerinin önünde büyük bir engel olarak gördükleri için[18] bütün güçleriyle onu tahrip edip yıkmak için hiçbir propagandadan çekinmez, onu çehresini karalamak için ellerinden geleni artlarına koymazlar. Bu yüzden onlar İslam’ı savaşların, şiddetlerin ve terörlerin nedeni olarak tanıtırlar. Oysa onların kendileri savaş, terör ve şiddetin körükleyicisidirler. Müslümanlar sadece kendilerini savunmaktalar.

 

İşte bu durumda müminler Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’ini takip ederek İslam’ın gerçek güzel yüzünü açıklamalı, İslam’ı, müstekbirlerin eliyle kurulan ve desteklenen şiddet taraftarı ve mantıksız örgütlerden ayırmalıdırlar.

 

Daha fazla bilgi için aşağıdaki kaynaklara başvurunuz:

-                      Tefsir-ul Mizan (Allame Tabatabai), c.10

-                      Cihat ve Onun Kur’an’da ki meşruiyyeti (Murtaza Mutahhari)

-                      İslamın Siyasi Düzeni Hakkında Soru ve Cevaplar (Muhammed Taki Misbah Yezdi), s.226-239

-                      Din Dersleri (Allame Tabatabai), s.259-264

 

Yine bkz:

-                      İman, Emr-i Maruf… ve Cihad-ı İbtidai, 196. soru (Sayt:1161)

-                      Cihad-ı İbtidai, 113. soru (Sayt:1347)

-                      Din ve İkrah, 293. soru (Sayt:1747)

   



[1] - Kitab-ul Ayn, c.7, s.267; yine bkz: ‘Al-i İmran/19’da İslam Kavramı’ 956. Soru; Kur’an, İslam ve Müslümanın Manası, 829. Soru, (Site:898)

[2] - Neml/32-44

[3] Bakara /208

[4] - Enfal/61

[5] - Tahrim/9

[6] - Muhammed Taki Misbah Yezdi, Porseşha ve Pasohha Der Bare-i Nizam-ı Siyasi-i İslam, s.233

[7] - Enfal/60

[8] - Hac/78

[9] - Neşriye-i Marifet, sayı:102, ‘İslam’da Cihadın Hedefleri’ makalesi (Hamza Ali)

[10] - Bakara/190

[11] - Muhammed Hüseyin Tabatabai, el-Mizan, c.10, s.63, Beyrut, Müesseset-ül A’lemi

[12] - Daha fazla bilgi için bkz: Murtaza Mutahhari, Cihat ve Onun Kur’an’da ki meşruiyyeti, Sadra yayınları, Kum

[13] - Nehc-ul Belağa, 53. Mektup

[14] - Hüseyin İskenderi, Ayeha-i Zendegi, c.1, s.300

[15] - Hucurat/9-10

[16] - Muhammed/35

[17] - İmam Humeyni’nin (r.a) yüce ülkülerinin yayılması bu mübarek hedefin elişmesinde önemli bir katkısı olmuştur.

[18] - Burada İslam’dan kasıt Öz Muhammedi İslam veya başka bir deyişle tağutların ulümüyle asla uzlaşmayan Ehl-i Beyt (a.s) yoludur.  

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar