Gelişmiş Arama
Ziyaret
48488
Güncellenme Tarihi: 2009/05/13
Soru Özeti
Acaba Kuran-ı Kerim'de sırat köprüsüne işaret edilmiş midir?
Soru
Kuran-ı Kerim'de “Sırat Köprüsü” anlamına gelen bir kelime yoktur ve “sırat” kelimesi de sadece yol anlamında kullanılmaktadır. “Sırat köprüsü” kelimesinin insanlar arasında çok kullanılmasının sebebi nedir ve “sırat” ile “Sırat köprüsü” arasında nasıl bir ilişki vardır?
Kısa Cevap

“Sırat köprüsü” kelimesi Kuran-ı Kerim'de geçmemesine rağmen bazı rivayetlerde bu kelime açıklanmıştır; örneğin İmam Sadık (a.s), Fecir Suresi’nin 14. ayetindeki “Mirsad” kelimesinin tefsirinde, onu cehennemden geçen bir köprü olarak beyan etmiştir.

Konunun açıklığa kavuşması için, “sırat” kelimesi hakkında bazı noktaları açıklayacağız. “Sırat” yol anlamına gelmektedir ve bazı ayetlerde geçen “sırat-ı müstakim (doğru)” kelimesi, hak yol ve bu dünyadaki hidayet yolu anlamına gelmektedir ve bu doğrultuda olan herkes ahirette de bu yol üzerinde olacaktır. Eğer birisi bu dünyada bu yoldan sapacak olursa, ahirette de onun üzerinden geçemeyecektir.

İmam Sadık (a.s)’dan nakledilen şu rivayeti sözümüze delil olarak getirmekteyiz; İmam (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Sırat, Allah’ı tanıma yoludur ve bu iki tane sırat şeklindedir; dünyada olan sırat ve ahirette olan sırat. Ama dünyadaki sırat, itaati farz olan imamdır ve ahiretteki sırat ise cehennem üzerine kurulmuş olan bir köprüdür. Dünyada, dünya sıratından düzgün bir şekilde geçen herkes; zamanının imamını tanır ve ona itaat ederse, ahirette de sırat köprüsünden rahat bir şekilde geçecektir. Dünyada zamanının imamını tanımayan herkes de, ahirette sırat köprüsünden geçerken ayağı kayarak cehennemin ortasına düşecektir.”

İmam (a.s)’ın bu cümlesinin anlamı, bu iki sıratın birbiriyle ilişkili olduğudur; yani dünyada sırat üzerine olan herkes ahirette de sırat köprüsünden rahatlıkla geçecek ve cehenneme düşmeyecektir. Rivayetlerde sırat köprüsünün imam olarak açıklanması dünyadaki sırat köprüsünün bir tecellisidir ve herkesin bu yolda olması gerekmektedir.

Rivayetlerde kıyamet menzillerinden birisi olan sıratın, sırat köprüsü, cehennem köprüsü vb. olarak tabir edilmesinin nedeni sadece insanların akıllarını bu konuya yaklaştırmak ve anlamayı kolaylaştırmak içindir.

Ayrıntılı Cevap

“Sırat” kelimesi yol anlamına gelmektedir ve “müstakim (doğru)” kelimesiyle de vasıflandırıldığı zaman doru ve hak yol anlamına gelmektedir.

Kuran-ı Kerim’de de bazı ayetlerde “sırat-ı müstakim (doğru)” kelimesi geçmektedir ve aşağıda bu ayetlere işaret edilecektir:

1) “Allah’ım bizleri doğru yola hidayet et.”[1]

2) “Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. İşte bu doğru yoldur.”[2]

3) “Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.”[3]

4) “İşte Rabbinin doğru yolu budur. Biz, öğüt alanlar için ayetleri geniş geniş açıkladık.”[4]

Bütün bu ayetlerde geçen “sırat-ı müstakim (doğru yol)” kelimesinden maksat, bu dünyadaki hidayettir ve bu dünyada bu yolda olan herkes, ahirette de Sırat-ı müstakim üzerine olacaktır; yani dünyada yapmış olduğu doğru amellerinin neticesini kıyamette görecektir.

Açıktır ki; Kuran-ı Kerim’in bu ayetlerde geçen “sırat-ı müstakim"den kastı, insanların bu dünyadaki yaşantılarının en iyi yol ve yöntemi konumunda olan nurlu ilahî emir ve ahkâmlar mecmuasına amel edilmesidir. Bu emirlere amel etmek, tıpkı insanı hidayete ulaştıran doğru bir yolda hareket etmek gibidir.

Bu yüzden bazı rivayetlerde, masum imamlar (a.s) hakkında “sırat-ı müstakim” tabiri kullanılmaktadır.[5]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Sırat; yani Allah’ı tanımanın yolu, iki sırattan ibarettir; dünyadaki sırat ve ahiretteki sırat. Dünyadaki sırat, ona itaat etmenin vacip olduğu imamdır ve ahiretteki sırat ise, cehennemin üzerindeki köprüdür. Her kim dünyadaki sırattan olması gerektiği gibi geçerse; yani kendi imamını tanır ve ona itaat ederse, ahiretteki sırattan da kolaylıkla geçer ve her kim de dünyada kendi imamını tanımazsa, ahirette de sırattan geçerken ayağı kayar ve cehenneme düşer.”[6]

Aynı şekilde İmam Sadık (a.s) Fecir Suresi’nin 14. ayeti (Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.)[7] hakkında şöyle buyurmaktadır: “ Mirsad (gözetleme yeri) cehennemin üzerinden geçen köprüdür. Boynunda mazlumun hakkı olan bir kimse bu köprüden geçemeyecektir.”[8]

Elbette İmam Sadık (a.s)’ın bu beyanı, Mirsad’ın (gözetleme yeri) anlamlarından sadece birisinin beyanıdır. Çünkü ilahî gözetleme yeri, sadece kıyamete has bir şey ve meşhur sırat köprüsü değildir. Allah-u Teala, bu dünyada da zalimleri gözetlemektedir.[9]

Buna göre “sırat köprüsü”, hem Kur’an-ı Kerim’de ona işaret edilen[10] ve hem de rivayetlerde özellikleri beyan edilen bir gerçektir.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Cehennemin üzerinde kıldan daha ince ve kılıçtan daha keskin bir köprü vardır.”[11]

Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “ Sizlerden sırat köprüsünde adımları en sabit olan kimse, benim Ehl-i Beytim’e karşı sevgisi en çok olan kimsedir.”[12]

Sırat köprüsü, kıyamet günündeki duraklardan biridir ve rivayetlerde de onun hakkında köprü, sırat, sırat köprüsü, cehennem köprüsü gibi çeşitli tabirler zikredilmiştir. Ancak bütün bu rivayetlerin kastettiği şey, kıyamet günündeki duraklarından biri olan duraktır ve halkın sade zihinlerinin onu daha iyi tanıması için, onun hakkında köprü tabiri kullanılmıştır. Yoksa dünyadaki, dayanakları olan ve insanların, hayvanların ve nakliye araçlarının geçmeleri için olan köprüler gibi değildir.

Kur’an-ı Kerim’de ve rivayetlerde geçen köprü ve sırattan kasıt, mesir, yol, yöntem ve mekteptir. Diğer bir deyişle, insanların kendilerini gerçek ve ebedî saadete ulaştıracak mektep ve yolun, belirli özelliklere sahip olan mektep ve yol; yani Allah-u Teala’nın dini (hakikî İslam) olduğunu ve yalnızca bu yolda ilerlemekle kurtuluşa ereceklerini bilmeleri gerekmektedir. Diğer bir taraftan ise, bu yolun özellikleri, zarif ve dakik noktalarını gereğince tanımaktan gaflet etmenin, bu yoldan sapmaya ve sapıklığa düşmeye sebep olacağını bilmeleri gerekmektedir.

Buna göre, rivayetlerde “kılıçtan daha keskin” ve “kıldan daha ince” olarak nitelendirilen sırat köprüsü, Allah-u Teala’nın başlangıç noktasını bu dünyada karar kıldığı ve devamını ise ahirete birleştirdiği, oldukça dakik ve hesap edilmiş bir yoldur. Allah’ın belirlediği emirlere hakkınca riayet etmeye çalışan kimse hak yolun gerçekte kıldan ince ve kılıçtan keskin bir yol olduğunu ve bunun kıyametteki sırat köprüsünün bir tecellisi olduğunu rahatlıkla bu dünyada kendi hayatında müşahede eder. Elbette hadislerde de açıklandığı üzere bu yol bu kadar ince ve dar olmasına rağmen takva sahibi olan kimselere hak üzere sebat gösterdikleri takdirde genişlenir. Ancak takva yolundan uzaklaşanlara ise daraldıkça daralır. Buna göre, sırat köprüsünden rahatlıkla geçmek isteyen kimselerin, şu andan itibaren ve bu dünyada bu yolda kalmaları ve ondan dışarı çıkmamak için dikkatli olmaları gerekmektedir. Daha açık bir tabirle; kıyamet günündeki sırat köprüsü, imam vb. olarak tabir edilen dünyadaki sırat köprüsünün bir tecellisidir



[1] Fatiha Sûresi, 6. ayet: “اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِیمَ” 

[2] Âli İmran Sûresi, 51. ayet: “إِنَّ اللّهَ رَبِّی وَرَبُّکُمْ فَاعْبُدُوهُ هَـذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِیمٌ   

[3] Âli İmran Sûresi, 101. ayet: “وَمَن یَعْتَصِم بِاللّهِ فَقَدْ هُدِیَ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِیمٍ

[4] Enam Sûresi, 126. ayet: “وَهَـذَا صِرَاطُ رَبِّکَ مُسْتَقِیمًا قَدْ فَصَّلْنَا الآیَاتِ لِقَوْمٍ یَذَّکَّرُونَ

[5] Meani’il Ahbar, s: 32

[6] Aynı kaynak, s: 32, Mizan’ul Hikmet, c: 5, s: 346, “sırat maddesi”

[7]إِنَّ رَبَّکَ لَبِالْمِرْصَادِ

[8] Bihar’ul Envar, c: 8, s: 66

[9] Tefsir-i Numûne, c: 26, s: 458

[10] Yukarıda zikredilen ayetlere ilave olarak, Meryem Sûresi’nin 71 ve 72. ayetleri de (“İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra Allah’tan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de orada (cehennemde) diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.) sırat köprüsüne işaret edebilir. Daha fazla bilgi için bk. Tefsir-i Numûne, c: 13, s: 117–121

[11] Mizan’ul Hikmet, c: 5, s: 346, “sırat maddesi”

[12] Bihar’ul Envar, c: 8, s: 69

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İkinci iş yapma hakkında fetva var mıdır? Veya ikinci işten elde edilen mal, dünyaya düşkünlük sayılır mı?
    6377 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/29
    İslam açısından iş sahibi veya ikinci bir işe sahip olmanın hiçbir sakıncası yoktur. İslam dini açısından beğenilmeyen, kınanan şey dünyaya düşkünlük, ona bağlanmak, maneviyat ve ahiretten uzaklaşmaktır ki bunlar bir işe sahibi olanlarda da görülebilir. Bir işi ve az bir geliri olanların içinde de dünayaya daha fazla ...
  • Eğer meseleyi bilmemeden ötürü ölüyü tahnit etmeksizin toprağa gömerlerse ne yapılmalıdır?
    7445 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Gusül aldırıldıktan sonra ölüyü tahnit etmek farzdır; yani ölünün alnı, el avuçları, diz kapakları ve ayaklarının büyük parmaklarının ucuna kâfur sürülmelidir.[1] Ama defin işleminden sonra ölünün tahnit edilmediğinin farkına varılırsa, beden kabirde kokmamış ve dağılmamışsa, kabrin açılıp kabirde tahnit işleminin yapılması fazdır ve onun ...
  • Namaz dinin direği ise neden fürû-u din’den sayılmıştır?
    9745 Eski Kelam İlmi 2010/10/12
    Usul-u din, insanın akıl ve idrakıyla kabul ederek İslam’a girdiği inançlar topluluğuna denir. İslam’agirildikten sonra insanın üzerine bir takım bireysel ve toplumsal vazifeler farz olur ki, onlardan biri namazdır. Namaz, ahkamın içinde çok önemli ...
  • İslam’ın intihar hakkındaki hükmü nedir?
    9073 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Kesinlikle her insanın hayatında dünyayı gözünde karanlık ve boş kılan rahatsızlıklar ve yenilgiler meydana gelmektedir. Bu durumda insanlar iki türlüdür: Bir grup bu sorunlar yumağından başı dik çıkmakta, tüm zorluklara göğüs germekte ve Allah’a tevekkül ederek yeniden yapılanmaya başlamaktadır. Bunun karşısında yer alan diğer grup ise eğilmekte, inzivaya çekilmekte ...
  • İslam dininin büyük ve görkemli evler hakkındaki görüşü nedir? Nasıl insanları ev yaparken ölçülü olmaya davet edebiliriz?
    2804 Hadis 2020/01/19
  • Neden biz Şiiler Hamd suresinden sonra “elhamdülillahi rabbi’l-âlemin diye söylemekteyiz?
    8783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Bizim ile Ehli Sünnet arasında bir takım şekilsel ihtilaflar mevcuttur. Ehli Sünnet mensuplarının el bağlayarak namaz kılması, onların abdest alma şekli ve bunun Şia ile farklılığı, fıkıh konularındaki bazı şekilsel ihtilaf noktaları olarak adlandırılabilir. Bu ihtilafların nedeni, bu sitedeki diğer sorularda detaylıca işlenen daha genel konulara dönmektedir. (1523, 248 ...
  • Gıybeti dinleyen gıybet edenin günahına ortak mıdır?
    3852 Gıybet, Hakaret Ve Gözetleme 2020/01/20
  • Acaba “aşura gününde insan kedisi için dua yapmamalıdır” şeklindeki iddia doğru mudur?
    6103 Pratik Ahlak 2012/09/15
    Dua kulun fakirane bir şekilde hak Teâlâ’yla irtibat kurup dünyevi ve uhrevi ihtiyacını gidermek için dilekte bulunmaktır. Her durumda kendine ve başkalarına dua yapmak beğenilmekte ve oldukça fazla fazileti ve sevabı vardır. Aşura gününde kedin için dua yapmanın hiçbir işkâlı yoktur. Bilakis aşura gününde yapılması ...
  • Hz. İsa’nın evlenmemesinin özel bir nedeni mi vardı?
    26719 Eski Kelam İlmi 2012/05/30
    Hz. İsa’nın evlenmesi konusunda dini öğretilerde işaret edilen bazı meselelere bakıldığında ilk anda Hz. İsa’nın evliliğe karşı olduğu düşüncesini doğurmaktadır. Ancak Kur’an ve rivayetlerin önemle yaptıkları tavsiyeler göz önüne alındığında ve Hz. İsa’nın (a.s) yaşamı incelediğinde Onun evliliğe karşı olmadığı görülecektir. Onun evlenmemesinin nedeni kendi özel yaşamının ...
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    5567 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...

En Çok Okunanlar