Gelişmiş Arama
Ziyaret
19478
Güncellenme Tarihi: 2012/05/12
Soru Özeti
Peygamber Efendimizin (a.s.s) mubarek dişinin kırılmasından sonra Üveysi\'n, kendisi de kendi dişini kırdığı şeklinde söylentiler derde doğru mudur? Üveys Karani\'nin hayatı ve şahsiyeti hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Soru
Toplum arasında Üveys hakkında şöyle söylenilir; Peygamber\'in (s.a.a) dişinin kırıldığını işittiğinde O da kendi dişini kırıyor. Böyle bir durum gerçekten meydana gelmiş midir? Gerçekten Peygamber (a.s.s) de onu, yaptığı bu olaydan ötürü övmüş müdür?
Kısa Cevap

Künyesi Ebu Amr olan Üveys Bin Amir Muradi Karani, tabiinlerin büyüklerinden olup ünlü zahitlerdendi. Öyleki, ühdü, takvası ve ahlaki faziletleri havas ve avam için emsal olmuştu.

Üveys, İslam Peygamber'i (a.s.s) zamanında iman getirmiş Onun ziyaretine muvaffak olmadı. Annesine itiatkar oluşu nediyle Medine'den giri dönmüştü. O aslen Yemen ehalisinden idi. Ama Ömer'in hilafeti döneminde Küfe'ye yerleşmişti. Müminlerin Emiri Hz.Ali'nin (a) vefadar yarenlerinden olan Üveys, İmama biat etmiş ve ölümü pehasına onun vilayetini savunmuştu.

Ancak Üveys'e nisbet edilen dişini kırma olayı şüphelidir ve ortaçağın bir kaç tarihçisinden başka kimse değinmemiştir.

Ayrıntılı Cevap

Meselenin doğru olup olmadığına girmeden önce, Üveys Karani'nin hayatı ve şahsiyetine bir kaç bölümde kısaca değinelim:

a)  Künyesi Ebu Amr[1] olan Üveys Bin Amir Muradi Karani, tabiinlerin[2]  büyüklerinden  olup ünlü zahitlerden idi.[3] Öyleki, zühdü, takvası ve ahlaki faziletleri havas ve avam için emsal olmuştu.

Üveys, İslam Peygamber'i (a.s.s) zamanında iman getirmiş Onun ziyaretine muvaffak olmadı. Annesine itiatkar oluşu nediyle Medine'den giri dönmüştü.[4] O köken olarak Yemen ehalisinden idi. Ama Ömer'in hilafeti döneminde Küfe'ye yerleşmişti.[5] Müminlerin Emiri Hz.Ali'nin (a) vefadar yarenlerinden olan Üveys, İmama biat etmiş ve ölümü pehasına onun vilayetini savunmuştu.[6]

Nakledildiğine göre, Müminlerin Emiri Hz.Ali (a) ilk gördüklerinde onu nurani simasından tanımış ve şöyle buyurmuştu: '' Sen Üveys olmalısın? O da evet, ben Üveysim şeklinde cevap verdi. Hz. Ali Buyurdu: sen Karani olmalısın? O Dedi: evet,ben Üveysi Karani'yim.''[7]

b) Üveys'in Peygamber (a.s.s) nezdindeki makamı ve manevi değeri hakkında bir kaç hadisi zikretmekle yetineceğiz.

Resulullah (a.s.s) iştiyakla onu görmeyi istiyordu ve şöyle buyururdu: '' Karen tarfından cennet esintileri geliyor. Ey Üveys! Nekadar muştakım sana! Bilin! Her kim onu görürse selamımı ona iletsin.''[8] Üveys Karani kimdir? Sorulduğunda, Resul'i Ekrem (a.s.s) buyurdu: '' O, ismi bilinmeyen bir şahıstır. Sizden gaip olduğunda onu bulma peşinde değilsiniz. Aranızda olsaydı hesaba almazdınız. Ama bilinki; onun şefaati sayesinde iki –kalabalık- kababile olan Rabia ve Mudır'in sayısı kadar –insan- cennete girecektir.O beni görmedi ancak,bana iman etmiştir ve nihayetinde benim hak halifem ve ardılım (Ali Bin Ebi Talib'in) süvarileri arasında Sıffin'de şehadete erişecektir.''[9] Müminlerin emiri Hz. Ali (a),Resulullah'ın (a.s.s) kendisine şöyle buyurduğunu nakleder: '' Ümmetimden, kendisine Üveysi Karani denilen bir zatla görüşeceğim. O, Allah ve Resulü'ne taraftar olan hizbullah gurubundandır. Onun ölümü, Allah yolunda şahadettir. Onun şefaati ile, Rabia ve Mudır kabilelerinin ferdleri sayısınca kişi, cennete girecektir.''[10]

c) Üveys, emsal teşkil edecek bir zühde ve takvaya sahibi ve müminlerin emiri Hz. Ali'nin (a) seçkin ve üst düzeydeki yarenlerinden biriydi. Nitekim Fazl Bin Şazan onu, diğer bazı zahidlerden daha üstün olduğunu belirtmiştir.[11]

Peygamber (a.s.s) Üveys'in zühdü hakkında buyurmuştur: '' Ümmetimin arasında bazı ferdler varki; elbiseleri olmadığı için, mescide nemaz kılmak için gelemezler. İmanları halktan yardım istemelerine engeldir. Bu ferdlerden biride Üveysi Karanidir.''[12]

O, geceleri raz-u niyazla ihya eden ve çok ibadet eden biriydi.[13]

Üveys'in İmam Ali'nin (a) komutasında Sıffin savaşında şehid[14] düştüğü, tarihçiler arasında yaygındır.[15]

Ancak, Peygamber (a.s.s) kâfirlerle muharebe halindeyken mubarek dişinin kırılmasından sonra Üveys'in kendi dişini kırma olayı kaynakların çoğunda söz konusu edilmemiştir. Bazı kaynaklarda; Üveys, Hz. Resulullah'ın (a.s.s) mubarek dişinin kafirler terafından kırıldığını duyunca ona ittiba edebilmesi için[16] bütün dişlerini kırdığına işaret edilmesi hem sened açısımdan hemde içerik açısından şüpeli bir konudur.

 

[1] Zehebi,Şemsuddin Muhammed b.Ahmed, ''Tarihu'l İslam'', Lübnan/Beyrut,Daru'l Kitabu'l Arabi,  1413 k. , İkinci baskı, c.3, s.555

İbni Esir,İzzuddin b. El'esir Ebu'l Hasan Ali b.Muhammed, ''Esedu'l Gabe'', Lübnan/Beyrut, Daru'l Fikr, 1409 k., c.1, s.179

Ebu Cafer Muhammed b.Cerir Etteberi, ''Tarihu-Ttabberi'', Lübnan/Beyrut, Daru-Tturas,İkinci baskı, 1387 k. c.11,s.662

[2] İbni A'semu'l Kufi,Ebu Muhammed Ahmed b.A'sem, ''El'futuh'' , Lübnan/Beyrut, Daru'l Edva,Birinci baskı,1411 k. , c.2,s.544,545

''Tarihu'l İslam'', c.3,s.555,    ''Siretu'l A'lamü'n - Nubela'' ,c.5,s.34,  Şu kaynaktan alımtı yapılmıştır; ''İmam Ali'nin (a)Ashabı'',Seyyid Asgar Nazım Zade-i Kumi, c.1,Üveysi Karani Bölümü. ''Esedu'l Gabe'',c.1,s.179

[3]  ''Tarihu'l İslam'' ,s.3,c.555  ''Usdu'l Gabe'',c.1,s.179

[4] İbnu Hacere'l Askalani,Ahmed b.Ali, ''el'İsabe'', Lübnan/Beyrut, Daru'l Kutubi'l İlmiyye,1415 k.,Birinci Baskı, c.1,s.159

[5]  ''Usdu'l Gabe'', c.1,s.179,  ''Tarihu'l İslam'', c.3,s.556  ''El'isabe'',c.1,s.359

Zerkeli,Hayruddin, ''el'alam'',  Lübnan/Beyrut, Daru'l İlmi Lil'melayin,1989m.,İkinci Baskı,c.2,s.32   ''Siretü'n -Nubela'',c.5,s.70

[6] Bkz: Şeyh Mufid, ''Neberd-i Cemel'', İran/ Tahran, Çevri: Mahmud Damgani,Neşri-Ney,1383ş. İkinci Baskı, s.59

[7] Kaşi,Muhammed b.Ömer b.Abdulaziz, ''Ricali-Kaşi'' ,Muesseseyi-Neşri-Danışgahi-Meşhed, 1490k. S.59

[8] İbni Şazan Kumi,Ebu'l Fazl Şazan b.Cabrail, ''El'fadail'',İran/Kum,Neşr-i Razi,1363ş.,İkinci Baskı, s.107

Meclisi,Muhammed Bakır, ''Biharu'l Envar'',Lübnan/Beyrut, Daru'l İhyau-Tturasi'l Arabi,1403k.İkinci Baskı, c.43, s.403

Şeyh Hurr Amuli,Muhammed b.Hasan, ''İsbatu'l Hudat Binnususu Ve'l mucizat'',Lübnan/Beyrut, Neşr-i E'lemi, 1425k., Birinci Baskı, c.3, s.46

[9]  ''El'fadail'',s.107   ''Biharu'l Envar'',c.42, s.155

[10] Mufid,Muhammed b.Muhammed, ''El'irşad Fi Marifet-i Hucecillah Alel'ibad'' , İran/Kum,Kongirey-i Şeyh Mufid,1413k., Birinci Baskı, c.1,s.316

Tabersi,Fazl b. Hasan, '' İ'lamu'l Vera Bialami'l Huda'', İran/Tahran,Neşri -İslamiyye, 1390k., Üçüncü Baskı, s.170   ''Biharu'l Envar'',c.42, s.147

[11]  ''Ricalu'l Kaşi'',s.98  ''Eshabi-İmam Ali (a)'',c.1

[12]  ''El'isabe'',c.1,s.361  ''Hilyetu'l Evliya'' ,c.2, s.84   ''Siretu-Alami-Nnubela'' ,c.5,s.76

[13]  ''Hilyetu'l Evliya'',c.2,s.87      ''Siretu-Alami-Nnubela'' ,c.5,s.77

[14]  Meşhur olmayan görüşe göre o,deylem savaşında şehid oldu ve türbesi Kazvin'in en yüksek dağındadır.(Mustevfi Kazvini,Hamdullah b.Ebi Bekir b.Ahmed, ''Tarihi-Güzide'', Tahkik: Abdulhüseyin Nevayi, İran/Tahran, Emir Kebir, Üçüncü Baskı,1364ş.,s.630)

[15]  ''El'isabe'' ,c.1,s.359   ''Esedu'l Gabe'',c.1,s.180  ''Tarihu'l İslam'',c.3,s.556

''Tarihu-Ttaberi'' , c.11,s.662  ''Tarihi-Güzide'',s.631

El'munkari,Nasr b.Muzahim, ''Vak'atu-Ssıffin'' ,Tahkik: Harun,Abdusselam Muhammed, Mısır/Kahire, El'muessesetu'l Arabiyyetu'l Hadise,1404k.,İkinci Baskı

Ettemimiy-i Ssem'ani,Ebu Said Abdulkerim b.Muhammed b.Mansur, ''El'ensab'' ,Tahkik: El'muallim El'yemani,Abdurrahman b.Yahya, Hayder Abad, Meclis-u Dairetu'l Maarifu'l Osmaniyye, 1382k., Birinci Baskı, c.10,s.392

Sıpt b.Cevzi, ''Şerh-i Hal Ve Fadail-i Handan-i Nübüvvet'', Çeviri: Muhammed Rıza Atai, İran/Meşhed, Neşr-i Astani-Kudsi-Razevi, 1379ş. Birinci Baskı, s.115

[16] ''Tarihi-Güzide'',s.630

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ehl-i Sünnetteki dört mezheb nasıl ortaya çıktı ve içtihat kapısı nasıl kapandı?
    13976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/29
    İslam maarifi ve İslam fıkhı, Peygamberimizden (s.a.a) sonra gelişen olaylar ve halifelik meselesinden dolayı biri Ehl-i Beyt’ten alınan fıkıh, diğeride sahabe ve tabiinin verdikleri fetvalardan alınan ve Ehl-i Sünnet diye meşhur olan fıkıh olmak üzere ikiye ayrıldı: İslami fetihlerden sonra yeni meselelerin ortaya ...
  • Kur’an’ın hidayeti muttakiler için midir? Eğer böyleyse burada bir sorun yok mudur?
    8924 تاريخ بزرگان 2012/08/22
    Kur’an’da hidayeti muttakiler için bilen ayetler karşısında Kur’an-ı Kerim’de hidayet, zikir ve semavi kitaplar ve Kur’an’ı tüm insanlar için bilen ve bunları salt müminlere özgü bilmeyen başka ayetler de mevcuttur. Kur’an genel hidayet hakkında şöyle buyurmaktadır: Ramazan ayı Kur’an’ın insanları hidayete erdirmek için içinde hidayet nişaneleri bulunarak ...
  • Beyaz yüzlü olanların derisinin sarı, kırmızı, kahverengi veya siyah olanlardan üstün olduğu hususuna Kur’an işaret ediyor mu?
    26912 Tefsir 2012/02/18
    Tıpkı benzer diğer ayetler gibi, Âli İmran suresinin 106. ayeti de beyaz ırkın diğer ırklardan daha değerli ve üstün olduğunu ilan etme gayesinde değildir. Esasen bu ayetler insanların deri renkleriyle hiçbir şekilde irtibatlı değildir ve sadece Arap dilinde alışagelmiş ıstılahlardan istifade edilmiştir. Tıpkı diğer dillerde olduğu gibi ...
  • mümkünse yedi cennetin ne olduğunu ve ne anlama geldiğini bana açıklayınız?.
    16838 Eski Kelam İlmi 2010/11/08
    "Daru's-Selam", "Dahru'l-Celal", "Cennetu'l-Maava", "Cennetu'l-Huld", "Cennetu'l-Adn", "Cennetu'l-Firdevs", "Cennetu’n-Naim". Sayılan bu isimler yedi cennetin ismidir ki, rivayi ve tefsirsel kitaplarda zikir edilmiştir. Elbette bütün bu isimlerin tek bir cennete şamil geldiğine ve ancak her birisinin, cennetteki birer ...
  • Naiplikle yapılan ibadetler, ibadetleri satın almak gibi değil midir?
    5775 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/05/27
    Kanun eksenli her toplumda ve her kanun koyucunun görüşünde asıl kanunların uzantısında bir takım kanunların bulunması kesin bir husustur. Asıl kanunlardan sonraki merhalede yer alan kanunlar, kanundan kötü yararlanmanın caiz oluşu manasına gelmez. Namaz, oruç ve hac gibi yükümlülükleri her şahsın kendi hayatı döneminde ve yaşarken yapması ...
  • Zamanın İmamı Hz. Mehdi’nin (Allah zuhurunu yakın eylesin) diğer ilahî ve ilahî olmayan dinlerin kurtarıcıları ile ne gibi benzerliği ve farklı yönleri bulunmaktadır?
    9426 Eski Kelam İlmi 2009/05/17
    Meşhur din ve mektepler, özellikle ilahî dinler ortak olarak; yüce bir şahsiyete sahip olan, bütün cihanı kapsayan hükümeti sayesinde adalet, emniyet ve barışın tüm dünyayı kapsayacak ve zalimlerden, müstekbirlerden bir eser kalmayacak birisinin zuhurunun müjdesini vermişlerdir. O, zulüm gören kimseleri zalimlerin ...
  • Parfüm kullanmak orucu bozar mı?
    8951 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    Çoğu taklit merciinin görüşüne göre sadece dokuz şey orucu bozar: 1. Yemek ve içmek, 2. Cima (cinsel ilişki), 3. Mastürbasyon, 4. Allah, Peygamber (s.a.a) ve Peygamberin halifesine yalan isnat etmek, 5. Boğaza yoğun toz kaçırmak, 6. Başın tamamını suya sokmak, 7. Sabah namazı ezanına kadar cenabet, hayız ve nifas ...
  • Ahid duası ne zaman okunmalıdır?
    9321 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2010/12/04
    Duay-ı ahd hakkında rivayetlerde şöyle gelmiştir: ‘Kim bu duayı kırk sabah okursa İmam Mehdi’nin (a.s) yaranından sayılır...’[1] Bu dua sabahları okunmalıdır ve onun en iyi zamanı sabah namazından sonradır. Sabah ise fıkıha göre fecr-i sadıktan, güneşin doğuşuna kadardır. Ama örfte ...
  • Kur’an’ın tahrif olmayışı, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in Kur’an’ın değiştiğine dair hikâyesiyle nasıl uyuşmaktadır?
    7871 Kur’anî İlimler 2010/03/07
    İşaret ettiğiniz rivayet, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkması hikâyesiyle ilgilidir. Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkmasının şekli ve nedeni ile ilgili üç çeşit rivayet nakledilmiştir.Birinci olarak; bu rivayetler arasında, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkmasının şekli hakkında ...
  • Velayet-i fakihi dile getiren rivayetler veliyy-i fakihin bir olmasını da yansıtmakta mıdır?
    5852 Düzenler 2012/06/16
    Rivayetler ve velayet-i fakihin kelam eksenli diğer referanslarından veliyy-i fakihin bir veya çok oluşu anlaşılmamaktadır. Düzenin korunması ve kaosun engellenmesi durumunda birkaç fakihin ayrı bir şekilde veya şura şeklinde velayetlerini icra etmesi mümkündür. Şura türü İslam cumhuriyetinin ilk anayasasında (1980) mevcut idi, lakin bir takım sorunların önüne ...

En Çok Okunanlar