Gelişmiş Arama
Ziyaret
12256
Güncellenme Tarihi: 2012/03/10
Soru Özeti
“Elhemdu – lillah” ve “subhanellah” kelimelerinin dakik anlamı nedir?
Soru
“Elhemdu – lillah” ve “subhanellah” kelimelerinin dakik anlamı nedir ve ikisin arasında var olan farkın ne olduğunu açıklar mısınız? Hakeza günlük programımızda bu zikirlerden nasıl istifade edelim?
Kısa Cevap

“Hamd” kelimesinin lügatteki anlamı övmek ve kötülemenin (zemetmenin) zıddıdır. “Tesbih”  kelimesi ise Allah ı her çeşit noksanlıklardan, ihtiyaçtan, ortaklıklardan ve Onun makamına yakışmayan her şeyden O’nu tenzih etmek, beri, pak ve mukaddes bilmek anlamındadır. Bu iki kavram genellikle kuranın birçok ayetlerinde ve namazda okunan zikir ve dualarda ve… Beraberce zikir edilmişlerdir. Adeta bir birini tamamlamak konumunda sayılırlar. Daha fazla açıklamak için detaylı cevaba müracaat ediniz.

Ayrıntılı Cevap

Hamd kavramı:

“Hamd” kelimesinin lügatteki anlamı övmek ve kötülemenin (zemetmenin) zıddıdır.[1] Övmek bir çeşit ameldir söz değildir. İnsan kendisinden razı olduğu ve kendisinden hoşnut olduğu bir kimseyi, bir ameli, veya bir olayı över. Dolayısıyla övme olayı hoşnutluk ve rızanın mahsulü ve vücutsal bir eylemdir. Bir kimseden razı olduğumuz vakit onu severiz. İşte bu dostluk ve sevgidir ki bizi o kişiye yönelik bir takım eylem, söylem, halet ve sıfatlar bütününe ulaştırır. Ki bunlar bir bütün olarak kâmil bir tasdik, ihtiram ve teslim olmak anlamındadır. İşte bu kâmil olan bir hamddir.

İnsanın marifeti ve bilgisi yukarılara çıktığı oranda Allah dışında yapılan her çeşit övgülerin batıl ve mahkum olduğunu anlar. Zira tüm iyilikler Allahtan gelmektedirler. Buna binaen hamdlerin en büyüğü Allaha aittir. Allah her çeşit övgülüklerin kaynağıdır. İşte bu “elhamdu lillah” kelimesinin anlamıdır. Yani övgü sadece ve sadece Allaha aittir.

Tesbih:

“Tesbih” ise Allah ı her çeşit noksanlıklardan, ihtiyaçtan, ortaklıklardan ve Ona yakışmayan her şeyden tenzih etmek, beri, pak ve mukaddes bilmek anlamındadır. Tesbihin en üst mertebesi Allahtan sıfatları nefiy etmektir. Zira sıfatlar kanalından Allaha ibadet etmek şirktir. Dolayısıyla Allah ı tesbih etmenin anlamı şirkten hareket edip tevhide, sıfatlardan hareketle zata doğru gitmek anlamındadır.[2]

Subhanelleh” asılda mastardır. Gufran gibi. Bazen de Allahın isimlerinden bir isim olarak da istifade edilmiştir. Sebbuh ve kuddus ilahi isimler olarak istifade edildikleri gibi.

“Subhanellah” cümlesinde subhan kelimesi fiilin yerine geçmiş mef’ul-i mutlaktır. Buna binaen “subhanellah” cümlesinin asıl şekli şöyledir: “sebbehtullahe tesbihen”. Yani Allah ı has bir tenzih ile tenzih ediyorum. Has olan bu tenzih şudur ki O’nu O’nun makamına yakışmayan her şeyden beri ve tenzih ediyorum demektir.[3]

Dolayısıyla basit bir dille “subhaneellah” cümlesinin anlamı şudur: Allah ı onun ulûhiyet makamına layık olmayan ve onun makamına yakışmayan her çeşit şeylerden pak ve tenzih ediyorum.

Böylece hamd Allah ı övmek ve tesbih Allah ı takdis ve tenzih etmek anlamındadır. Bu iki kavram kuranın birçok ayetlerinde ve namazda okunan zikir ve dualarda ve… beraberce zikir edilmiş ve bir birini tamamlamak konumunda sayılmaktadırlar. Bu zikirler günlük olarak yerine getirilen farzlarda defalarca tekrarlandığı gibi müstahap olarak da okumaları tavsiye edilmiştir. Ve İslam dinin de temel zikirlerden sayılmaktadır. Hz. Ali (a.s.) bir rivayette “hamd” ve “tesbihin” sahip olduğu özel konumu hakkında şöyle buyuruyor: “Tesbih mizanın yarısıdır, hamd ise mizanı dolduruyor”.[4]

Son olarak dikkat edilmesi gerekir ki, bu zikirlerin manalarına teveccüh etmek ve kalben Allah ı yâd etmek ve bu zikirlerin manasını kalplerde ve zihinlerde yerleştirmek ve onu amele geçirmek zikirlerden güdülen en temel hedeftir. En değerli zikir de amelle yapılan zikirdir. Zikir “vird”in ötesinde olan bir hakikat olduğunu biliyoruz. Bu zikirlere terettüp eden büyük eserler zikirlerin hakikatiyle ilgilidir. Onlardan güdülen hedef sadece kelimelerini dille tekrarlamak değildir. İçermiş oldukları anlamları kalplerimize ve zihinlerimize yerleştirmektir.

Bu konu hakkında daha fazla mutaala etmek için aşağıdaki indeds’e müracaat ediniz:

“Tesbih der namaz ve hemrahi an fa hamd, 9803 (sayt: 9773)”.

 


[1] “Lisanü’l - Arap”, nerm efzar-i camiul ahadis, c. 3, s. 155.

[2] Daha fazla bilgi için aşağıdaki adreste zikir edilen cevaba müracaat ediniz: “şomarei 9803 (sayt: 9773)”.

[3] Musevi Hemedani, “tercüme-i el- mizan”, Kum: defteri intişarati islamiye camiat-u mudderisin-i havze-i ilmiye-i Kum, 1374 şemsi, c. 13, s. 5.

[4] Kuleni “el – kafi”, Tahran: daru’l – utbu’l - islamiye, 1365 , h.ş., c. 2, s. 506.   

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar