Gelişmiş Arama
Ziyaret
7727
Güncellenme Tarihi: 2014/10/01
Soru Özeti
Acaba ruh ve Cin’in insana eziyet etme gücü varmı?
Soru
Acaba Ruhlar ve Cinler insana eziyet etme zarar verme gücüne sahip mi?
Kısa Cevap
Bizlerin Cin hakkında sahip olduğu bilgi oldukca kısıtlıdır. Buna rağmen hadislerden anlaşılan Cinlerinde insanlar gibi mesuliyetleri ve görevleri olduğudur. Onlarda çeşitli inançlara sahiptir. Bazıları itaat ehli bazıları ise isyankardırlar. Cinler düşünce güçü açısından zayıf olmakla birlikte birçok işi süratle yerine getirecek kayde değer harikulade güçe sahiptir.
Aynı şekilde Ruhun hakikati ve faaliyet şekli en karmaşık konulardan birisidir. Şuana kadar insan oğlunun sahip olduğu bilgi ve birikim onu anlamaya ve idrak etmeye kadir değildir. Ayet ve rivayetlerden anlaşılan bedenin ve cismin aksine ruh mücerret ve maddi özelliklerden uzak bir varlıktır. Buna binaen ölümden sonra dünya meselelerine agah olabilir.
Kısmen Cinlerin insana eziyet etme güçü olduğunu kabul etmekle birlikte bilinmesi gerekir ki:
Öncelikle onlarda kendi içlerinde şer ve salih olarak ikiye ayrılırlar. Liza halk arasında yagın olan Cinler sadece insana eziyet eden, zarar veren, kin ehli ve kötü huylu yaratıklardır inançı hurafeden ibarettir. Akla ve mantığa uymaz.
Saniyen insanın onun eziyetlerinden güvende olma kudreti vardır.
Aynı şekilde Habis ve başı boş ruhların eziyet ve zarar kaynağı olduğu ve alemin tedbirinde dehaletleri olduğu iddiası  boş ve temelsiz hiçbir akli, nakli ve bilimsel dayanağı olmayan bir görüştür.
Ayrıntılı Cevap
Sorunuza cevap verebilmemiz için birkaç noktayı açıklamamız gerekmektedir.
  1. Ruh ve Cin nedir?
Cin lügatta örtülü ve saklı anlamındadır. Bu kelime Kuran’ı Kerimde birçok yerde zikredilmiştir. Ayrıca bu adla Kuran’ı Kerimde bir sure bulunmaktadır. Bu surede bu saklı varlığın bazı özellikleri açıklanmıştır. Kuran’ı Kerimde diğer surelerde geçen ayetler ışığında bu varlık insan gibi maddi bir varlıktır. Ateşten[1] veya ateş karışımından yaratılmıştır.[2]  Şuur ve irade sahibi, doğası itibariyle insanın duyu organlarıyla normal şartlar altında hissedemeyeceği bir varlıktır. İnsan gibi mükellef kılınmıştır.[3] Kıyamette tekrar diriltileceklerdir; bu dünyada bizler gibi itaat ehli veya asi, mümin veya müşrik, kafir...vb olabilirler.[4] Cinlerin mümin olanları Masum İmamların itaati altında Münin ve Şia insanlarlı kendi kardeşleri bilmektedirler.[5]                           Aynı şekilde Ruhun hakikati ve faaliyet şekli en karmaşık konulardan birisidir. Şuana kadar insan oğlunun sahip olduğu bilgi ve birikim onu anlamaya ve idrak etmeye kadir değildir. Bazı bilim insanlarının  ifadesi Ruh ve ona bağlı meseleler hakkında binden fazla görüş açıklandığı üzeredir.[6]
Kuran'ı Kerim insanoğlunun Ruhu tanıma güçüne ve kudretine sahip olmadığını vurgulamaktadır. "Senden Ruh hakkında soruyorlar; De ki, Ruh Rabbimin emrindendir. Size ilminden az bir şey dışında başka bir şey verilmemiştir.[7]
Ayet ve rivayetlerden anlaşılan Ruh mücerret, canlı, kudret sahibi, bilinçli ve iradeli bir cevhere sahiptir. Ruhtan nefsi natıka ve can da denilmektedir.[8] Bu varlık zamana ve mekana kısıtlanabilen sınırlı bir varlık değildir.[9]Buna binaen ölümden sonra dünya meselelerine agah olabilir.
Ruhun bedene olan taaluku tedbiri bir taaluktur; yani Ruhun hayatı esalet üzeredir. Bedene taaluk ettiği sürece bedende hayat bulur. Bedenden ayrıldığı zaman beden hayat özelliklerini kaybeder ve tedrici olarak yok olmaya başlar ama Ruh hayatına devam eder.[10] [11]
  1. Ruh ve Cin'in güçleri:
Cin fikir ve düşünce güçü yönünden zayıf bir varlıktır. Zira idraki akli ve güçlü bir idrak değildir. En fazla hayal ve düşe dayalı bir idraka sahiptir. Ama fiziksel güçü oldukca fazladır. Ezcümle süratle harikulade işleri yerine getirebilir. Ağır yükleri en kısa zamanda taşıyabilir. Kuran'ı Kerim'de Hz. Süleyman (a.s)'ın kıssasında İfrit adlı Cin Belkız'ın tahtını çok kısa bir zamanda Belkız'ın yaşadığızı o uzak diyardan Hz. Süleyman(a.s)'ın yanına getire bileceğini iddia ettiği zaman[12] Hz. Süleyman (a.s) onu yalanlamamaktadır.[13] Bu vakıa Cinlerin harikulade güçlerine bir delildir.
Cinlerin İnsanlar eziyet ettikleri ve zarar verdikleri konusununda Şeyh Müfit "İrşad" adlı eserinde söyle yazar: İbn. Abbas'ın eserinde şöyle nakledilir:  "İslam Peygamberi (s.a.a) Mustalak adlı kabileyle harb etmek için Medine'nin dışına çıktığı zaman geceleyin geçmenin zor olduğu korkunç bir vadiye ulaştı. Gecenin sonlarına doğru Cebrail Hazrete nazil oldu ve Cinlerden bir kabilenin vadinin ortasında size ve ashabınıza eziyet etmek, zarar vermek, şer ve hile yapmak için toplandığı haberini verdi.[14] Bu olaydan anlaşılan hatta mümin ve salih insanlar bile cinlerin ve cin gruplarının eziyet ve zararına maruz kalabilirler. Elbette teveccüh etmek gerekir cinlerin varlığı gerçek olmakla, harikulade işler yapmaya güçleri olduğu ve içlerinde salih ve şer fertler olmasına rağmen bu varlıklar hakkında oldukca fazla abartı mevcuttur. Bu konuda çokca yalan hurafe halkın zihninde yer etmiştir. Örneğin onları sadece eziyet, zarar veren, kin ve kötülük dolu bilmektedirler. Bir kap sıcak su dökersek onların evleri ateşe vereceği  gibi hiçbir aklın ve mantığın kabul etmeyeceği batıl inançlar bulunmaktadır.[15] Bunun yanında insanın elinde onların eziyet ve zararlarında korunabileceği imkanlar bulunmaktadır.
Ruhun güçü ve kudreti hakkında ifade etmemiz gerekir ki Ruh maddi bir varlık olmadığından maddı kısıtlamalara maruz kalmaz. Bir örnek verecek olursak örneğin güneş ışığı nasıl bulutların ve camların arkasından evimizin içinı aydınlatabiliyorsa ve bu engellerin hiçbir onu engelleyemiyorsa ve her yerde varlığını hissetiriyorsa ruh ile madde arasında düzlemi bu şekilde düşünebiliriz.[16]
Ayet ve rivayetlerden anlaşılan İnsanların ruhları ölümden sonra dünya meselelerinden agah olabilirler. Mümin insanların ruhları kudretleri ve faziletleri ölcüsünde ailelerini ziyaret edebilirler.[17] Elbette rivayetlere göre bu hak sadece mümin insanların ruhlarına özgüdür. Allah Teala'nın izniyle nisbi bir özgürlüğe sahiptirler. Ama kafirlerin, müşriklerin, kötülük ve zulüm ehlinin ruhları "berhut" vadisinde tutsak edilmiş ve kendi amellerinin cezasıyla başbaşadırlar. Dolayısla özgürce bu dünyaya gidip gelme hakkına sahip değillerdir.
Aynı düzlemde habis ve başı boş ruhların eziyet ve zarar kaynağı olduğu, alemin tedbirinde dehaletleri olduğu, insanların başarılarında ve başarısızlıklarında etki ettikleri iddiası  boş ve temelsiz hiçbir akli, nakli ve bilimsel dayanağı olmayan bir görüştür. Zira açıktır ki ne ruhlar halikin yarttıklarının işlerine dehalet edecek kadar boş ve işsiz güçsüzdürler.[18] Nede Allah teala onlar böyle bir güç ve kudret vermiştir. Bilinmelidir alemde etki kudreti olan yegane varlık Allah Tealadır.
Bu konuda daha fazla bilgi ve araştırma içi aşağıda zikrediln kaynaklara müracaat ediniz:
Garaip ve Ecaib'il-Cin, Bedriddin ibn. Abdullah Eş'Şebli, tecüme, tahkik ve haşiye İbrahim Muhammed El'Cumel.
Cin ve Şeytan, Ali Rıza Ricali, Tahran, neşri Nubuğ.
Oud Ervah, Nasır Mekarim Şirazi.
İrtibat ba Ervah, Nasır Mekarim Şirazi, İntişarat Nesl Cevan.
Dizin: Şeytan, Cin mi Melek mi, soru 100, Site: 857.
Şeytan ve Cin’in güçleri, soru 138, site: 883.
 
 

[1] Hicr,27: "والجانَّ خلقناه من قبلُ من نارالسموم" Ve Cânn'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık.
[2] Rahman, 15: "وخلق الجان من مارج من نار" Cinleri de yalın dumansız bir ateşten yarattı.
[3] Hicr, 27-42; Cin, 11-15.
[4] Kamus Kuran, Cin kelimesi.
[5] Acaba Cinler Müslüman ve gayrimüslümdürler mi?; Mizan'ul-Hikme, Muhammet Rey Şehri, Yayıncı: Mekteb'ul-Ellam'ul-İslami, 1403.h,1362.ş, 2.c, 11.s, 2658.h; Usul'u-Kafi, Kitab'ul-Hucce, Cinlerin İmamların yanına gelip dini meselerini sorması –babı-, 243.s, 4.h, bu eserde 7 tane daha hadis cinler hakkında nakledilmiştir; Sefine'tul-Bihar, Şeyh Abbas Kummi, Dar'ul-Usve, ikinci baskı, 1416.h, 1.c, bab'ul-Cim bedihul-Nun, 673; Mearif Kuran, Ustad Misbah Yezdi, 316.s.
[6] Mekarim Şirazi, 50 derste gençler için Akaid Usulleri.
[7] İsra, 85, «وَ يَسْئَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَ ما أُوتيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ إِلاَّ قَليلا»
[8] Cisim ve ruh arasında karşılıklı ilişki söz konusu olduğu zaman nefis tabiri kullanılmakta; ruhun mustakil olarak eserleri ve konumu söz konusu olduğu zaman Ruh tabiri kullanılmaktadır.
[10] Tercüme El'Mizan, 19.c, 344.s)
[12] Neml, 30-40.
[13] Cevadi Amuli, Abdullah, Tefsir Mozuui, 1.c, 119.s.
[14] Şeyh Mufit, İrşad, 399.s, Tibyan sitesinden nakledilmiştir.
[15] Mekarim şirazi, Nasır, Tefsir Numune, 25.c, Dar'ul-Kutub'ul-İslamiye, 9.bk, 155-156.(iktibas edilmiştir)
[16] Daha fazla bilgi işçin müracaa edin: Ruhun Münafıklar tarafından ihzarı, soru 650 (site:1050).
[17] Meclisi, Bihar'ul-Envar, 6.c, 268.s; Daha fazla bilgi işçin müracaa edin: Ruh'un uyku ve baygınlık halinde iken faaliyetleri, soru:1524 (site:1059).
[18] Mekarim şirazi, Nasır, Ervahla İrtibat, Nesli Cevan yayınları, 10.bk, 162.s.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar