Gelişmiş Arama
Ziyaret
13366
Güncellenme Tarihi: 2010/11/08
Soru Özeti
Ben Hanefi mezhebine mensubum. İnternet kanalıyla eş tanıma ve evlilik şerî açıdan caiz midir? Bu tip bir evlilik daimî ve sürekli kalabilir mi?
Soru
Ben Hanefi mezhebine mensubum. İnternet kanalıyla eş tanıma ve evlilik şerî açıdan caiz midir? Bu tip bir evlilik daimî ve sürekli kalabilir mi?
Kısa Cevap

Hanefi mezhebine mensup olmanız nedeniyle Hanefi mezhebi âlim ve fakihleri ile irtibat kurmanız ve yanıtınızı onlardan almanız daha uygundur. Kesinlikle bu hususta onların özel görüşleri olacaktır. Ama İran’daki Şii mezhebine mensup olduğumuzu bilmenize ve bundan haberdar olmanıza rağmen bu soruyu bize yöneltmenizden dolayı biz bu konuyu sizin değişik mezheplerin bu husustaki görüşlerini incelediğinize ve araştırdığınıza yorumluyor ve Ehli Beyt fıkhına göre uygun bir yanıt veriyoruz. Bu vesileyle hakikatin herkes için aydınlığa kavuşmasını arzuluyoruz. Her şeyden önce kadın ve erkek arasında gerçekleşen evlilik ve birlikteliğin insanın mükemmelleşmesine ve yetkinleşmesine neden olduğunu söylemek gerekir; ariflerin öğretileri ve Allah'ın muhabbet vadisindeki âşıklarının bakışı esasınca tüm evren O’nun isim ve sıfatlarının mazhar ve tecellisidir. Bu arada kadın ve erkek de bu tecelli ve zuhurun örnekleridir. Ama buradaki önemli nokta, her birinin meselelere yönelik bakış ve davranış tarzlarına göre Hak Teâlâ’nın celal veya cemal sıfatlarının mazharı olmalarıdır. Başka bir tabirle, erkek kahhar eksenli bir perspektiften meselelere baktığı için Allah’ın celal sıfatlarını göstermektedir. Kadın da zarafet, letafet ve estetik perspektifinden varlığa bakması nedeniyle Allah’ın cemal ve estetik sıfatlarının mazharı olmaktadır. Bu yüzden kadın ve erkeğin birlikteliği varlık aynasında mükemmelleşme ve yetkinleşmenin sebebi olarak görülebilir; çünkü ilahî celal ve cemal sıfatları aynada bir yerde sergilenmektedir. Bu nedenle İslam evliliği çok önemsemiş ve bu düzlemde evlilik bağının şekillenmesinde denk olmak en önemli unsur sıfatıyla gözetilmiştir. Bu denkliğin gereği de kadın ve erkeğin birbirini tam ve derin bir şekilde tanımasıdır. Derin, her yönlü ve duygulardan uzak bir tanımayla başarılı bir evliliğe tanık olunabilir. İmam Humeyni (r.a) Tahrirü’l-Vesile’de şöyle buyurmaktadır: “İyi olan, insanın eş olarak seçmek istediği kimsenin sıfatlarına dikkat etmesi ve bu hususu hafife almaması ve küçük görmemesidir. Bir rivayette Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: “Kendiniz için temiz ve nezih ailelerden olan kadınları seçin; çünkü böyle aileler evlat yetiştirmede çok derin bir etkiye sahiptir. Başka bir rivayette de Peygamberin (s.a.a) kendiniz için temiz ailelerden eş seçin zira evlatlar dayılarından bir takım sıfatlar edinirler diye buyurduğu nakledilmiştir.”[1] Efendimiz İmam Sadık’tan (a.s) eş bulmada özen gösterme ve dikkat etme hakkında şöyle rivayet edilmiştir: Kiminle birlikte oturduğuna, kimi servetine paydaş kıldığına ve kimi sırlarına ve dinine ortak ettiğine dair kendine bir bak. O halde bu işi yapmaya kararlıysan, iyilik ve güzel ahlak ile meşhur olan iffetli bir kadını seç.”[2] Aynı şekilde kendisinden şöyle rivayet edilmiştir: “Kadın boyna asılan bir gerdanlık gibidir, öyleyse kendine hangi gerdanlığı taktığına bir bak.”[3] Bu çok değerli ve ders verici sözlerden anlaşıldığı üzere evlilik meselesi hassas ve çok kritik bir husus olup dikkat, itina ve aynı şekilde düşünme ve tüm yönlü bir araştırmayla gerçekleşmelidir; çünkü bu önemli husus İslam toplumunun ilk direği olan İslamî bir ailenin teşkil edilmesiyle direkt olarak irtibatlıdır. Aynı şekilde gelecek kuşağın ortaya çıkması ve şekillenmesiyle de direkt ve yakın bir ilişkisi vardır. Bu yüzden bu meseleye makul ve de çabuk geçen, ham sayılan, coşkulu ve gençlik dönemi heyecanına ait his ve duygulardan uzak bir şekilde yaklaşma gerekliliği belirivermektedir. Buna göre, hassas ve insanın alınyazısını etkileyen evlilik hususuna realist bir perspektiften bakacak olursak ideal bir eşin sıfatlarını derin ve kâmil bir şekilde tanımak için internette araştırma yapmayı uygun bir yol olarak önermek mümkün değildir. Hatta arayıcımız olağanüstü bir akıl ve zekâya sahip olan bir birey olsa da bu olanaksızdır. Elbette akıl ve zekâdan istifade ederek özel derinliğe sahip olmayan bilim ve sanata ilgi duyma gibi özellikleri keşfetmek olanaklıdır. Ama daha fazla bir dikkat ve özen isteyen özellikler internet dışı bir kanalla tanınmalıdır. Başka bir ifadeyle internetten kapasitesi ve olanakları oranında ve ona egemen olan atmosfere göre bir beklenti taşınmalıdır. Bundan fazla bir beklenti taşınmamalıdır. Bu esasça sizin sorunuzun ikinci kısmına bir köprü kurulabilir ve internet evliliğinin devamı veya devamsızlığı hakkındaki sorunuzu ideal bir eşi tüm yönleriyle tanımada internetin yetersizliği temelinde şöyle cevaplamak gerekir: Bu önemli hususun öncülleri ne kadar somut gerçeklik taşırsa daha fazla bir başarıya ulaşacaktır ve bu evliliğin temelleri ne kadar geçici hisler ve mantıklı olmayan payeler üzerine kurulursa daha az bir başarıya ulaşacaktır. Bu esasla kesin olarak internet evliliği başarısızlığa mahkûm edilemez ve aynı şekilde onun kesin başarılı olacağı da iddia edilemez. Bunlar öncüllere tabidir ve onların en önemlisi de söz konusu eşin özelliklerini derin ve tam olarak tanımak ve kadın ve erkeğin hayatta hedeflerinin bir olmasıdır. İkinci husus denklik ve bir olmanın icat edilmesinde çok büyük bir role sahiptir. Elbette kültür, toplumsal sınıf ve dinin rolü vb. böyle bir evliliğin başarılı olup olmamasında görmezden gelinemez.

İnternet Evliliğinin Fıkıh Boyutu

İnternet evliliğinin fıkıh boyutu iki cihetten ibarettir:

A- Namahrem ile konuşmak

B- İnternet aracılığıyla akit icra etmek

Namahrem ile konuşmak hakkında namahrem bir kadın ile sohbet etmenin hatta evlilik kastı olmasa bile caiz olduğu ve böyle bir amelin haram olmadığı kesin bir şekilde söylenebilir. Ama söz konusu sohbet şehvet uyandırırsa ve şehveti tahrik etmeye neden olursa veya böyle bir sohbet haram neticelere varırsa bu durumda onun haram oluşuna hüküm verilmelidir. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyuruyor: Göçlü görüş şudur ki namahrem kadın sesini duymak zevk almak ve şehvet tatmini kasti olmaması durumunda caizdir. Aynı şekilde kadın da yabancı erkeklerin sesini kötü etkiler taşımaması şartıyla duyabilir. Elbette ihtiyat genç kadının sesinin zorunlu durumlar dışında duyulmamasına hükmeder.[4] Ama evlilik kasti ortada olursa, İslam engin bir perspektiften hükmü açıklamış ve daha alt mertebede kalan sohbet etmek ve sesi duymak bir yana hatta evlilik kastiyle namahrem kadının güzelliklerine bakmayı bile caiz görmüştür.[5] İmam Humeyni bu konu hakkında şöyle buyuruyor: “Yabancı bir kadına evlilik kastiyle bakmak ve şehvanî zevk ve istifade niyeti taşımaksızın tipini tanımak caizdir ve böyle bir tanıma hâsıl olmazsa ikinci defa yine bakabilir.”[6]

İkinci Cihet: İnternet Aracılığıyla Akit Hutbesini Okumak:

İnternet aracılığıyla nikâh kıymak hususunda bazı çağdaş fakihler şu görüştedir: Hatta yazılı akit bile nikâhta caiz ve geçerlidir. Elbette ihtiyat akdin sözlü olarak icra edilmesinden yanadır.”[7] Ama onların çoğunluğu şu görüştedir: Eğer akit sadece mail gibi elektronik posta kanalıyla icra edilir ve kadın onda erkeğe “ben belirli bir mehriye karşılığı kendimi sana eş kıldım” derse ve erkek de “kabul ettim” diye cevap verirse, böyle bir akit geçersiz ve itibarsızdır.[8] Ama akdin icrası kadın ve erkeğin veya o ikisinin vekillerinin birbirinin seslerini duyacak şekilde sesli mesaj veya Messenger aracılığıyla gerçekleşirse, bu durumda akit sahihtir ve internet burada telefon rolü oynamıştır. Şia fakihleri nezdinde de telefon kanalıyla akit icra etmek caizdir.[9]



[1] Tahrirü’l-Vesile, Kitab-i Nikâh, Mesele-i Evvel, s. 694.

[2] a.g.e.

[3] a.g.e.

[4] Tahrirü’l-Vesile, Kitab-i Nikah, Mesele-i 29, s. 701.

[5] el-Lumetü’l-Dameşkiye, Kitab-i Nikah.

[6] Tahrirü’l-Vesile, Kitab-i Nikah, Mesele-i 28.

[7] Ayetullah Hadevî Tahranî, dar ilam nazar-i ketbi.

[8] İmam nikâh akdi ve hükümleri hakkında şöyle buyuruyor: Salt tarafların razı oluşu ve de nikâhta akdin yazılması yeterlidir. Ayetullah Sistani de şöyle buyurmaktadır: Daimi yahut geçici nikâh akdinde sözlü öneri ve kabul akdin sıhhat şartıdır, tarafların razı oluşu ve yazmak yeterli değildir. Guzide-i Mesail, mesele. 953.

[9] Sıratu’n-Necad, Hoyî, c. 3, s. 353; Ahkamu’l-Merre Fi’l-İslam, Sistani, s. 207, mesele. 368.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar