Gelişmiş Arama
Ziyaret
13733
Güncellenme Tarihi: 2012/05/09
Soru Özeti
‘Kadınların akılları güzelliklerindedir, erkeklerin güzellikleri ise akıllarındadır’ hadisinin senedi muteber midir? Ve ‘Kadınların akılları güzelliklerindedir’ sözünden maksat nedir?
Soru
Bir hadiste ‘Kadınların akılları güzelliklerindedir, erkeklerin güzellikleri ise akıllarındadır.’ diye buyurulmuştur. Buna göre a) Hadisin senedi muteber midir? b) Özellikle hadisin ikinci bölümündeki karşıtlık ve karine göz önüne alındığında ‘Kadınların akılları güzelliklerindedir’ sözünden maksat nedir?
Kısa Cevap

Hadis her ne kadar güvenilir kaynaklarda gelmişse de sahih ve güvenilir hadislerden sayılmamaktadır. İslamda Allah’a yakınlaşmak ve insaniyet konusunda kadınla erkek arasında fark yoktur. Akıl  yönünden kadınla erkek arasında fark varsa da bu alet olan akıl konusundadır. Yani dünyayı idare eden ilimlerin öğrenildiği akıldır. Bu yüzden ‘A’lem (en bilgin) veya Uzman olan kimse Allah’a en yakındır.’ denmez, ‘Etka (en takvalı olan) Allah’a en yakındır’ denir. Kaldı ki kadın insani akıl ve düşüncesini duygularının inceliğinde, söz ve davranışlarının güzelliğinde gösterebilir. Nitekim erkekte, hünerini insani düşüncesinde ve akli tefekküründe göstermekle görevlidir ve gösterebilir. Hadisten anlaşılabilecek bir diğer nokta, kadının alet olan aklının, güzelliğinin etkisinde kalabilmesidir. Yani kadın çalışan biri olsa da her şeyden önce sevgili bir eş, şefkatli bir anne ve yetenekli bir ev kadınıdır. Erkek ise ilimle süslendiği zaman, akılcı tedbirleri sayesinde ailesi ve toplumu için faydalı olur.

Ayrıntılı Cevap

‘Kadınların akılları güzelliklerindedir, erkeklerin güzellikleri ise akıllarındadır.’ hadisi birçok güvenilir kaynakta rivayet edilmiştir.[1] Şeyh Saduk’un Maani’l-Ahbar ve Emali adlı eserleri, Allame Meclisi’nin Biharu’l-Envar’ı, Şeyh Tabersi’nin Mişkatu’l-Envar Fi-Gureri’l-Ahbar adlı eseri bunlardan birkaçıdır. Yine Şeyh Hür Amuli el-Fevaidu’l-Tusiyye eserinde hadisi açıklayarak çeşitli açılardan ele almıştır. Bununla birlikte hadisin senedinde güvenilir olmayan birkaç kişi olduğundan güvenilmeyen hadislerin içinde yer almıştır.

Sorunun ikinci bölümüne geçmeden önce birkaç noktayı hatırlatmak gerekir:    

Hadisten ilk bakışta kadınların dış güzellikleri olduğu ve akılın kadınların güzellik ve cemallerinde bulunduğu, ama erkeklerin güzelliklerinin akıllarında olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle görünüşte kadının güzellik, erkeğinde aklın peşinde olması istenmiştir. Zira erkeklerin güzelliği akıl sahibi olmalarındadır. Ancak bu hadis galiba ilk bakışta anlaşılan manasından öteye daha derin bir manaya işaret etmektedir. Belirtmek gerekir ki bir hadisin tam olarak anlaşılabilmesi için başka hadisler de göz önüne alınarak daha dakik bir mana çıkarılmalıdır. Yoksa bir hadis, tek başına ve amacı göz önüne alınmadan sadece tercüme edilerek değerlendirilemez. Çünkü Masumların (a.s) nurlu sözleri insanın hidayeti için olup belli bir zaman ve mekanla sınırlı değildirler; içerikleri genelde her dönemde insan yaşamının siyasi, toplumsal, ekonomik ve kültürel olmak üzere bütün yönlerine uygun insan yetiştirme kanunlarına sahiptir. Bu yüzden İslam dini bütün parçaları birbiriyle bağlantılı geniş kapsamlı bir dindir. İslamın üzerinde önemle durduğu konulardan biri kadın ve erkeğin ‘Allah’a yakın olmak’ konusunda olduğu gibi yaratılışta eşit olmalarıdır. Bu açıdan bakıldığında İslama göre kadınla erkek arasında fark yoktur. ‘İnsan, dini görevlerini yerine getirerek ruhunu maneviyatla doyurursa ilahi kurba nail ve Onun sıfat ve isimlerinin mazharı olur. Böyle bir yetenek kadın ve erkeğe ortak olarak verilmiştir ve her ikiside yüce derecelere ulaşabilirler. Bu makama ulaşmanın yolu da birdir. O da iman ve salih ameldir.’[2]

Dolayısıyla insanın yaratılışında değer, itibar ve Allah Teala’ya yakın olmak açısından kadınla erkek arasında bir fark yoktur.

1. Hadiste ‘Akıl’ kelimesi geçtiğinden bu kelimeyi incelemek gerekir. Bazı filozoflar akılı ‘Teorik Akıl’ ve ‘Pratik Akıl’ diye ikiye ayırmışlardır. Teorik akıl ile anlıyor, pratik akıl ile amel ediyor. Yakin, cezm, zan, vehm, hayal, vb. şeyler teorik aklın işidir; niyyet, azim, ihlas, irade, sevgi, tevella, teberra, takva, adalet, vs. ise pratik aklın işidir ve insandaki fazilet ölçüsü buna göredir.[3] İnsanı ilahi kurba yaklaştıracak ve diğerlerinden üstün edecek olan akıl, zihni bilgi deposu yapan akıl değil, pratik akıldır. Allah katında değeri olan şey, fazilet ve üstünlüğün ölçüsü olan şey, amelde ihlasın olmasıdır. O halde ‘Kadın erkek arasında teorik akılda fark varsa bu fark alet olan akıldadır; yani dünyanın idare edilmesi amacıyla insanın bilimleri öğrenebilmesine zemin hazırlayan akıldır. Bu yüzden ‘Çok bilgili olan Allah’a yakındır’ denmez, ‘En takvalı olan Allah’a yakındır’ denir.’[4]

Dolayısıyla kadınla erkek arasında hüküm vermek isteyen kimse, ilimin ıstılah manasını (yani teorik aklı) ölçü edinmemelidir, aksine pratik akılı insanın kurbunun vesilesi ve faziletinin ölçüsü edinmelidir. Bu durumda kadın ve erkeğin güzelliği, ‘Rahmana ibadet edilen ve cennetler kazanılan’ akıldadır. O zaman da hem ‘erkeklerin güzelliği akıllarındadır’ denir, hem de ‘kadınların güzelliği akıllarındadır.’ denir.[5]

2. İnsanın ruhunun güzelliği imanındadır gerçeği, ayetlerde ve hadislerde defalarca zikredilmiştir. Nitekim Allah Teala buyuruyor: ‘Allah, imanı size sevdirdi ve onu gönüllerinizde bezedi.’[6] Ayetten anlaşılan şey şudur: Allah imanı kalplerin sevdiği şey olarak kıldı ve onu insanın ruhunun süsü yaptı. İnsanın ruhu, mücerret olduğundan imanda maddi değil manevidir. Bu manevi şey yani iman, o mücerret şeyin yani insan ruhunun cemal ve güzelliğinin kaynağı olmuştur. Zira erkeklik ve kadınlığın insanın hakikatında (yani ruhunda), imanda vb. şeylerde etkisi yoktur. Yani insanın hakikatı, iman vb. şeyler ne kadındır, ne de erkek. Bunlar mücerret olup, kadın ve erkekte eşittir. ‘Öyleyse Allah katında üstünlük sağlayan iman gerçeği, kadın ve erkek olarak görülemez.’ Dolayısıyla Hz. Ali’nin ‘Kadınların akılları...’ hadisinden vasıflandırma manasını değil, emir manası anlayabiliriz. Yani hadis-i şerif kadının aklını cemalinde özetleyerek onun kınanmasına, erkeğinde cemalinin aklında olduğu söylenerek övülmesine neden olacak iki insan sınıfını vasfetmemektedir. Manası belkide kınama değil emir veya yapıcı bir vasfetme olabilir. Yani kadın aklını ve düşüncesini duygunun inceliğinde, güzel söz ve davranışta vb. şeylerde gösterebilmeli veya buna görevlidir. Nitekim erkekte hünerini insani düşüncesinde ve akılcılıkta tecelli ettirmelidir.’[7]

Kadın aklını sevgi, şefkat, sadakat, paklıkla dolu hüner ve güzel davranışlarında göstermelidir. Bu mesele, toplumsal fazilet için değerli bir dayanak olacaktır. Zira kadın aklıyla evinde sağlayacağı güzellik ve davranışıyla toplumu ıslah edebilir.

‘Okumuş olan, şehadet ve fedakarlık öğretisini bilen kadın, şefkatli bir anne rolünde, evladını şehadete teşvik eder ve yola çıktığında onu uğurlarken toplumda ‘tarif aklını’[8] ince şekilde gösterir. Veya savaş meydanından dönen kahraman evladını, aklının ağır düşüncesinin şevk ve intizar elbisesinin güzelliğinde gösterir. Nitekim yetenekli erkekler zarif hünerleri, toplumda ‘tarif aklı’ yansıtma mukabil gücüne sahiptirler. Özetle kadın beğenilmiş hikmetleri hünerin zarifliğinde göstermeli, erkek ise hünerin zarifliklerini beğenilmiş hikmetlerde göstermelidir. Yani kadının celali onun cemalinde gizliyken, erkeğin cemali onun celalinde gizlidir. Ve bu iş bölümü ne kadın için bir kınanmadır ne de erkek için bir övgü. Aksine her birinin kendi özel işiyle ilgilenmesi için verilmiş ameli düstur ve kılavuzdur. Kendi özel düsturuna itaat eden takdir edilir, etmeyen ise kınanmayı hakkeder. Demek ki kadınla erkeğin farkı doğru düşünceleri sunma şeklinde kendini gösterir. Yoksa kadında erkek gibi ilim öğrenme liyakatine sahiptir ve takdir ve övgüye layıktır.[9]

3. Hadis-i Şeriften anlayacağımız ve yukarıda anlatılanlarla ilişkisi olan bir başka nokta kadın ve erkeğin ruhsal yapılarındaki farka yapılan vurgudur. Buna hadiste çok güzel bir şekilde vurgu yapılmıştır. Zira bu meseleyi bilmemek bazılarının kadını aşağı derecede görmesine neden olmuştur.

Üstat Mutahhari bu konuda şöyle diyor: ‘Beni şaşırtan şeylerden biri bazılarının kadınla erkek arasındaki fiziksel ve ruhsal farkta erkeği tam, kadınıda eksik görmesidir. Yaratılışta kadının eksik yaratılmasının onun faydasına olduğunu telkin etmeye çalışıyorlar.’[10]

Ama İslam gerçekte, geçmişte ve günümüzde kadın haklarının ayaklar altına alınmasına neden olan kimsenin önem vermediği hakikate dikkat çekmiştir. Geçmişte kadına zulmetmek, onu bir hayvan, miras bırakılan bir mal gibi görmek, hiç bir hak ve hukukunun olmaması gibi şeyler bugün de köşe bucakta kalan geri kalmış toplumlarda görülmektedir. Modern toplumlarda da kadının durumu geçmişten daha iyi bir seviyede değil. Günümüz dünyasında kadın erkek haklarının eşitliği bahanesiyle kadını iş alanına ve topluma çekmiş, güzelliğini bir köle gibi ucuz fiyata satmaktadırlar.

Günümüz kadın, cemal ve güzelliğini, çocuğunu aşkla yetiştirmek, sevgi öğretilerini şefkatle kulağına fısıldamak için çaba sarfeden bir anne değil, sadece cinsel bir mal olarak görülmektedir. Artık kadın ailenin, aile de sağlam toplumun temelini atamamaktadır. Onun şu andaki rolü şehvetperestlerin şehvetlerini söndürmektir. Ve tabi burada ilk kurban kadın, sonra ailedir.

Hadis-i Şerif ‘Kadınların akılları güzelliklerindedir’ dediğinde, kadının, cemal ve güzelliğine önem verdiğinde bunun, yuva kurmada, erkeği aşk, sevgi ve duygu ocağına çekmede etkili olacağı gerçeğini ortaya koymaktır. Bu güzellik, kadının aklını ve diğer yeteneklerini etkilemektedir. Dolayısıyla kadının güzelliği iş ortamlarına çekilmemelidir.

Kadının güzelliği insaniyet ışığıyla yandığı zaman sıcak bir aile ortamı oluşturabilir. Öyle ki aile fertleri, başarılı bir ailenin temelini atan anne sevgisiyle doyurulduğu zaman din alimi, bilgin, fedakar asker, büyük arif, şerefli işçi, uzman bir doktor, yetenekli bir yazar, güçlü bir sanatkar olabilir. Her başarılı erkeğin arkasında başarılı bir kadının olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

Dolayısıyla kadın asıl hüner ve vazifesinden fazla gafil olmamalı ve çoğusu gereksiz olan iş alanlarına girmemelidir. Ama girerse bilmeli ki onun hüner ve yeteneği gerçekte sevgi ve rahmet icat etmektir. Aile, huzurunu onun yaratılışına borçludur. Öyleyse hadisten anlayacağımız şey kadının alet olan aklının güzelliğinin etkisinde kalmasıdır. Yani kadın bir şirketin müdürü, uzman bir doktor, güçlü hitabete veya üstatlık vb. gibi yeteneklere sahip olsa da o, her şeyden önce sevgili bir eş, şefkatli bir anne ve yetenekli bir ev hanımıdır.

Ama erkek yaratılışta, yaşam kavgasında ve toplumda değirmenin altındaki taş gibidir. Erkeğin güzelliği para kazanmakta, aklı ise yaşamı idare etmesindedir. İlimle donamış ve akılcı tedbirlerini kullanarak ailesine ve topluma faydalı olan bir erkek güzeldir. Aklı ve idaresi ne kadar çok olsa güzelliği de o kadar parlak olur.

İlgili dizinler:

-İmam Ali’nin (a.s) Sözlerinde Kadınları Akıl ve İmanı, 16855 (Site: 16636)

-İmam Ali’nin (a.s) Kadınları Aklı Konusundaki Görüşü, 5390 (Site: 5623)

-Akıl ve Faaliyet Alanları, 2264 (Site: 2400)

-Teorik Hikmet ve Pratik Hikmet, 507, (Site:548)

 


[1] -Maani’l-Ahbar adlı kitapta hadisin senedi şöyle getirilmiştir: Muhammed bin Ömer bin Muhammed bin Salim bin el-Berra el-Ciani el-Hafız bize anlattı, o da Ahmed bin Ubeydullah Sakafi Ebu’l-Abbas’tan o da İsa bin Muhammed el-Katib’den, o da el-Medaini’den, o da Gıyas bin İbrahim’den, o da Cafer bin Muhammed’den, o da babasından, o da ceddinden Ali bin Ebi Talib’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Kadınların akılları güzelliklerindedir, erkeklerin güzellikleri ise akıllarındadır.’

[2] -Cemşidi, Esedullah, Cestari Der Hesti Şinasi-i Zen, s.52, Müessese-i Amuzeş-i Pejuheş-i İmam Humeyni, Kum, 1388.

[3] -Cevadi Amuli, Abdullah, Zen Der Ayine-i Celal ve Cemal, s.255, İsra, Kum, 4. Baskı, HŞ.1378

[4] -a.g.e.

[5] -a.g.e. s.258

[6] -Hucurat/7

[7] -a.g.e. s.33-35

[8] -Latif, hoş, beğenilmiş.

[9] -a.g.e. s.35-36

[10] -Mutahhari, Murteza, Nizam-ı Hukuk-u Zen Der İslam, s.200, Sadra, 21. Baskı, Kum, HŞ.1374.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar