Gelişmiş Arama
Ziyaret
8904
Güncellenme Tarihi: 2012/03/12
Soru Özeti
Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
Soru
Yüce Allah her ilişkide iki taraf için bir takım haklar belirlemiştir. Bu varsayımdan hareketle doktor ve hasta arasında İslam şeriatı esasınca ne gibi karşılıklı haklar düşünülebilir?
Kısa Cevap

Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ibadet bu türdendir. İnsanlar arasındaki karşılıklı haklar da sadece İslam’a özgü değildir, aksine tüm ilahi dinlerde ve hatta ilahi olmayan dinler arasında da mevcuttur. İnsanlar doğal olarak medeni ve sosyal olmaları hasebiyle, sosyal düzenin korunması için kanunların tedvin edilmesi, insanlar için bir takım hakların konulması ve bunlara uymak için tüm bireylerin sorumluluk taşıması gerekir. Bu iki taraflı haklar denilen şeydir. Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar hakkında da doktor ve hastanın her birinin diğerine yönelik aşağıdakine benzer haklar taşıdığını belirtmek gerekir:

1. Hasta doktora güvenmeli ve doktor da hastasına karşı emin olmalıdır; yani eğer bir hasta gizli olan ve hasta için sır sayılan bir hastalık veya kusur taşıyorsa, bunu başkalarına duyurmamalıdır.

2. Eğer hasta namahrem ise, bakmada ve dokunmada şerî hadlere riayet etmelidir.

3. Doktor hastalıkları tam ve kâmil anlama ve teşhis etmede çaba ve eforunun tümünü kullanmalı ve olasılık ve ihtimalle hastalarını tedavi etmemelidir.

4. İlaçları ihtiyaç ve zaruret ölçüsünde hastaya vermelidir…[1]

5. Doktor iş ve uzmanlığına ekonomik açıdan bakmamalı ve insanî misyon cihetinde hareket etmelidir. Hasta da bunun karşısında doktorun emek ücretine özen göstermelidir.

6. Hasta doktorun tavsiyelerine kulak vermeli, sıhhat ve tedavide ihtiyaç duyulan şeyleri kullanmalıdır.

Bu sorunun ayrıntılı cevabı yoktur.

 


[1] Meclisi, Biharü’l-Envar, c. 75, s. 235, Müessesetü’l-Vefa Beyrut, - Lübnan, 1404 h.k, Ali’nin (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Her bölge ehli dünya ve ahiret işlerinde üç şeye ihtiyaç duymaktan müstağni değildir. Eğer onları kaybederlerse ahmaktırlar. Bunlar takvalı fakih ve bilgin, halkın itaat ettiği hayırsever emir ve güvenilir basiretli doktordur.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • iffete ters olan amellerin hükmü nedir? Bu ameller zina haddine ulaşmazsa yine günah sayılıyor mu?
    12048 Yeni Kelam İlmi 2011/04/13
    Zina türünden yapılan bu amel kuranı kerim açısından büyük günah sayılmaktadır. Allah u Teâlâ konuyla alakalı şöyle buyuruyor: Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur”.
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17363 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
    21245 تاريخ کلام 2008/07/22
    Continue ...
  • İslam dini niçin var?
    14348 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Din, akaid ve Peygamberlerin insanların hidayet ve saadeti için Allah’tan getirdikleri bir dizi ameli ve ahlaki hükümlerdir.Dini öğretilerde dinin gerekliliği insan fıtratıyla ilişkilendirilmiş, Kur’an-ı Kerim’de de insan fıtratı ilahi fıtrat olarak tanımlanmış ve bütün ilahi kanunların Allah’a inanma ve tapınma hissi üzerine kurulduğu ...
  • Ahlâkın zekayla ilişkisi var mı?
    6593 Pratik Ahlak 2012/02/15
    Ahlâkta diğer bir çok ilim gibi teorik ve pratik diye ikiye ayrılır:Ahlâk kurallarını ve konularını bilmenin zekayla direkt bağlantısı vardır. Yani insanın zekası ne kadar yüksek olsa öğrenme gücü de o kadar çok olur ve ne kadar aşağı olsa bu ilimden o kadar ...
  • Cabir İbn-i Hayyan’ın kısa biyografisini açıklar mısınız?
    12312 تاريخ بزرگان 2011/08/16
    Cabir İbn-i Hayyan, Ebu Abdullah veya Ebu Musa Cabir İbni Abdullah-i Tarsus-i Kufi olarak tanınanmeşhur bir sofidir (tasavvufçudur). [1]İbni Nedim “El-Fihrist” kitabında onun künyesini Ebu Abdullah olarak zikir ederek, şöyle diyor: Razi (Zekeriya-i Razi) fenni kitaplarında Cabir ...
  • İsrail bir peygamberin adı mıdır? Onun kendisine haram kıldığı şey nedir?
    18229 تاريخ بزرگان 2012/04/04
    İsrail, ilahi peygamberlerden biri olan Hz. Yakub’un (a.s) adıdır. O, bir maslahat uyarınca deve etini ve sütü kendisine haram kılmış idi. Âli İmran suresinin 93. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلاًّ لِبَنِي إِسْرائِيلَ إِلاَّ ما حَرَّمَ إِسْرائِيلُ عَلى‏ نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُنَزَّلَ ...
  • Acaba evliliğin kendine özgü şartları varmı?
    4832 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/06/30
    İslam dinine göre geçici ve daimi evliliğin kendine özgü şartları bulunmaktadır. Bu şartlar şunlardır: Nikah akdini okumak. Kadın ve erkeğin razı olması yeterli değildir. Bunun yanında nikah kastıyla nikah akdi okunmalıdır. Vacip olan ihtiyat nikah akdinin sahih arapcayla okunmasıdır. Eğer kadın ve erkeğin kendisi ...
  • Rehberliğin görüşüne göre “bilerek” namazı bozmanın hükmü nedir?
    32137 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    İradi olarak farz namazı bozmak ve kesmek haramdır ama bir kefareti yoktur. Eğer insan namazını doğru kılıp kılmadığına dair şüphe ederse şüphesine itina etmemeli, namazını doğru kıldığına hükmetmeli ve namazı bozmamalıdır. Ama namazını bozarsa bunun bir kefareti yoktur. Elbette farz namazı iradi olarak bozmak haramdır ama ...
  • Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
    31284 Pratik Ahlak 2010/10/07
    Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ...

En Çok Okunanlar