Gelişmiş Arama
Ziyaret
6784
Güncellenme Tarihi: 2011/05/23
Soru Özeti
Kadınlar Ev, arazi ve toprak gibi taşınmaz şeylerden irs götüremiyorlar. Hal böyle iken Hz. Fatma (s.a.) Fedek arazisinin kendisine ait ve onun hakkı olduğunu iddia edebiliyor mu?
Soru
Küleyni "Kafi" adlı eserinde "kadınlar arazi ve topraktan irs götürmüyorlar" şeklinde bir başlık atmış ve bu başlığın altında İmam Caferden (s.a.a) naklen şöyle yazıyor: "Kadınların toprakta irs olarak herhangi bir payları yoktur". Tusi "tezhip" adlı eserinde Müyeser'den naklen şöyle yazıyor: Ben Eba Abdullah'dan, irs konusunda kadınların hakkını sordum? Eba Abdullah şöyle buyurdu: "Kerpiçin, binanın, ağacın ve kamışın değeri kadınlara verilir ama topraktan ise onlar irs götüremüyorlar". Muhammed b. Müslüm Eba Abdullah'dan şöyle naklediyor: "kadınlar araziden irs götüremiyorlar". Hakeza! Abdulmelik b. Aayan Ebu Cafer'den veya Ebu Abdullah'dan (a.s.) şöyle naklediyor: "kadınlar evden, mülk ve topraktan irs götürme payına sahip değildirler". Bu rivayetlerde ne Hz. Fatma ne de başka herhangi bir kimse istisna edilmemiştir. Bu nedenle Şia kaynaklı rivayetlere göre Hz. Fatma peygamberden (s.a.a) irs götürebilir ve Onun (s.a.a.) malında kendisinin hakının var olduğunu iddia edememelidir.
Hakeza! Peygamberin (s.a.a.) tüm varlıkları İmama aittir. Muhammed b. Yahya Ahmet b. Muhammed'den, o da Ömer b. Şimr'den, O da Cabir'den, Cabir de Eba Cafer'den şöyle naklediyor: Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurdu: "Allah u Teâlâ Âdem'i yarattı ve dünyayı mülk olarak Ona verdi. Adem'e ait olanın tümü Allah ın peygamberine aittir. Allah ın peygamberine ait olan ne varsa Muhammed'in ali'nden olup imamlara aittir".
Şia inancına göre peygamberden (s.a.a.) sonra ilk imam hz. Ali (a.s.)dir. Buna göre fedeki isteme hakkı hz. Fatma'ya değil hz. Ali ye ait idi. hz. Ali ise bu istekte bulunmadı ve bununla da yetinmeyerek şöyle buyurdu: "eğer ben istesem has bal’a, buğday'a ve ipekli kumaşlara ulaşmanın yolunu bilirim, ama nefsimin arzularının bana galip gelip tama yüzünden beni yiyeceklere doğru çekmesi imkânsızdır. Hicaz ve Yemamede hiçbir zaman karınlarını duyurmamış ve bir lokma ekmek ellerine geçmeyen insanlar var olması ihtimali bulunduğu halde ben bunu nasıl yapabilirim".
Kısa Cevap

Yapılan iki işkâlın her birisinin iki farklı cevabı vardır. Birinci işkâla karşı şöyle denilmeli:

1.   Kadının topraktan (taşınmaz mülk) irs götüremesini nefiy eden rivayetler kadının kendi kocasının malından irs götüremesiyle alakalıdır. Kızın kendi babasının veya başkasının malından götüremiyor ile yakından veya uzaktan hiçbir irtibatı yoktur.

2.   Şia ve Sünni rivayet ve tarihi nakillere göre fedek arazısı,  peygamberin (s.a.a.) kendi kızı Fatma'ya hediye etmiş olduğu bir topraktır. Eğer burada irsten bahis edilmiş ise sadece muhalif olanları kani etmek ve onları susturmak içindir.  

İkinci işkâlın cevabı ise şöyledir:

1-   Söz konusu olan rivayetlerin anlamı zahiri olarak insanlar mal sahibi olabiliyor anlayışını nefiy etmek anlamında değildir; zira böyleli bir durum söz konusu olursa fıkıhsal olan birçok hüküm, bir biriyle tezat teşkil eder konuma düşer. Bu rivayetlerin zahirinden anlaşılan hakikat şudur ki; Bu rivayetler genel velayeti gerçek bir şekilde Allah’a ait olduğunu ve Allahın hükmüyle de peygambere ve imam’a ait olduğunu ispatlıyor. Çok açıktır ki, bu velayet ve ihtiyar sahibi olmak merhale bakımından zahiri velayettin çok üstündedir. Belki de zahiri velayet bunun dikeyinde yer almaktadır.

2-   Acaba peygamberin (s.a.a) mahiyetine verilmiş ve Onun sahip olduğu maldan bir kısmını kendi kızına hediye ederse bir çelişki mi meydana gelir? Yoksa İmam bu bağışa razı mı olamıyor?

Ayrıntılı Cevap

İrs ile ilişkin sorulan sorulara iki esaslı cevap verilir:

1-   Küleyn'inin "kafi" adlı eserinde mezkur bab’da zikir edilen rivayetler kadının kendi kocasının malından irs götürme konusuyla alakalıdır. Kızın kendi babasından veya başka yerlerden irs götürme konusuyla yakından veya uzaktan her hangi bir alakası yoktur. Söz konusu kitabın kendisinde birçok rivayette vardır ki, çocuğun irsi konusuyla alakalıdır. Bu rivayetler kız çocuğun babasnın tüm mallarından irs götürebilir şeklinde hükümler açıklamaktadır. Örnek babından iki rivayeti aşağıda zikrediyoruz:

a)   Hamza b. Hamran şöyle diyor: imam Sadıktan  (s.a.a) şöyle sordum: Allahın Resulün’den kimler irs götürdüler? O hazret şöyle buyurdu: “Ev eşyası olmak üzere peygamberin neyi var idi ise hepsini Fatma (s.a.) irs olarak götürdü.”[1]

b)   Başka bir rivayette de şöyle buyuruyor: Seleme b. Muhriz bir rivayette hz imam Sadıktan (a.s.), vefat edip dünyadan giden ve kendisinden sonra bir kız çocuk bırakmış bir kimse hakkında sordum diyor: O hazret  "vefat edenin tüm mülkünü kendisinden sonra bırakmış olduğu kızına verilmesini"[2] istedi.

2-   Şiaların inancı gereğince: Hz. Fatma'dan (s.a.) gasp edilen şey peygamberin kendinden sonra bıraktığı irs kısmından değildi. Bilakis Peygamber (s.a.a.) vefatından önce yani daha hayatta iken fedeki kendi kızı hz. Fatma’ya hediye olarak vermişti. Elbette bu sadece Şialar tarafından iddia edilen bir iddia değildir. Belki ehlisünnetin birçok muteber kaynak kitaplarında ve rivayetlerinde de zikredilmiştir.[3] Söz konusu kitaplarda fedek Peygamber (s.a.a) tarafından hz. Fatma'ya (s.a.) verildiği rivayet edilmektedir. Örneğin “şevahidu et-tenzil” kitabında, ebu Said-i Hudri’den şöyle nakledilmektedir: akrabalarının hakkını ver anlamında olan şu ayet “ati zal kurba hakkehu[4] nazil olduğu zaman hz. Peygamber Fatma’yı çağırdı ve fedek-i kendisine vererek şöyle buyurdu: bu Allah ın sana ve çocuklarına vermiş olduğu bir paydır”.[5] Bu nedenledir ki, eğer konuyla alakalı irsin sahihliğinden bahis ediliyorsa sadece muhalifleri ikna etmek ve onları sustumak içindir. Zira cedelsel metot muhaliflere karşı bazen faydalı geliyor. Hz. Fatma da (a.s.) faydalı olur babından cedel metoduna baş vurmuştur. Yoksa fedek irs türünden bir mal değil bilakis Peygamber tarafından kendisine ve çocuklarına hediye edilmiş bir mal idi. İkinci işkâlın cevabında şöyle diyoruz:

1-   Kafi adlı kitapta[6]yerin tümü imama aittir” şeklinde rivayetler var olmaktadır. Bu rivayetler yerin tümünün sahipliğini Peygambere (s.a.s) ve daha sonra İmama ait olduğunu tespit etmektedirler. Burada akla gelen soru şu: Acaba Peygamber (s.a.s) veya İmam kendi mahiyetlerindeki mülkü istediği kimselere hediye edemezler mi? Veya Peygamber (s.a.s) kendi mahiyetindeki mülkten bir kısmını istediği bir kimsye hediye ederse Ondan soraki imam Onun (s.a.s) yapmış olduğu bu eylemden hoşnut ve razı mı olmuyor?

2-   Bu rivayetlerin maksadı zahiri malikiyet değildir. Zira eğer zahiri malikiyet maksat olmuş olsa, diğer tüm malikiyetler ortandan kaldırılması gerekirdi. Örneğin imamın vefatından sonra bütün topraklar ve yerler vefat eden imamın varislerinin mahiyetine geçmesi gerekirdi. Bu durumda malikiyet ile alakalı olan hükümler arasında çelişki ve tezat meydana gelirdi. Veya ilgili hükümler iptal edilir ve faydasız duruma gelirdi. İmam Humeyni “kitab-i bey’i” adlı eserinde ilgili rivayetlerle alakalı muhtemel manalara işaret ediyor ve sonra o manaları redderek rivayetlerin kast ettiği doğru manayı açıklamış ve şöyle diyor: Allah u Teala gerçek ve hakiki velayete sahiptir ve Allah Resulü Allahın izniyle bu velayete sahip olmuş ve peygamberden (s.a.a) sonra bu velayet Allah tarafından veya Allahın Resulü tarafında imama verilmiştir.[7] Bu velayet ve ihtiyar sahibi olmak ile fertlerin kendi mallarına oranla sahip oldukları sahiplik arasında hiç bir tenafi ve tezat yoktur. Zira bu velayet fertlerin sahip oldukları malikiyetin fevkinde ve ona oranla daha yücedir. Zahiri malikiyet hakiki ve gerçek malikiyetin dikeyindedir. Dolayısıyla fedekte tasarruf etmek birinci derecede peygamberden sonra imamın velayet hakkını dikkate almamak ve bu makama saygısızlıktır. İkinci derecede de Hz. Fatma’ya (s.a.) verilen malikiyet hakkını göz ardı edip onu çiğnemek anlamındadır.



[1] KÜLEYNİ, “usulu’l-kafi”, 4. Baskı, Tahran: dahrul-kütübül-islamiye, 1407  h. ş. c. 7, s. 86.

[2] a.g.e.

[3] Aşağıdaki kitaplara bakabilirsiniz: HASKANİ, Abdullah b. Ahmet, “şevahidu et-tenzil”, Tahran: defteri neşri vezareti irşadi, baskı tarihi yok, c. 1, s. 438 – 445; SUYUTİ, Celaluddin, “eddürrü el-mensür fi tefsiri el-mesür” Kum: mektebetü – Ayetullah el-MERAŞİ EN – NECEFİ, 1404 h. k., c. 4, s. 177.

[4]Yakın akrabanın hakkını ver”, isra 26.

[5] HASKANİ, Abdullah b. Ahmet, “şevahidu et-tenzil”, Tahran: defteri neşri vezareti irşadi, baskı tarihi yok, c. 1, s. 441.

[6] KÜLEYNİ, “usulu’l-kafi”, c. 1, s. 407.

[7] İmam HUMEYNİ, “kitab-i bay’i” Kum: müessese’i ismailiye, 1410 h. k. c. 2, s. 494.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hac amellerini müstehap gusül ile yapmak caiz midir?
    6995 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Başta hatırlatılmalıdır ki; namaz için yeterli olan her temizlik (abdest, teyemmüm, müstehap gusül, …), temizlik ile yapılması gereken hac amelleri için de yeterlidir. Bundan dolayı ilkönce birkaç noktayı belirtmek gerekmektedir:1. Farz gusül ile namaz veya abdest gerektiren hac amelleri gibi fiiller yerine getirilebilir mi?2. Müstehap gusüller bu ...
  • Taklit mercilerinin günümüzde başa kama vurma hakkında ki fetvaları nedir?
    14024 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/02/22
    Hz. İmam Hüseyin Seyyid-i Şüheda'ya matem tutmak Masum İmamlar (a.s)'ın ve din önderlerinin her zaman üzerinde önemle durdukları bir noktadır ve tarih boyunca bu merasimleri hep yapılmıştır.Başa kama vurmak, bazı şehir ve ülkelerde İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı için tutulan matem ...
  • Peygamber(s.a.a.)’in bütün sözleri ve konuşmaları vahiy midir?
    19359 Eski Kelam İlmi 2008/06/18
    Bu hususta farklı görüşler vardır:Bazıları, Necm suresinin 3 ve 4’üncü ayetlerinin[i] genel olmasına bakarak şuna inanmaktadırlar: Peygamber(s.a.a.)’in bütün konuşmaları ve davranışları, vahiyden kaynaklanmaktadır.Bazıları da, Kuran-ı Kerim ve Peygamber(s.a.a.)’e nazil olan ayetler hakkında olan Necm suresinin 4’üncü ayetine bakarak, Peygamber(s.a.a.)’in ...
  • İçki veya domuz eti sunan lokantalarda veya İsrail’e yardım eden kurumlarda çalışmak haram mıdır?
    12754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/06
    Ayetullah Uzma Hameni domuz eti konservesi yapan bir işyerinde veya gece kulüplerinde ve fesat yerlerinde çalışmanın hükmü hususundaki bir soruya şöyle cevap vermiştir:“Domuz eti, içki satmak ve kabare, kumar, fuhuş, içki merkezleri vb. yerlerde çalışmak caiz değildir ve bu yollarla elde ...
  • Kur’an-ı Kerim’in Tahrif edilmediğinin delilleri nedir?
    23993 Eski Kelam İlmi 2009/08/20
    Tahrif genel anlamda Kur’an’ın lafız ve manalarında her türlü değiştirme, artırıp eksiltmeye denir.Araştırmacılar Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair çeşitli deliller zikretmişlerdir. Biz bu delillerden bazılarına burada işaret edeceğiz:1- Kur’an nüzul zamanından ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11519 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Neden kıyamet, vahşet ve korku verici olaylarla birliktelik yaparak gerçekleşiyor?
    9156 Eski Kelam İlmi 2010/12/18
    Kıyamet sahnesi Allahın Kibriya ve heybetinin tecelli ve zuhur edeceği bir sahnedir. Kuranı kerimde kıyamet günüyle alakalı bazı olaylar zikir edilmiştir. Örneğin; dağlar sarsılacak ve yok olacak, insanlar kabirlerinden çıkacak, yer kendi hazinesinde bulundurduğu her şeyi dışarı verecek. İnsanın işlemiş olduğu tüm amelleri mücessemleşir ...
  • Mercilerin (fetvalarına mürcat edilen kimseler) fetvalarında var olan ihtilaf, acaba Nehc’ül- Belağa'nın 18. Hütbesinde yasaklanmış ihtilafların örneklerinden sayılmaz mı?
    8140 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/06/17
    Bazı araştırmacıların akidesine göre Nehc’ül-Belağa’nın 28. Hutbesi, 17. Hutbenin bir bölümüdür. Ancak Seyit Razi’nin (r.a) toplamasında birbirinden ayrılarak müstakil hütbeler şekline girmiştir. Hutbenin içeriği de buna şahitlik etmektedir. Zira 17. hutbede cahil ve salih olmayan kadılardan (yargıç) söz edilmektedir. Bu kadılar vermiş oldukları kendi yanlış yargılarıyla halkın ...
  • Hangi imamın başka imamlardan farklı kendine özgü özellikleri vardır?
    8135 Masumların Siresi 2012/03/04
    Dini öğretilerimize göre Masum İmamların varlıkları iki yönlüdür. Biri nurani varlıkları, diğeri maddi varlıklarıdır. Nur varlıkları açısından onların hepsinin nuru birdir. Ama maddi ve cismi varlıkları açısından zaman ve mekan şartlarına göre her birinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin İmam Ali cesarette ve hitapta, İmam Hüseyin cihad ve ...
  • acaba meni necis midir, ve başka şeyleri de necis ediyor mu?
    23416 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Eşiyle cinsel ilişkide bulunmak ve aşk yapmak esnasında insandan çıkan su şu aşağıdaki üç taneden birisi olması mümkündür: 1-   Mezi; mezi bazen sevişmekten ve oynamaktan sonra (ama meniden önce) insandan çıkan bir su türüdür. ...

En Çok Okunanlar