Gelişmiş Arama
Ziyaret
40339
Güncellenme Tarihi: 2011/08/21
Soru Özeti
Hz. Fatıma’nın (a.s) düğünü gibi Peygamber (s.a.a) zamanında yapılan düğünleri göz önünde bulundurulursa, şimdiki düğün merasimleri nasıl yapılmalıdır?
Soru
Peygamber zamanında düğün merasimi (mesela Hz. Fatıma’nın (a.s) düğünü) nasıldı? Dans ve oyun var mıydı? Dansın haram ve müzik aletlerinin Peygamber zamanına göre ilerlemiş olması göz önünde bulundurulursa, şimdiki düğün merasimleri nasıl olmalıdır? Bu günah merasimlerine katılabilinir mi? Katılmamanın akrabalar içinde rahatsızlığa neden olduğunu da dikkat edin.
Kısa Cevap

Boş ve oyun meclisleriyle bağdaşır olması durumunda müzik, ezgi ve şarkı söylemek İslam’ın bakışında şüphesiz haramdır. Ama bu amel düğün veya diğer eğlencelerde istisnaya tabi tutulmuş mudur, tutulmamış mıdır? Peygamber zamanındaki düğünlerde def çalmak ve dans etmek hakkında elimize ulaşan tarihi rivayetlerin senedi zayıf olmasından ve bazı muteber rivayetlere ters düşmesinden ötürü, zahirleri baz alınarak bu konuda bir hüküm verilemez. Bu yüzden mercilerin ekseriyeti, boş ve sevinçli müziği haram bilmekte ve de def ile onun dışındaki başka bir şey arasında ve düğün merasimi ile onun dışındaki diğer şeyler arasında bir ayrım gözetmemektedirler. Dans hakkında da bazı merciler erkek erkeğe ve kadın kadına dans etmeyi şehveti tahrik etmemesi ve başka bir günah ve kötülüğe sebep vermemesi şartıyla caiz bilmektedirler. Bazıları ise sadece kadının kocası için dans etmesini caiz bilmektedir. Bundan dolayı düğün merasimi hakkında söylenebilecek şey şudur:

1. Düğün merasiminin övücü sözler söyleyerek, şaka ve helal olan sevinçli ve canlı müzikler eşliğinde düzenlenmesi iyidir.

2. Bu meclislerde sevinmenin yanında herkes mercilerin fetvalarına dikkat ederek şerî haramları terk etmeye özen göstermelidir.

3. Haram işlenen merasimlerde eğer insan etki etme ihtimalini veriyorsa ve şartlar müsaitse kötülükten sakındırmalıdır. Eğer kabul etmezlerse ve söz konusu şahsın orada kalması haram müziği dinlemesine veya onu teyit etmesine sebep olacaksa zorluk ve sıkıntı meydana gelmeyecekse merasimi terk etmesi gerekir.

Ayrıntılı Cevap

Boş ve oyun meclisleriyle bağdaşır olması durumunda müzik, ezgi ve şarkı söylemek İslam’ın bakışında şüphesiz haramdır. Ama bu amel düğün veya diğer eğlencelerde istisnaya tabi tutulmuş mudur, tutulmamış mıdır? Tarih kitaplarında Peygamber zamanında Hz. Zehra’nın (a.s) veya diğer Müslümanların evliliği veyahut Peygamberin (s.a.a) Medine’ye girişi esnasında Medine halkının sevinç gösterileri gibi bir takım düğün merasimleri ve sevinç gösterileri düzenlenmesi hakkında bize ulaşan bir takım nakiller yapılmıştır. Cahiliye ve İslam’ın ilk döneminde halkın eğlenceleri sade türden eğlencelerdendi. İslam’ın ilk döneminde eğlenmek için halk arasında en yaygın olan şey şarkı söylemek ve def çalmaktı. Eğlencelerde dans ve diğer müzik aletlerinin çalınmasına daha az işaret edilmiştir.[1] Aşağıda bazı numunelere işaret ediyoruz:

Deaimu’l-İslam’da bir rivayet nakledilmekte ve şöyle denilmektedir: Hz. Peygamber (s.a.a) bir şahsın düğününden haberdar oldu ve şöyle buyurdu: Düğün gizli yapılmamalıdır, duman çıkartılmalı ve def sesi duyulmalıdır. Düğün ile zina arasındaki fark defin sesidir.[2] Aynı kitapta İmam Sadık’tan şöyle bir rivayet nakledilmektedir: Hz. Zehra’nın (a.s) düğün gecesi Allah Resulü (s.a.a) def sesini duyar ve bu nedir diye sorar. Esma, Hz. Zehra’yı sevindirmek ve annesizliğini hissettirmemek için def çalıyor derler. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.a) Esma benim kızımı sevindirdiği gibi ey Allahım sen de onu sevindir diye dua eder ve Esma’ya eğlencenizde uygun olmayan sözler söylemeyin diye buyurur.[3] Keşfü’l-Ğumme kitabı da şöyle nakletmektedir: Müslümanlar Hz. Ali (a.s) ile Hz. Fatıma’nın (a.s) evlendiğini duyunca ve Peygamberi (s.a.a) tebrik edince, Hz. Peygamber (s.a.a) eşlerine döner ve Fatıma (a.s) için def çalmalarını emreder ve onlar da def çalmaya başlar.[4] İbn. Ebi’l-Hadid şöyle nakletmektedir: Peygamber (s.a.a) oyun ve dansla meşgul olan bir kavmin yanından geçer ve onlara şöyle buyurur: Yahudi ve Hıristiyanlar bizim dinimizde özgürlük olduğunu bilene dek bu işinize devam edin.[5] Ama bu nakillerden fıkhî bir hüküm çıkartılamaz. Fakihler şerî hükümlere ulaşmak için bizim elimize ulaşan deliller mecmuasına çok özenle dikkat etmekte ve tarihi birkaç naklin zahiriyle yetinmemektedirler. Böyle tarihi nakillere ek olarak, aşağıda dans ve müzik ile ilgili şerî hükümle bağlantılı birkaç noktayı beyan ediyoruz:

1. Bu rivayetlerin hemen hemen hepsi sağlam senetten yoksundur veya bu rivayetlerde senet zinciri esasen birbirine bağlı değildir. O halde bu rivayetler kendi başlarına şerî hüküm için delil olamazlar.

2. Bu rivayetlerin bazıları elimize ulaşan muteber ve sağlam rivayetler ile çelişmektedir. Bu yüzden kenara konulmaktadırlar. Şeyh Ensari ezginin haram oluşu hakkında nakledilen rivayetlerin her eğlence amelini kapsadığını belirtmektedir. Bundan dolayı ezginin haram olduğunu belirten tüm rivayetler yukarıda işaret ettiğimiz zayıf tarihi nakiller karşısında yer almaktadır. Kendisi şöyle açıklamaktadır: Ezginin haram olması hakkında yer alan birçok rivayetin bütününden, ezginin haram olma ölçüsünün eğlence olduğu anlaşılmaktadır. İster müzik aletleriyle olsun, ister onsuz olsun eğence şeklinde olan her ses haramdır.[6] Bu rivayetlerden biri de Muhammed b. Ebi İbad’ın naklettiği şu rivayettir: İmam Rıza’dan (a.s) ezgi hakkında sordum. İmam şöyle buyurdu: O batıl ve eğlence zümresindendir… .[7] İmam Sadık’ın (a.s) büyük günahları saydığı ve A’maş’ın naklettiği rivayette de şöyle buyrulmaktadır: Eğlence işleri insanı Allah’ı zikretmekten alıkoyar. Ezgi ve saz çalmak bu kabildendir.[8] A’maş’ın rivayeti her eğlencenin haram olduğunu belirtmekle birlikte, özellikle müziğin adını anmaktadır. Başka rivayetlerde de müzikten bahsedilmiştir. İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen şu rivayet bunun bir örneğidir: “Saz aletleri ve ses şeytanın amelidir. O halde yeryüzünde bu türden olan her şey şeytan nahiyesindendir.”[9] Peygamber-i Ekrem’den de şöyle nakledilmiştir: “Size kaval ve kubatı (müzil aleti) yasaklıyorum.”[10] [11] Birçok fakihin dansı eğlencenin bir örneği bilmesine ek olarak, onun hakkında Kâfi kitabında muteber bir senetle bir hadis nakledilmiştir: İmam Sadık (a.s) Peygamberden (s.a.a) şöyle nakletmektedir: Size dansı yasaklıyorum.[12] Bu rivayet bu amelin Peygamberin nezdinde çirkin olduğunu göstermektedir. Senedi diğer rivayetlerin aksine muteber olması nedeniyle, diğer tarihi nakillerden önceliklidir. Her halükarda bu rivayetlere bakarak, gerekli dikkati göstererek ve mevcut delillerden elde ettiği neticeyi fetva şeklinde beyan etmek fakihin görevidir. Mukallidin görevi ise ona uymaktır. Belirtilen noktalar nedeniyle müzik ve dansın hükmü hakkında fakihler arasında bir takım ihtilaflar mevcuttur ve Allah karşısında mazur olmak için herkes kendi taklit mercisinin görüşüne göre amel etmelidir.

Fakihlerin Dans Hakkındaki Görüşü

İmam Humeyni (r.a) ve Ayetullah Hamaney gibi bazı fakihler şehveti tahrik etmeye, günaha bulaşmaya veya kötülük meydana getirmeye veyahut kadının erkekler içinde dans etmesine neden olması durumunda dansı haram bilmektedir. Bundan dolayı eğer bir dansın böyle özellikleri olmazsa haram değildir. Ama Ayetullah Safi, Ayetullah Fazıl ve Ayetullah Mekarim gibi başkaları da sadece kadının kocası için dans etmesini caiz bilmektedir.[13] Çok açık olduğu üzere bu hükümde düğün ile başka şeyler arasında bir fark yoktur.

Fakihlerin Müzik Hakkındaki Görüşü

Mercilerin ekseriyeti, müziğin haram olmasında ölçüyü neşelendirici ve eğlendirici olmada görmektedir.[14] Yani müzik eğlendirici ve neşelendirici olmazsa, haram değildir. Elbette Ayetullah Mekarim, Ayetullah Tebrizi ve Ayetullah Sistani gibi bazı merciiler, müziğin haram olmasında sadece eğlenceli olmayı ölçü bilmektedir.[15] Müzik konusunda da merciiler düğün merasimi ile başka şeyler arasında ve deften veya diğer şeylerden istifade etme arasında bir fark gözetmemişlerdir. Müzik türleri örneklerini teşhis etmek mukallide aittir. Mukallit mukaddes şeriat tarafından belirlenmiş ölçüleri gözeterek müziğin haram olup olmadığını teşhis etmeli ve ona göre davranmalıdır.[16] 

Belirtilen hususları göz önünde bulundurarak aşağıdaki neticeleri şu şekilde beyan ediyoruz:

1. Düğün merasiminin sevinçli ve canlı düzenlenmesi iyidir.

2. Düğünün sevinç ve canlılığı aşağıdaki şekillerde icra edilebilir:

A. Ehli Beyti (a.s) öven şiirler okumak ve de mizah ve komedi için güzel yüzlü simalardan istifade etmek.

B. Tiyatro ve komedi gruplarından yararlanmak.[17]

C. Haram olmayan müziklerden yararlanmak.

3. Düğün heyecanı bir harama neden olmamalıdır. Çünkü harama dikkat etmek, düğün sevinç ve canlılığına dikkat etmekten çok daha önemlidir. Herkesin kendi taklit mercisinin görüşüne göre dikkat etmesi gereken haramlar şunlardır:

A. Halk ve komşuya rahatsızlık ve eziyet vermek.

B. Haram müziğe kulak vermek.

C. Haram danslar, onları izlemek ve bunu teyit etmek sayılan meclislerde yer almak.

D. Kadın ve erkeğin haram bir şekilde bir arada bulunması ve haram bakışlar.

Şimdiye dek, mercilerin fetva ihtilafları da göz önünde bulundurularak, bugünkü düğün merasimlerinin hükmü belirlenmiş oldu. Peki, bu merasimde bulunmanın hükmü nedir? Tüm mercilerin bu konu hakkındaki görüşü şudur: Eğer insan etki etme ihtimalini veriyorsa ve şartlar müsaitse kötülükten sakındırmalıdır. Eğer kabul etmezlerse ve söz konusu şahsın orada kalması haram müziği dinlemesine veya onu teyit etmesine sebep olacaksa zorluk ve sıkıntı meydana gelmeyecekse merasimi terk etmesi gerekir.[18] Çok açık olduğu üzere salt akrabalar arasında rahatsızlığın meydana gelmesi günaha ve günah meclisine katılmaya bahane olmaz, ama zorluk ve sıkıntı meydana gelirse durum değişir.               



[1] Bkz: İsfahanî, Ebu’l-Ferec, Eğani, c. 2, s. 175, İktibas: Kadızade, Kazım, Ğına Ez Didgah-ı İslam, Mecelle-i Fıkıh, şımare-i 4-5, Tabistan ve payiz 1374.

[2] Temimi Mağribi, Numan b. Muhammed, Deaimu’l-İslam, c. 2, s. 207, Daru’l-Maarif, Mısır, 1375 k, Bu rivayetin bir benzerine şurada bakın: Şeyh Vesi, Emali, s. 518, İntişarat-ı Daru’l-Sakafe, Kum, 1414 k.

[3] Temimi Mağribi, Numan b. Muhammed, Deaimu’l-İslam, c. 2, s. 206.

[4] Erbili, Ali b. İsa, Keşfu’l-Ğumme, c. 1,s. 359, Mektebet-ü Beni Haşim, Tebriz, 1371 k.

[5] İbn. Ebi’l-Hadid, Şerh-i Nehcü’l-Belağa, c. 6, s. 331, Kütüphane-iAyetullah Maraşi, Kum, 1404 k.

[6] Şeyh Ensari, el-Mekasib, c. 1, s. 296, Mecmeu’l-Fikri’l-İslamî, Kum, 1428 k

[7] Amıli, Şeyh Hür, Vesailü’ş-Şia, c.17, s. 308, Müessese-i Âlu’l-Beyt, Kum, 1409 k.

[8] Amıli, Şeyh Hür, Vesailü’ş-Şia, c.15, s. 331.

[9] Amıli, Şeyh Hür, Vesailü’ş-Şia, c.17, s. 313.

[10] a.g.e.

[11] 388. Soru’dan (Site: 401) istifade edilmiştir.

[12] Rivayetin orijinal tabiri şöyledir: انهاکم عن الزفن ... Bu dans anlamına gelmektedir. Ama merhum Feyz el-Vafi kitabı c. 17 ve s. 211’de bu rivayetin açıklamasında şöyle demiştir: اللعب و الدف و یزفون: یرقصون

[13] Hüseyni, Seyid Mücteba, Risale-i Danuşcuyi, s. 181, Defter-i Neşr-i Maarif, çap-ı pencom, 1385 ş.

[14] Haram ve helal müzik hakkında daha fazla bilgi edinmek için 401, 540 ve 1004. Sorulara müracaat ediniz.

[15] a.g.e., s. 175.

[16] 3553. Soru’dan (Site: 3808) istifade edilmiştir.

[17] 2807. Soru’dan (Site: 3092) istifade edilmiştir.

[18] Hüseyni, Seyid Mücteba, Risale-i Danuşcuyi, s. 177.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar