Gelişmiş Arama
Ziyaret
14368
Güncellenme Tarihi: 2011/08/21
Soru Özeti
Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
Soru
Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
Kısa Cevap

Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan İranlıların antik bayramlarındandır. Rivayet kitaplarında İmam Sadık’tan (a.s) nevruzun fazileti hakkında bir rivayet nakledilmiş ve son dönemdeki meşhur fakihler bununla amel etmiş ve de nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Lakin bazıları da bu rivayet hakkında münakaşa yapmıştır. Bu nedenle, yüzde yüz bir şekilde bu bayrama dinsel bir renk vermek ve dinsel bayramlardan saymak mümkün değildir. Ama masumlar tarafından bu bayrama yönelik bir yasaklamanın nakledilmediğine de dikkat etmek gerekir. Bu yüzden, mesele mubahlar kategorisine girmektedir. Böyle günlerin kutlanması, tabiat yaratıcısının azametini bize hatırlatan ve halkın mukaddes şeraitin teşvik ettiği temizlik, ev nezafeti, akraba ziyareti, müminleri sevindirmek, düşmanlıkları ve kinleri yok etmek ve mahkûmları serbest kılmak kimi işlere teşebbüs ettiği günler ile eşzamana denk gelmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Müminlerin Önderinin (a.s) Allah’a karşı günah yapılmayan her gün bayramdır diye buyurduğunu da biliyoruz. Evet, ateş üzerinden atlamak ve benzeri bir takım yanlış adetler de mevcuttur. Bunlar şerî bir delil taşımamaktadır, hatta bu işler dine yakın olmaktan çok hurafeye yakındır ve bunların kökünün kuruması için çalışılmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Nevruz bayramı, İran’ın Farsça konuşan halkı ve komşu ülkeler tarafından kutlanan bayramlardandır. Aynı şekilde Irak, Türkiye ve Suriye ülkelerinde yaşayan Kürt dilinde konuşan halk da bunu kutlamaktadır. Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan antik bayramlardandır. Biz elimizde olan kaynaklara müracaat etmemiz neticesinde Şeyh Tusi (hicri 460) zamanına dek onu teyit eden bir rivayet veya ona itiraz eden bir fakih ile karşılaşmadık. O, Misbahu’l-Müteheccid’te nevruz günü hakkında şu rivayeti Mualla b. Hanis kanalıyla İmam Sadık’tan (a.a) nakletmektedir: Gusül al, en temiz elbiseni giy ve ıtır kullan. O gün oruçlu ol. Öğle ve ikindinin sünnetlerini kıldıktan sonra dört rekât namaz kıl ve ilk rekâtta bir defa Hamd ve on defa “inna enzalnahu”, ikinci rekâtta bir defa Hamd ve on defa “kul ya eyyuhal kafirun”, üçüncü rekâtta bir defa Hamd ve on defa “kul huve Allah ehed” ve dördüncü rekâtta ise bir defa Hamd ve on defa “kul aizu birebbinnas” ve “kul aizu birebbilfelak” surelerini oku ve namazı bitirdikten sonra yere secde et, Allah’a şükret ve O’ndan elli yıllık günahlarını bağışlamasını dile.[1] Aynı şekilde Muhazzeb kitabında belirtilen haberciden İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmektedir: Nevruz, Peygamberin (s.a.a) Müminlerin Önderi (a.s) için Gadir Hum’da biat aldığı ve onun velayetini ilan ettiği gündür. Buna bağlı kalana ne mutlu ve bunu çiğneyene de yazıklar olsun. Hakeza Allah Resulü’nün (s.a.a) Ali’yi (a.s) bağlılık sözü alması için cin vadisine yolladığı gündür. Ali’nin Nehrevan’da galip geldiği ve Zusediye’yi öldürdüğü gündür. Kıyam edicimizin yardımcılarıyla zuhur edeceği, Rabbinin onu deccala galip kılacağı ve deccalı Kufe süprüntülüğünde asacağı gündür. Gelen her nevruzda bizim zuhur beklentimiz vardır; zira o bizim günümüzdür. Farslar onu korumuştur ve sizler ise zayi ettiniz. (Sonra devam etti) İsrail oğullarından bir peygamber Rabbinden binlerce kişi olan ve ölüm korkusundan evlerinden dışarı çıktıktan sonra Allah’ın kendilerini öldürdüğü bir halkı diriltmesini istedi. Allah onlara su serpmesini kendisine vahyetti. Peygamber bugünde onlara su serpti ve onlar dirildi. Onlar otuz bin kişiydi ve bugünde su serpmek sabit bir sünnet haline geldi ve bunun sebebini ilimde kalıcı olanlardan başka kimse bilmez. O gün Farsların yılının ilk günüdür. Mualla şöyle der: İmam (a.s) bunu bana yazdırdı ve ben de yazdım.[2] Son dönem meşhur fakihleri bu rivayete göre amel etmiş ve nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Cevahir yazarı şöyle demektedir: Nevruz guslü son dönem fakihleri arasında meşhurdur ve Misbah’ta zikredilen Mualla b. Hanis’in İmam Sadık’tan naklettiği rivayet sebebiyle bu konuda bir muhalefete rastlamadık.[3] Ama merhum Hoyi rivayetin mürsel olması sebebiyle onunla amel etmemiş ve şöyle demiştir: Mualla b. Hanis’in rivayeti mürseldir ve ona güvenmek mümkün değildir. Elbette bizim kabul etmediğimiz sünnetlerdeki delillerde tolerans göstermek görüşü esasınca kabul edilebilir.[4] Bu esas uyarınca, yüzde yüz bir şekilde bu bayrama dinsel bir renk vermenin ve dinsel bayramlardan saymanın mümkün olmayacağını söyleyebiliriz. Ama soru şudur: Mukaddes şeriat sahibinin bu bayramı dinsel bir bayram saymadığını varsaysak bile acaba O bu bayramı yasaklamış ve kutlanmasını caiz görmeyecek şekilde haram kılmış mıdır? Yanıt olarak şöyle diyoruz: İbn. Şehr Aşub Menakıb kitabında şöyle bir rivayet nakletmektedir: Nakledildiği üzere Mansur Davanıki, bir şahsı İmam Musa b. Cafer’in (a.s) yanına yolladı ve ondan nevruz günü halkın tebrik ve hediyeleri takdim etmek için geldiği zaman kendi yanında oturmasını istedi. İmam şöyle buyurdu: Ben ceddim Allah Resulü’nün (a.s) hadislerine baktım ve bugün hakkında bir hadis görmedim. Bu, İslam’ın ortadan kaldırdığı Farsların geleneğidir. İslam’ın mahvettiği bir şeyi yaşatmak istemekten Allah’a sığınırım. Mansur şöyle dedi: Biz bunu ordumuz için bir siyaset olsun diye yapıyoruz ve ne olur Allah için otur.(Bunun üzerine) İmam oturdu ve bakanlar, emirler, komutanlar ve askerî erkan hediyeler ile geldi ve tebrikte bulundu … .[5] Bu rivayetin senedinin zayıf olduğu açıktır; çünkü Şahr Aşub rivayetin senedini zikretmemiş ve “nakledildiğine göre” ifadesini kullanarak bunu aktarmıştır. Bu da rivayetin zayıf ve ona isnatta bulunmanın mümkün olmayışına delildir. Belirtmek gerekir ki; nevruz gününün kutlanması ve anılması kapsamlı ve yaygın bir konudur. Eğer bu İslam, din ve mektebe aykırı olsaydı, imamlar (a.s) kesinlikle açıkça ve vurgulayarak onu men ederdi ve bu bize ulaşırdı. İmamlar nezdinde (a.s) nevruz hakkında konuşulduğu ama onların bunu men etmediği ve batıl saymadığı açıktır.[6] Böyle köklü ve dayanaklı bir âdetin kökünü kurutmak için mürsel olan bir rivayete güvenilemeyeceği apaçıktır. Bu yüzden, bu mesele mubahlar kategorisine konulmalıdır. Ayrıca bu günlerin kutlanmasının tabiatın esrarengiz güzelliği, Allah’ın kudreti, hayatın yenilenmesi ve ahireti zihinlerde dirilten günler ile eşzamana gelmesi ve buna ek olarak halkın mukaddes şeraitin teşvik ettiği temizlik, ev nezafeti, akraba ziyareti, müminleri sevindirmek, düşmanlıkları ve kinleri yok etmek ve mahkûmları serbest kılmak kimi işlere teşebbüs etmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Evet, ateş üzerinden atlamak ve benzeri bir takım yanlış adetler de mevcuttur. Bunlar şerî bir delil taşımamaktadır, hatta bu işler dine yakın olmaktan çok hurafeye yakındır ve bunların kökünün kuruması için çalışılmalıdır. Bu hususta sözü güzel bir şekilde sonlandırma bağlamında Müminlerin Önderinin (a.s) “Allah’a karşı günah yapılmayan her gün bayramdır”[7] buyruğuna işaret ediyoruz.  



[1] Vesailu’ş-Şia, c. 8, s. 173.

[2] a.g.e.

[3] Cevahiru’l-Kelam Fi Şerhi Şeraiu’l-İslam, c. 5, s. 42; Urvetu’l-Vuska (el-Mahşi), c. 2, s. 152.

[4] Mevsue-i İmam Hoyi, c. 10, s. 50.

[5] el-Menakıb, c. 4, s. 319.

[6] Bkz: Kafi, c. 5, s. 142; Men La Yehziruhu el-Fakih, c. 3, s. 300.

[7] Nehcü’l-Belağa, s. 551, adet. 428.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar