Gelişmiş Arama
Ziyaret
24391
Güncellenme Tarihi: 2013/08/25
Soru Özeti
Bizim Allah’a ettiğimiz dua ve isteklerimizin maslahatımıza uygun olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Soru
İsteklerin yerine getirilmesi için Allah’a dua etmemize dair Kuran ayetleri ve hadisler bulunmaktadır. Başka bir taraftan da Allah’tan hiçbir şeyi zorla istemeyin belki o şey sizin maslahatınıza değildir denmektedir. Bu yüzden dua ettiğimiz şeyin maslahatımıza uygun olup olmadığını nereden bileceğiz?
Kısa Cevap

Ayet ve rivayetlere göre, dua bir ibadettir ve kendine özel hükümleri, şartları ve kuralları vardır. Örneğin; duanın hükümlerinden birisi haram olan ve diğerlerinin zararına olan şeyleri istememektir.

Aynı şekilde rivayet ve ayetlerde önerilen dua, ilahi emir ve yasaklara uyma başarısı ve İslam toplumu ve müminler için edilen dua gibi manevi ihtiyaç ve istekler için yapılan dualardır.

Buna göre dini öğretilerde bize küçük büyük her şey için dua etmemiz ve duada ısrarlı olmamız söylense de, maslahatın belirlenmesi için duanın da kurallar çerçevesinde olduğu ve Allah’ın teşrii ve tekvini kanunlarıyla çelişmemesi gerektiği noktasına dikkat edilmelidir. Buna ilave olarak duanın kabul olmasında aceleci olunmamalı ve kabul edilme zamanı maslahatımıza uygun olması için Allah’a bırakılmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Dua etmek, bir ibadettir ve ayet ve rivayetlerde çok tavsiye edilmektedir. Allah-u Teâlâ Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır: “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”[1]

Yukarda zikredilen ayette, duanın ihtiyacı ve istekleri elde etmede mukaddeme yönünün olmasına ilave olarak: Dua etmenin kendisinin kullukta bir temel olduğuna dikkat çekilmiş ve ayetin devamında “Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”

Yani; dua bir istek olmanın yanı sıra kendiside istenilen bir şeydir (kabul edilsin veya kabul edilmesin yapılması bizden istenmiştir), hem araçtır ve hem de hedef, hem mukaddimedir ve hem de sonuç ve amaç. Hadislerde duaya ısrar ve tekit edilmesinin sırrı da bu noktada yatmaktadır.[2]

İmam Sadık (a.s.), kendisine hangi ibadetin daha üstün olduğu sorulduğunda şöyle cevap verdi: “Allah katında, O’ndan bir şey istemekten daha üstün bir ibadet ve O’na ibadet etmekten kaçınan ve O’ndan bir şey istemeyen kimseden de daha aşağı birisi yoktur.”[3]

Aynı şekilde hadislerde, dua ederken hiçbir küçük ihtiyacı küçük olmasından dolayı terk etmememiz gerektiği geçmektedir; çünkü büyük ihtiyaçlar kimin elindeyse küçük ihtiyaçlar da onun elindedir.[4]

İmam sadık (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Allah-u Teâlâ, insanların birbirlerinden bir şey istemede ısrarcı olmalarını sevmez ama kendisi için bu işi sever.”[5]

Dua etmek bir ibadet olduğu için kesinlikle dua eden kimse için maslahatı vardır. Ama duanın da diğer ibadetler gibi hüküm ve kurallarının olduğuna dikkat etmek gerekmektedir. Eğer bir dua kurallarına ve şartlarına göre yapılmışsa mutlaka kabul edilir ve eğer kabul edilmemişse, ihlâssızlık, nifak, haram yiyecek ve Allah yolunda yapılan sadaka ve infakı terk etmek gibi duanın kabulünü engelleyen şeylerden kaynaklanmaktadır.[6]

Başka bir tabirle, dua ve Allah’tan bir şey istemek, insanın bazı isteklerine ulaşmasına sebep olsa da bu her isteğin dua ve tevessülle elde edileceği anlamına gelmemektedir. Duanın da kuralı, şartı ve engelleri vardır ve bunların bazıları şunlardır:

1) Niyette kâmil bir şekilde ihlâslı ve imanlı olunmalıdır; çünkü Allah’ın verdiği şeyler halis niyetle orantılıdır. Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “İlahi bağışlar niyetteki ihlâs miktarındadır.”[7]

2) İnsanın istekleri makul ve şer’i ölçüler dâhilinde olmalıdır. Yani dua eden kimse şer’i açıdan, Allah’tan haramı yapmayı veya bir farzı terk etmeyi gerektirecek bir şeyi istememelidir. Örneğin, sıla-i rahim farz olmasına rağmen akrabalardan uzaklaşmak için dua etmek yanlıştır.

3) Dua, tabii sebepler ve araçlarla birlikte olmalıdır; yani dua eden kimsenin, Allah’ın tekvini kurallarına dikkat etmesi gerekmektedir. Çünkü bazen bir kimsenin duasının kabul olması, tekvini ve tabiat açısından imkânsız veya ilahi kuralların dışında olabilir ya da duanın kabul olması için bazı maddi veya manevi altyapıyı oluşturması gerekmektedir. Örneğin birisi evinde oturarak, Allah’ım bana rızık ver dese Allah ona şöyle der: Ben sana rızkı aramayı emretmedim mi?

4) Duanın kabul edilmesindeki en önemli ve etkili şartlardan birisi, iman ve iyi amellerdir. Tabii ki Allah karşısındaki sözünü tutmayan birisi, her isteğinin hemen yerine getirilmesini beklememelidir.

5) Bazen de istenilen şeyin gerçekleşmesi için uygun zaman gelmemiş olabilir. Bunun başka sebepleri de olabilir örneğin duanın kabul olma süresinin uzaması durumunda, dua eden kimsede Allah’a karşı huşu ve yalvarma durumu gerçekleşerek Allah ile olan irtibatı uzayacak ve sonuçta da bu irtibatı güçlenecektir.

Aslında, insanın dua ve tevessül etmesinin kendisi kulluğun en üst düzeyi ve Allah’ın bu kimseye olan lütuf ve inayetinin ve daha büyük rahmet ve lütufları peşinden getireceğinin bir göstergesidir.

6) Bazen de dua eden kimsenin isteğinin yerine getirilmesi, onun maslahatına ve faydasına uygun olmamaktadır ve bu kimsenin maslahatı duasının kabul olmamasındadır: “Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysaki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”[8]

Böylesi bir durumda zahiren dua eden kimsenin duası kabul olmamıştır ama bu onun maslahatına ve faydasınadır.

Her halükarda Allah-u Teâlâ, dua eden kimsenin duası ve tevessülü karşısında ona büyük bir sevap verecektir ve bu kimse Allah’a yakınlaşma ve irtibat kurma nimetine ulaşacaktır.

Dua eden kimsenin isteği verilmiş olsun veya maslahatından dolayı zahirde verilmemiş olsun ilahi rahmet kapısı hiçbir zaman kimsenin yüzüne kapalı değildir. Çünkü bu şekilde yapılan duaların gerçekte gizli bir kabul yönü vardır.[9]

Sonuç:

1) Duada ısrarlı olmak tavsiye edilmiş olsa da sonucunun gerçekleşmesinde acele edilmemelidir. Duanın kabul edilme zamanı hikmet sahibi olan Allah’a bırakılmalı ve O’nun yaptığına razı olunmalıdır. Belki de duanın çabuk kabul edilmesi dua eden kimsenin maslahatına uygun olmayabilir veya istenilen şey dua eden kimsenin zararına olabilir, böyle bir durumda ya dünyada istenilen şeyin yerine başka bir şey ona verilir ya da kıyamet günü istenilen şeyin çok daha fazlası kula verilir. Ama duanın şartları yerine getirildiği takdirde dua mutlaka kabul edilir.[10]

2) Bizden istenilen, dua etmemizdir ve insanın kendi maslahatına uygun olan şeyler için dua etmesi doğaldır ama bu duanın zikredilen şartlarla bir çelişkisi olmamalıdır. Duanın şartları eksik olursa, örneğin tekvini veya teşrii kuralların tersine olursa, mutlaka böylesi bir duada maslahat da yoktur. Duanın bize göre maslahatı olsa ve akıl ve şeriat ile de çelişmese yine de bizim maslahatımıza uygun olmayabilir. Bu yüzden duanın bizim maslahatımıza uygun olup olmadığını belirlemek kula değil Allah’a aittir. Çünkü bütün maslahatları tam olarak bilmek sonsuz bir ilmi gerektirmektedir ki bu kullarda yoktur.

3) Anlatılanlardan, soruda geçen “Hiçbir zaman, bir şeyi Allah’tan zorla istemeyin çünkü belki o şey sizin faydanıza olmayabilir” cümlesinin, açıklamaya ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü eğer şartlarına dikkat ederek dua etmişseniz ve bu istediğiniz şey tekvini ve teşrii kurallarla çelişmiyor ve dünya ve ahret maslahatınıza da uygunsa, duada ısrarlı olmalısınız ve belki benim maslahatıma uygun değildir diyerek ısrar etmekten vazgeçmemelisiniz. Eğer bütün bunlara rağmen duanız kabul olmazsa, mutlaka benim düşünmediğim başka bir maslahat vardır denilmelidir. Her halükarda biz, neyin maslahatımıza uygun olduğunu kendi akıl ve anlayışımıza göre değerlendiriyoruz ama Yüce Allah sonsuz ilmiyle işin gerçeğini bilir. Buna göre eğer biz, istediğimiz şeyin kendi maslahatımıza uygun olduğunu değerlendirirsek duada ısrar etmeliyiz ve bu ısrarın kendisi bizim faydamızadır ve bu ısrar bizim Allah’la olan irtibatımızın güçlenmesine sebep olur.


[1] MÜ'MİN suresi, 60. Ayet.

[2] Daha fazla bilgi edinmek için şu kaynağa başvurabilirsiniz: Mutahhari, Murtaza, Yirmi konuşma, s: 226–237.

[3] Usul-u Kâfi, c:4, s: 210, hadis: 2.

[4] Usul-u Kâfi, c:4, s: 212, hadis: 6.

[5] Usul-u Kâfi, c:4, s: 224, hadis: 2.

[6] Numune Tefsiri, c: 20, s: 152.

[7] Nehc’ül Belağa, 31. Mektup. Tabii ki Hz. Ali (a.s)’nin bu cümlesi daha farklı bir şekilde de anlamlandırılabilir. Yani Hz. Ali (a.s)’nin bu cümleden maksadı şöyle olabilir: İlahi bağışlar niyetin ölçüsü miktarındadır, eğer küçük bir şey istediysen o sana verilir ama önemli ve değerli bir şey istediysen o değerli şey sana verilir. Bu yüzden insanın büyük hedefi olması daha iyidir.

[8] Bakara Sûresi, 216. ayet.

[9] Ayet ve rivayetlerde duanın kesin olarak kabul olacağı vurgulanmış ve bir kulun Allah’a elini açtığında, Allah-u Teâlâ’nın bu kula rahmetinden bir şey vermeden geri döndürmeyeceği geçmektedir. Usul-u Kâfi, c: 4, s: 218, h:2.

[10] Dünyada duası kabul olmayan bir kimseye ahrette sevabı verilirken sevabının ne kadar çok olduğunu görünce, keşke dünyada hiçbir duam kabul olmasaydı diye arzu edecektir. Usul-u Kâfi, c:3, s: 246, h: 9. 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İnsan nasıl Allah’ın mahbubu (sevimli kulu) olur?
    24919 Pratik Ahlak 2010/06/30
     Allah’la dostluk iki şekilde mümkün olur: 1- Kulların Allah’la dost olması 2- Allah’ın kullarıyla dost olması. Soruda geçen işte bu ikinci kısmıdır, yani kulların Allah tarafından sevilmeleri.Elbette evrende olan her şey Allah’ın yaratığı ve eseri olduğu için, Allah tarafından ...
  • Aristo mantığı ile diyalektik arasındaki farkı nedir?
    14845 İslam Felsefesi 2011/03/02
    Mantık bir kanunlar manzumesidir ve bu kanunlara riayet etmek düşüncede hataya düşmemizi engeller. Mantık eski ve yeni mantık diye iki kısma ayrılır. Eski mantık, bize nasıl doğru bir kıyas ve istidlal üreteceğimizi öğreten Aristo mantığıdır; başka bir ifadeyle Aristo mantığı istidlalin şekil ve kalıbına ek olarak, ...
  • Künye ne demektir? İslam Peygamberinin (s.a.a) künyesi olan Ebu’l-Kasım’ın manası nedir?
    57999 تاريخ بزرگان 2012/02/18
    Arap kültüründe Eb (erkekler için) ve Ümm (kadınlar için) takılarıyla başlayan isimlere künye denir. Künye kalıbında isim vermek Arap kabilelerinde insanı bir çeşit yüceltmek sayılmaktadır.[1] Ebu’l-Kasım, Ebu’l-Hasan, Ümmü Seleme, Ümmü Kulsüm vb. gibi. İslam da künyeye ...
  • Tathir ayeti Kur’an’ın hangi suresindedir?
    16333 Tefsir 2010/07/28
     Tathir ayeti olarak bilinen ayet Ahzap suresinin 33. ayetidir. Yüce Allah, bu ayette Ehl-i Beyt olarak bilinen belli kişileri tekvini iradesi ile pak kılacağını beyan etmiştir. Bu ayetin nüzul sebebi (iniş sebebi) hakkında Ehl-i sünnet ve Şia kaynaklarında yetmişe aşkın hadis nakledilmiştir. Bu ...
  • İslam dininin dinozor hakkındaki görüşü nedir?
    81760 Tefsir 2010/01/16
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Münafıklar ruhları çağırarak Müslümanlara sorun çıkarabilirler mi?
    6827 Eski Kelam İlmi 2009/09/22
    Ruh çağırmak ve ruhlarla irtibata geçmek mümkün bir şeydir; yani akli yönden imkansız değildir ve ruhla irtibat kuranlar olabilir. Evliyalar ve nefislerine çok riyazet çektiren kimseler dışında galiba kimse bu işi yapamaz. Münafıklar kibirli, kendilerini beğenmiş ve nefislerinin esiri insanlar olduklarından riyazet çekmeye de güçleri yoktur. ...
  • Sevgi ve muhabbetin önemi ve sınırları nedir?
    2495 Hadis 2020/01/19
  • Mercilerin (fetvalarına mürcat edilen kimseler) fetvalarında var olan ihtilaf, acaba Nehc’ül- Belağa'nın 18. Hütbesinde yasaklanmış ihtilafların örneklerinden sayılmaz mı?
    7176 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/06/17
    Bazı araştırmacıların akidesine göre Nehc’ül-Belağa’nın 28. Hutbesi, 17. Hutbenin bir bölümüdür. Ancak Seyit Razi’nin (r.a) toplamasında birbirinden ayrılarak müstakil hütbeler şekline girmiştir. Hutbenin içeriği de buna şahitlik etmektedir. Zira 17. hutbede cahil ve salih olmayan kadılardan (yargıç) söz edilmektedir. Bu kadılar vermiş oldukları kendi yanlış yargılarıyla halkın ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    6346 Tefsir 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Tahtel Hanekten (Çene altı)Maksat nedir?
    7664 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/10/09
    Namaz esnasında (sarığın bir ucuyla) çene altını bağlamanın sünnet olduğu hakkında her hangi bir rivayet elimizde yoktur. Sadece şeyh Saduk “Men la Yahdurul-Fakih” adlı kitabında bu amelin meşhur oluşunu kendi şeyh ve üstatlarına nisbetlendirmiş. Ama yolculukta veya her hangi bir ihtiyacı gidermek peşinde olduğu esnada çene altını ...

En Çok Okunanlar