Gelişmiş Arama
Ziyaret
11320
Güncellenme Tarihi: 2009/04/18
Soru Özeti
Tehdit amaçlı intihar girişiminde bulunmak da ilahi kaza ve kadere göre midir?
Soru
Birisi ölme kastı olmaksızın, tehdit amaçlı intihar girişiminde bulunuyor. Acaba bu da ilahi kaza ve kadere göre midir? Böyle birinin ahirette ki durumu ne olacak?
Kısa Cevap

Konunun daha iyi anlaşılması için öncelikle; "Kaza", "Kader", "Takdir" ve "İlahi kaza" gibi kavramların bilinmesi gerekmektedir. Sözlük anlamı itibariyle; kader, ölçü/ölçme, takdir ise ölçülendirme anlamına gelmektedir. Kaza ise, hüküm verme ve sonuçlandırma demektir. Buna göre ilahi takdirin manası şudur: Yüce Allah, çeşitli sebeplerin sonucunda ortaya çıkacak her olayın sınırını belirlemiştir ve her şey için bir varlık kapasitesi vermiştir. Bu kapasite onun varlık ölçüsü ve takdiridir. Bu ölçülerden birinin kazaya dönüşmesi çeşitli sebeplere dayanır bu sebeplerin bir yanı da insanın kendi iradesidir.

Buna göre ilahi kaza ise bir şeyin meydana gelmesinin şartları oluştuktan sonra Allah'ın onu son aşamaya getirmesidir. Ama insanların fiilleri konusundaki ilahi takdir, onun fiilini bütün özellikleriyle kapsamaktadır. Bu özelliklerden birisi insanın fiillerinde özgür olmasıdır. Buna göre insanların amellerindeki ilahi takdirin manası şöyle olur: İnsan belli şartlar altında istediğini cebri değil de kendi iradesiyle yerine getiriyor. Bu durumda, "İnsanın özgür iradesi de ilahi takdire göredir" kuralı da göz önüne alındığında intihar olayı, ilahi kaza ve kaderle çelişmediği görülecektir.

Böyle birinin ahiretteki durumuna gelince, bu onun amelinin şekline bağlıdır. Yani intihar teşebbüsü genelde ölümle sonuçlanacak şekilde olursa bu intihardır ve rivayetlere göre acı bir azapla azaplandırılacaktır. Ama ölümle sonuçlanmayacak şekilde bir teşebbüste bulunulmuş ve ölümle sonuçlanmışsa bu durumda verilecek azap birinci kısımdaki gibi olmaz, cezası daha hafif olur.

Ayrıntılı Cevap

Sorunun cevabına geçmeden önce bir kaç noktayı belirtmekte yarar vardır:

1-Kaza ve Kaderin Manası

Kader sözcüğü ölçü, takdir ölçülendirme ve bir şeyi belli bir ölçüde yapmak demektir. Kaza sözcüğü ise, sonuçlandırmak ve hüküm vermek anlamına gelir. Bu iki sözcük bazen "alın yazısı" manasında eş anlamlı olarak da kullanılmıştır.

İlahi takdirden maksat ise şudur: Allah-u Teâlâ her olay için özel bir nicelik, nitelik, zaman ve mekân belirlemiştir ki çeşitli sebeplerin sonucunda tedrici olarak meydana gelmektedir.

İlahi kazadan kasıt ise: Bir şeyin meydana gelmesinin şartları oluştuktan sonra Allah-u Teâlâ onu son merhalesine getiriyor.[1]

2-Kaza ve Kaderin İnsan İradesiyle İrtibatı

İlahi takdir ya da alın yazısının iki alanı vardır:

a) İnsanın iradesinin dışında olan alan: Sel, deprem, tufan vb. hadiseler bu alanın kapsamına girer. Dindar bir insanın bu olaylar karşısındaki vazifesi, bunlara teslim olmaktır. Ancak bu teslimiyet, belaları engellememek, azaltmamak veya telafi etmemek anlamına gelmemektedir. Bunları yapmanın sakıncası yoktur, zira teslim olmak insan iradesinin dışında gerçekleşen asıl işlerin meydana gelmesine ait olan bir şeydir. Çaba göstermek ya belaya engel olmak içindir, ya etkisini azaltmak ya da ondan kaynaklanan eksikliği gidermek için. Bu ikisinin arasında fark vardır; çünkü bazen insanın tüm çabalarına rağmen o bela ya da olay gerçekleşmektedir. Örneğin, insan ancak belli bir deprem ölçeğine göre sağlam bina yapma kudretine sahiptir. Eğer daha yüksek bir ölçekte deprem olursa böyle bir durumda dindar insanın teslim olmaktan başka vazifesi bulunmamaktadır.

 

b) İnsanın özgür iradesiyle yaptığı fiillerin olduğu alan: Bu alanda ilahi takdir insanın özgür iradesi ve kararıyla çelişmemektedir. Böyle bir çelişkinin olmamasından dolayıdır ki insanın bu alanda yaptığı işlerin sorumluluğu kendisine aittir. Zira ilahi kaza ve kaderin manası şudur: Meydana gelen her olay bütün özellik ve kayıtlarıyla ilahi irade ve ilime dayanmaktadır. Hepsi ilahi hikmetin idaresi altındadır. Allah'ın takdir ettiği şey, insan fiilinin bütün özellikleriyle beraber olmasıdır; onlardan ayrı değil. Bu özelliklerden bazıları zamana ve mekâna aittir, bazıları da onu yapana aittir. İradeyle yapılan fiillerin özelliklerinden biri failin onları kendi özgür irade ve isteğiyle yapmasıdır. Dolayısıyla,"Allah, insanın kendi iradesiyle yaptığı fiilleri önceden takdir etmiştir." denildiği zaman bunun manası kişinin belli bir zaman ve mekânda, cebri değil de kendi iradesini kullanarak o işi yapmasıdır.

Demek ki kaza ve kader, insanın iradesiyle yaptığı fiillerle çelişmediği gibi onu teyitte etmektedir. Zira bunun manası şudur: Böyle bir fiilin cebri ve irade dışı meydana gelmesi imkânsızdır. İlahi kaza ve kader, böyle bir fiile taalluk etmiştir. Bu fiil cebir ile ve irade dışı gerçekleşirse ilahi kaza ve kaderin aksine olur.[2]

3-İntiharın Hükmü

İntiharın her şekli haram ve günahtır. İmam Sadık'tan (a.s) nakledilen bir rivayette İmam şöyle buyurmaktadır: "Kim kasıtlı olarak canına kıyarsa sürekli olarak cehennem ateşinde kalacaktır."[3]

İmam Bakır'ın (a.s) da şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Mü'min biri her belaya duçar olabilir, her çeşit ölümle ölebilir, ama intihar etmez."[4]

Demek ki hangi sebepten dolayı olursa olsun, intihar eden kimse büyük günah işlemiştir ve ahirette elemli bir azap görecektir.

4- Ölme Kastı Olmadan Tehdit Amaçlı İntihar Girişiminde Bulunmanın Hükmü

Bu konu iki kısma ayrılır:

a) İntihar edecekmiş gibi görünmek (ölüme neden olmasa bile), günah işleyecek gibi görünmek demek olup isyankârlara benzemek ve ilahi emirlere karşı duyarsız davranmaktır.

b) İnsanın intihar teşebbüsü ölüm ile sonuçlanırsa o zaman; 1- Eğer tehdit şekli genelde ölümle sonuçlana şeylerden ise, örneğin bir binanın dördüncü katından kendisini atmışsa, bu durumda intihar kastı olmasa da böyle bir intihar şekli ölümle sonuçlanacağı için intihar sayılıyor ve hükmü intihar edenin hükmü ile aynıdır. 2- Eğer intihar şekli genelde ölümle sonuçlanmayan bir şekilde olur ve ölme kastı olmaz ise ama istemeyerek ölürse bu durumda böyle biri, intihar edecekmiş gibi görünerek Allah'ın emrine itina etmemişse de onun ahirette ki azabı birinci kısımda ki gibi olmayacaktır. Ona intihar etme hükmü verilmez. Bu yüzden azabının hafiflemesi söz konusudur. Çünkü hem gerçekten intihar kastı yoktu, hem de intihar şekli ölümle sonuçlanacak bir şekil değildi.

"Acaba tehdit amaçlı intihar, ilahi kaza ve kadere göre midir?" Sorusuna gelince yapılan açıklamalardan her şeyin ilahi kaza ve kaderin idaresinde olduğu ve insanın iradesiyle çelişmediği görülmektedir. Yani insanın ister ciddi bir şekilde intihar etme kastı olsun, ister olmasın her şey Allah'ın kaza ve kaderindedir. Ama ikisinin ahiret azabı farklıdır. Çünkü amelin ahirette ki sonucu, onun insana ne ölçüde bağlı olduğuna göredir. Ortada ciddi bir kasıt yoksa ve amel de genelde ölümle sonuçlanmıyorsa amel insana daha az bağlıdır, bu yüzden cezası da daha az olacaktır.



[1] -Muhammed Taki Misbah Yezdi, Akait Dersleri, s.151.

[2] -Maarif-i İslami, s.106-107 (Az bir değişiklik ve eklemeyle)

[3] -Men La Yahduruh-ul Fakih, c.4, s.107; Usul-u Kafi, c.7, s.45.

[4] -Usul-u Kafi, c.3, s.112.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar