Gelişmiş Arama
Ziyaret
27383
Güncellenme Tarihi: 2010/12/04
Soru Özeti
Cinsiyet değiştirdikten sonra evliliğin durumu nasıl olacak?
Soru
Cinsiyet değiştirdikten sonra evliliğin durumu nasıl olacak? Evlilik aynı şekilde mi kalacak yoksa eşler kendiliğinden mi ayrılacaklar, yoksa ayrılmaları için talak, fesh gibi nedenler mi gereklidir?
Kısa Cevap

Genel bir kaide olarak evlilikte cinsiyet farklılığına uymak gerekir. Eş olma durumu, göreceli bir kavram olup yalnızca kadınla erkek arasında gerçekleşir. Dolayısıyla evlilik cinsiyet değişikliği gibi herhangi bir delille bozulursa eski evlilik batıl ve geçersiz olur, Eşlerde kendiliğinden talak veya bozma gibi şeylere ihtiyaç duymadan birbirlerinden ayrılırlar. Buna göre evlilikten sonra erkek cinsiyet değiştirirse bu durumda ‘iki kadın’ karşımıza çıkacak ki, ilişkileri lezbiyenlik olur ve haramdır. Aynı şekilde eğer kadın evlendikten sonra cinsiyet değiştirirse yeni durumda ‘iki erkek’ karşımıza çıkacak ki, onlarında ilişkileri livat olacaktır ve haramdır.  

Ayrıntılı Cevap

İslam fıkıh ve hukukundaki önemli meslelerden biri ‘evlilikte cinselerin farklı’ olmasıdır. Erkeğin erkekle veya kadının kadınla evlenmesi meşru değildir.[1] Şer’i haddın uygulandığı büyük günahlardan birisi livata (erkeğin erkekle ilişkisi) ve lezbiyenlik (kadının kadınla ilişkisi)’tir. Hatta şer’i ve resmi evlilik gerçekleştikten sonra aksi ortaya çıkarsa eski evlilik batıl olur ve onun geçerliliğine icazet yoktur ve eşler kendiliğinden birbirlerinden ayrılırlar. Cinsiyet farklılığı hem nikah anında, hem de evlilik süresince nikahın doğruluk şartıdır. Bu yüzden evlilik cinsiyet değişimi ile batıl olacaktır. Ancak bilirkişinin görüşü alınarak     cinsiyet değişimine ve bu değişimin olduğu tarihten itibaren nikahın batıl olduğuna karar verecek merci mahkemedir.[2]

Cinsiyet değişiminin çeşitli durumları vardır. ‘Cinsiyet değişikliğinin evliliğe etkisi’ konusunda bütün bu durumların incelenmesi gerekir.

 ‘Eşlerin cinsiyet değişimi’nin şekilleri kısaca şöyledir:

a)Eşlerden birinin cinsiyet değiştirmesi:


1-Erkeğin kadın olması.


2-Kadının erkek olması.

b) Her iki eşin cinsiyet değiştirmesi:


1-Eşler farklı zamanlarda cinsiyet değiştiriyor.


2- Eşlerin aynı zamanda cinsiyet değiştiriyor.

c) Hünsanın (çifte cinsiyetli’nin) cinsiyet değiştirmesi


1-Hünsay-ı müşkülün cinsiyet değiştirmesi.


2-Hünsay-ı gayr-ı müşkülün cinsiyet değiştirmesi.


d) Erkek veya kadının hünsa olmaları

a-1) Eşlerden biri (erkek) cinsiyet değiştirdiğinde evliliğin geçerli olup olmaması.


Evlendikten sonra erkek cinsiyet değiştirip kadına dönüştüğünde eğer ameliyat tam olursa yeni durumda eski eşlerin yaşamı ‘iki kadının’ yaşantısı olacaktır. İslam’da ‘iki kadının evliliği’ reddedildiğinden eski evlilik tümüyle batıldır ve herhangi bir geçerliliği yoktur. İmam Humeyni bu konuda şöyle buyuruyor: ‘…Aynı şekilde bir kadın bir erkekle evlenir, sonra erkek cinsiyet değiştirirse, evlilik cinsiyet değiştirildiği andan itibaren geçersizidir.’[3]

a-2) Eşlerden biri (kadın) cinsiyet değiştirdiğinde evliliğin geçerli olup olmaması.


Evlendikten sonra kadın, erkek cinsiyetine dönerse evliliğin mevzusu yani ‘karı kocalık’ ortadan kalkar, eski evlilik batıl olur ve geçerliliği kalmaz. İmam Humeyni bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Bir kadın evlendikten sonra cinsiyetini değiştirip erkek olursa, evlilik cinsiyet değiştirildiği andan itibaren geçersizidir.’[4]

b-1) Eşler değişik zamanlarda cinsiyet değiştirirlerse evliliğin geçerli olup olmaması.


Bazen eşlerin ikiside cinsiyet değiştirir, ancak karı kocanın bu cinsiyet değiştirmeleri nispeten uzun bir aradan sonra olur. Örneğin, bir ya da iki yıl arayla yapılıyor. Bu varsayımda hangisinin once cinsiyet değiştirdiği farketmiyor.

Bu durumda önceki durumda olduğu gibi evlilik batıldır. İmam Humeyni (r.a) bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Kadın ve erkek cinsiyetlerini erkek kadına, kadında erkeğe dönecek şekilde muhalif cinse değiştirirlerse, bu değiştirme farklı zamanlarda olursa hükmü önceki durumda olduğu gibidir (geçersizidir).’[5]

b-2) Eşler aynı zamanda cinsiyet değiştirdiklerinde evliliğin geçerli olup olmaması.


Karı-kocanın aynı zamanda cinsiyet değiştirdiklerini varsayabiliriz. Bu durumda eski evliliğin geçerli olup olmama konusunda iki ihtimal vardır:

 
1- Eşler aynı zamanda cinsiyet değiştirdiğinden eski evlilik geçerlidir. Şöyle ki, evliliğin hakikatı her birinin diğerine karşı eş olma durumudur, bundan fazla değil. Bu durumda ameliyattan önce ve sonra değişen tek şey halet ve niteliğidir. Dolayısıyla şimdiki koca daha önce kadın ve şimdiki kadın daha önce koca olduğundan yeni durumda evliliğin hakikatı yani her birinin diğerine karşı olan eşliği aynı şekilde devam etmektedir.[6]

2-Eşler aynı zamanda cinsiyet değiştirdiklerinden evlilik geçerli değildir, zira ‘karı-koca’ arasındaki ilişki ‘iki tarafın aynı cinsten olmaması’ türünden olduğundan bu nispet ve ilişki eşlerin cinsiyet değiştirmesinden sonra ortadan kalkmaktadır. Binaenaleyh eski evlilik akdi geçersiz olmaktadır, Evliliğin devam edebilmesi için yeni bir evlilik akdine ihtiyaç vardır.[7]

İmam Humeyni’nin iki ihtimal hakkındaki görüşü: Eğer kadın ve erkek aynı zamanda cinsiyet değiştirseler, her ne kadar ahkam ve vazifelerde değişsede (yani) şimdiki erkeğe (ki önceden kadındı) nafaka vermek ve şimdiki kadına (ki önceden erkekti) kocasına itaat etmesi vacip olsa da nikah batıl mıdır değil midir? Ihtiyat gereği yeniden evlenmeliler ve kadın, her ikisinin izniyle talak olmadan başka biriyle evlenmemelidir. Onların evliliklerinin geçerli olması uzak bir ihtimalde değildir.[8]

c-1) Hünsay-ı Müşkülün cinsiyet değiştirmesinden sonra evliliğin geçerli olup olmaması.
Şöyle varsayalım: Hünsay-ı müşkül biriyle evlenmiştir. Sonra bu hünsay-ı müşkül cinsiyet değiştiriyor ve kadın ya da erkeğe dönüyor. Bu mesele iki şekilde düşünülebilir:


1. Hünsay-ı Müşkülün bir erkekle evlenmesi.


2. Hünsay-ı Müşkülün bir kadınla evlenmesi.


Fakihlerin çoğunun görüşü: ‘Hünsay-ı Müşkülün cinsiyeti belli olmadığından evlenmesine izin yoktur; çünkü kendi cinsinden biriyle evlenme ihtimali vardır.’ Bu görüşün karşısında pek taraftarı olmayan görüşe görede hünsay-ı müşkül kendisi için bir cinsiyet seçebilir.[9]  

Meşhurun görüşüne göre hünsay-ı müşkülün evliliği -ister birinci şekile göre olsun, ister ikincisine göre- geçersizidr. Dolayısıyla cinsiyet değişikliğinin bu meselede yani eski evliliğin geçersiz olmasında bir etkisi yoktur.

Meşhurun dışındaki görüşe görede hünsay-ı müşkül, eğer kadın cinsiyetini seçerse ilk evliliği geçerlidir. Buna göre cinsiyet değişikliği neticesinde kadın olursa eski evlilik geçerlidir; ama erkek olursa eski evlilik geçersiz olur.

c-2) Hünsay-ı gayr-ı müşkül cinsiyet değiştirdiğinde evliliğin geçerli olup olmaması.

Hünsay-ı gayr-ı müşkül (eksik çifte cinsiyetli), şer’i karine ve alametlere göre kadın ya da erkek cinsinden birine geçer. Bu esasa göre hünsay-ı gayr-ı müşkül bazen erkek, bazende kadın olur. Birinci durumda kadınla evlenme hakkına sahiptir. İkinci durumda ise bir erkekle evlenmek zorundadır. Başka bir deyişle hünsay-ı gayr-ı müşkül için yalnızca iki varsayım düşünülebilir:


1.Hünsay-ı gayr-ı müşkülün (erkeklik cinsiyetinin çok olması kaydıyla) bir kadınla evlenmesi.

2. Hünsay-ı gayr-ı müşkülün (kadınlık cinsiyetinin çok olması kaydıyla) bir erkekle evlenmesi.

Birinci varsayımda hünsay-ı gayr-ı müşkül cinsiyet değiştirip tam bir erkeğe dönüşürse eski evliliğini etkilemez. Ama kadına dönüşürse yeni durumda kadınla kadının evliliği olacaktır ki, bu durumda eski evlilik geçersizdir.

Ikinci varsayımda hünsay-ı gayr-ı müşkül cinsiyet değiştirip kadına dönüşürse eski evliliği aynı şekilde kalacaktır. Ama erkeğe dönüşürse eski evlilik batıl olacaktır.

d) Erkek veya kadın cinsiyet değiştirdikten sonra hünsa olduklarında evliliğin baki olup olmaması.
Bazen kadın veya erkek cinsiyet değiştirdikten sonra hünsaya dönüşmektedir. Her ne kadar kimse hünsaya dönüşmeyi istemesede bazen doktor hatası veya başka bir sebepten dolayı dönüşebilir. Bu durumda genel olarak şu varsayımlar göz önüne alınabilir:


1. Erkeğin cinsiyetinin hünsay-ı müşküle dönüşmesi.

2. Kadının cinsiyetinin hünsay-ı müşküle dönüşmesi.

3. Erkeğin hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüşmesi:

a) Erkeklik cinsiyetinin ağır basması.

b) Kadınlık cinsiyetinin ağır basması.

4. Kadının cinsiyetinin hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüşmesi:

a) Kadınlık cinsiyetinin ağır basması.

b) Erkeklik cinsiyetinin ağır basması.


1. ve 2. varsayımlarda kadın veya erkek hünsay-ı müşküle dönüşür. Bu durumda meşhurun görüşüne göre önceki evlilik batıldır.

 
Erkeğin hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüştüğü 3. varsayımında iki hali vardır:


3-a) Erkek cinsiyet değiştirdiğinde hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüşmüş ki, şer’i karine ve alametlere göre erkeklik cinsiyeti ağır basmaktadır. Cinsiyet değişiminden sonra evlilik aynı şekilde kalır. Ancak erkek değişimden önce erkeklik cinsiyeti tamdı. Ondan sonra ise şer’i karine ve alametlere göre erkeklik cinsiyeti ağır basmaktadır.


3-b) Erkek cinsiyet değiştirdiğinde hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüşmüş ki, şer’i alametlere göre kadınlık cinsiyeti ağır basmaktadır. Bu durum cinsiyet değişimi önceki evliliğin geçersiz olmasına neden olacaktır.

Kadının hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüştüğü 4. varsayımında iki hali vardır:


4-a) Kadın cinsiyet değiştirdiğinde hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüşmüş ki, şer’i karine ve alametlere göre kadın olmuştur. Cinsiyet değişiminin önceki evliliğe etkisi yoktur.


4-b) Kadın cinsiyet değiştirdiğinde hünsay-ı gayr-ı müşküle dönüşmüş ki, şer’i alametlere göre erkeklik cinsiyeti ağır basmaktadır. Bu durumda cinsiyet değişimi önceki evliliğin geçersiz olmasına neden olacaktır.


[1] -Muhammed Mümin, Kelimat-u Sedide Fi mesail-i Cedide, s.10 ve Mecelle-i Fıkh-ı Ehl-i Beyt’te (Farsça, no:7, s.110) yayınlanan ‘Tağyir-ul Cinsiyet’ hakkındaki konuşması; Seyyid Muhsin Harrazi, Tağyir-ul Cins, Mecelle-i Fıkh-ı Ehl-i Beyt (Arapça, no:23, s.247) ve Tağyir-i Cinsiyet, Mecelle-i Fıkh-ı Ehl-i Beyt (Farsça, no:23, s.112); Seyid Muhammed Sadr, Mavera-ul Fıkh, c.6, s.138.    

[2] -Seyid Hüseyin Sefai ve Esedullah İmami, Hukuk-u Hanevade (Tahran Üniversitesi yayınları), s.46.

[3] -İmam Humeyni, Tahrir-ul Vesile, (Kum, İtimadi yayınları, h.ş.1366), c.2, s.627, m.3

[4] -a.g.e.

[5] -a.g.e.

[6] -Ahmed Mutahhari, Müstened-i Tahrir-ul Vesile, s.199; Muhammed Mümin, a.g.e. s.110.

[7] -Ahmed Mutahhari, a.g.e, s.199.

[8] -İmam Humeyni, Tahrir-ul Vesile, c.2, s.627, m.4

[9] -Seyyid Sadık Şirazi, el-Fıkh ve Mesail-ut Tıbbiyye, s.122 (Kum, Yas-ı Zehra, h.1427).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • iffete ters olan amellerin hükmü nedir? Bu ameller zina haddine ulaşmazsa yine günah sayılıyor mu?
    12048 Yeni Kelam İlmi 2011/04/13
    Zina türünden yapılan bu amel kuranı kerim açısından büyük günah sayılmaktadır. Allah u Teâlâ konuyla alakalı şöyle buyuruyor: Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur”.
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17363 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
    21245 تاريخ کلام 2008/07/22
    Continue ...
  • İslam dini niçin var?
    14348 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Din, akaid ve Peygamberlerin insanların hidayet ve saadeti için Allah’tan getirdikleri bir dizi ameli ve ahlaki hükümlerdir.Dini öğretilerde dinin gerekliliği insan fıtratıyla ilişkilendirilmiş, Kur’an-ı Kerim’de de insan fıtratı ilahi fıtrat olarak tanımlanmış ve bütün ilahi kanunların Allah’a inanma ve tapınma hissi üzerine kurulduğu ...
  • Ahlâkın zekayla ilişkisi var mı?
    6593 Pratik Ahlak 2012/02/15
    Ahlâkta diğer bir çok ilim gibi teorik ve pratik diye ikiye ayrılır:Ahlâk kurallarını ve konularını bilmenin zekayla direkt bağlantısı vardır. Yani insanın zekası ne kadar yüksek olsa öğrenme gücü de o kadar çok olur ve ne kadar aşağı olsa bu ilimden o kadar ...
  • Cabir İbn-i Hayyan’ın kısa biyografisini açıklar mısınız?
    12312 تاريخ بزرگان 2011/08/16
    Cabir İbn-i Hayyan, Ebu Abdullah veya Ebu Musa Cabir İbni Abdullah-i Tarsus-i Kufi olarak tanınanmeşhur bir sofidir (tasavvufçudur). [1]İbni Nedim “El-Fihrist” kitabında onun künyesini Ebu Abdullah olarak zikir ederek, şöyle diyor: Razi (Zekeriya-i Razi) fenni kitaplarında Cabir ...
  • İsrail bir peygamberin adı mıdır? Onun kendisine haram kıldığı şey nedir?
    18229 تاريخ بزرگان 2012/04/04
    İsrail, ilahi peygamberlerden biri olan Hz. Yakub’un (a.s) adıdır. O, bir maslahat uyarınca deve etini ve sütü kendisine haram kılmış idi. Âli İmran suresinin 93. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلاًّ لِبَنِي إِسْرائِيلَ إِلاَّ ما حَرَّمَ إِسْرائِيلُ عَلى‏ نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُنَزَّلَ ...
  • Acaba evliliğin kendine özgü şartları varmı?
    4832 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/06/30
    İslam dinine göre geçici ve daimi evliliğin kendine özgü şartları bulunmaktadır. Bu şartlar şunlardır: Nikah akdini okumak. Kadın ve erkeğin razı olması yeterli değildir. Bunun yanında nikah kastıyla nikah akdi okunmalıdır. Vacip olan ihtiyat nikah akdinin sahih arapcayla okunmasıdır. Eğer kadın ve erkeğin kendisi ...
  • Rehberliğin görüşüne göre “bilerek” namazı bozmanın hükmü nedir?
    32137 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    İradi olarak farz namazı bozmak ve kesmek haramdır ama bir kefareti yoktur. Eğer insan namazını doğru kılıp kılmadığına dair şüphe ederse şüphesine itina etmemeli, namazını doğru kıldığına hükmetmeli ve namazı bozmamalıdır. Ama namazını bozarsa bunun bir kefareti yoktur. Elbette farz namazı iradi olarak bozmak haramdır ama ...
  • Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
    31284 Pratik Ahlak 2010/10/07
    Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ...

En Çok Okunanlar