Gelişmiş Arama
Ziyaret
12148
Güncellenme Tarihi: 2012/05/03
Soru Özeti
Kalp gözü ile Allah’ı görmenin yolu nedir? Yeni bir fert nereden başlamalıdır?
Soru
Kalp gözü ile Allah’ı görmenin yolu nedir? Bu tatlı yemekten bir zerre tatması için yeni bir fert nereden başlamalıdır?
Kısa Cevap

Allah’ın tecellilerini kalbi olarak görmek, Allah’ı görmenin doğru manasıdır ve bunun değişik dereceleri vardır. Her ne kadar bunun asıl derecesi fakat bu yolda ilerleyen şahsın fani olmasından sonra hasıl olsa da bunun aşağı mertebe ve dereceleri kalbi algılar eseriyle yolcu için meydana gelir.

Ayrıntılı Cevap

İslami inançlar ve Şiilikte kabul edilmiş görmenin Allah’ı kalp gözü ile ve imansal hakikatler ile görmek olduğunu biliyoruz, ama Allah’ı bu şekilde görmek hakkında kelam, felsefe ve irfanda değişik görüşler bulunmaktadır. Doğal olarak Allah’ı şuhud etmeye dönük bu makama ulaşma üzerine söz söylendiği vakit, ameli irfanda onu incelemeliyiz. Kelam, felsefe veya hatta nazari irfanda bu hususta bulunabilecek en son şey, ya böyle bir inancın caiz olup olmayacağı veya böyle bir şeyin mefhumu hakkındaki tümel ve akli konulardır. Kur’an ve rivayetlerden bu hususta istifade edilecek şey, inananların kâfirlerin aksine her zaman Allah ile görüşme ve onu görme ümidi taşımalarıdır. Bazı inananlar bu dünyada Allah ile görüşmekte ve bazıları ise kıyamette görüşmektedir. İrfanda da asıl olan nokta, Hz. Muhammed’e (s.a.a) inanan bir şahsın bu dünyada sülûkun zirvesine çıkıp Allah ile görüşme yapmasıdır. Nitekim Hz Peygamber bu makama ulaşmıştır. Bunun için namazın müminin miracı olduğu nakledilmiştir ve bildiğimiz gibi miracın gayesi likaullahtır (Allah ile görüşmek). Burada soru şudur: Seyr-i sulûkun başında olan bir şahıs için bu makama ulaşmanın bir yolu var mıdır? Yahut şahsın tecellinin tadını tadıp Allah’a ulaşmak için seyr-i sulûkte bulunmasına neden teşkil edebilecek bu mertebenin bir derecesi var mıdır? Bu hususta Saduk’un Tevhid’inde bir rivayet nakledilmiştir. Bu rivayet düşündürücü olup hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. Bu rivayeti aşağıda aktarıyoruz: Ebu Basir şöyle demektedir: Hz İmam Sadık’a (a.s) kıyamet günü müminler Allah azze ve celleyi görecek midir bunu bana haber ver diye söyledim. İmam şöyle buyurdu: Evet ve onlar kıyamet gününden önce de onu görmüşlerdir. Ben ne zaman diye sordum. İmam, Allah onlara ben sizin rabbiniz değil miyim diye sorduğunda ve onların da evet sen rabbimizsin diye buyurduğu anda. Sonra İmam Sadık (a.s) bir saat sustu ve sonra şöyle buyurdu: Müminler dünyada kıyametten önce onu görürler!... Sen halihazırda onu görecek durumda değil misin...?! Ebu Basir ben İmama sana feda olayım o halde bu sözleri sizden nakledebilir miyim diye sordum ve İmam hayır dedi ve şöyle buyurdu: Hayır! Zira sen her ne zaman bu sözü nakledersen bizim söylediğimiz şeylerin manasını bilmeyenler onu inkar eder ve bunun teşbih ve küfür olduğunu zannederler. Elbette kalp gözü ile görmek gözle görmek gibi değildir. Allah müşebbehe ve ateistlerin nitelediklerinden münezzehtir.[1] Bu rivayet bazı ariflerin ve bu cümleden olmak üzere Feyzi Kaşani’nin sözlerinde tecelli makamında Allah’ı görmek olarak yorumlanmıştır. Bu rivayet ve benzerlerinin esrarı rahat bir şekilde kavranabilir ve açıklanabilir değildir. Bununla birlikte ameli irfanda Allah’ı kalp gözü ile görmek hakkında bir takım ipuçlarına ulaşılabilir ve bu irfani bir hakikat olarak kabul edilebilir ve buna inanılıp tahakkuk etmesi için çalışılabilir. Allah’ın tecellilerini kalbi olarak görmek, Allah’ı görmenin doğru manasını ifade eder ve bunun değişik dereceleri vardır. Elbette bunun asıl mertebesi yolcu şahsın fenaya ermesinden sonra hâsıl olur. Nitekim Hz Musa (a.s) buna talip olmuştur. Ama bunun düşük mertebe ve dereceleri kalbi algıların eseri ile yolcu için meydana gelir. Bu cümleden olmak üzere Hz Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Her kim beni görür ise, Hakkı görmüştür.[2] Yani Hz Peygamberin cemalini görmek uyanıkken veya rüyada ve mükaşefe âleminde Muhammedi hakikatin cilvesi olarak Allah’ın bir tecelli mertebesini ilahi ayetler aynasında görmek olarak sayılır. Bu cemal imamların cemalinde de görülebilir; zira onlar Allah ile mülakat etmek için bir vesiledir. Bu yüzden Ali’nin yüzüne bakmak ibadettir[3] diye buyurmuşlardır. İslam irfanındaki aşk mektebi, tecellilerde Allah’ı görme mektebidir. Hafız, Mevlana ve Attar’ın şiirleri bu mektebin sır ve gizemleri ile doludur ve İran kültüründe bunlar bilinmektedir. Feyzi Kaşani’nin görüşüne göre Allah’ın tecellisini herkes görür, ama insanların faklılığı O’nu tanıma ve O’na inanmadadır. Burada Feyzi Kaşani’nin Kelimat-i Meknune kitabından bir bölümü naklediyoruz. “Elbette hakikatin künhüne ermenin bir yolu bulunmamaktadır; çünkü O her şeyi kuşatandır ve hiçbir şey O’nu kuşatamaz. Ama isimlerin mazharlarındaki tecelli itibarıyla, O her varlıkta bir yüz taşır ve her aynaya bir cilvede bulunur. Nitekim Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: Her nereye dönerseniz orası Allah’ın yüzüdür.[4] Ve rivayette şöyle buyrulmaktadır: Hatta yerin en altına inseniz dahi Allah’a inmiş sayılırsınız. Bundan dolayı bu anlamıyla görmek ve marifet elde etmek mümkündür. Hatta bu tecelli herkes içindir, lakin özel şahsiyetler neyi gördüklerini bilir; bunun için her neye baktıysam öncesi, sonrası ve onunla birlikte Allah’ı gördüm diye söylemektedirler. Ama halk neyi gördüğünü bilmemektedir. Nitekim Kur’an şöyle buyurmaktadır: Bil ki onlar rableriyle görüşme hususunda kuşku taşırlar oysaki Allah her şeyi kuşatandır.[5]

Vuslat başarısına bir gün ulaşacak mıyım diye sordum

İyi bak beklide ulaşmışsın dedi.[6]

İlahi tecellileri algılamak için irfandaki genel buyruk, kalbi Allah’a dönük, inkâr, nifak ve şirk kirlerinden tasfiye etmektir. Nitekim selim kalp, Allah’tan başkasını barındırmayan ve sadece Allah’ın bulunduğu kalptir. Allah’ın kalpte bulunması, kalpte Allah’ın tecellisinin şuhudu ve bu tecelliye yakin etmek manasını taşır. Böyle bir makam hâsıl olabilir ve buna ulaşmanın yolu da insanın kendinden ve sevdiklerinden geçmesidir. Gerçek manasıyla ameli irfanın bundan başka bir hedefi yoktur. Günlük hayatta pratik olarak sadece az bir grup insan böyle bir işe azmetmektedir. Bununla birlikte bu tüm insanların önünde bulunan ve kıyamet günü onunla karşılaşacakları bir tercihtir:

 [7]قَدْ خَسِرَ الَّذينَ كَذَّبُوا بِلِقاءِ اللَّهِ حَتَّى إِذا جاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قالُوا يا حَسْرَتَنا عَلى‏ ما فَرَّطْنا فيها

“Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, “hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler.”

İlgili başlık:

Selim Kalp, 23202 (Site: fa14505).

 


[1] Saduk, Et- Tevhid, s: 117, باب ما جاء فی الرؤیة, hadis: 20, İntişaratı Camiayı Müderrisin, Kum, 1357.

[2]و صاحب هذا المقام هو الموسوم بالخليفة الأعظم و قطب الاقطاب و الإنسان الكبير و آدم الحقيقىّ، المعبّر عنه بالقلم الأعلى، و العقل الاوّل، و الروح الأعظم، و أمثال ذلك.و اليه أشار النبىّ- صلّى الله عليه و آله و سلّم «خلق الله آدم على صورته». و كذلك «من رآني فقد رأى الحقّ”; Amuli, Seyyit Hayder, Camiu’l Esrar, s: 380, İntişaratı İlmi Ferhenği.

[3] Şeyh Tusi, El- Amali, s: 350, Daru’s Sagafe, Kum.

[4] Bakara Suresi, 115. ayet.

[5] Fussilet Suresi, 54. ayet.

[6] Feyzi Kaşani, Muhsin, El- Kelimatı’l Meknune fi Ulumu ehli’l Hikmeti ve’l Marife, s: 4 ve 5, Bita, Bica, (Özet ve tasarruf ile)

[7] En’am Suresi, 31. ayet.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Din neden siyasete müdahale eder?
    11858 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/08/21
    Dinin siyasetten ayrı olduğu görüşü, insanın değişik hayat alanlarında dinin rolünü silme ve minimum dereceye indirmeyi savunur. Bu görüş esasınca insan akıl ve bilim aracılığıyla kültür, siyaset, hukuk, ekonomi, iletişim, adap ve birlikte yaşam kanunlarını öğrenip yasalaştırabilir ve hayatı idare etmede dinin müdahale etmesine bir gerek yoktur. ...
  • “Elhemdu – lillah” ve “subhanellah” kelimelerinin dakik anlamı nedir?
    10745 Eski Kelam İlmi 2012/03/10
    “Hamd” kelimesinin lügatteki anlamı övmek ve kötülemenin (zemetmenin) zıddıdır. “Tesbih” kelimesi ise Allah ı her çeşit noksanlıklardan, ihtiyaçtan, ortaklıklardan ve Onun makamına yakışmayan her şeyden O’nu tenzih etmek, beri, pak ve mukaddes bilmek anlamındadır. Bu iki kavram genellikle kuranın birçok ayetlerinde ve namazda okunan zikir ve dualarda ...
  • İnsan utangaçlıktan nasıl kurtulabilir?
    58495 Pratik Ahlak 2010/12/05
    Utangaçlığın olumsuz ve istenmeyen sonuçları olup, insanın yaşamda başarılı olmasına engel olmaktadır. İnsan, bu ruhsal özelliktende diğer kötü özellikler gibi kurtulabilir ve onun tedavisi mümkündür. Çocukları sohbetlere katmak ve onları topluma girmeye teşvik etmek çocukların bu hastalığa yakalanmasını önleyen çözümlerdendir.Telkinde bulunmak, kendine ...
  • İmam Zaman (a.c.f)’ın ismi söylendiği zaman elimizi başımıza koyup ayağa kalkmamızı açıklayan rivayet var mıdır?
    6510 Eski Kelam İlmi 2011/11/17
    Yapılan araştırama esasınca ayağa kalkmayı ve eli başa koymayı, aşağıda yer alan iki rivayet belgelemektedir:1.   Ehl-i Beyt Şairi “Du’bel Haza’i”den gelen meşhur bir rivayete göre: Du’bel Haza’i, İmam Rıza (a.s)’ın yanında meşhur kasidesini okudu ve;“İmam Zaman (a.c.f)’ın zuhuru ...
  • hatmi salavat nedir?
    16759 Pratik Ahlak 2011/04/13
    Hatim her hangi bir şeyi bitirmek sona erdirmek anlamındadır. Bunun temel özellik ve nitelliği yapılacak bu işin bir başlangıcı ve bir de sonu var olmasıdır. Hatmi salâvat ta bu anlamdadır. Kuranı baştan sona kadar okuyarak hatim edilmesi gibi. Kuranı baştan sona kadar okuyarak bitirmek şeklinde yapılan eyleme ...
  • Öldürmenin çeşitlerini ayrıntılarıyla anlatınız.
    6059 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/03
    Öldürme, çeşitli yönlerden kısımlara ayrılabilir. Aşağıda kısaca onlara değiniyoruz:1- Haklı ve haksız olarak öldürme.2- Öldürmenin ne zaman yapıldığı3- Öldürmenin idamla, silahla veya sopayla olması, yine taşlanmak ve diğer şekillerde cezaları yönünden gerçekleşmesi. 4- Öldürmenin kasıtlı, kasıtlıya ...
  • Hasta yolcunun hükmü nedir?
    5964 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Yolcu (hasta ya da sağlıklı) vacip olan hükümleri yerine getirmede kendine özgü hükümlere sahiptir. Örneğin: Namazını, yolcu namazı olarak kılmalı (yani dört rekâtlık namazları iki rekât kılmalı) ve Orucunu da yemelidir. Aynı şekilde Hasta da ( ister yolculukta olsun ister olmasın) hastalığının türüne, şiddetine göre kendine özgü hükümlere ...
  • Acaba 12 İmam Şiası olmayanlar da cennete gidecekler mi? Kıyamette cahil-i kasırların (hakkı öğrenmeye gücü yetmeyen kişiler) durumu ne olacak?
    9867 Eski Kelam İlmi 2009/06/08
    Cennete gitmenin şartı, 'İman' ve 'Salih ameldir.'Şii olan birinin de cennete girebilmesi için yanlızca 'ben Şia'yım' demesi yeterli olmaz, Şialığın gereklerini yerine getirmeli veya kendisine şefaat edilebilmesi için gerekli liyakati kendinde oluşturmalıdır. Semavi dinlere mensup olanlar, bir sonraki şeriat gelmeden kendi dinlerinin düsturlarına göre amel ederlerse ...
  • Eğer Ehlibeyt (a.s) «خُزّان العلم» ilmin madeni iseler neden kumeyl duasını Hz. Hızır İmam Ali (a.s)’a öğretmiştir?
    5784 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2019/04/07
    Kumeyl duası Şeyh Tusi’nin “Misbah’ul-Muteheccid”[1] ve Seyit ibn. Tavus’un “İkbal’ul-Emal” adlı eserlerinde nakledilmiştir. Seyit ibn. Tavus bu duayı eserinde naklederken şöyle açıklama yapmaktadır: Şeyh Tusi’nin naklettiği rivayetten başka bir rivayette gördüm ki Kumeyl ibn. Ziyad Neğei diyor ki: Basra mescidinde İmam Ali (a.s)’ın yanında ...
  • Acaba tarihte sadece imamların bakışıyla batini hidayet bulmuş olan kimseler olmuş mudur?
    5509 Eski Kelam İlmi 2012/04/07
    İmamet makamı, mezhebin makamını ve mezhebin hedefini hayata geçirmek ve hidayette, maksat olan yere ve makama ulaştırmak anlamında olduğuna dikkatle sadece yol gösterme ve kılavuzluk yapmak imamet makamının vazifesi değildir, bilakis bunun yanı sıra tekvini hidayete de şamil geliyor. Yani imamın batini nüfuzu ve batini tesiri ve ...

En Çok Okunanlar