Gelişmiş Arama
Ziyaret
6368
Güncellenme Tarihi: 2011/08/30
Soru Özeti
Kısasın sakıt olmasına neden olan sebepler nelerdir?
Soru
Aşağıdaki konulardan hangi birisi kısasın sakıt olmasına neden oluyor mu? İrsi kısas, şahitlerin şahitliklerinden vazgeçmeleri, şahitlerin sözlerinde çelişkinin var olması, şahitlerin yalancı oldukları tespit edilmesi, şahitlik ile yapılan itiraf arasında çelişkinin var olması.
Kısa Cevap
Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.
Ayrıntılı Cevap

Cevabın açıklanması için zikredilen konuların kısas üzerindeki etkisini incelenmeyi gerekli görüyoruz:

a)      Şahitlerin şahitliği ile yapılan itiraf arasındaki çelişki:

Şahitlerin şahitliği ile yapılan itiraf arasında çelişki söz konusu olduğu durumda; şöyle ki: eğer şahitler her hangi bir kimse (örneğin Amr) aleyhinde şahitlik yaparak kasten Zeydi öldürdü deseler, başka birisi (örneğin Bekr) gelip Zeydi öldüren benim, aleyhinde şahitlik yapılan kişi (yani Amr)  bu bağlamda günahsızdır şeklinde itiraf eder ve (diğer taraftan) gerçekleşen bu cinayette her ikisinin de (aleyhinde şahitlik yapılan kişi ve itiraf eden kimse) ortak olduğu ihtimali söz konusu olursa fakihçiler arasında meşhur olan görüş şu: kan sahibi aşağıdaki seçeneklerden her hangi birisini tercih edebilir:

1-      Aleyhinde şahitlik yapılan kişiyi katil kabul eder ve dolayısıyla ona kısas uygular. İkrar ve itiraf eden kişi de hakkında kısas uygulanmış kişinin varislerine diyetin yarısını öderler.

2-      İkrar ve itiraf eden kişiyi katil kabul eder ve ona kısas uygular. Bu durumda aleyhinde şahitlik yapılmış kişinin ikrar edip hakkında kısas uygulanmış olan kişinin varislerine diyetin yarınsı ödenmeyecek.

3-      Her iki kişiye (ikrar eden kişi ve aleyhinde şehitlik yapılanları) kısas uygular ancak her birsinin diyetinin yarısını varislerine öder.

4-         Her iki kişiye (ikrar eden kişi ve aleyhinde şehitlik yapılan) kısas uygulamaktan sarfınazar eder ve diyet almakla yetinir.

5-      Ama eğer katilin bir kişi olduğunu biliniyor ise bu surette yalanız ikrar ve itiraf eden kişiyi kısas edebilir. Ya tevafuk ederek (anlaşarak) ondan diyet alır.[1]

b)      Şahitler arasında çelişki:

Bu durumda iki suret söz konusudur: Bir: hakkında şahitlik edilen konuda ihtilaf var; Örneğin; birisi sabah, diğeri akşam, öldürdüğüne dair veya birisi zehirle diğeri kılıçla öldürdüğüne dair veya birisi onu pazarda diğeri ise camide öldürdüğüne dair şehitlik ederse hiçbirisinin şahitliği kabul görülmez.[2]

İki: Katilde ihtilaf var; örneğin; iki kişi katilin Zeyd olduğuna dair, diğer iki kişi gelip katilin Zeyd değil de Amr olduğuna dair şahitlik ederse kısasın sakıt olacağı denilmişti. Ancak bu öldürme olayı kasıtlı veya yarı kasıtlı gerçekleşmişse aleyhinde şahitlik yapılan Zeyd ile Amr her birisi diyetin yarısını ödemeliler. Ama eğer gerçekleşen katl hatadan yapılmışsa her ikisinin Akileleri (akrabaları) diyeti ödemelidirler. Şöyle de denilmiştir: Kan velisi o iki kişi yani aleyhinde şahitlik yapılmış kişilerden birisini seçebilir yetkisine sahiptir. Buradaki olay aynen şuna benziyor: İki kişi ayrı ayrı gelmiş falan kişiyi öldürdüklerine dair itiraf etmiş. Bu durumda da öldürülenin varisleri itiraf eden bu ikisinden birisini katil olarak seçebilir yetkisine sahiptirler. Ancak bu konuda söylenmesi gereken en doğru söz şudur: Bu durumda her iki ceza da; yani hem kısas hem diyet sakıt olmasıdır.[3]  

c- Şahitlerin şahitlikten vazgeçmeleri:

Eğer hâkim hüküm vermeden önce şahitler şahitliklerinden vazgeçerlerse onların şahitlikleri sakıt oluyor ve dolayısıyla bu doğrultuda hüküm sadır olmaz. Ama eğer hâkim yapılan şahitliğe dayanarak hüküm sadır ettikten sonra şahitler şahitliklerinden vazgeçerlerse kısas sakıt oluyor.[4]

d)      Şahitlerin yalancı oluşları:

Şahitlerin yalancı olduğu tesbit edilirse adaletten düşerler, dolayısıyla yalancı şahitlerin vermiş oldukları şahitlik doğrultusunda sabit olan hüküm sakıt oluyor. Daha doğrusu bu durumda hükmün kendisi asıl itibarıyla sabit olunmamıştır.[5]  

e)      İrsi Kısas:

Eğer kısas alma hakkına sahip olan bir kimse bu hakkını almadan vefat eder dünyadan giderse onun bu kısas hakkı varislerine geçer. Kısas hakkının varislere geçmesiyle kısas sakıt olmuyor. Varisler kısası uygulama hakkına sahip oldukları gibi “caniyi” affederek kısastan vazgeçebilirler veya anlaşarak diyet alabilirler. (elbette bu muavveze (yani bir hükmü başka bir hükümle değiştirme söz konusu olduğu için ) caninin rızası olması gerekir).



[1] AYETTULLAH HUYİ, seyit Ebulkasım, “mebaniyi tekmiletu’l-minhacis-sahlihin”, Müesesei İhyai Asar İmam Huyi, c. 2, s. 94.

[2] İmam HUMEYNİ, “tahriru’l-vesile”, c. 2, s. 525, el-kevlu fima yesbutu bihi el-kevd, elbeyyine, el-mesele rakam 2.

[3] A.g.e., s. 526, mesele no: 5.

[4] MURVARİD, Ali Asgar, “el-mevsuatu fıkhiye”, çap; Beyrut: 1421 h.k. el-kada ve eş-şahadat, c. 4, s. 14.

[5] [5] İmam HUMEYNİ, “tahrirul-vesile”, c. 2, s. 441; HUYİ seyit Ebulkasım, “mebaniyi tekmiletu’l-minhacis-sahlihin”, müesesei ihyai asar imam huyi, c. 2, s. 92; NECEFİ, Muhammed Hasan, “cevahirul-kelam”, Beyrut: daru ihyai turasil Arabi, c. 42, s. 209.

.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yabancı ülkelerde ve İslami olmayan muhitlerde nasıl imanımızı koruyabiliriz?
    3762 Pratik Ahlak 2019/09/23
    İnsani, İslami değerlere sahip çıkmak, dini desturlara amel etmek ve onları ihya etmek dünya hayatındaki saadet ve afiyete direkt etkisi olan unsurlardır. Beşerin hayvani güdülerle kurduğu aşağılık ve rezil hayatı temiz, pak bir yaşama dönüştürmektedir. İfrat ve tefritte kalmadan, hurafelereden uzak saf ve sahih dine gerçekten uyan ...
  • Berzahta veya kıyamette ezan okunacak mı?
    7663 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/04/03
    1- Berzah aleminde ezan okunması konusunda hadis kaynaklarında herhangi bir şey yoktur. 2- Bir rivayette İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Resul-i Ekrem (s.a.a) miraca gittiğinde geçmiş bütün Peygamberler Onun yanına geldiler. Cebrail, Allah’ın emriyle ezan okudu ve kamet getirdi.[1] 3- ...
  • Peygamber Efendimizin (a.s.s) mubarek dişinin kırılmasından sonra Üveysi\'n, kendisi de kendi dişini kırdığı şeklinde söylentiler derde doğru mudur? Üveys Karani\'nin hayatı ve şahsiyeti hakkında bilgi verebilirmisiniz?
    21869 تاريخ بزرگان 2012/05/12
    Künyesi Ebu Amr olan Üveys Bin Amir Muradi Karani, tabiinlerin büyüklerinden olup ünlü zahitlerdendi. Öyleki, ühdü, takvası ve ahlaki faziletleri havas ve avam için emsal olmuştu. Üveys, İslam Peygamber'i (a.s.s) zamanında iman getirmiş Onun ziyaretine muvaffak olmadı. Annesine itiatkar oluşu nediyle Medine'den ...
  • Şer’i yükümlülük için erginliğin şart olmasına binaen, çocukların yaptığı iyi ve kötü işlerin hükmü nedir?
    7318 Eski Kelam İlmi 2012/05/27
    Her ne kadar insanın Allah tarafından belirlenmiş şer’i yükümlülük şartı erginlik yaşına ermek olsa da tüm çocukların bütün çocukluk döneminde tamamen başıboş oldukları ve her işi yapabilecekleri sanısı akla gelmemelidir. İslam fakihleri iyi ve kötüyü anlayabilecek olan çocukları istisna etmişlerdir. Onların fetvasına göre eğer işleri ayırt edebilen ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Gusül alırken bedenin mutlaka yıkanması gereken yerleri neresidir?
    10067 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/01/17
    Guslün doğru olmasının şartlarından biri suyun bedenin görünen dış yüzünün tümüne ulaşmasıdır. Nitekim Tevzih-ul Mesail’de şöyle yazar: ‘Gusül alırken bedende iğne ucu kadarda yıkanmayan yer kalırsa gusül batıldır. Ama kulak ve burun içi gibi görünmeyen yerlerini yıkamak farz değildir.’
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    6800 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Mübarek Ramazan ayının 21’inde yolculuk yapmanın hükmü nedir?
    5485 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/14
    Mübarek ramazan ayında yolculuk yapmanın sakıncası yoktur, ancak oruçtan kaçmak için olursa mekruhtur.[1] insan yolculuktan dolayı tutamadığı orucunu ramazan ayından sonra tutmalıdır. Bu hükümderamazanın ayının 21’i ile diğer ...
  • Ahlakla tevekkülün arasında nasıl bir bağlantı vardır?
    9932 Teorik Ahlak 2011/03/03
    İnsanın nefsinde ‘meleke’ haline gelen sıfatlara ahlak denir. Meleke ise, insanın ruhunda nüfuz eden öyle bir sıfattır ki, o sıfata uygun amel ve davranışlar kendiliğinden yapılır. Ahlak, fazilet ve rezalet olmak üzere ikiye ayrılır. Tevekkül ise, ahlaki faziletlerden biri olup kulun Allah’a güvenmesi ve bütün işlerini ona havale ...
  • Kısaca Hz. Nuh (a.s)’ın kıssasını açıklarmısınız?
    9179 نوح 2019/10/21
     Bazı tarihi nakiller ‘Muteşelh’in oğlu ‘Lemek’in Nuh (a.s)’ın babası olduğunu ve ‘Brakil’in kızı ‘Kaynuş’unda annesi olduğunu yazmaktadır.[1]Ayrıca Hz. Nuh (a.s)’ın Hz. Adem (a.s)’ın vefatından 126 yıl sonra doğmuştur. Böylece Hz. Adem (a.s)’ın dünyaya gelmesinden  1056 yıl sonra doğmuş olmaktadır.[2]

En Çok Okunanlar