Gelişmiş Arama
Ziyaret
50515
Güncellenme Tarihi: 2011/05/23
Soru Özeti
İslam Peygamberi (s.a.a.) Peygamber olmadan önce hangi veya kimin dini üzerindeydi?
Soru
İslam Peygamberi (s.a.a.) Peygamber olmadan önce hangi itikada ve dine sahipti?
Kısa Cevap

Bu bağlamda farklı görüşler var olmaktadır. Ancak kanaatimizce aşağıdaki görüş doğru olana daha yakındır: Peygamber (s.a.a.) şahsen Allah tarafından kendisine verilen has bir programa sahipti. O programa uygun bir şekilde eylemlerini ve yaşamını düzenliyordu. Yani asıl itibariyle İslam dini kendisine gelinceye kadar bu ona mahsus bir ayindi.

Ayrıntılı Cevap

İslam Peygamberi kendisine Peygamberlik gelmeden önce putlara kesinlikle secde etmediği ve tevhit yolundan sapmadığı kesindir. Tarih onun hayatının bu boyutunu çok açık ve güzel bir şekilde yansıtıyor. Ama hangi ayin üzerinde idi? Ve hangi Peygamberin dinine, şeriatına ve düsturlarına amel ediyordu noktasında Müslüman düşünürler arasında farklı görüşler var olmaktadır.

1- Bazıları Onun (s.a.a.) Hz. Mesih’in dinine bağlı ve bu din üzerinde olduğunu savunuyor. Zira Peygamber (s.a.a.) Peygamberlikle görevlendirilmeden önce resmi din ve iptal (nasih) edilmeyen din hazreti Mesih’in diniydi.

2- Bir diğer kesim Müslüman düşünürler Hz. İbrahim’in bağlı ve bu din üzerinde olduğunu savunuyor.[1] Zira Hz. İbrahim “şeyhu’l-enbiya” ve Peygamberlerin (a.s.) babası konumundaydı. Ayriyeten İslam dinini, Hz. İbrahim’in dini gibidir şeklinde tanıtan ayetler de bu görüşü destekliyor diyorlar. “Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kuran’da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız”.[2]

3- Müslüman düşünürlerden bir diğer kısım da bu konuda her hangi bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtip şöyle diyorlar: Onun (s.a.a.) bir dine sahip olduğunu biliyoruz. Ama bu dinin hangi din olduğu noktasında bizim bir bilgimiz yoktur. Bu bağlamda biz bir neticeye varmış değiliz!.

Söz konusu olan bu üç görüşün her birisinin kendine has bir gerekçeleri vardır. Ama bunlardan hiç birisi kesin değildir. En uygun olan görüş dördüncü görüştür. Oda şu:   Peygamber (s.a.a.) şahsen Allah tarafından kendisine verilen has bir din ve has bir programa sahipti. O programa uygun bir şekilde eylemlerini ve yaşamını düzenliyordu. Yani asıl itibariyle İslam dini kendisine gelinceye kadar bu ona ait has bir ayindi.

Bu görüşün delili bir hadistir. Bu hadis “nehcül balaga”da zikredilmiş. “Hadis şöyle diyor: Allahın Resulü sütten kesildiği andan itibaren onu gece gündüz yönlendirsin, ona güzellikleri öretsin ve onu güzel ahlaka yönlendirsin diye Allah tarafından en büyük melek onun arkadaşı kılındı”.[3]

Böyleli bir meleğin görevlendirilmesi has ve özel bir programın olmasına delildir.

Bu bağlamda bir diğer delilde şudur: Tarih kitaplarının hiçbirisinde İslam peygamberinin Yahudi, Hıristiyan ve başka dinlerin ibadet yerlerine gidip orada ibadet yaptığını yazılmamış olmasıdır. Ne putperestlerin ibadet ettikleri puthanelere gidip putperestlerin kenarında ibadetle meşgul olmuş ne ehli kitabın ibadethanelerine gidip onların kenarında ibadetle meşgul olmuş. Bilakis tevhit anlayışına sahipti ve bu hattı devam ettiriyordu. Ameli olarak da sıkıca ahlaki usullere ve kurallara bağlıydı.

Biharul envar adlı rivayi kitapta merhum Meclisinin yazdıklarına göre İslami kaynaklarda bu bağlamda birçok rivayet var olmaktadır. Söz konusu rivayetlerde şöyle denilmektedir: “Peygamber (s.a.a.) ömrünün ilk başlarından beri ruhul kudus” ile destekleniliyor ve onun desteği ve teyidi altıda idi. Peygamber (s.a.a.) kesinlikle “ruhul kudus”un verdiği ilhamlar doğrultusunda amellerini düzenliyor ve bu doğrultuda kendi yaşamını devam sürdürüyordu”.[4]

Allame Meclisi’nin kendisi şahsi olarak şu görüştedir ki, Peygamber (s.a.a.) Risalet makamından önce Nübüvvet makamına sahipti. Bazı zamanlarda melekler onunla konuşuyordu. Peygamber de onların seslerini duyuyordu. Bazen de doğru rüyalarla (rüyayi sadika) kendisine Allah tarafından ilahi ilham şeklinde ilham diliyordu. Bu durum kırk yılına kadar devam etti. Kırk yıla girdikten sonra risalet makamına ulaştı. Bundan sonra kuran ve İslam dini resmi bir şekilde ona nazil oldu. Allame Meclisi bu bağlamda altı delil zikrediyor. Yukarıda zikredilen deliler onun zikretmiş olduğu delillerin bir kısmıyla uyum içindedir.[5]



[1] CAFERİ, Yakup, “Kevser”, c. 6, s. 234. Peygamber (s.a.a.) İbrahim’in dinini takip ediyor ona tabidi ve Allah tarafından kendisine İbrahim’in (a.s.) dinine ve onu takip et diye vahiy edilmişti.

…Allahın Resulü Hz. Muhammed (s.a.a.) İslam ümmetiyle birlikte kendilerini Hz İbrahim’in (a.s.) gerçek takipçileri olarak nitelendirmekten daha yüce ne olabilir.

Peygambere (s.a.a.) İbrahim’in takipçisi ol şeklindeki vahiy sadece peygamberlikten önceki zamana has bir durum değildir. Bilakis bu bağlamdaki vahiy peygamberlikten sonra da devam etmiş. Yani Hz. Muhammed (s.a.a.) Hz. İbrahim’in (a.s.) yolunu devam ettirendir. Hz. İbrahim (a.s.) tevhit anlayışının temsilcisi ve putları kıran kahraman bir kimsenin mazharı unvanıyla bizim Peygamber Hz. Muhammed (s.a.a.) olmak üzere bütün Peygamberler için örnekti. Aslında bütün Peygamberler dinin usulleri noktasında Hz İbrahim’in (a.s.) takipçileriydiler. Eğer aralarında bazı farklılıklar var idiler ise de bu farklılıklar furui ve şeriatin bazı hükümleriyle alakalıydı. Bu farklılıklar da zamanın şartları ve gereksinimleri doğrultusunda gerçekleşiyordu. Bu bağlamda her din döneminin iktiza ettiği şartlara uygun kendi şeraitini teşrii ediyor ve her birisi kendisine ait ayinleri ve programları sunuyordur. Bu bağlamda kuranı kerim şöyle buyurmaktadır: “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır” (Maide, 48).

İslam peygamberi ilahi öğretiler dolayısıyla Hz. İbrahim’e (a.s.) has bir ilgi gösterir ve teveccüh ediyordu. Bu ilgi ve teveccüh o denli idi ki, İslam dini İbrahim’in ayininin aynısı, ancak onun tekâmül bulmuş ve zamanının şartlana uygun bir şekilde Allah tarafından yeniden sunulmuş olduğunu söyleyebiliriz.

[2] Haca, 78.

[3] “Nehcül balaga”, hutbe no: 192 (kasiye hutbesi), “hz. Peygamber sütten kesildikten sonra Allah meleklerden bir meleği ona arkadaş kıldı bu melek gece gündüz onu güzel yollara sevk ediyor, varlık âleminin güzel ahlakını ona öretirdi.”

[4] Daha fazla bilgi için bkz.: mefahum-i ismet ve imkan-ı ısmet efrad, soru 249, (sayt: 1954).

[5] MEKARİMİ ŞİRAZİ, Nasır, “tefsir-i nümüne”, baskı, 1, Tahran: daru’l - kutubi’l - islamiye, 1374, ş., c. 20, s. 507.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Tütün (sigara ve nargile içmek) kullanmanın hükmü nedir?
    9773 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) belirtilen soru hakkındaki görüşü şudur: “Tütün kullanmak, zararlı olması nedeniyle mutlak olarak haramdır.” Belirtmek gerekir ki; Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin tütün kullanımının haram olduğuna değin fıkhî fetvasının delili onun zararlı olmasıdır ve Ayetullah Mekarim Şirazi’nin fetvasının fıkhî dayanağı da tütünün zararlı ...
  • Nur ayetinin nitelikleri nelerdir?
    29087 Kur’anî İlimler 2011/06/20
    Kuran amel kitabıdır. Kuranı okumak tefekkür ve iman için bir başlangıçtır. Bu da yine muhtevasına amel etmek için bir vesiledir. Büyük mükâfatların bütünü buradan ve bu şartlarla tahakkuk bulur. Tüm surelerin okumasında hem dünyevi hem uhrevi eserler vardır. Masum imamlar (a.s.) tarafından her surenin fazileti beyan edilmiştir. ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    537758 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    8616 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
    13075 Tefsir 2010/12/18
    Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.
  • Başörtüsünü açmanın ve takma saçtan istifade etmenin hükmü nedir?
    8256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Takma saç ziynettir ve örtünmesi gerekir.  Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Müslüman ve dindar kızlar yüksek öğrenim derslerini okumadıkları takdirde sadece ...
  • Regaip gecesi veya Recep ayının diğer gecelerinde cemaat namazlarına katılmak mı daha faziletlidir yoksa namazları ferdi olarak yerine getirmek ve müstehap namazları kılmak mı?
    6387 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Bu konuda şu cevap taklit mercilerinin fetva bürolarından alındı:Ayetullah Uzma Hamenei:Her iki fazileti kazanmaya çalışabilirsiniz hem cemaat namazlarına katılın hem de müstehap namazları cemaatten sonra yerine getirin.Ayetullah Uzma Sistani: Cuma ve ...
  • Kur'an-i Kerim "Açık kitap nazil ettik. Bu ayetteki açık kelimesinden maksat nedir?
    9803 Tefsir 2011/07/23
    Açık (mübin) Kur'an'ın bir sıfatıdır. Kur'an'ı bu şekilde vasıflandırmakla onu halka daha fazla tanıtmayı hedef almaktadır. Onun diğer semavi olan ve olmayan kitaplara olan üstünlüğünü açıklıyor. Çünkü hiçbir kitabın emir ve programları Kur'an gibi açık değildir.Kur'an'da sürekli çeşitli ayetlerde bu Kur'an'ı nazil ettiğini açıklaması hidayet nimetini insanlara hatırlatmak içindir.
  • İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
    13864 Eski Kelam İlmi 2010/12/22
    İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye ...
  • İmam Zeynel Abidin (a.s)‘ın kısa biyografisini beyan eder misiniz?
    3581 امام سجاد ع 2020/01/19

En Çok Okunanlar