Gelişmiş Arama
Ziyaret
6685
Güncellenme Tarihi: 2010/11/22
Soru Özeti
Şia düşüncesine göre imam nasıl her yerde hazırda bulunuyor?
Soru
Şia anlayışına göre masum imamın tayin edilmesinin vacip oluşunun nedeni, dünyanın her tarafı ve her yerinden zulmü ve şerri yok edip onun yerine adaleti yerleştirmektir. Hal böyle olunca şöyle bir soru akla geliyor: acaba siz Şialar, Allahın yaratığı bütün şehir ve yerleşim yerlerinden zulmü götürecek bir masumun var olduğunu mu diyorsunuz? Her şehirde ve her yerleşim yerlerinde masumun var olduğunu söylerseniz, size karşı, söylemiş olduğunuz bu şey yalan ve blöften başka bir şey değildir denilecektir. Acaba kâfirlerin, müşriklerin ve ehli kitap denilen kimselerin bulundukları şehirlerde de mi masum bulunmuştu/bulunacaktır? Örneğin Müaviyeden önce Şam'da her hangi bir masum var mıydı? Yok, ama eğer masum olan kişi bir tane, ancak diğer şehir ve yerleşim yerlerinde onu temsil eden naipler vardır derseniz. O zaman size şöyle bir soru sorulacaktır: onu temsil eden naipler bütün şehir ve yerleşim yerlerinde var, yoksa bazı şehirlerde mi? Bütün şehir ve yerleşim yerlerinde onu temsil eden naipler vardır derseniz, bunun çok açık ve net bir yalan ve blöf olduğu ortadadır. Yok, ama eğer onu temsil eden naip ve vekiller bazı şehir ve yerleşim yerlerinde vardır derseniz, o zaman size, bütün yerleşim yerler masuma muhtaç oldukları halde, neden yerleşim yerleri arasına fark koyuyorsunuz denilecektir?
Kısa Cevap

İmam peygamberin (s.a.a.) yerine geçen halifedir. Peygamberin uhdesinde bulunan (vahiy almak hariç) bütün vazifeler imamın da uhdesindedir. Peygamber (s.a.a.) kendi uhdesinde bulunan vazifeleri yerine getirmek için fiziksel olarak her yerde bulunmasına gerek olmadığı gibi, imam da kendi uhdesinde bulunan teklifleri yerine getirmek için fiziksel olarak her yerde bulunmasına gerek yoktur. Bu konu (uhdesinde bulunan vazifeyi yerine getirmek için fiziksel olarak her yerde bulunmaması) rasyonel olan herkesçe açıktır. Şöyle ki; imamın uhdesinde bulunan vazifeler şunlardır: 1- dini muhafaza ve ihya etmek, 2- dinsel hükümleri tefsir ve beyan etmek, 3- insanları kemal ve rüştlerine doğru hidayet etmek ve ilahi bağışlardan yararlanmalarını sağlamak.[1] Bu vazifeleri yerine getirmek için fiziksel olarak her yerde hazır olmasına gerek olmadığı açıktır. Geçmişten beri dini ve siyasi rehberler kendi hedeflerine ulaşmak ve onu icra etmek için her tarafta ve her yerde bulunmalarına ihtiyaç duyulmadığı gibidir bu.

Bunun yanı sıra kuran ayetleri esasınca peygamber efendimiz (s.a.a.) kendi ümmetine (veya bütün ümmetlere) şahittir.[2] Buna binaen peygamber (s.a.a.) bütün yerlerde ve bütün zamanlarda hazır ve nazır olduğu gibi onun yerine geçen hak halifelerde her yerde ve her zamanda hazır ve nazır olabilirler. Elbette İslam arifleri ve "hikmet-i mütealiye" ekoluna mensup hekimlerce insan-i kamil öyleli mertebelere varıyor ki, bütün yaratıklar onun birer uzvu konumuna gelir gibidir. Bu nedenle bütün varlık âlemi hakkında bilgi sahibi olabilir ve ondan haber verebiliyor.[3]



[1] İmamın vazifeleri hakkında daha fazla bilgi edinmek bkz. Soru 1248: (sayt: 1253), endex: memuriyet-i ehli beyt.

[2] Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak. (nisa 41).

[3] Daha fazla bilgi edinmek için bkz. Soru 222: (sayt: 1406), nemaye (endex): imaman ve vilayeti tekvini.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar