Gelişmiş Arama
Ziyaret
14331
Güncellenme Tarihi: 2011/08/21
Soru Özeti
Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
Soru
Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
Kısa Cevap

Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan İranlıların antik bayramlarındandır. Rivayet kitaplarında İmam Sadık’tan (a.s) nevruzun fazileti hakkında bir rivayet nakledilmiş ve son dönemdeki meşhur fakihler bununla amel etmiş ve de nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Lakin bazıları da bu rivayet hakkında münakaşa yapmıştır. Bu nedenle, yüzde yüz bir şekilde bu bayrama dinsel bir renk vermek ve dinsel bayramlardan saymak mümkün değildir. Ama masumlar tarafından bu bayrama yönelik bir yasaklamanın nakledilmediğine de dikkat etmek gerekir. Bu yüzden, mesele mubahlar kategorisine girmektedir. Böyle günlerin kutlanması, tabiat yaratıcısının azametini bize hatırlatan ve halkın mukaddes şeraitin teşvik ettiği temizlik, ev nezafeti, akraba ziyareti, müminleri sevindirmek, düşmanlıkları ve kinleri yok etmek ve mahkûmları serbest kılmak kimi işlere teşebbüs ettiği günler ile eşzamana denk gelmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Müminlerin Önderinin (a.s) Allah’a karşı günah yapılmayan her gün bayramdır diye buyurduğunu da biliyoruz. Evet, ateş üzerinden atlamak ve benzeri bir takım yanlış adetler de mevcuttur. Bunlar şerî bir delil taşımamaktadır, hatta bu işler dine yakın olmaktan çok hurafeye yakındır ve bunların kökünün kuruması için çalışılmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Nevruz bayramı, İran’ın Farsça konuşan halkı ve komşu ülkeler tarafından kutlanan bayramlardandır. Aynı şekilde Irak, Türkiye ve Suriye ülkelerinde yaşayan Kürt dilinde konuşan halk da bunu kutlamaktadır. Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan antik bayramlardandır. Biz elimizde olan kaynaklara müracaat etmemiz neticesinde Şeyh Tusi (hicri 460) zamanına dek onu teyit eden bir rivayet veya ona itiraz eden bir fakih ile karşılaşmadık. O, Misbahu’l-Müteheccid’te nevruz günü hakkında şu rivayeti Mualla b. Hanis kanalıyla İmam Sadık’tan (a.a) nakletmektedir: Gusül al, en temiz elbiseni giy ve ıtır kullan. O gün oruçlu ol. Öğle ve ikindinin sünnetlerini kıldıktan sonra dört rekât namaz kıl ve ilk rekâtta bir defa Hamd ve on defa “inna enzalnahu”, ikinci rekâtta bir defa Hamd ve on defa “kul ya eyyuhal kafirun”, üçüncü rekâtta bir defa Hamd ve on defa “kul huve Allah ehed” ve dördüncü rekâtta ise bir defa Hamd ve on defa “kul aizu birebbinnas” ve “kul aizu birebbilfelak” surelerini oku ve namazı bitirdikten sonra yere secde et, Allah’a şükret ve O’ndan elli yıllık günahlarını bağışlamasını dile.[1] Aynı şekilde Muhazzeb kitabında belirtilen haberciden İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmektedir: Nevruz, Peygamberin (s.a.a) Müminlerin Önderi (a.s) için Gadir Hum’da biat aldığı ve onun velayetini ilan ettiği gündür. Buna bağlı kalana ne mutlu ve bunu çiğneyene de yazıklar olsun. Hakeza Allah Resulü’nün (s.a.a) Ali’yi (a.s) bağlılık sözü alması için cin vadisine yolladığı gündür. Ali’nin Nehrevan’da galip geldiği ve Zusediye’yi öldürdüğü gündür. Kıyam edicimizin yardımcılarıyla zuhur edeceği, Rabbinin onu deccala galip kılacağı ve deccalı Kufe süprüntülüğünde asacağı gündür. Gelen her nevruzda bizim zuhur beklentimiz vardır; zira o bizim günümüzdür. Farslar onu korumuştur ve sizler ise zayi ettiniz. (Sonra devam etti) İsrail oğullarından bir peygamber Rabbinden binlerce kişi olan ve ölüm korkusundan evlerinden dışarı çıktıktan sonra Allah’ın kendilerini öldürdüğü bir halkı diriltmesini istedi. Allah onlara su serpmesini kendisine vahyetti. Peygamber bugünde onlara su serpti ve onlar dirildi. Onlar otuz bin kişiydi ve bugünde su serpmek sabit bir sünnet haline geldi ve bunun sebebini ilimde kalıcı olanlardan başka kimse bilmez. O gün Farsların yılının ilk günüdür. Mualla şöyle der: İmam (a.s) bunu bana yazdırdı ve ben de yazdım.[2] Son dönem meşhur fakihleri bu rivayete göre amel etmiş ve nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Cevahir yazarı şöyle demektedir: Nevruz guslü son dönem fakihleri arasında meşhurdur ve Misbah’ta zikredilen Mualla b. Hanis’in İmam Sadık’tan naklettiği rivayet sebebiyle bu konuda bir muhalefete rastlamadık.[3] Ama merhum Hoyi rivayetin mürsel olması sebebiyle onunla amel etmemiş ve şöyle demiştir: Mualla b. Hanis’in rivayeti mürseldir ve ona güvenmek mümkün değildir. Elbette bizim kabul etmediğimiz sünnetlerdeki delillerde tolerans göstermek görüşü esasınca kabul edilebilir.[4] Bu esas uyarınca, yüzde yüz bir şekilde bu bayrama dinsel bir renk vermenin ve dinsel bayramlardan saymanın mümkün olmayacağını söyleyebiliriz. Ama soru şudur: Mukaddes şeriat sahibinin bu bayramı dinsel bir bayram saymadığını varsaysak bile acaba O bu bayramı yasaklamış ve kutlanmasını caiz görmeyecek şekilde haram kılmış mıdır? Yanıt olarak şöyle diyoruz: İbn. Şehr Aşub Menakıb kitabında şöyle bir rivayet nakletmektedir: Nakledildiği üzere Mansur Davanıki, bir şahsı İmam Musa b. Cafer’in (a.s) yanına yolladı ve ondan nevruz günü halkın tebrik ve hediyeleri takdim etmek için geldiği zaman kendi yanında oturmasını istedi. İmam şöyle buyurdu: Ben ceddim Allah Resulü’nün (a.s) hadislerine baktım ve bugün hakkında bir hadis görmedim. Bu, İslam’ın ortadan kaldırdığı Farsların geleneğidir. İslam’ın mahvettiği bir şeyi yaşatmak istemekten Allah’a sığınırım. Mansur şöyle dedi: Biz bunu ordumuz için bir siyaset olsun diye yapıyoruz ve ne olur Allah için otur.(Bunun üzerine) İmam oturdu ve bakanlar, emirler, komutanlar ve askerî erkan hediyeler ile geldi ve tebrikte bulundu … .[5] Bu rivayetin senedinin zayıf olduğu açıktır; çünkü Şahr Aşub rivayetin senedini zikretmemiş ve “nakledildiğine göre” ifadesini kullanarak bunu aktarmıştır. Bu da rivayetin zayıf ve ona isnatta bulunmanın mümkün olmayışına delildir. Belirtmek gerekir ki; nevruz gününün kutlanması ve anılması kapsamlı ve yaygın bir konudur. Eğer bu İslam, din ve mektebe aykırı olsaydı, imamlar (a.s) kesinlikle açıkça ve vurgulayarak onu men ederdi ve bu bize ulaşırdı. İmamlar nezdinde (a.s) nevruz hakkında konuşulduğu ama onların bunu men etmediği ve batıl saymadığı açıktır.[6] Böyle köklü ve dayanaklı bir âdetin kökünü kurutmak için mürsel olan bir rivayete güvenilemeyeceği apaçıktır. Bu yüzden, bu mesele mubahlar kategorisine konulmalıdır. Ayrıca bu günlerin kutlanmasının tabiatın esrarengiz güzelliği, Allah’ın kudreti, hayatın yenilenmesi ve ahireti zihinlerde dirilten günler ile eşzamana gelmesi ve buna ek olarak halkın mukaddes şeraitin teşvik ettiği temizlik, ev nezafeti, akraba ziyareti, müminleri sevindirmek, düşmanlıkları ve kinleri yok etmek ve mahkûmları serbest kılmak kimi işlere teşebbüs etmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Evet, ateş üzerinden atlamak ve benzeri bir takım yanlış adetler de mevcuttur. Bunlar şerî bir delil taşımamaktadır, hatta bu işler dine yakın olmaktan çok hurafeye yakındır ve bunların kökünün kuruması için çalışılmalıdır. Bu hususta sözü güzel bir şekilde sonlandırma bağlamında Müminlerin Önderinin (a.s) “Allah’a karşı günah yapılmayan her gün bayramdır”[7] buyruğuna işaret ediyoruz.  



[1] Vesailu’ş-Şia, c. 8, s. 173.

[2] a.g.e.

[3] Cevahiru’l-Kelam Fi Şerhi Şeraiu’l-İslam, c. 5, s. 42; Urvetu’l-Vuska (el-Mahşi), c. 2, s. 152.

[4] Mevsue-i İmam Hoyi, c. 10, s. 50.

[5] el-Menakıb, c. 4, s. 319.

[6] Bkz: Kafi, c. 5, s. 142; Men La Yehziruhu el-Fakih, c. 3, s. 300.

[7] Nehcü’l-Belağa, s. 551, adet. 428.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia’nın bakışında intihar saldırısının bir sakıncası var mıdır? Bu eylemi yapan kimse şehid sayılır mı?
    6670 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/12
    İntihar ve istişhad saldırısı olarak tabir edilen bu tür eylemler kendiliğinden Şiilik kültürüne girmemiştir ve caiz değildir. Ama çok önemli tehlikelerin aziz İslam’ı tehdit ettiği ve bu tehditleri etkisiz kılmada tüm yolların çıkmaza girdiği, İslam’ın korunmasının bu eyleme bağlı kaldığı ve gerçekleştirildiğinde günahsız fertlerin kanının akıtılmaması ...
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8992 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Şeys kimdir?
    6551 تاريخ بزرگان 2011/11/21
    Şeys, Hz.Adem’in (a.s) evlatlarından biridir. Kâbil’in Habil’i öldürmesinden sonra Adem ve Havva beş yıl çocuk sahibi olmadılar. Beş yıldan sonra dünyaya gelen çocuklarına Şeys adını verdiler. Hz. Adem onun hakkında şöyle diyor: ‘O, Habil’in yerine verildi, mübarektir ve peygamber olacaktır.’
  • İslam tüm sorunların çözmeye nasıl kadirdir?
    6702 Fıkıh 2012/02/18
    İslam’ın hüküm ve buyrukları âlim ve hikmet sahibi Allah tarafından olup insanlığın tüm sorunlarını halletmeye kadirdir. Ama bu, toplumdaki tüm fertlerin İslam’ın buyruklarıyla amel etmesi şartıyla tahakkuk eder. Bugün gençlerin evliliği önünde birçok sorun yer alsa da hem kız, hem oğlan ve hem de tarafların ailelerinin İslam’ın buyruklarına göre ...
  • Pahalı taşlardan yapılan yüzükleri takmanın ne gibi sevap ve faydaları var?
    16682 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Akik, firuze, yakut vb. gibi yüzükleri kullanmak, eğer halkası altın olmazsa erkekler için caiz ve rivayetlere göre sevabı da vardır. Ayrıca namazın sevap ve faziletinin çoğalmasına da neden olmaktalar. ...
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    7668 Pratik Ahlak 2012/05/12
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Bir takım şekilleri ve figürleri içeren dua kitaplarından yararlanmak caiz midir?
    12190 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    1- Sorunuza nazaran söz konusu kitabın hangi ilim hakkında olduğunu anlamak güçtür. Bunu anlamak için daha geniş bilgiye ihtiyaç vardır. Ama kısaca söyleyebiliriz ki söz konusu kitap ulum-i garibe hakkındadır. Ulum-i garibe; cifr, reml ve nücüm gibi ilimlere denir. Ancak söz konusu kitabın hangi kısmına ait olduğunu ...
  • Hz. Ebu Talib'in imanını ispatlayan deliller nelerdir?
    18517 تاريخ بزرگان 2010/03/09
    Soruda nakledilen hadis "merfu'e"dir ve senet yönünden müsnet hadisler derecesinde bir itibarı bulunmamaktadır. Fakat biz Hz. Ebu Talib'in imanını ispat etmek için bu rivayete istinat etmiyoruz. Çünkü o hazretin imanını ispatlamak için birçok sahih ve güçlü hadis ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Ebu Talib'in Allah'a ve ...
  • Peygamberin (s.a.a) adı duyulduğunda veyahut namazdayken veya namaz dışındayken salâvat ayetini duymayla salâvat getirmek farz mıdır yoksa müstehap mıdır?
    11045 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Tüm taklit mercileri kendi ilmihallerinde Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) mübarek adı duyulduğunda salavat getirmenin müstehap olduğuna hükmetmişlerdir. Bu hüküm namaz halini de kapsamaktadır. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmaktadır: “İnsan ne zaman Hz. Peygamberin (s.a.a) Muhammed ve Ahmed gibi mübarek isimlerini veya Mustafa ve Ebu’l-Kasım gibi lakap ve ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    8347 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar