Gelişmiş Arama
Ziyaret
7139
Güncellenme Tarihi: 2011/07/28
Soru Özeti
Kur’an’ın benzerini getirdiğini iddia edenler hakkında kim hakemlik yapabilir?
Soru
Birisi Kur’an’ın benzerini getridiğini iddia ederse kim bu iddaya tarafsız olarak hakemlik edebilir? Kim bir sözün Kur’an’da ki ayetlere benzediğine karar verbilir? Kimin böyle bir yeterliliği var?
Kısa Cevap

Her alanın hakemlik yapan ve görüş belirten uzmanları vardır. Kur’an gibi bir kitap, hatta onun surelerine benzer bir sure getirdiğini iddia eden kimse(ler) hakkında hakemlik yapmak ve böyle bir  iddiayı incelemek, Kur’an’ın edebiyat, maani-beyan, bedi’ vs. alanlarında uzmanlığı olan kimselerin işidir. Kur’an, İslam Peygamberinin ebedi mucizesidir. Daha ilk nazil olduğu sıralarda herkese meydan okumuş ve kendi benzerini veya on surenin, hatta bir surenin benzerini getirmeye davet etmiştir. Şimdiye kadarda kimse böyle bir şey yapamamıştır. Zaten Kur’an’ın mucize olmasının nedeni insanların onun gibi bir kitap getirmekten aciz olmalarıdır.

Ayrıntılı Cevap

Her alanda hakemlik yapmak o alanın uzmanlarına aittir. Kur’an’ın benzeri olduğu iddia edilen bir kitap veya söz hakkında hakemlik yapılmak isteniyorsa bunun birkaç kuralı vardır:

a- Bu iş insaflı ve tarafsız kişiler tarafından yapılmalıdır.

b- Hakemler, hakemlik yapacakları alanda uzman olmalıdırlar. Kur’an, fesahat, belağat, beyan üslubu, düzenleme, kelimeler arasındaki uyum, gaybi haberler, başlarda ve sonlarda çelişiğin olmaması, ilmi mucize, hakiki maarife sahip olmak, doğru kanunlar vb. gibi çeşitli ilmi alanlarda mükemmelik, eşsizlik ve kendine özgü daha birçok özelliği olan bir kitap olduğundan hakemlikte bütün bu yönlerden olmalıdır. Hakem yahut hakemler bu alanlarda uzman ve görüş sahibi olmalılar. Öyleyse bir kitap ya da sözün Kur’an’a rakip olma kastı varsa bu alanlarda Kur’an’la boy ölçüşmelidir.

İslam Peygamberinin ebedi mucizesi Kur’an’dır. Kur’an’ın mucizeleri çeşitli yönlerden ve her zaman bakidir. Kur’an, dost düşman herkese meydan okumuş, onları mücadeleye davet etmiş ve ilahi olmasından şüphe edenlerden onun benzeri bir kitap veya on sure hatta bir sure getirmelerini istemiştir.[1] Ama şimdiye kadar kimse böyle bir şey yapamamış, Kur’an’daki surelerden birini bile getirememiştir. Kur’an’ın mucize olmasının nedeni de budur.[2] Tarih boyunca onu değerden düşürmek isteyen çok kimseler olmuştur; birçok zahmet ve sıkıntılarla çeşitli sözleri yan yana getirmiş ve onlara isimler vermişlerdir. Ama hemen ardından Arap edebiyatçıları ve alimleri tarafından bunların yanlışlıkları ortaya konmuş ve iddialarının ne kadar zayıf olduğunu göstermişlerdir.

Tarih boyunca Kur’an hakkında kendi uzmanlık alanına giren mucizesi için hakemlik yapanlar olmuştur. Bu uzmanların kimisi dostlardır, kimisi de Kur’ana karşı tarafsız olanlardır. Çoğu zamanda bu hakemlik Kur’an’a düşman olup onunla mücadele etmek isteyenler tarafından yapılmıştır. Kur’an’la ve İslamla düşmanlığı olan ve onları yıkmak isteyen kimselerin Kur’an’ın azametini itiraf etmeleri tarafsızların itirafından daha büyük itiraftır. Çünkü ‘Fazilet, düşmanların şehadet verdiği fazilettir’ diye meşhur bir söz vardır. Zira, Kur’an’ı yıkmak isteyen kimse onun azametine itiraf ediyorsa tarafsız kimselerde kesinlikle bu itirafı yaparlar.

Kur’an’ın nazil olmaya başladığı ilk yıllarda İslamın ve Peygamber’in (s.a.a) birinci derecede azılı düşmanı birçok fasih Arap, Kur’an’ın azameti ve yüceliği hakkında önemli itiraflarda bulunmuşlardır. Aşağıda onlardan birkaçını örnek olarak getiriyoruz:

1- Arapların önde gelen tanınmış isimlerinden ve İslamın düşmanlarından olan Velid b. Muğire Kur’an’ın ayetlerini dinledikten sonra şöyle diyordu: ‘Andolsun Allah’a bu adamın söyledikleri ne şiirdir, ne sihir, ne de boş şeyler. Onun sözü kesinlike Allah sözüdür.’[3]

2- Kureyş’in ileri gelenlerinden, Arabın zeki insanlarından ve Peygamber’in (s.a.a) açık düşmanlarından olan Nazr b. Haris b. Kelde ise Kureyşlilere şöyle diyordu: ‘Büyük bir olay olmuştur. Muhammed getireceğini getirmiştir. Onun sihirbaz olduğunu söylediniz, andolsun Allah’a hayır! Ona kahin dediniz, andolsun Allah’a hayır! Ona şair dediniz, andolsun Allah’a hayır! Ona deli dediniz, andolsun Allah’a hayır! O ne kahinler ve sihirbazlar gibi konuşuyor, ne de getirdiği şeyler şiir vezinlerindendir. Çok iyi düşünün ki büyük bir olay gerçekleşmiştir. Onun yanından sade bir şekilde geçmeyin.’[4]  

3- ed-Dürr-ül Mansur’da İbn-i Ebi Şeybe, Abd b. Hamid, Ebu Ya’la, Hakim, İbn-i Merdeviye, Ebu Naim, Beyhaki ve İbn-i Asakir’in, Cabir b. Abdullah’tan şöyle rivayet ettiklerini yazar: Kureyşliler birgün toplanarak kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı: ‘Araştırın ve bakın sihir, kehanet ve şiiri en iyi bileniniz kimdir; gitsin içimize tefrika sokan, düzenimizi bozan ve dinimizi kötüleyen bu adamla konuşsun. Bakalım nasıl bir cevap alacak?’ Dediler ki: ‘Utbe b. Rabia’dan daha bilgin birisini tanımıyoruz.’ Utbe’ye dönerek dediler ki: ‘Ey Ebu Velid! Kalk ve Onun yanına git.’ Utbe, Peygamberin yanına gitti ve şöyle dedi: ‘Andolsun Allah’a kavmimizde senden daha uğursuz kimse yoktur. Sen bizim toplumumuzu dağıttın, düzenimiz bozdun, dinimize saldırıp onu ayıpladın, bizi Arapların içinde rezil ettin; Araplar ‘Kureyş’ten bir sihirbaz ve kahin çıkmıştır’ demeye başladılar. Andolsun Allah’a ansızın elimize silah alıp birbirimizin canına düşmekten başka çaremiz kalmadı. İhtiyacın varsa söyle senin için aramızda o kadar çok para toplayalım ki Kureyş’in en zengini ve bir numaralı adamı sen ol; şehvetin arttıysa söyle on tanede olsa Kureyş’ten hangi kadını istesen verelim.’ Allah Resulü (s.a.a) ‘Sözün bitti mi?’ diye sordu, o da ‘Evet, sözüm bitti’ dedi. Peygamberimiz bunun üzerine Fussilet suresinin 1. ayetinden başlayarak ‘Yüz çevirirlerse artık de ki: Sizi, Âd ve Semud'un uğradıkları helak edici azaba benzer bir azapla korkutmadayım.’ ayetine kadar okudu. Buraya gelince Utbe ‘Yeter’ dedi, ‘Bundan başka sözün var mı?’ Peygamberimiz ‘Hayır’ dedi. Utbe Kureyşlilerin yanına döndü. Ondan neler olduğunu sorduklarında dedi ki: ‘Andolsun Allah’a Ondan öyle sözler işittim ki onları şimdiye kadar kimseden işitmemiştim. Andolsun Allah’a onlar ne şiirdi, ne sihir, ne de kehanet. Ve andolsun Allah’a ondan duyduğum sözler yakında büyük bir dalgayı arkasından getirecektir.’[5]

4- Bazı tarafsızların Kur’an’ın azametini itiraf etmeleri

a) Ebuzer’in Enis adında bir kardeşi vardı. Cahiliyet döneminde Arapların on iki ünlü şairiyle yarışma yaptı ve hepsine galip geldi. Mekke’ye yaptığı bir seferde Peygamberle görüştü. Döndükten sonra Ebuzer’e şöyle dedi: ‘Mekke’de bir adam peygamberlik iddiasında bulunuyordu. Halk ona şair, kahin veya sihirbaz diyordu. Oysa ben kahinlerin anormal sözlerini duydum, şiirlerin veznini de çok iyi aklımdadır, asla ona benzemediklerini gördüm. Andolsun Allah’a halk yalan söylüyor, O doğru söylüyor.’[6]

Bunlar, fesahat ve belağatta uzman olan kimselerin itiraflarının bir kısmıydı. Unutmayalım ki, bunca zaman zarfında bir kitap veya sözün Kur’an’a en küçük bir benzerliği olsaydı düşmanların ve tarafsızların gözünden kaçmazdı. Günümüzde de bazı odaklar Kur’an’a darbe vurmak istemekte ve galiba Kur’an ayetlerine benzer ayetler getirmek amacı güdmekteler. Ancak bunlar alakası olmayan ve gerçek dışı şeyler olup işin uzmanlarınca dikkate alınmamaktadır.



[1] -Bakara/23, Yunus/38, Hud/13...

[2] -Kur’an’ın mucize oluşu hakkında daha fazla bilgi için bkz: Soru:69 (Site:310), Soru:70 (Site:311)

[3] -el-Mizan (Farsça çevirisi), c.20, s.144

[4] -Ulum-i Kur’ani, s.353.

[5] -el-Mizan (Farsça çevirisi), c.17, s.563

[6] -Sahih-i Müslim, c.12, s.253 (eş-Şamile yazılım programı); onlardan bir diğeri Tufeyl b. Amr Dusi’dir.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kemale nasıl ulaşılabilir?
    15302 Pratik Ahlak 2010/02/01
    1- Soruya dört bölümde cevap vermek mümkündür:a) Kemal’in tarifi ve onun ‘tamam’la olan farkı,b) İnsanın kemali,c) İslam dinine göre insanın kemali,
  • İnternetten film ve müzik indirmenin hükmü nedir?
    8283 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/17
    Film müstehcen ve müzik haram türden olursa onları indirmek, izlemek ve dinlemek, site sahiplerinin izniyle ve parasını ödeyerek olsa bile haramdır. Ama izlenmesi ve dinlenmesi caiz olan film ve müziklerin indirilmesi, site sahiplerinin koyduğu şartlara uyularak ve parasını ödeyerek olursa sakıncasızdır. Yoksa hırsızlık olur ve caiz değildir. ...
  • Acaba Allame Meclisi Safeviye hükümetinin övücüsü müydü? Yoksa dinin tebliğcisi miydi?
    8505 تاريخ بزرگان 2012/02/14
    Şia âlimlerinin Safeviye hâkimleri ya da diğer yöneticilerle işbirliği içinde olmaları bu hâkimlere meşruiyet vermek veya onları teyit etmek cihetiyle değil, Şia Mezhebi ve Şia camiası için son derece olumlu faydaları olan toplumsal ve dini maslahatları dikkate almaları cihetiyledir.Allame Meclisinin siyasi kimliği ve siyasi faaliyetlerine yapılan eleştiriler onun Safevi ...
  • Erkeğin beyaz altın takması haram mıdır?
    140519 Erkekler İçin Altın Ve İpeğin Haram Olması 2012/05/30
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Beyaz altın denen şey, renk veren bir madde katılması sonucunda beyaza dönüşen sarı altınsa haramdır. Ama altın onda yok denecek kadar az ise sakıncası yoktur; ayrıca platin de sakıncasızdır. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Altın (suyla rengi değiştirilse bile) boyuna takılan zincir, ...
  • İmamlardan bazılarının imam oluşunda şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
    6872 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    İslami inanç birbiriyle uyumlu ve birbirine bağlı bir zincirden ibarettir. Eğer bu zincirin bir halkası yok olursa zincir kopar ve yararsız duruma gelir. Ehl-i Beyt imamlarına inanç da bu türdendir. Bu imamların imam makamına gelmeleri Allah tarafında olduğuna göre bunlardan birinin inkar etmek bile hepsini inkar sayılır. ...
  • Tesnim adlı tefsir kitabında kuranın sübut ve ispat makamına işaret edilmiştir. Bu iki makam arasındaki farkı nedir?
    10418 Tefsir 2012/04/02
    Kuran’ın sübut makamı, Kuran’ın kendi başına hüccet olduğu anlamındadır. Bu asılca bu mukaddes kitap kendi kendince asıl itibariyle hüccet sayılmaktadır. Ama Kuran’ın ispat makamı kuranı kerimin zati itibarıyla hüccet olmasının yanı sıra diğer metinleri ve farklı akideleri ispatlama ve onları değerlendirme ölçüsü kabiliyetine sahiptir olması anlamındadır. Çok ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8543 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Dinle kültür arasında ne gibi bir ilişki vardır?
    31596 Yeni Kelam İlmi 2009/06/16
    Din ile kültürün arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için dinin ve kültürün mahiyet, hedef ve işleyişini tam olarak bilinmesi gerekir. Dinle kültür arasında her hangi bir ilişkinin olmadığını söyleyenler varsa da bu görüş geçerli değildir. Ancak bir kısım kültürler, kemale ...
  • Bankanın verdiği taksitli krediyle umre için kayıt yaptırmak istiyorum. Bunun şer’i hükmü nedir?
    8569 Banka Hizmetleri 2012/04/11
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Şartlara uygun şekilde kredi almanın sakıncası yoktur. Ama son zamanlarda bankaların hac ve umre için verdikleri krediler hususunda yüce rehberlik makamının hac işlerinden sorumlu bi’se’si tarafından yayınlanan ve çeşitli ajanslarda yayınlanan bildirilere bakın. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Bu şekilde umreye ...
  • İnsan yeryüzünün mü en üstün varlığıdır, yoksa tüm varlık aleminin mi? Acaba insandan daha üstün bir varlığın yaratılması mümkün mü?
    50754 Yeni Kelam İlmi 2009/11/10
    Bize göre insan, varlık âleminde -ister yerde olsun ister gökte- bütün varlıkların en üstünüdür. Biz bunu insanın yaratılışı hakkında ki ayet ve hadislerden anlıyoruz. İnsanın üstün olmasının nedeni onun sahip olduğu şu özelliklerdir: 1-İahi bir ruha sahip olması, 2-Meleklerin secde ettiği varlık olması, 3-Yaratılışın ve varlığın ...

En Çok Okunanlar