Gelişmiş Arama
Ziyaret
7965
Güncellenme Tarihi: 2012/01/23
Soru Özeti
Şeytanın mı nüfuzu ve kudreti fazladır yoksa Allah’ın mı?
Soru
Şeytanın sözünün nüfuzu ve kudreti Allah’tan daha mı fazladır? Çünkü Allah insana bu meyveden yeme dedi ama insan itaat etmeyerek yedi, şeytan ye dedi ve yedi bu durumda hangisinin sözünün nüfuzu ve kudreti fazladır?
Kısa Cevap

Hiç şüphesiz Allah’ın kudreti her şeyin yaratıcısı olması yönüyle bütün işlerde şeytandan daha fazladır. Hz. Âdem’in Allah’ın buyruğuna uymayarak şeytan’ın sözünü dinlemesi şeytanın sözlerinin gücü ve nüfusu nedeniyle değildi, şeytanın vesvesesinin sonucuydu, çünkü insan muhtar(irade sahibi) bir varlıktır. Kendi seçimlerinde değişik unsurların etkisi altındadır.

Hz. Âdem’in Allah’ın yenmesini yasakladığı ağaçtan yemesi, peygamberlerin masumiyetine bir zarar getirmez, zira bu bir terki evladır. Aynı zamanda oradaki yasaklama irşadi bir yasaklama idi Mevlevi bir yasaklama değil. Buna binaen Allah’ın Mevlevi yasaklarına peygamberler hiçbir şekilde itaatsizlik edemezler.

Ayrıntılı Cevap

Asıl cevaba geçmeden önce şu üç noktaya dikkat etmemiz gerekir:

Şeytan vesveselerini, Âdem’in hayrını gözettiği ve onu sevdiği şeklinde yansıtmıştır. Bu yüzden şeytanın sözleri ne kadar güçlü olursa olsun insanın iradesini ortadan kaldırdığı düşüncesi doğru değildir. İnsan kendi gücü ve imanıyla onun karşısında durabilir. Başka bir ifadeyle şeytanın vesveseleri insanı kötü işlere mecbur etmiyor, insanın gücü ve iradesi yok etmiyor. Her ne kadar onun karşısında durmak fazla direnç gerektirse,  bazen acı ve zahmetli olsa da. Her surette bu şekil vesveseler kimsenin mesuliyetini ortadan kaldırmaz. Hz. Âdem konusunda da mesuliyet ortadan kalkmadı, şeytanın Âdem’in karşısında Allah’a itaat etmemesi için bütün teşviklere ve unsurlara rağmen Allah, Âdem’i amelinden sorumlu tutmuştur.[1]

Şia’nın görüşüne göre hiçbir peygamber günah işleyemez ve biliyoruz ki Hz. Âdem ilahi bir peygamberdir. Bu yüzden kuranda peygamberlere nispet edilen isyan her zaman için nispi bir isyandır. Yani terki evladır, mutlak bir günah değil.     Mutlak günah; yasaklanan, haram olan ve Allah’ın kesin buyruğuna muhalefet etmektir ve her türlü vacibi yerine getirme ve haramdan kaçınmayı kapsar. Nispi günah ise; büyük bir şahsın kendi büyüklüğüne ve makamına uymayan bir amel yapmasıdır. Bazı zamanlar büyük insanlar için mubah olan veya hatta müstehap olan bir şeyi yapmak uygun değildir bu şekilde olan amel nispi günah sayılır.

Örneğin: dindar ve zengin biri yardımcı olmak için küçük bir miktar para bağışlaması hiç şüphesiz ne kadar az olursa olsun haram bir iş değildir hatta müstehaptır. Ama bunu duyan herkes onu kınar sanki haram bir iş yapmış gibi bunun nedeni ise insanların gözünde dindar bir zenginin daha fazla yardım etmesi gerektiği beklentisidir. Bu yüzden dolayı büyük insanların eylemleri âlemlerin rabbinin katında kendi konumlarıyla değerlendirilir. Hatta bazen, isyan ve günah tabiri kullanılır. Örneğin: normal insanlar için bir namaz, özel olabilir ama aynı namaz gerçek evliyalar için günah sayılabilir çünkü evliyalar için ibadet halindeyken bir an bile gaflet etmeleri onlara yakışmaz, ilim ve takva konumları nazara alındığında ibadet anında Allah’ın celal ve cemal sıfatlarında gark olmaları gerekir.

İbadet dışındaki amellerinde de böyledirler ve Onlar bu konumları göz önünde bulundurularak değerlendirilirler. Bu delillere binaen eğer terki evlada bulunurlarsa Allah’ın kınamasına uğrarlar.[2]

Bu nedenle Hz. Âdem’in “yasak ağaç”tan men edilme nedeni haram olduğu için değil, terki evla olduğu içindi. Ama Hz. Âdem’in konumu göz önünde bulundurulduğunda önemliydi ve buna mürtekip olduğunda(her ne kadar haram olmasa da) Allah tarafından cezalandırılmasına sebep oldu. Âdem’in yasaklanmış ağaçtan men edilmesi Mevlevi yasak değil de irşadı yasak olduğu ihtimalide mevcuttur.

Açıklama:  Allah Teâla bazen bir şeyi yasakladığında bunu insanın iradesinin sahibi unvanıyla yapar. Bütün insanlara bu emre itaat etmek gerekli olur.  Bu şekildeki yasaklamaya “Mevlevi yasaklama” denir ama bazı zamanlarda bir şeyden men ettiğinde insana sadece bu amelin menfi etkileri olduğunu söyler doktorun hastasına bazı zararlı yemeklerden perhiz etmesini istediği gibi şüphe yok ki eğer hasta doktorun tavsiyesine uymazsa doktora hakaret etmiş veya küçümsemiş olmaz. Ama doktorun tavsiyesine ve yönlendirmesine uymayarak kendini zahmete sokmuş olur.

Hz. Âdem kıssasında da Allah şöyle buyurmuştur; yasak ağaçtan yemenin neticesi cennetten çıkarılmak ve zahmete duçar olmaktır. Bu bir ferman değil irşat tır ve bu yolla Hz. Âdem isyan ve gerçek günaha mürtekip olmuş değildir sadece irşada muhalefet etmiştir.[3]

Ayrıca başka bir ayette şeytan günah ve zulmü sadece insanlara nispet edip kendinden beri kılmıştır ve kendisini tam anlamıyla tarafsız ilan etmiştir.[4] Şeytan kıyamet gününde insanlara şöyle hitap eder: Allah size gerçek olan bir söz verdi ve bense size batıl bir söz verdim, sözümde durmadım ama sizi saptırmak için mecbur etmedim, siz kendi iradenizle benim davetime icabet ettiniz öyleyse beni kınamayın kendinizi kınayın.[5]

Başka bir ayette de şöyle buyuruyor: kendi istekleriyle sana uyanlar dışında kesin olarak sen benim kulları mamusallat olamayacaksın[6]

SONUÇ: zikir ettiklerimiz dikkate alındığında şöyle diyebiliriz: şüphesiz Allah’ın kudreti şeytandan fazladır. Zira şeytan, Allah’ın mahlûkudur ve yaratılanın kudreti yaratandan daha fazla olamaz. Buna binaen Hz. Âdem(a.s)’in yasak ağaçtan yemesi şeytanın sözünün gücü ve nüfuzundan değildir. Vesveselerin sonucunda muvaffak olmuştur. Belirtildiği üzere bu sadece bir terki evladır ve kıyamet gününde de insanlar kendi iradeleriyle itaatsizlik ettikleri için hesaba çekileceklerdir.

Bu söylenilenler ışığında şeytanın ve Allah’ın kelamının gücünü kıyaslamamız yanlıştır. Allah’ın kudreti bütün kudretlerin üzerindedir. Ama insan kendi iradesiyle fiili gerçekleştirir.



[1]Mekarim şirazi, Nasır, Numune tefsiri, 6.c, 120.s.

[2] Terki evla dan maksat insanın en iyi olanı bırakıp iyi olana veya mubah olana yönelmesidir.

[3] Mekarim şirazi, Nasır, Numune tefsiri, 6.c, 123-124-125.s.

[4] Tabatabayi, Muhammet Hüseyin, El-mizan tevsiri, Tercüme: Musevi Hemedani, 8.c, s.48.

[5] İbrahim suresi:22.

[6] Hicr suresi:24.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Tütün (sigara ve nargile içmek) kullanmanın hükmü nedir?
    9773 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) belirtilen soru hakkındaki görüşü şudur: “Tütün kullanmak, zararlı olması nedeniyle mutlak olarak haramdır.” Belirtmek gerekir ki; Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin tütün kullanımının haram olduğuna değin fıkhî fetvasının delili onun zararlı olmasıdır ve Ayetullah Mekarim Şirazi’nin fetvasının fıkhî dayanağı da tütünün zararlı ...
  • Nur ayetinin nitelikleri nelerdir?
    29087 Kur’anî İlimler 2011/06/20
    Kuran amel kitabıdır. Kuranı okumak tefekkür ve iman için bir başlangıçtır. Bu da yine muhtevasına amel etmek için bir vesiledir. Büyük mükâfatların bütünü buradan ve bu şartlarla tahakkuk bulur. Tüm surelerin okumasında hem dünyevi hem uhrevi eserler vardır. Masum imamlar (a.s.) tarafından her surenin fazileti beyan edilmiştir. ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    537758 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    8616 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
    13075 Tefsir 2010/12/18
    Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.
  • Başörtüsünü açmanın ve takma saçtan istifade etmenin hükmü nedir?
    8256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Takma saç ziynettir ve örtünmesi gerekir.  Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Müslüman ve dindar kızlar yüksek öğrenim derslerini okumadıkları takdirde sadece ...
  • Regaip gecesi veya Recep ayının diğer gecelerinde cemaat namazlarına katılmak mı daha faziletlidir yoksa namazları ferdi olarak yerine getirmek ve müstehap namazları kılmak mı?
    6387 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Bu konuda şu cevap taklit mercilerinin fetva bürolarından alındı:Ayetullah Uzma Hamenei:Her iki fazileti kazanmaya çalışabilirsiniz hem cemaat namazlarına katılın hem de müstehap namazları cemaatten sonra yerine getirin.Ayetullah Uzma Sistani: Cuma ve ...
  • Kur'an-i Kerim "Açık kitap nazil ettik. Bu ayetteki açık kelimesinden maksat nedir?
    9803 Tefsir 2011/07/23
    Açık (mübin) Kur'an'ın bir sıfatıdır. Kur'an'ı bu şekilde vasıflandırmakla onu halka daha fazla tanıtmayı hedef almaktadır. Onun diğer semavi olan ve olmayan kitaplara olan üstünlüğünü açıklıyor. Çünkü hiçbir kitabın emir ve programları Kur'an gibi açık değildir.Kur'an'da sürekli çeşitli ayetlerde bu Kur'an'ı nazil ettiğini açıklaması hidayet nimetini insanlara hatırlatmak içindir.
  • İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
    13864 Eski Kelam İlmi 2010/12/22
    İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye ...
  • İmam Zeynel Abidin (a.s)‘ın kısa biyografisini beyan eder misiniz?
    3581 امام سجاد ع 2020/01/19

En Çok Okunanlar