Gelişmiş Arama
Ziyaret
4242
Güncellenme Tarihi: 2010/12/22
Soru Özeti
Kuran’ı anlamakta aklın hata yapmayacağını nasıl iddia edebiliriz?
Soru
Kuran’ı anlamakta aklın hata yapmayacağını nasıl iddia edebiliriz?
Kısa Cevap

Eğer insan temelsiz ön kabuller olmadan, ruhsal açıdan selim bir kalple ve insaf üzere Kuran ayetlerini aklıyla tahlil, analiz ederse ve  gerekli tefekkürü yaparsa Kuran’ı anlamakta hataya duçar olmaz.  Elbette Kuran’da bulunan bazı müteşabih ayetlerde gerekli birikime sahip olmayan veyahut hasta ruhlu şahıslar bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde hataya düşmektedir. Bu hataların kaynağı akıl değil bilakis akıl gücünden faydalanılmamasıdır. Böylesi muhtemel sorunları önlemenin en doğru çözümü aklın ve düşünce gücünün takviye edilmesi ve Allah’ın bizlere tanıttığı hidayet önderleri olan Evliya’ya müracaat etmemizdir.  

Ayrıntılı Cevap

 Kuran’ı Kerim ayetlerini iki açıdan sınıflandırabiliriz.  İlk bakış açısına göre söz konusu olan meseleler muhkem ve müteşabih olarak ikiye ayrılırlar. Bu sınıflandırma Ali-İmran suresinin yedinci ayetinde açıkça beyan edilmiştir: "مِنْهُ آياتٌ مُحْكَماتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتابِ وَ أُخَرُ مُتَشابِهات‏". ‘Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müşabihtir.’

Diğer sınıflandırma ise Kuran’ın ayetlerinden idrak edilen farklı manalar nazara alınarak söz konusu edilmiştir. Zira Kuran’da geçen kelimelerin zahiri ve ilk anlamlarının yanı sıra rivayetlerde de tasrih edildiği üzere başka anlam katmanları da vardır. Her birey sahip olduğu tefekkür gücüne göre bu anlam katmanlarına ulaşabilir.

Yukarı zikredilen açıklama bağlamında Kuran’ın anlaşılmasında aklın rolü dört bölümde incelenebilir:

  1. Muhkem ayetlerin zahiri anlamı:

Muhkem ayetler Kuran’ı Kerim’in büyük bir bölümünü ezcümle dualar, tarihi vakıaların beyanı, ahlaki öğretiler… oluşturur. Muhkem ayetler bütün beniâdem tarafından akılla idrak edilebilecek türdendir. Bir örnek verecek olursak Kuran şöyle buyurur: "لا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَها" ‘Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.’[1] Düşünebilen her insan bu ayetten Allah Teâlâ’nın insana üstesinden gelemeyeceği teklifi vermediğini idrak edebilir. Bunu anlamanın özel bir kabiliyete ve özel bir düşünce gücüne ihtiyacı yoktur.

Kuran’ı Kerim’in bütün muhatapları bir ibaretten aynı manayı idrak edebiliyorsa bu bizlere akıllarının Kuranın kavramlarını anladığını gösterir. Buna binaen bizim aklımız Kuran’ı idrak etmekten acizdir bahanesine kimse sığınamaz. Zira Kuran’ın nazil oluş biçimi en azından onun zahiri ve ilk anlamının halkın geneli tarafından anlaşılır olduğunu göstermektedir.

  1. Muhkem ayetlerin anlam katmanları:

Bazı rivayetler esasınca Kuran’ı Kerim’in zahiri manasının doğru ve istifade edilebilir olmasının yanı sıra bunun ötesinde anlam katmanlarını bağrında barındırmaktadır. Lakin bu anlamlar ve manalar her birey için ulaşılabilir değildir. Ancak takvaya veya derin düşünce gücüne sahip olan insanlar ruhsal temizliği ve tefekkür güçleriyle doğru orantılı olarak Kuran’ın anlam ve mana katmanlarına sahip olabilirler.[2]

Böyle bir kudrete sahip olmayan bireyin Kuran ayetlerinin zahiri ve ilk manaları üzerinde düşünmesine gerek olmadığı anlamında değildir. Bilakis bu zahiri ve ilk anlamları doğru bir şekilde bütünleştirmek hem düşünce gücünü geliştirecek hem de diğer anlam katmanlarını anlamak için bir merdiven oluşturacaktır.

  1. Müteşabih ayetlerin zahiri manası:

Bazı Kuran ayetlerinde geçen ibaretlerin zahiri temel dini öğretilerle ve inançlarla uyumsuz olan bir anlam zihinde doğurmaktadır.  Örneğin: " يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْديهِم‏"  ‘Allah'ın eli (kudreti) onların ellerinin (kudretlerinin) üstündedir.’[3] Bu ayeti geçen ‘ید’ kelimesini sözlük olarak mana edecek olursak sonuç olarak Allah Teâlâ’nın diğer maddi varlıklar gibi elleri olduğu sonucuna ulaşırız ki bu anlam dinin temel esaslarıyla tamamen çelişir. Buna binaen bu zahiri anlam değil de delaletine teveccüh edilir. Eğer akıl bu sahada ayetin gerçek manasına kesin olarak ulaşamazsa bile muhkem ayetler ışığında bu ayeti kavrama noktasında belirsizlik olduğuna kanaat getirerek sözün zahirine istinatta bulunmaz. Bilakis müteşabih ayetin hakikatini anlamak için Allah’ın bizlere tanıttığı hidayet önderleri olan Kuran’ın tevilini bilen rasih Evliya’ya müracaat ederler.

  1. Müteşabih ayetlerin gerçek manası:

Ali-imran suresinin yedinci ayetinde müteşabih ayetlerin gerçek manasını yalnız Allah Teala ve ilimde rasih olan, Kuran’ın teviline ilmi olanların bildiği açıklanmıştır. Doğal olarak kimin ilmi ve takvası daha fazla ise müteşabih ayetleri idrak etme gücüde daha fazla olacaktır.

Elbette kalplerinde hastalık olan veya ilim ve idrakları çok zayıf olan bazı insanlar muhkem ayetlerin zahirinde dahi yanlış tefsirler sunmaktadır. Bu insanların amellerini bilinçli ve bilinçsiz olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. Bu fertlerin bilinçsiz olanlarının eylem ve söylemini aklın Kuran’ın tefsirinde yanlış yaptığına ve muteber olmadığına delil göstermek ve ölçü kabul etmek doğru olmayacaktır. Bilakis Kuran yüzlerce ayette muhataplarını düşünmeye, tefekküre ve akıl etmeye davet etmektedir. Örnek olarak: “كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ” ‘İşte böyle Allah sizin için ayetlerini beyan etmektedir. Umulur ki akıl edersiniz.’[4]

 

 

 

[1] Bakara/286.

[2] Meclisi, Muhammed Bakır, Bihar’ul-Envar, 89.c, 78.s, muesse’tul-vefa, Beyrut, 1404.h.

[3] Fetih/10.

[4] Bakara/242; Ali-İmran-118, Muhammed/28…

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar