Gelişmiş Arama
Ziyaret
10512
Güncellenme Tarihi: 2009/05/13
Soru Özeti
Müslüman olmayan birisinin kesmiş olduğu hayvandan yararlanıla bilinir mi?
Soru
Bizler bulunduğumuz yerde, İslamî usullere göre kesilmemiş olan hayvanların etlerinden yararlanmaktayız. Acaba bu etleri yemenin bir sakıncası var mıdır? Diğer ülkelerden burada bulunan bazı Müslümanlar bu etlerin helal olduğunu ve yemenin bir sakıncasının olmadığını söylemekteler.
Kısa Cevap

Ehl-i Beyt mektebinin fakihlerine göre, İslamî usullere göre kesilmemiş olan hayvanların etleri mundar (leş) hükmündedir. Bu hayvanların etleri haramdır ve yenmesi de caiz değildir.

Ayrıntılı Cevap

Şia fıkhına göre: Pazarlarda, kasaplarda ve marketlerde satılan etlerin helal olmasının şartı; öncelikle eti yenen hayvanların etinden olması ve ikinci olarak da bu hayvanların İslamî usullere göre kesilmemiş olmasıdır.

İslamî usullere göre kesilmemiş olması için aşağıdaki şartlara dikkat edilmelidir:

1) Hayvanı kesen kimsenin Müslüman veya Müslüman hükmünde olan birisi olması gerekmektedir. Örneğin, buluğ çağına ulaşmamış Müslüman birisinin çocuğu Müslüman hükmündedir.[1] Müslüman olmayan birisinin kesmiş olduğu hayvan murdar (leş) hükmündedir. Bu hususta Ehl-i Kitap kâfirleriyle, Ehl-i Kitap olmayan diğer kâfirler arasında bir fark yoktur.[2]

2) Hayvanın başı, demirden olan kesici bir şey (bıçak vb. aletlerle) ile kesilmelidir.

3) Hayvanın başını keserken, hayvan kıbleye doğru olmalıdır.

4) Hayvanı kesen kimse, kesme anında Allah’ın ismini söylemelidir.

5) Hayvan kesildikten sonra az bir hareket etmesiyle de olsa, önce canlı olduğu ve sonra kesilmiş olduğu belli olmalıdır.

6) Hayvan, başının arkasından kesilmemelidir.[3]

Eğer bu şartlar uyarak eti yenen bir hayvan kesilirse, bu hayvanın eti helal ve yararlanılması da caizdir.

Fakat Ehl-i Sünnet'in bu konuda farklı bir görüşü bulunmaktadır.[4] Onlar, Ehl-i Kitap olmayan kâfirlerin kesmiş oldukları hayvanları helal bilmemektedirler ve bu hususta Şia mezhebiyle bir farklılıkları yoktur. Ama Ehl-i Kitap kâfirlerinin kesmiş oldukları hayvanları (Yahudi, Hıristiyan ve Mecusîlerin kesmiş olduğu hayvanları) yemeyi helal bilmektedirler.[5]

Ama Şia mezhebine mensup olan birisi onların vermiş olduğu fetvaya göre amel edemez ve bu kimsenin görevi Ehl-i Beyt fıkhına göre amel etmesidir.

Daha fazla bilgi için müçtehitlerimizin Tam İlmihal kitaplarının, hayvan kesme hükümleri bölümüne baka bilirsiniz.



[1] Şeyh Bahaî, Kitap Ehlinin Kesmiş Oldukları Hayvanların Haram Olması adlı kitabının 59. sayfasında şöyle nakletmektedir: Yahudi, Hıristiyan ve Mecusî olmayan Ehl-i Kitap kâfirlerinin kesmiş oldukları hayvanların haram olduğuna dair, Şia ve Sünni olmak üzere İslam âlimleri arasında hiçbir ihtilaf yoktur. Sadece Yahudi, Hıristiyan ve Mecusîler hakkında ihtilaf vardır.

[2] Tahrir-ul Vesile, c: 2, s: 621.

[3] Tahrir-ul Vesile, c: 2, s: 621–623.

[4] Elbette onlar arasında Hanbelîlerin görüşü Şia ile muvafıktır, Ehl-i Kitabın Kesmiş Olduğu Hayvanların Haram Oluşu, s: 62.

[5] Şeyh Bahaî, Kitap Ehlinin Kesmiş Oldukları Hayvanların Haram Olması adlı kitabının 59. sayfasında şöyle yazmaktadır: Şeyh Müfit Muhammed b. Numan gibi Şia âlimlerinin hepsi ve… Allah’ın ismi söylesin veya söylenmesin Ehl-i Kitab'ın kesmiş olduğu hayvanların haram olduğunu ve hiçbir durumda da bu hayvanların etinin yenmesinin caiz olmadığını bilmektedirler. Bu konuda Hanbelîler Şia ile muvafıktırlar ve Hanefiler, Şafiiler ve Malikiler, Allah’ın ismi söylenmese dahi Ehl-i Kitabın kesmiş olduğu hayvanların helal olduğunu bilmektedirler; bu hususta Şia mezhebinden çok az ve nadir bir grup; Hanefiler, Şafiiler ve Malikilerle muvafıktır.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar