Gelişmiş Arama
Ziyaret
18862
Güncellenme Tarihi: 2012/03/12
Soru Özeti
“Ve necmu ve şeceru yescudan” ayetinde yıldız ile ağaç secde ediyor diyor ve bundan bahis edilmektedir, onların secde etiklerinden maksat nedir?
Soru
İnsan secdeye gitmek içi eğiliyor ve alnını toprağa koyuyor, hal böyle iken “Ve necmu ve şeceru yescudan” ayetinde olduğu üzer necm ile ağaç secde ediyor deniliyor ve bundan bahis edilmektedir. Onların secde etiklerinden maksat nedir?
Kısa Cevap

Necm yıldız anlamındadır. Bazen de sapı (sake) olmayan ot anlamına gelir. Bu ayette (rahman, 6) ise şecere (ağaç) karinesinden ötürü ikinci yani sapı (saka) olmayan bitki anlamına gelmektedir. Bu kelime asıl itibarıyla çıkmak (tuluu) anlamındadır. Eğer sapı olamayan bitkileri için “necm” kelimesi kollanılıyor ise bitkilerin yer altından çıktıkları içindir.

“Şecer” kelimesi sapı ve kökü olan otlar için kollanılıyor. Hububat meyve ağaçları ve… gibi bitkiler Arapçada “şecer” deniliyor. Buna binen ve “necm” ve “şecer” kelimelerinin ayette yan yana kollanıldığına dikkat ederek birçok müfessir “necm” ve “şecer”in secde etmelerinden maksat bu iki tür varlıkların Allah’ın emri karşısında boyun eğmek ve onun emrine teslim olmak mahiyetindedir. Yani onun emrine itaat ederek yer altından başını çıkarıp ve Onun emri doğrultusunda gelişiyor ve rüşt ediyorlar.

Elbette bazı müfessirler de “necm” kelimesini asıl manasına yani gökyüzünde var olan yıldızlara hamletmişlerdir. “Şecer” kelimesini de yeryüzünde var olup tanıdığımız ağaç olduğunu söylemişlerdir. Şayet bu ikisine birlikte işaret edilmesinden güdülen hedef tabiat ve doğal âleminde bir birinden veya bize en yakın ve bizden en uzak olan şeylerin Allaha teslim olduklarını hatırlatmaktır.   

Netice itibariyle “Necm” kelimesinden maksat ister yıldız manasında olsun ister ot ve bitki olsun onların secde etmeleri insanın yaptığı şeklinde (alnını yere koyarak) secde ettiği gibi değildir. Belki Allah karşı huzuu etmek ve ona teslim olmak anlamındadır. Bütün varlıklar onun karşısında teslim olmuş ve Onu tespih ediyorlar. Elbette her birisi kendi varlık türüne münasip bir dille.

Ayrıntılı Cevap

Söz konusu ayetin manası ve “necm” ve “şecer” gibi varlıkların yaptıkları secdeden maksadın ne olduğunun anlaşılması için zorunlu olarak ilkin bu iki kelimenin anlamını inceliyoruz. Daha sonra ayetin tefsirine geçiyoruz ki kuranda “necm” ve “şecer”in yaptıkları secdeden maksadın ne olduğunu açıklamaya çalışacağız.

Necm: “Necm” Ragıbi Isfehani’nin “Müfredad” adlı eserinde söylediğine göre “necm kelimesinin aslı yıldızdır. Bazen de sapı olmayan bitki anlamına geliyor.[1] Asıl itibariyle de bu kelime tuluu yani çıkmak anlamındadır. Eğer sapı olamayan bitkiler için “necm” kelimesi kullanılıyor ise otların yer altından çıktıkları için ve eğer gökyüzündeki yıldızları için kullanılıyor ise onların tuluu ettikleri içindir. Bu ayette (rahman, 6) ise şecere (ağaç) karinesinden ötürü ikinci yani sapı (sakesi) olmayan bitki anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan “necm” kelimesi sapı olamayan; kabak, salatalık, karpuz ve…gibi ürünlerin bitkisine (otuna) deniliyor.

Şecer: “Şecer” sapılı olan[2] değişik bitkilere denilir.[3] Hububat, ağaç ve…gibi şeylere şecer deniliyor. Buna binaen “necm” kelimesinin asıl anlamı yıldız olmasına rağmen bazı müfessirler bu kelimenin “şecer” kelimesinin yanında kollanıldığından dolayı “necm” kelimesini sapı olmayan bitkiler şeklinde mana etmişlerdir. Zikir edilen bu mukaddime ve bu iki kelime (necm ve şecer) için zikredilen manayı dikkate alarak bu iki varlığın yaptığı secdeden maksadın ne olduğunun açıklanması için müfessirlerin bu ayete getirdikleri tefsirlere geçeceğiz.

Kuranın birçok müfessirleri necm kelimesinin sapı olamayan bitkiler anlamında olduğunu söyledikten sonra bitkilerin ve ağaçların yaptıkları secdeden maksat onların soru ve sualsiz Allah u Teâlâ’ya itaat etmeleri anlamında olduğunu savunmuşlardır. Buradaki itaat de onların tekvin âlemine hâkim olan kanuna tabi olmaları ve Allahın tekvin âlemi için belirtmiş olduğu yörüngeye ters ve aykırı gitmemeleridir.

Allame Tabatabai meşhur müfessirlerin necm için zikretmiş oldukları manayı zikrettikten sonra şöyle diyor: “…bu mana güzel bir manadır. Bu tefsiri teyit ve güçlendiren şey “necm” kelimesinin “şecer” kelimesiyle yan yana gelmesidir. Bir önceki ayette “şems” (güneş) ve kamer (ay) kelimelerin zikredilmesi necm kelimesinin göklerdeki yıldız anlamında olduğu tasavvurunu zihinlerde şekillendirse bile. Bu secdeden maksat bu iki tür varlıkların Allah’ın emri karşısında boyun eğip onun emrine teslim olmak mahiyetindedir. Yani onun emrine itaat ederek yer altından başını çıkarıp ve Onun emri doğrultusunda gelişiyor ve rüşt ediyor olmalarıdır…”[4]  

Bazı müfessirler de necm kelimesini asıl anlamına (yıldız) hamlederek şöyle diyorlar: Şayet bu ikisine birlikte işaret edilmesinden güdülen hedef tabiat ve doğal âleminde bizden en uzak ve en yakın olan şeylerin Allaha teslim olduklarını bize hatırlatmaktır. Bunlar her ne kadar zahiri itibarlarıyla camit ve ruhsuzdurlar ise de ama onları rablerinin itaatine davet eden bir miktar his ve anlama kabiliyetleri vardır. “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız”.[5]

Secde huzuu ve ubudiyetin en son mertebesine delalet ettiğinden dolayı yıldız ve ağaçların secde etmeleri onların huzuu ettikleri anlamında değil belki Allahın onlar hakkında tecelli eden ilahi sünnetle irtibatlıdır. Zira hiçbir yıldız kendisi için belirtilmiş olan yörüngenin dışına çıktığını ve hiçbir ağacın kendi meyvesi dışında başka bir meyve verdiğini göremezsiniz.[6]    

Netice itibariyle; “Necm” kelimesinden maksat ister yıldız olsun ister ot ve bitki olsun onların secde etmeleri insanın yaptığı şeklinde (alnını yere koyarak) secde gibi değildir. Belki Allaha karşı huzuu etmek ve ona teslim olmak anlamındadır. “Bütün varlıklar onun karşısında teslim olmuş ve Onu tespih ediyorlar. Elbette her birisi kendi varlık şeklinkine münasip bir dille. Zira her çeşit varlığın kendisine has bir secde şekli var. Ama biz başımızda var olan bu gözlerle onların yaptığı secdeyi derk edemiyoruz”.[7] Her çeşit varlığın kendisine has yaptıkları bir tespih türü var ama biz onların tespih türünü anlayamıyoruz. Bunun delili şu ayettir: “Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız”. Konuyla alakalı daha fazla bilgi edinmek için er-rehman suresinin 6. Ayetinin zeylinde tefsir kitaplarına müracaat ediniz. 

 


[1] Rahgıb Isfehani, “el-mufredat fi garibi’l-kuran”, madde:“necm”. 

[2] A.g.e., madde: “şecer”.

[3] Turayhani, Fahruddin, “Mecmeü’l-Bahreyn” madde: “şecer”.

[4] Tabatabai, Seyit Muhammed Hüseyin , “Tefsiri el-Mizan”, Kum: Defter-i İntişarat-i İslami,  1417, c. 19, s. 96. 

[5] İrsra, 44.

[6]  Müterciman, “Tefsir-i Hidayet”, baskı, 3, Meşhed: Bunyadi , Pejohışhyı İslam-i Astan Kudsi Rezevi, c. 14, s. 291.

[7]  Ma sami’im ve besirim ve huşim  

ba şoma na mahreman ma hamuşim.

Yan: Biz dinleyeniz ve basiriz ve uyanığız,

Biz siz namahremlere karşı sönüğüz.

(Mevlevi, mesnevi manevi, defteri sivum, s. 387).

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar