Gelişmiş Arama
Ziyaret
12029
Güncellenme Tarihi: 2011/12/10
Soru Özeti
Berzahta müminler kabir nimetleriyle nimetlenirken, kafirler de kabir azabıyla mı azaplanacaklar?
Soru
Kıyametten, haşrdan ve hesap gününden sonra dünyada amelleri iyi olanların cennete, kötü olanlarında cehenneme gideceklerini hep duyardım. Başka bir ifadeyle öteki dünyada insanları bekleyen bir cennet ve cehennemin, nimet ve azabın olduğunu biliyorum. Ben, ahiretteki nimet ve azap konusunda değil, daha çok insan öldükten sonra ve kıyametten önce kabirde karşılacağı nimet ve azap üzerinde odaklanmak istiyorum. Orada müminler kabir nimetleriyle nimetlenirken, kafirler de kabir azabıyla mı azaplanacaklar? Allame Muhammed Cevad Muğniye, Tefsiru’l Keşşaf adlı eserinin c.1, s.407’de ‘Kabir Hesabı’ başlığı altında kabir azabından bahsederken, insanların öldükten sonra dört kısıma ayrıldığını yazıyor. Lütfen söz konusu gruplar, özellikle üçüncü ve dördüncü gruplar hakkında bilgi verir misiniz?
Şeyh Müfid, üçüncü gruptakilerin öldükten sonra şüpheli kişiler olduğunu söylüyor. Şüpheli olmaktan maksat nedir? Dördüncü gruptakilerinse öldüklerini ama mahşer gününe kadar ölüler aleminde kalacaklarını söylemektedir. Dördüncü gruptakilerden maksat kimlerdir? Şeyh Müfid, Masum İmamların (a.s) buyurduğu ‘Bazı ölüler kabir aleminde azap görmeyecekler.’ rivayetine dayanmaktadır.
Kısa Cevap

Şeyh Müfid, Evailu’l-Makalat adlı kitabında insanları inançları ve amelerine göre dört kısıma ayırıyor:

1- Takvalı müminler.

2- İmansız ve inatçı günahkarlar.

3- Büyük günah işledikleri halde tövbe etmeyen müminler. Onlar günahı inat üzerine değil, nefsani isteklerine göre yapanlardır.

4- İster imanlı olsun, ister imansız, zahirde dinden haberi olmayan ve dini basiretten yoksun (mustazaflar) kimseler.

Şeyh, elinde olan dini kaynaklara dayanarak genel olarak birinci, ikinci ve dördüncü gruplar hakkında kesin sonuca ulaşmakta, birinci ve ikinci grupların -birinin nimet içinde diğerinin azap içinde olduğu halde- berzah yaşantısı olduğuna inanmaktadır. Dördüncü gruptakilerinse berzah yaşamlarının olmadığını söylüyor. Üçüncü gruptakiler içinse kesin bir kanıya varmamıştır. Bu yüzden ihtimaller öne sürerek tereddütle bu ihtimallerden birinin o grubu beklediğini söylüyor.

Ayrıntılı Cevap

Kur’an’da ölümle mead arasında berzah adında orta bir alemin olduğuna dair ayet vardır. [1] Dünyadan göçmüş, ama kıyamete ulaşmayan kimselerin sözlerini veya durumlarını anlatan ayetlerden de [2] berzah aleminin varlığı anlaşılmaktadır.

Şii ve Sünni kaynaklarda gelen birçok rivayette berzah aleminin ayrıntılarına genişçe yer verilmiştir. [3]

Berzah denen bir alemin var olduğu kesindir. Ancak alimler onun ayrıntılar hakkında, bu kaynaklara dayanarak tefsir ve yorumlar yapmış, çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir.

Şianın Hicri 4. ve 5. asırlardaki büyük alimlerinden olan Şeyh Müfid, Evailu’l-Makalat adlı eserini çeşitli akidevi sorulara, bu cümleden berzah alemi sorusuna cevap vermek için kaleme almıştır. Doğal olarak ondaki cevaplar onun ayet ve rivayetlerden çıkardığı kendi kişisel görüşleri olup, bütün Şia camiasını bağladığını söyleyemeyiz.

Bu girişten sonra sizin sorunuza dönüyor ve Tefsiru’l-Keşşaf’tan aktardığınız meseleyi direkt olarak Evailu’l-Makalat’ı esas alarak inceleyeceğiz. [4]

Şeyh Müfid bu eserinde berzah alemini genel olarak ele alarak, o alemdeki insanların durumları hakkında şöyle buyuruyor: ‘Öldükten sonra insanları şu dört gruba ayırabiliriz:

1- Yaşayan, nimetler içinde ve Masum İmamların yanında olanlar.

2- Yaşayıp azap içinde olanlar.

3- Berzah yaşantılarında ne durumda olduklarını tam olarak bilemediğimiz kimseler. Aslında onların berzah yaşantılarının olup olmadığı konusunda şüphemiz var.

4- Berzah yaşantısı olmayan, dünyayla ahiret arasında kalarak tamamen ölmüş ve herhangi bir hissi bulunmayan kimseler.’

Bu gruplandırmayı yaptıktan sonra onlar hakkında sırasıyla şöyle yazıyor:

Birinci grupta yer alanlar dünyada inançlarına karşı tam bir basirete sahip olup ilahi vazifelerini güzel ve doğru yerine getirenlerdir. Bu yüzden onlar berzah aleminde de diri olup Rablerinin nimetlerinden faydalanan kimselerdir.

İkinci gruptakiler hak dine karşı gelip, onunla inatlaşan kimselerdir. Yani hak dini tanıma imkanına sahip olmalarına veya onu tanımalarına rağmen dünyevi menfaatlerinden dolayı onunla muhalefete kalkışmış, devamlı olarak büyük günahlara bulaşmışlardır. Böyleleri de öldükten sonra berzah aleminde diri olacak ama birinci grubun aksine azap göreceklerdir.

Üçüncü grupta olanlar hak dine inandıkları halde büyük günah işleyen kimselerdir. Ancak onların büyük günah işlemeleri inattan veya günah işlemenin caiz olduğuna inandıklarından değil, heva ve heveslerininin, şehvetlerinin kendilerine galip gelmesinden dolayıdır. Böyleleri ölümlerine yakın zamanda gerçek manada tövbe etmezlerse Allah’ın onlara nasıl bir akıbet hazırlayacağını bilemiyoruz ve bu konudaki şüphelerimiz şunlardır:

a) Acaba kıyametten önce kötü amellerinin karşılığını almak için berzah aleminde canlı tutulup azap görecek ve kabirde (berzahta) gördükleri bu azaptan dolayı temizlenerek cehennem azabından kurtulup cennete mi gidecekler?

b) Yoksa böyle kimselerin berzah yaşamı olmayacak ve yalnızca kıyamet gününde amel defterlerine bakılacak ve Allah uygun gördüğünü azaplandıracak ve uygun gördüğünüde af mı edecektir?

Şeyh Müfid sonunda şöyle bir sonuç alıyor: ‘Ayet ve rivayetlere bakarak bu grubun durumunu nasıl olacağını tam olarak çıkaramadık. Sanki Allah, onların durumunun bizler tarafından bilinmesini istememiştir.’

Yukarıda sözünü ettiğimiz üç grubun dışında iki grup daha var: Biri dini en az hadde bile tanımayan görüntüde imanlı olan kimselerdir, diğeri ise inat yüzünden değilde dini tanımak için gerekli ortamın oluşmamamasından dolayı iman getirmeyen imansızlardır. Başka bir deyişle onlar düşünce mustazaflarıdır. Şeyh Müfid’e göre bu iki grubun berzah hayatı olmayacak, ölümleri ve kıyametleri arasında tamamen ölmüş olacak ve hiç bir şey hissetmeyeceklerdir.

Şeyh Müfid’in (r.a) düşüncesinin özetinin öğrenmek için cevabı kısaca gözden geçirip, dikkatinizi yeniden şu noktaya çekiyoruz: Yukarıdaki gruplandırma onun kendi görüşüdür. Şianın diğer alimleri ayet ve rivayetlere dayanarak başka şeyler çıkararak değişik içtihadi görüşler ileri sürebilirler.

Orta yaşam veya berzah alemi hakkında daha fazla bilgi için sitemizde yayınlanan başka sorulara da bakabilirsiniz. [5]                         



[1] -‘Önlerinde, diriltilip mezarlarından çıkarılacakları günedek bir berzah var.’ (Müminun/100)

[2] -Al-i İmran/169-171, Yasin/26-27.

[3] -Örneğin: Meclisi, Muhammed Bagır, Biharu’l-Envar, c.6, s.202 ve sonrası, Müessessetü’l Vefa, Beyrut, H.K.1404; Kurtubi, el-Cami Li-Ahkami’l-Kur’an, c.13, s.150, İntişarat-ı Nasır Hüsrev, Tahran, H.Ş.1364.  

[4] -Şeyh Müfid, Evailu’l-Makalat, s.75-76, Kongre-i Şeyh Müfid, Kum, H.K.1413

[5] -3891. (Site:4160), 3813. (Site:4283), 17790. (Site: 17417) sorularına bakınız.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
    29954 Eski Kelam İlmi 2010/05/06
    Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    130201 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
    13262 İslam Felsefesi 2011/07/14
    Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8569 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Kura bağlı az su kur hükmünü taşır mı?
    6266 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Kur suyu kapsamayan leğen suyu az sudur ve şehrin (kur veya akan) boru suyuna bağlı olan az su temizlemede ve necis olmada kur suyu hükmünü taşır; yani necis eşyaları (necasetin kendisi bertaraf olduktan sonra) bir defa yıkamayla temizler. Aynı şekilde onun sıçramaları temizdir ve necaset ile temas etmeyle necis ...
  • Bid'at nedir ve onunla ilgili İslam'ın hükümleri nelerden ibarettir?
    9443 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/01/13
    Bid'at, sözlük manası olarak yeni yapılan ve geçmişi olmayan iş demektir ve ıstılahta ise; "Dinde olmayan bir şeyi dine sokmak demektir" yani aslında dinde ve şeriatta olmayan bir şeyi dine ve şeriata mal etmektir. Bid'at koymak dinde büyük günahlardan sayılmıştır. Onlara ait mekânları ...
  • Tevazu nedir? Tevazu nasıl bir esere sahiptir? Tevazu ile zillet arasındaki fark nedir?
    3818 فضایل اخلاقی 2020/01/19
  • Beytullah'ta cemaat namazı kılmak doğru mu?
    6382 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Eğer Beytullah'tan maksat Mescidu'l-Haram ise cemaat namazının bir sakıncası yoktur. Eğer maksat Kabe ise Kabe'nin içerisinde farz namazı kılmak ihtiyata uygun değildir. Elbette Kabenin içinde mustahap namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, mustahaptır. Mermer taşın üzerine secde etmenin de bir sakıncası yoktur.[1]
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4782 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    13877 Eski Kelam İlmi 2009/12/20
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...

En Çok Okunanlar